Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

25 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
Cahiliye Toplumu Nedir ve Tevhidi Bilinçten Yoksun Halk Kimdir?

- 09/09/2008 - 11:31
Cahiliye toplumu kavramının kullanım alanına ve bu kavramı kullananlara baktığımızda, bu kavramın İslam dünyasındaki farklı siyasi coğrafyalarda yaşayan toplumlar/halklar ile ilgili olduğu açıktır.

Bir süre önce, kamuoyunun kendisini İslami mücadelesi ve İslami şahsiyetiyle yakından tanıdığı bir zatın yazısını okurken sık sık “tevhidi bilinçten yoksun halk” tanımlamasını kullandığını görünce, “cahiliye toplumu” kavramı ve bu kavramın yumuşatılmış hali gibi gözüken tevhidi bilinçten yoksun halk tanımlarıyla ilgili bir değerlendirme ve uyarıda bulunma ihtiyacını hissettim. (Değerlendirmenin kişiler bazında değil de düşünce ve kriterler temelinde yürütülmesi için isim vermeyeceğim)

Cahiliye ve cahiliye toplumu kavramlarını İslami mücadelenin literatürüne çok güçlü şekilde yerleştiren/kazandıran, merhum Üstad Şehid Seyyid Kutup’tur.

Cahiliye toplumu kavramı, bir sıfat tamlaması olup toplumla ilgili bir hüküm belirtmektedir. Toplum terimi, anlamı çok netmiş gibi sık kullanılmasına rağmen sosyoloji ilminde toplumun tanımıyla ilgili ortak bir görüş yerine farklı yaklaşımlar vardır. Toplum teriminin kullanımından yola çıkarsak, belli bir toprak parçasında/siyasi coğrafyada yerleşik ve kendilerini birleşik ve özgün bir varlık olarak gören insanlardan oluşan topluluk diyebiliriz. Mısır toplumu, Türkiye toplumu, İran toplumu ve… Toplum kavramı bazen de değerlere mensubiyet üzerinden yapılır. İslam toplumu, kapitalist toplum ve sosyalist toplum gibi.

Sıfat tamlamasındaki cahiliye terimi ise, bilginin karşıtı cehalete değil, İslam’ın reddettiği değerler, inançlar ve davranış biçimlerine tekabül etmektedir.

Cahiliye toplumu kavramının kullanım alanına ve bu kavramı kullananlara baktığımızda, bu kavramın İslam dünyasındaki farklı siyasi coğrafyalarda yaşayan toplumlar/halklar ile ilgili olduğu açıktır.

Cahiliye toplumu kavramının bir hüküm belirttiğini ifade etmiştim. Bu kavramı kullanan insan hakim; toplum, mahkumun aleyh(hakkında hüküm verilen); hüküm, cahiliyye; mahkumün bihi (kendisiyle hüküm verilen), cehalettir.

Birinci sorun: Hakim, mahkumun aleyhin bir cüzü/üyesi olduğu için, hakimin hükmü kendisini de kapsar. Çünkü hakim olan ben, cahiliye toplumu olarak nitelediğim toplumun bir üyesiyim. Hakim ile mahkumun aleyhin aynileşmesi söz konusudur. Bu ise, bir tezattır.

İkinci sorun: Mahkumun aleyh/mahkum/hakkında hüküm verilen, birey değil de topluluk olunca, bu topluluk da on milyon, elli milyon insandan oluşunca, verilen hükmün doğru olabilmesi için mahkumun aleyh olan toplumun istisnasız tüm üyelerinin aynı suçu işlemiş olması lazımdır. Böyle bir toplum yoktur. Mısır toplumu cahiliye toplumudur dediğimiz zaman, Mısır toplumunun içinden çıkan ve o toplumun üyeleri olan İhvan ve benzeri İslami hareketleri, bu hareketlerin üyelerini, hatta bu kavramı kullananları ve İslam’a göre yaşam mücadelesi veren yüz binleri veya milyonları nereye oturtacağız? Onları bu hükmün dışında nasıl tutacağız? Örneğin x toplumu cahiliye toplumudur dediğimiz zaman, hüküm, istisnasız verilmiş bir hükümdür. İstisna konacaksa, istisnanın ölçüsü nedir ve bu kriterleri kim belirleyecek? Mısır’da Tekfir Hareketi’nin çıkışı bu kavramla alakalıydı. Abdünnasır’ın tekfiriyle başlayan hareketin geliştirdiği kriterler, sonuçta hükümetleri kafir ilan etmenin ötesine geçerek toplum kafirdir noktasına ulaştı ve hatta İhvan hareketi de bundan nasibini aldı. Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, yanlışlık zincirleme devam eder. Aynı soru ve sorunlar tüm İslam beldelerindeki toplumlar için de geçerlidir.

Üçüncü sorun: İslam beldelerindeki toplumları cahiliye toplumu olarak nitelediğimizde, cahiliyeden İslam’a geçişi kimler gerçekleştiriyor veya gerçekleştirecek? Çağdaş bir örnek oluşturduğu için İran toplumunu ele alalım. Şah zamanı İran toplumu cahiliye toplumuydu. Peki caddelerde yürüyen ve binlerce şehid verenler kimlerdi? Bu, bir. İkincisi, 22 Behmen’de devrimi kimler gerçekleştirdi? Bir günde cahiliye toplumu nasıl İslam toplumuna dönüştü? Oysaki, toplum bütün farklılıklarını koruyan aynı toplumdu ve aynı toplumdur. Din, mezhep, ideoloji, yaşam tarzı ve… bütün farklılıklar devrimden önce de sonra da varlığını korumaktadır.

Dördüncü sorun: Eğer cahiliye toplumu kavramından maksat, İslami ilkelere dayanmayan egemen devlettir, toplumun kendisi değildir denirse, o zaman da devletin tanımı, bu tanımın kapsamına kimlerin girdiği ve bu hükmün o devletin üyeleri için mi yoksa dayandığı felsefe ve yasalar için mi verilip verilemeyeceği konuları gündeme gelir.

Çağdaş devletler genellikle yasama, yürütme , yargı ve zikredilmeyen askeri güçlerden ve bunların alt birimlerinden oluşur. Devleti kimler temsil ediyor? Üst düzey yöneticiler mi, bütün yöneticiler mi, bütün devlet çalışanları mı? Hangisi olursa olsun, yöneticiler ve çalışanların arasında sayısını kimsenin bilemediği kadar İslam’a bağlı insanlar vardır. Bunların toplamıyla ilgili genel bir hüküm verilemez. Cahiliye toplumu olarak nitelendirilen Mısır’da yönetimin değişik kademelerinde yer alan sayısız insan, İslami hareketlere ya destek vermiş veya üyesi olmuştur. İran İslam devrimini yapanların önemli bir kısmı devlet organlarında ve yetkili kimselerdi. Devrim olduktan sonra devlet kademelerindeki herkes cahili topluma aittir diye tasfiye edilmedi. Suç işleyenler cezalandırıldı. Dolayısıyla devleti temsil eden organlardaki yönetici veya çalışanların toplamı için cahiliye toplumu kavramını kullanmak doğru bir hükme tekabül etmemektedir. Hakeza İslam devletindeki tüm devlet kademelerinde çalışanların toplamı için İslam veya İslam toplumu kullanılamayacağı gibi. Yine çağdaş örnek olduğu için İran’ı misal vereceğim. Devlet organlarındaki değişik kademelerde devleti temsil eden insanların arasında çok sayıda laikliğe inanan, sosyalizme inanan, şahlık rejimini savunan insanlar yok mu? İran, İslam devleti olduğu için bu insanlar halis muhlis İslam toplumundan mı sayılacak?

Öyleyse cahiliye kavramının devletlerin gayri İslami değerleri, ölçüleri, yasaları ve bunları açıkça benimseyenleri için kullanılması daha doğru olur..

Beşinci sorun: Mevcut İslam beldelerindeki toplumları cahili toplum olarak nitelendirme, içinde yaşadığımız koşulları İslam öncesi Mekke dönemine benzetme ve her İslami oluşumun veya hareketin kendisine İslam’ın Mekke’deki doğuşu gibi bir misyon yüklemeye kalkması şeklindeki kıyas veya stratejide bir yanlışlığın olduğu kanısındayım. Bir defa o gün, koyu bir cahiliye ve İslam öncesi bir toplum söz konusu idi ve İslam dini inzal olmamıştı. İslam, İslam peygamberi ile ve vahyin öncülüğünde zuhur etti. Doğal olarak saflar siyah ve beyaz gibi netti. Arada gri renkler, İslami açıdan yozlaşma veya inhiraf söz konusu değildi. Her insan ya Peygamberin yanındaydı veya karşısında. Peygamberin varlığından dolayı, İslam’ın farklı yorumları da söz konusu değildi. O koşullarda net bir çıkış ve ayrışma kaçınılmazdı. Ama bugünkü koşulları o günkü koşullarla kıyaslamak doğru değildir. Çünkü cahili toplum olarak nitelendirdiğimiz toplumun tamamına yakını İslam’ın temel ilkelerini kabul ediyor. Sayısını kimsenin bilemeyeceği kadar insan, İslam’ın bir çok hükmüyle amel ediyor. Peygamber gibi dinin yorumunda mutlak otorite olmadığı için farklı yorumlar kaçınılmazdır. O gün dinin aslı tartışılıyordu, bu gün ise yorumları. O gün dini kabul veya red söz konusu idi, bu gün ise, nasıl bir din anlayışı ve yaşamı. O gün dinin inzali ve ibdasıyla ilgili mücadele vardı, bu gün ise dini anlayış ve yaşamın ıslahı, ihyası veya tecdidi söz konusudur. Dolaysıyla o günkü gibi bir çıkış, yanlıştır, yapılamaz.

Günümüz koşullarını Mekke dönemine tamamıyla uyarlamak, peygamberin varlığını, vahyin inzalini, toplumun İslam öncesi yaşama dönüşünü ve toplumu haza kafir ve haza Müslüman ayrımına tabi tutmayı gerektirir ki, bu muhaldir. Bu muhale rağmen ısrar edilirse, birileri kendini peygamberin yerine koymak durumunda kalır ve bu yaklaşımın yol açtığı zararlar gözlemlenmiştir.

Sonuç:

Kur’an’da “cahiliye toplumu” kavramı kullanılmamaktadır. Cahiliye kavramı dört ayette geçmektedir ki, her dördünde de bu kavram İslam’ın reddettiği inanç, değer ve davranış biçimleri için kullanılmaktadır. Ayrıca Kur’an, cahiliye kavramını belirli bir zaman ve mekan için de kullanmıyor; her ne kadar cahiliye asrıyla ilgili çalışma yapan araştırmacılar, 150-200 yıl İslam öncesi Mekke toplumu için bu kavramı kullanıyor olsalar da.

Kur’an’ın cahiliye kavramını kullanım biçiminden yola çıkarak şunlar söylenebilir: Cahiliye toplumu doğru bir kullanım değildir. Bu tamlama yerine Kur’an’ın kullandığı gibi salt cahiliye kavramını, birey grup veya devletlerin İslam’ın reddettiği değerler, inançlar ve davranışları için kullanabiliriz. Cahili değerler vardır, cahili inançlar vardır, cahili davranışlar vardır ve cahili yaşam biçimleri vardır. Bunlar da toplumun tümüyle ilgili değil; toplumda var olan birey, grup ve topluluklarla ilgilidir.

Tevhidi Bilinçten Yoksun Halk

Toplumun tümüyle ilgili böyle bir genelleme yapmak, bu türden bir yargıda bulunmak doğru bir hüküm değildir. Tevhidi bilinç kavramının neye tekabül ettiği tartışmaya açık olduğu gibi, toplumda kimin ne ölçüde muvahhid olduğunu da kimse saptayamaz. Bu, bir.

İkincisi, bu türden bir üslup davetçi için yanlıştır. Çünkü tanımda tahkir ve küçümseme vardır. Davete muhatap olan ister toplum olsun, isterse birey, davete icabet edebilmesi için önce kendisine değer verildiğini görmesi gerekir. Örneğin bir insanı karşımıza alıp sen, “tevhidi bilinçten yoksunsun, gel sana tevhidi bilinci vereyim” diyebilir miyiz? Bu ifadeyi kullandığımız anda, muhatabımız cehl-i mürekkeb içinde olsa bile, davetimizi elinin tersiyle iter. Bir insana sen cahilsin, gel sana şuur vereyim denmez. Birey için doğru olmayan bu yaklaşım, toplum için bi terik-i evla doğru olamaz. Sonra tevhidi bilinçten yoksun olarak nitelediğimiz halkın içinde Allah’ın rızasını hakketmiş nice insanların olmadığını kim iddia edebilir? Allah’ın rızasını kazanmış insanı kim bilinçsizlikle suçlayabilir? Ayrıca tevhidi bilince sahip olarak gördüğümüz insanların arasında Allah’ın rızası yerine gazabını celbetmiş nice insanın olmayacağını kim iddia edebilir?

İslami mesajı olanların, İslami kimliğiyle tebarüz etmiş şahsiyetlerin bu türden kavramları daha dikkatli kullanması gerekir.

Bu tür bir üslup, bizim yıllarca karşı çıktığımız tahakkümcü laik azınlığın üslubuna çok benziyor. Cumhuriyetin kuruluşundan beri tahakkümcü laik azınlık, halk için, “bunlar laiklik şuurundan yoksun kitlelerdir/halktır. Bunlara laikliği kavratmak, laiklik şuurunu kazandırmak gerekir. Anlamaz iseler, zorla ve baskıyla onları adam etmek gerekir” demiyor mu? Bir zamanlar sosyalistler de “sosyalizm şuurundan yoksun halk” demiyor muydu? “Laiklik şuurundan yoksun halk” ile “sosyalizm şuurundan yoksun halk” ve “tevhidi bilinçten yoksun halk” ifadeleri, egemen sistemle ona karşı farklı ideoloji ve din temelinde gelişen muhalefetin halka bakışta birbirilerine yaklaştıklarını veya aynileştiklerini göstermez mi? Acaba farkında olmadan karşı çıktıklarımızın ahlak ve yönteminden mi etkileniyor veya onların ahlakıyla mı ahlaklanıyoruz? Muhalefet, bu bakış açısıyla güç kullanabilir duruma gelse, sonunda onlar da bu halk sopadan anlıyor, darbeden anlıyor noktasına gelmez mi? Birinde tahkir laiklik adına, ötekinde İslam ve bir başka ideoloji adına; birinde sopa laiklik adına halkın kafasına inecek, ötekinde İslam adına veya sosyalizm adına. Bu milletin suçu nedir ki, hem egemenler hem muhalefet onu şuursuzlukla suçluyor? Bu bakış açısı bizi tahakkümcü muvahhid azınlık konumuna düşürmez mi?

Halkı tahkir eden ve onların adam edilmesi gerektiğine inanan bu farklı bakış açılarının ortak yönlerinden söz etmek mümkün.

1-Üyesi olduğu halka değer verip onlara değer katacağına onu cahil, şuursuz ve tepeden şekillendirilmeye muhtaç görmek.

2-Kendilerini halktan ayrı özel bir statüde görmek ve azınlık konumuna düşmek.

3-Halk ile bütünleşilemediği yerde halka baskı uygulama ve onları tepeden zorla şekillendirme.

Oysaki değerlerimiz farklı olduğu kadar üslup ve yöntemlerimiz de beşeri ideolojilerden farklı olmalı, değil mi? İslami değerler ve yaşam tarzı, İslam karşıtı egemenlerin ölçü, üslup ve yöntemleriyle yaygınlaştırılamaz. Biraz daha dikkat ve hassasiyet gösterelim.


1051

 

YORUMLAR

umay 11-09-2008, 23:06:17
Değerli hocam, tespitleriniz gerçekten çok yerinde, bu kavram ve tanımlamalar üzerine yaşanan kafa ve zihin karışıklıklarını safi etmişsiniz.Gerçekten bugün özelde yaşadığımız ülkede bu tanımlama ve nitelemeler nedeniyle ciddi ayrışmalar yaşanmış ve insanlar kutuplaşmışlardır.Bu sistemli bakış açılarının ufkumuzu açtığı yazılarınızı devamını bekliyoruz..
 
mehmet salih 10-09-2008, 10:08:06
Düşene elini uzatmak, bilmeyene öğretmek, insanları anlamaya çalışmak yerine onları yargılayarak mahkum etmek daha kolay. Sanırım bu kolaycılık hastalığına biz de tutuluyoruz...
Elinize sağlık gerçekten çok güzel bir yazı olmuş..
 
Dostane 10-09-2008, 05:47:11
Belli bir konjoktürde dolaşıma girmiş, kendini ve toplumu tanımlama çabasının mahsulü olan söz konusu kavramlarla düşünmeye ve konuşmaya devam etmek, bir tür "perspektif kısırlığının" da göstergesidir. Dışlayıcı ve içe kapanmacı bir dilin çoktan aşılması gerekmiyor muydu? Müslümanların yol haritalarını belirlemeye çalıştığı bir dönemde yaygınlaşmış ve büyük ölçüde filtre edilmeden benimsenen kavramlarda ısrarcı olmak, doğal olarak "zaman-dışılığı" doğuracaktır. Çünkü kavramlarınızın hayatı açıklamaya yetmediği anda tükeniş başlamış demektir. Allahu Alem.
 
Muhacir 10-09-2008, 05:34:10
Topluma bakış açımız, toplumun gözündeki yerimizi belirleyicidir. İçinde bulunduğumuz halk islamla haşir neşir olmuş bir halk, günahlarıyla sevaplarıyla İSLAM dinini seçmiş, belirli zaman dilimlerinde ibadetlerini yerine getirmiş ve bizden de uzak olmayan bir halktır. Söylemlerimize yabancı bir halk değildir.

Sizin ifadeleriniz çok önemli ipuçlarını kendisinde barındırıyor, örneğin peygamber devrinde "cahiliye toplumu" ifadesinin mekke dönemi için kullanılması medine dönemi için böyle bir tabirin kullanıldığına rastlanılmaması topluma karşı hassasiyetlerimizi yeniden değerlendirmek zorunda bırakıyor bizi.

İstenilen hayat tarzı, yaşanılandan farklı olduğu için kullanılan tabirin zihinlerde oluşturduğu tahribat hala en derin şekilde izlerini sürdürmeye devam ediyor.

Bırakınız "cahiliye toplumu" ibaresini öyle bir konuma gelinmişti ki islami camiaların içindeki bireyler "MÜSLÜMAN" tabirini kendi yandaşları veyahut islami camiya mensup bireyler için kullanır haldeydiler.
Toplum buna mukabil olarak küfür toplumu haline geliyordu.
Halk ile bütünleşmek yerine, halk ile aramıza duvarlar örmek, halka sunmak için telaş içinde olduğumu Kuran-ın istediği yaşam tarzında bir sakatlık oluşturacaktır, yani sizinde ifadelerinizdeki gibi halkı bizler bu inançtan uzaklaştırma durumuna düşüyoruz.

Yeniden durup düşünmekte fayda vardır.
 
İbrahim Sediyani 10-09-2008, 02:56:44
Allah razı olsun, Zeki abi. Okudum ve çok istifade ettim. Gerçekten başarılı bir çalışma. Mutlaka okunması ve okutulması gereken bir makale.

Selamların en güzeliyle, güzel insan.

Kardeşin Sediyani
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 18/05/2012 - 08:49 Kürdistan Birleşik Federasyonları
8 26/03/2012 - 10:15 Evrensel Bir Soruna Kur'ani Temelde Çözüm Arayışı
8 31/01/2012 - 09:51 Sırların Açığa Çıktığı Gün
8 27/01/2012 - 08:38 Yargısız İnfaz Merkezi: Amed (Diyarbakır)
8 19/01/2012 - 09:03 Devlet-Millet İlişkisinde Öncelik Meselesi
8 10/01/2012 - 17:59 Devlet Kibri
8 29/12/2011 - 20:40 Devlet Terör Örgütü
8 27/12/2011 - 09:25 Fars Körfezi Isınıyor
8 12/12/2011 - 21:13 ABD'nin Düştüğü Elektronik Tuzak
8 28/11/2011 - 10:27 Tunus'ta Başlayan Bahar Suriye'de Hazan Olmasın
8 18/11/2011 - 17:11 Washington-Tahran Arasındaki Psikolojik Savaşın Tehlikeleri
8 30/10/2011 - 19:36 Referandum ve Müzakere
8 08/09/2011 - 13:26 Amerika, İsrail ve Kürd meselesi
8 23/08/2011 - 02:25 İltimas-ı Dua
8 06/08/2011 - 00:58 Ariflerin Bayramı
8 21/06/2011 - 17:22 Değerler Manzumesi Açısından Suriye ve Bahreyn Konusu
8 04/05/2011 - 08:08 Biz Henüz İntikam Alamadık
8 12/02/2011 - 23:01 Tevhidi Mesaj Ulusal Dil
8 12/01/2011 - 11:08 Ümmet-Ulus Bağlamındaki Teorik Problemi Aşmak
8 30/12/2010 - 17:12 Kürd Danışma Meclisi
8 17/12/2010 - 19:29 Tampon Kürdler
8 11/12/2010 - 21:30 Basit Sorular
8 03/12/2010 - 11:02 İslam Devletinde Davetin Zorluğu
8 15/11/2010 - 16:23 Güney Kürdistan'ın Ağırlığı
8 21/08/2010 - 22:45 NECDEYN
8 28/07/2010 - 11:09 Esastan Tartışalım
8 16/06/2010 - 23:13 FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (20)
8 30/05/2010 - 15:15 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(19)
8 24/05/2010 - 19:13 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(18)
8 16/05/2010 - 20:10 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(17)
8 11/05/2010 - 23:46 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (16)
8 02/05/2010 - 18:16 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(15)
8 22/04/2010 - 18:54 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(14)
8 12/04/2010 - 11:19 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(13)
8 02/04/2010 - 12:16 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(12)
8 29/03/2010 - 15:14 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(11)
8 22/03/2010 - 09:44 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(10)
8 15/03/2010 - 08:37 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(9)
8 08/03/2010 - 08:45 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(8)
8 22/02/2010 - 10:09 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(7)
8 15/02/2010 - 08:20 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(6)
8 08/02/2010 - 09:39 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(5)
8 01/02/2010 - 00:15 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(4)
8 25/01/2010 - 17:22 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (3)
8 18/01/2010 - 17:37 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(2)
8 13/01/2010 - 18:02 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(1)
8 13/12/2009 - 23:09 Sözü Olanlar ve Silahı Olanlar
8 09/12/2009 - 14:50 Yıldırım Düşse Sizden Biliriz
8 25/11/2009 - 11:50 Tehlike Çanları
8 26/09/2009 - 23:32 Milli Kimlik
8 02/08/2009 - 22:07 Kürdistan’da Islahat
8 21/06/2009 - 15:37 ÜÇ TEZ
8 22/05/2009 - 20:04 İnkılâp Rehberinin Kürdistan Çıkartması
8 06/05/2009 - 10:13 Eriyen Sermayeyi Yatırıma Dönüştürmek
8 26/04/2009 - 18:41 Davos’ta Kazandığını Hakkari’de Kaybetti
8 12/04/2009 - 21:42 Ortodoğu Barış Sınırı
8 03/03/2009 - 10:39 Karşı Darbe
8 05/02/2009 - 12:37 Müslüman Kürd Peşmerge Hareketi
8 20/01/2009 - 00:21 Cinayetkar Rejimin Kesin Mağlubiyeti
8 09/01/2009 - 18:56 Filistin'de Hendek Kazıldı
8 16/12/2008 - 21:56 Mesih-e Kordıstan
8 28/11/2008 - 07:23 Filistin'de Katmerli Istırap
8 10/11/2008 - 11:07 "Ben sizin Yerinizde Olsam ABD Savaş Gemilerini Vururum"
8 09/09/2008 - 11:31 Cahiliye Toplumu Nedir ve Tevhidi Bilinçten Yoksun Halk Kimdir?
8 08/08/2008 - 08:57 Bu Bir Sırdır
8 06/05/2008 - 22:46 Aynürrümmane
8 27/03/2008 - 05:14 KOMŞUDAN HİSSE
8 5/2/2008 - 21:10 PAYLAŞIM
8 10/1/2008 - 17:06 “GÜÇ” Meşruiyet Kaynağı Olabilir mi?
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
değerli mustafa dostuma selamlar ve sevgiler yazıyı tekrar tekrar okuyun, göreceksiniz ki yazdıklar...
m.şakir
Dünyanın Aklına Şaşarım >>
Bu sitedeki yeriniz hayırlı olsun. Allah kaleminize zeval vermesin. Bı xweşida bı mine.....
Baran
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Hacı abi, bu güzel yürekten dökülen her satırda farklı bir gizem yakalıyor beni.. Her bir sözcükte e...
bihazan
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
ellerinize sağlık.... sanırım tepkimiz biraz daha büyük olsaydı hayrettin karaman üzerinden iyi bir...
murat bozdemir
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Bengin BOTİ'nin yazılarını hep beğenerek okumuşumdur. Rab, kendisinden razı olsun. Yüreği hep hayra ...
Bihazan..
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Vicdan terazisi yazısı
Yazı güzel olmuş ve hemen kendini okuttu. Hayretttin Karaman Hoca, Altan Tana verdiği cevapta, Emev...
konuk yazar
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
İmanı ve irfanı kendisine şiar edinenler elbetteki Rabbul alemin katında daha ustundur. Hakkın mesaj...
Muhammedi
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Rabb'imiz dergahında dualarımızı ve yakarışlarımızı kabul etsin. Huzuruna boynu bükük çıkanlardan ey...
Muhacir..
Bugün Durup,Düşünelim >>
Rabbim bu güzel ve özel duygularınızı mukafatlandırsın. elinize, dilinize yüreğinize sağlık.......
yasir kaya
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Yüreğine sağlık kardeşim.. Allah razı olsun.. bu tür çalışmaların devamı gelmelidir....
Şervan
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Harika... ...
Ewru
"Biz de Ortadoğu'nun Kızılderilisiyiz" >>
Hakkın yanında durmak; halkın yanıbaşında onların serencamlarına ortak olmak ve serdengeçti olarak y...
bihazan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur (UFKUMUZ) >>
seydadan Allah razı olsun. bunu destekleyelim ve ilim alanında söz söyeme gücü olanlarda sözlerini ...
ali
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Allah razı olsun Seyda çok güzel anlattınız.Hayrttin Karaman nasıl böyle bir şey söyledi şaşkınım Al...
HİLAL
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur (UFKUMUZ) >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com