İnsanların ne kadar rahat, gelişigüzel ve kaygısız olduklarını siz de fark ediyorsunuz, değil mi? Gündemlerine yaratıcılarını getirmiyorlar. Sanki O’na karşı hiç ödev ve görevleri yokmuş gibiler. İradeleri ellerinden alınmış, sinir sistemi yok edilmiş, duyuları artık hissetmiyor gibiler. İnsan bu kadar vurdumduymaz, aciz ve dalmış olabilir mi?
Ey insanlar!
Uyanmak ve gerçekleri görmek için neyin başınıza gelmesini bekliyorsunuz? Geri dönüşü olmayan ölümü tatmak ve uyanmanın faydası olmadığı, o günü mü bekliyorsunuz. Yoksa büyük bedellerin ve kayıpların olduğu hastalık, kaza, afetlerin başınıza gelmesini mi bekliyorsunuz. Ya da psikolojik çalkantılar içinde kalbinizin güvensizlik, sevgisizlik, kin, nefret, umutsuzluk, hayal kırıklığı ile hayatın içinde boğulmak mı istiyorsunuz?
Hepimizi yaratan, üzerimize rahmet ve hikmetiyle lütuf ve ikramlar yağdıran, ilmi ve sevgisiyle kuşatan, hayatımızın her alanına şahit olan ve gözeten, sonuçta dönüşün olduğu tek merci Allah değil mi? O halde O’ndan kaçış nereye? O’na asi olmak neden? O’nu dinlememek niçin?
Rabbimizin ayetlerini hiç merak etmeyenler!
Rabbimizin ayetlerini duydukları halde hayatlarına getirmeyenler!
Rabbimizin ayetlerini kendi nefislerine göre yorumlayanlar!
Rabbimizin ayetleri üzerinde pazarlık yapanlar!
Rabbimizin sevgisini umursamayanlar!
Rabbimizin rızasını gözetmeyenler!
Rabbimize biat etmeyi akıllarına getirmeyenler!
Allah’ımızın yaratıcısı olduğunu bildikleri halde dillerini eğip bükenler!
Kuran emanetini hiçe sayanlar!
Peygamberin izini takip etmeyenler!
İslam’ın emirlerini sulandıranlar!
Din üzerinden menfaat düşünenler!
Allah’ımıza olan düşmanlıklarını Müslümanlara saldırarak gösterenler!
Allah’ımızın sevmediklerini gündemde tutanlar!
Küfrü aşikâr bir şekilde yaşayanlar, yayanlar!
Küfre ilgi ve sevgi gösterenler, iltifat edenler!
Kendilerine cehaleti, gafleti ve zulmü yakıştıranlar!
İnandıklarını söyledikleri halde küfürle işbirliği yapanlar!
Günahlarının birikmesini umursamayanlar!...
Hiçbir şey Allah’ımızın nazarından kaçmayacak. Allah her bir şeye şahittir. Allah açıkta ve gizlide olan her bir şeyi bilir. Kuran-ı Kerim’de yüce Allah kendi vahisiyle bildirmiştir. Kendi taraftarlarına ve kendine muhalefet edenlere neler vaad ettiğini…
Her insana bir ecel yani bir süre tayin edilmiştir. Bu sürenin sonunda yüce Allah ile yüzleşilecek..O gün tüm sorulanlara cevap verilecek…. Vereceğimiz cevaplar bizi kurtaracak mı?
Eğer, bu günden bu kaygıyı yaşarsak, kendimizi hazırlarız o güne. Allah ‘tan kaçmak, sözlerini dinlememek, gösterdiklerini kabullenmemek söz konusu olabilir mi? Elbette “hayır!”. O, her âlemin Maliki, hâkimidir. Her şeyi yaratmak O’na mahsusken kaçış nereye olabilir?
Basit düşünmeyi terk edelim. Boş işlerle oyalanmayı bırakalım. Bize faydası olmayan şeylerden yüz çevirelim. Kafamızı karıştıran tüm etkenlerden ve telkinlerden uzaklaşalım. Kalbimizin kirletilmesine izin vermeyelim...
Esas olana gelelim. Ebedi hayatımıza göre düşünelim. Gerçek hedef, yola ve ilkelere yönelelim. Tek gerçek, Allah’ımızın rızası, yolu ve ilkeleridir. Bunu hiç unutmayalım… Yunus süresi/32 “işte sizin için gerçek rabbiniz olan Allah budur. Gerçeğin dışında sapıklıktan başka ne vardır? Öyleyse nasıl (gerçekten) döndürülüyorsunuz?”
Allah, ne güzel dost, vekil ve yardımcı iken; O’ndan kaçmak niye? Üstelik kaçışın olamayacağını bildiğimiz halde buna teşebbüs etmek kendimizi kandırmak, değil mi?