İnsanlar ister kabul etsinler, ister kabul etmesinler tüm insanlar imtihandadırlar yeryüzünde. Yaratan Rablerine vefalı olup, olmamaları açısından…
Bu yüzden insanoğlu çeşitli süreçlerden geçer. Bazen umumi olarak topyekûn toplum olarak sınavlardan geçilir. Örneğin; sosyal, ekonomik, siyasi sorunlar ve buralardaki izlenen çizgi… Genel meselelerde ilahi metot izleniliyor mu? İslam kardeşliği, iyiliği emretme, kötülüğü nehyetme, zekât gibi sınavlar… Bazen de hususi olarak imtihana girilir. O kişiye özeldir. Örneğin eşinin hasta olması, kariyer ilgili meseleler, kazalar gibi.
Sonuçta her iki durumda da Allah tarafından insanlar sınava tabii tutulur. İnsan her durumda Rabbine vefa gösterecek mi? Teslimiyetini gösterebilecek mi, izlediği çizgide Rabbinin hükümlerine dikkat edecek mi?
Tarihe bakıldığında böyle hususi ve genel olarak imtihana girildiğini görüyoruz. Hz. Âdem(as)’in yasak meyve ağaç ile denenmesi, Hz. Salih(as)’in kavminin bir deve ile imtihana girmesi, Hz. İbrahim(as)’in evlat sevgisi ile sınava girmesi gibi…
Bu imtihanlar ile Rablerine olan bağlılıkları, sevgileri ve güvenleri ölçülüyor. Buna göre derece alıyorlar Rablerinin katında…
Kendilerine verilen süreci başarılı geçirenler olduğu gibi başarısız olarak geçirenler de oldu.
İsrail oğulları da böyle bir imtihana tutuluyordu. Cumartesi günleri balık avlamayacaklardı. Allah’ın emri buydu. Kuluna düşen de Rabbi’ne itaat etmesiydi. Ama içlerindeki hastalıklardan dolayı bir türlü Allah’ a itaat etmiyorlardı. Kulluklarına engel olan iki büyük hastalıkları vardı. Taklit ve inat.
Onlardan kimi küfrü gayet rahat bir şekilde taklit ediyorlardı. Hiç sorgulama olmadan gündemde esen her türlü düşünce ve amelleri hayatlarına getiriyorlardı. Aynen maymunlar gibi. Maymunların en belirgin karakterleri karşısında kilerini taklit etmeleridir. Günah, yanlış, ayıp, gereksiz, mantıksız, zararlı demeden ne yapılıyorsa ya da o şekilde yönlendiriliyorsa hemen aynısını yaparlar. Sizde takdir edersiniz ki maymunlarda akıl yoktur. Onları maruz görebiliriz. Ama insanlar taklide düştüler mi burada mazur olamazlar. Akılarını devreye koymamaları kendi sorumsuzluklarıdır. Bu nedenle “maymunlar gibi oldunuz” denilmiyor , “maymunlardan aşağı olun” deniliyor.
Bakara süresi/65 “Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.”
İnsanoğlunun kendini yaratan ve her türlü nimetiyle donatan Rab’ine isyan etmede, ne gibi bir mazereti olabilir. Tek sebep, bu isyanını tercih ederek yapmasıdır, kabullenmesidir. Elbette Rabbinin gazabı yüksek olacaktır. Bu yüzden onları insan sınıflandırılmasından men edip, onları artık maymunlardan daha aşağı bir seviyede gördüğünü anlatmaktadır.
Taklit gerçekten çok ciddi bir problemdir. Günümüzün çok ciddi problemlerindendir. Bugün yönümüzü ve gönlümüzü imtihanlarımızdan nefsimize, çevremizdeki hatalara, başka batıl ve boş olan düşüncelere ve davranışlar üzerinde kurulan hayatlara çevirmemiş miyiz? Sizce bizlerinde imtihana girdiğimiz ilahi yasalarımız yok mu? Aynen cumartesi günü yasası gibi.
Onlarda görülen bariz bir hastalık ta onların küfürlerinde inat etmeleri idi. İnsan bazen gaflete düşebilir. Ama önemli olan bu hatasından en kısa sürede vazgeçmesidir. Yüce Allah’ımız insanı sadece bir kere imtihana koymuyor. Her insana defalarca fırsatlar veriyor. Üstelik pişmanlık yasası da her zaman devrede. En büyük hatalardan sonra bile Tevbe edenlerin tövbelerini kabul ediyor Rabbimiz. Buna rağmen günahında ısrarla inat ediyor. Bunları da Rabbimiz lanetleyerek artık rahmetinden uzaklaştırıyor ve onları da insan olarak kabul görmüyor. Onlardan insan olma şerefini alıyor, domuzlar familyasından görüyor.
Maide süresi/60 “De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır."
Onlar domuzlar gibi karakteristik özellikler taşıyorlardı. Küfürde inat, hırçın, kendine ve çevresine zulmeden, saldırgan, haram-helal demeden her türlü nimetlerden faydalanan, haksızlığı önemsemeyen…
İnanıyorum ki bu satırları okurken şu zihninizden geçecek. “Aynı özellikler şimdi de var.” Haklısınız şimdi de aynı durum mevcut.
Maide süresi/ 61–66 “(Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde "İnandık" dediler. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.
Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, onun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur'an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah bozguncuları sevmez. Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür!”
Ayetlerde dile getirilen yanlış davranışları anlatılmaktadır. Yanlıklara ısrarla devam etmek, Fıtratı bozmaya götürecektir. Böylece insan olmaktan çıkılarak kendi konumunun dışına çıkmış olacaktır.
Bakara süresi/ 13 “ Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.”
İnsanlar gibi düşünüp, davranmayı terk edince, başka yaratıkların davranışlarına dönüşülecektir. Tüm bunlara sebep olan iki temel hastalık olan taklit ve inattır. Taklit ve inat bizleri doğru yol ile buluşmaya engel olduğundan dolayısıyla yüce Allah ve gösterdiği yol ile tanışılmayacaktır. Bu duruma düşmemek için bireysel ve toplumsal tüm imtihanlardan başarılı çıkmak için gelin bu taklit ve inat duruşlarımızdan vazgeçelim. Rabbim hepimizin başarılı çıkmasını nasip etsin…