Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ

- 17/06/2008 - 19:59


Genel olarak bir devletin başka devletleri veya ulusları çıkar sağlamak amacıyla egemenliği altına alıp, onları siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan baskı altına alarak tahrip etmesine sömürgecilik denir. Sömürülen coğrafyada topraklar işgale uğrar, yabancı dil empoze edilir, ekonomik zenginlikler talan edilir, insanlar alt kimlikle nitelendirilir ve ikinci sınıf vatandaş konumuna indirgenir. Aynı zamanda sömürgeci sahip olduğu hakları devam ettirmek için, sömürge altında bulunan halka maksimum düzeyde bir baskı uygular ve sömürgelerin kendi devletlerini kurma hakkını reddeder. 

Kürtlerin binlerce yıl üzerinde yaşadığı Kürdistan, süreç içerisinde sistematik bir şekilde farklı milletler tarafından parçalanıp boyunduruk altına alınmıştır. Öncelikle Osmanlı ve Safevi imparatorlukları tarafından bölüşüldü ve bu iki devletin yıllarca at koşturdukları sahipsiz bir vatana dönüştü. Bu süre zarfında Kürdistan halkı olan Kürtler, bazen Osmanlı’ya bazen de Safevi’ye yanaşmak zorunda kaldı. Aslında her iki kesimden de memnun olmayan Kürtler, güçlü, merkezi bir siyasi güce sahip olmadığı için memnuniyetsizliğini içine gömmüştür. O dönemin ünlü Kürt şairlerinden biri olan Şeyh Ehmedê Xani’nin şu mısraları bunun açık bir kanıtıdır:

             Olsaydı bir dayanışma ve uzlaşmamız eğer
             Ve birbirimize hep itaat etseydik eğer
             Rom(Osmanlı) Acem ve Arapların hepsi
             Bize hizmetçilik ederdi onların hepsi
            O zaman tamamlardık dini de devleti de
            Ve elde ederdik bilimi de hikmeti de 
 

19. yüzyılda had safhaya ulaşan hoşnutsuzluk bir dizi ayaklanmayı beraberinde getirmiştir. Fakat bu ayaklanmalar, ya bu iki despot devletin işbirliği sonucu, ya da batılı sömürgeci devletlerin desteğiyle başarısızlığa uğramıştır. Birinci dünya savaşı akabinde batılı emperyalist güçler Ortadoğu’daki işbirlikçi devletlerle anlaşarak Kürdistan toprağını sömürgenin sömürgesi haline getirmişlerdir. Bu sömürünün ebedi olması için de Kürdistan ismini yasaklayarak, örtülü işgale meşru bir zemin yaratmışlardır. Bu ismin yasaklanması meseleyi içinden çıkılmaz girift bir noktaya doğru sürüklemiştir. Bundan sonra bu toprakları zorla ele geçirmiş bulunan sömürgeci devletler meseleye ülke içi bir sorun gözüyle bakacak (çevre sorunu, fakirlik sorunu, fuhuş sorunu, işkence sorunu vb.) ve kendi inisiyatifinde çözüm yolları geliştirecektir. İstila edilmiş Kürdistan isimsiz kaldığı için daha sonraları “Kürt sorunu” adı verilen meşhur yanılgı ortaya çıkmıştır. Burada şöyle bir soru akla gelmektedir: Kendi coğrafyasında sorun olan başka bir millet var mı Kürt’ten başka? Sahi Kürdistan niçin Kürd’ü sorun etsin? Türkiye Türk’ü, Arabistan Arap’ı, İngiltere İngiliz’i, Fransa Fransız’ı sorun etmezken, Kürdistan’ın Kürt’ü sorun etmesi olsa olsa emperyalist, sömürgeci devletlerin şoven merkezli oyunlarının iğrenç bir versiyonudur. 

Bir devletin bir milleti sömürgeleştirmesinin, yabancılaştırmasının, asimile etmesinin en kolay yolu, kendi kültürünü tasallut altına aldığı millete empoze etmesidir. Dil, tarih ve gelenek kültürün en önemli parçalarıdır. Bir milletin varlık sahasında yer almasını sağlayan, kendini kendi olarak, başkalarını ise yabancı olarak görmesine neden olan ve var oluşuna bir anlam kazandırma süreci içine girmesine yardımcı olan bu asli unsurların Kürtler üzerinde egemenlik kuranlar tarafından ortadan kaldırılması ve yerlerine kendi dillerini, tarihlerini, geleneklerini yerleştirmeleri bilinçli bir politikanın sonucu olup, tamamıyla ahlaksız bir zihniyetin ürünü şeklinde tezahür eder. Sömürgeleştirilen Kürdistan’ın asli unsuru olan Kürtlerin kendi coğrafyasında Türkçe, Arapça ve Farsça (resmi dil olduklarından dolayı) konuşmaya zorlanmaları, kendi dışındaki milletlerin tarihlerini kendi tarihiymiş gibi övmeleri, düğünlerde, bayramlarda, nişanlarda vb. sosyal etkinliklerde yine bu despotik devletlerin zihin dünyalarını yansıtan ritüellerine dört elle sarılmaları ne utanç verici bir durum! Özellikle şovenist Mustafa Kemal ve taifesinin Kuzey Kürdistan’daki Kürtçe olan insan isimlerini, şehirleri, köyleri, dağları Türkçe isimlerle değiştirmeleri, biz Kürtlerin geçmişle olan tüm bağlarımızın koparılması anlamına gelmektedir. Dil, sadece bir iletişim aracı olarak ele alınmamalı. Aynı zamanda o, egemen sistemin tekelinde bir aygıt olup, onun zihin dünyasının medya vasıtasıyla halka empoze edildiği korkunç bir devinimdir. Ne yazık ki bu korkunç dil hegemonyasından sıyrılıp, kendi siyasal, sosyal ve kültürel terminolojilerinin o berrak kavramlarını kullanmada hassas ve bilinç düzeyi yüksek Kürtlerin sayısı çok azdır. Dili sadece bir iletişim aracı sayan zavallılar elbette, Doğu Anadolu, bizim Kürtler, Türkiye’nin Kürtleri, Irak Kürdistanı gibi kavramları kullanmada bir sakınca görmezler. Halbuki bu kavramlar tamamıyla asimilasyoncu, baskıcı olan devletlerin zihin dünyalarını temsil etmektedir. Devlet endeksli kavramları kullanmada bir sakınca görmeyenlerin, sabahtan akşama kadar “ben resmi ideoloji düşmanıyım” demeleri onları bu ideolojinin düşmanı yapmaz. Bu insanların dünya görüşleri her ne kadar devlet aygıtına karşı radikal söylemler içerse de, kavramlar konusunda bu kitle terörizm canavarıyla aynı zihni atmosferi soluduklarından dolayı bu tür meselelerde çözüm olarak gösterecekleri yol, resmi ideolojinin yolu ile elbet bir gün çakışacaktır.

Tarih bilinci ise, aidiyet hissiyle doğru orantılıdır. Kürtler kendi tarihlerini değil de, kendilerini yok etmeye çalışanların tarihlerini öğrenerek kendilerini onlara nispet etmekten gurur duyarlar. Hâlbuki bu devletlerin şatafatlı, görkemli endamlarının altında masum Kürlerin kanı yatmaktadır. Özellikle Osmanlı ve Safevi devletleri arasında gerçekleşen savaşlarda Kürtler bir piyon olarak kullanılıp, oluk oluk kanları Kürdistan’ın çorak topraklarına akıtılmıştır. Fırsat buldukları her ortamda Kürtlerin kanını akıtmaktan çekinmeyen bu zalimlerin tarihlerini, kendi tarihimizmiş gibi algılayıp hareket etmek zihni asimilasyonun yozlaştırıcı boyutuyla beraber, adiyane bir hüviyete de sahip olduğunu idrak etmemize kanaat getirmektedir. Aynı zamanda bir milletin tarihi, o millete mensup olan birinin ne hissettiğini ve ne istediğini en açık bir şekilde o kişiye iletir. Bu durum ise bugünümüzün anlaşılmasında ve kavranmasında geçmişten hareket etmenin önemini hatırlatır. Fakat birer Kürt olarak kendi geçmişimizi araştırmayı ya gereksiz bir uğraş olarak kabul etmişiz, ya da rahata alıştığımızdan dolayı zahmetli bir çaba olarak algılamışız. Böylece kendi irademiz vasıtasıyla başkalarına yönelip benzemeye çalışmış ve kendimizi unutmuşuz.

Sömürgeciliğin izlerini hissettirdiği önemli kategorilerden biri de sosyal alandır. Bu alandaki uygulamalara bakılarak sömürgeciliği, açık sömürgecilik ve örtük sömürgecilik olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Açık sömürgecilik daha çok beyaz ırkın siyah ırka karşı hem kuramsal bazda, hem de fiili bazda radikal bir şekilde uyguladığı yaptırımlardır. Bu yaptırımlar özellikle Amerika ve Avrupa devletlerinin sömürgelerinde kendini ifşa eder. Bu sömürgelerde siyahi halkın bazı süpermarketlere, lokantalara, giyim mağazalarına, eğlence merkezlerine girmeleri yasaktır. Aynı zamanda “Pis zenci”, “Zenci kadar taş düşsün başınıza”, “Zenci kötülüğün anasıdır” gibi söylemler de kullanılarak onların işe yaramaz, iğrenç, şeytani vasıfları kendisinde taşıyan ucubeli bir mahlûk olduğu hissettirilmeye çalışılmaktadır. Kürdistan’da ise, sosyal alanda sömürgecilik daha farklı bir kimliğe bürünerek varlığını sürdürmektedir. Kürtler kendileri üzerinde boyunduruk ipini sallandıran işgalci devletlerin asli unsuru olan milletlerle görünür bazda eşit koşullar altında yaşamlarını devam ettirmektedirler. Bir Kürt; bir Türk, bir Arap, bir Fars gibi istediği lokantada istediği yemeği yiyebilir, istediği süpermarketlerde alışveriş yapabilir, kapitalizmin kendisine sunduğu serbest rekabet sonucu o ülkenin en zengin şahıslarından biri olabilir, siyasi açıdan bir ülkenin en üst konumu olan Cumhurbaşkanlık makamına bile yükselebilir. Bu olanakları Kürt ulusuna sunmakta bir sakınca görmeyen kan emiciler, tüm bunlara karşı Kürtlerden tek bir şey istemektedirler: Coğrafyalarının istila edildiğine, kültürel haklarının çiğnendiğine, asimile edildiklerine, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının talan edildiğine dair en ufak bir konuşma yapmaktan bile sakınmaları gerektiğidir. Buna aykırı davranan kişilere ise idari ve cezai yaptırımlar uygulanır.

1930 yılında yapılan Ağrı isyanının bastırılmasından sonra dönemin Adalet Bakanı olan Mahmut Esat Bozkurt’un şu sözleri tipik bir sömürgecinin kendi halkına ve sömürdüğü halka bakış tarzını çok net bir şekilde özetlemektedir. “Türk bu ülkenin yegâne efendisidir, yegâne sahibidir. Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek bir hakkı vardır: Hizmetçi olmak, köle olmak.” Bununla beraber özellikle Kuzey Kürdistan topraklarında kullanılan “ Türk, Öğün, Çalış, Güven”, “Ne mutlu Türk’üm diyene!”, “Her Türk asker doğar”, “Yüksel Türk, yüksekliğin senin için hududu yoktur”, “Bir Türk dünyaya bedeldir” gibi sloganik söylemler Kürtleri tahkir etmeye yönelik birer ifade tarzı olup, sömürgecinin sahip olduğu zihin dünyasının dünyanın neresinde olursa olsun aynı paradigmayla hareket ettiğinin göstergesidir.

Sömürünün ortaya çıkmasına yol açan ve kısa ya da uzun süreli olmasını sağlayan ana unsur, sömürgeleştirilen yerin yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından zengin olup-olmamasıdır. Eğer bir millet üzerinde yaşadığı topraklarda ekonomik zenginliklere sahip; fakat güçlü, etkin bir siyasi güce sahip değilse başka devletlerin açık pazarı haline gelir. Kürdistan coğrafyası da bu iki özelliği kendisinde barındırdığından dolayı hem Fars, Arap ve Türk devletlerinin, hem de değişen zaman dilimlerine göre dönemin süper güçlerinin dikkatlerini üzerine çekmiştir. Ne tek başına Kürdistan’ın hızlı bir şekilde kalkınmasını sağlayacak olan petrolün, ne de demir, bakır, krom, fosfat, linyit, kömür vb. zengin maden yataklarının Kürt halkına bir yararının dokunmamasının sebebi, işgalci devletler tarafından Kürdistan sınırları dışına çıkarılıp, kendi milletlerine peşkeş çekilmesinden kaynaklanmakta. Aynı zamanda coğrafyanın sahip olduğu zengin akarsulardan elde edilen enerji ülke dışına akmakta. Yüzyıllardan beri ünlü bir hayvancılık bölgesi olan ve kendi kendine yetebilen tarım alanlarına sahip Kürdistan halkı, egemen değil de esir konumda olduğu için bugün açlık ve perişanlık içinde kıvranmakta. Aynı zamanda egemen güçlerin burjuvazileri (özellikle Türk burjuvazileri)  Kürdistan topraklarından ucuz işgücü sağlamakta. Bir yandan Kürdistan’ın önemli ekonomik kaynaklarının istilacı devletler tarafından kendi topraklarına taşınması, bir yandan da hammadde olarak gelen bu ekonomik kaynakların üretilmesi işinde Kürtlerin ucuz bir fiyata çalıştırılması; aklıma Avrupa’daki sömürgecilerin Afrika milletlerine uygulamış oldukları metodu getirmekte. Sahip olduklarının birileri tarafından gasp edilmesi sonucu, karın tokluğuna sahip olduklarının hizmetinde çalışmak, gözlerimin önünde traji-komik bir sahneyi canlandırmakta.

Otuz milyonu aşkın nüfusuyla kendi topraklarında zulme, asimilasyona, entegrasyona maruz kalan Kürt milleti temiz bir zihin ve aktif bir ruh ile üzerindeki kirleri temizleyip tarih sahnesinde yerini almalıdır. Kendisini çepeçevre kuşatmış ve yok etme kararlılığında olan düşmanlarına karşı, hayatın her alanında dirençli mevziler oluşturarak işgal sona erene kadar mücadelesini devam ettirebilmelidir. Şunun unutulmaması gerekir ki, inançlı, kararlı ve cesur adımlar aydınlık geleceğin ayak sesleri olacaktır.


1205

 

YORUMLAR

Xani 21-06-2008, 05:57:36
Hun béjın dirok ez béjım Xwuda, zılmé qebul naket. Heke ew gelé bındest u zılmé dı bine tekoşiné dest ber nedet rojek yé were ew zılum dé xılas be. Mina zılma Kurdén Başuré Kurdıstané a bın deste Seddam dı kışa. Em Kurdén Bakuré Kurdıstané ji xeberdana zımané xwe dest ber nedın, çanda xwe lı mala xwe, dahwet u çalakiyén di yén cıwaki da bıdıne jiyandın, diroka xwe hin bıbın, bı xwinın u lı dıjı rejıma dagırker tekoşina demokratik bı dominın rojek yé were emé mafén xwe bıstinın u azad bın Xwudé hez bıke.
 
umay 18-06-2008, 18:01:12
çok güzel yazmışsın kardeş eline sağlık.
 
erkam 18-06-2008, 10:58:37
Kürdistan topraklarında tarih boyunca zulmün kol gezmesi sömürünün en açık ifadesidir.

Ne zaman ki yüreğinde endişe taşıyan asimilasyonu kabul etmeyen bireylerin sesleri çıkmışsada ya dar ağaçlarında sallandırıldı ya kör zindanlara tıkandıklarına şahit oldu bu mazlum coğrafyanın taşı toprağı yada sürgünler reva görüldüler.

Bu coğrafyanın kaderi zamanla başka şer güçlerin ellerine kurtuluş reçetesi olarak teslim edildi. Ama gerçekte bu zulmü de kendi elleri ile kürdistanın başına musallat ettiler.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
değerli mustafa dostuma selamlar ve sevgiler yazıyı tekrar tekrar okuyun, göreceksiniz ki yazdıklar...
m.şakir
Dünyanın Aklına Şaşarım >>
Bu sitedeki yeriniz hayırlı olsun. Allah kaleminize zeval vermesin. Bı xweşida bı mine.....
Baran
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Hacı abi, bu güzel yürekten dökülen her satırda farklı bir gizem yakalıyor beni.. Her bir sözcükte e...
bihazan
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
ellerinize sağlık.... sanırım tepkimiz biraz daha büyük olsaydı hayrettin karaman üzerinden iyi bir...
murat bozdemir
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Bengin BOTİ'nin yazılarını hep beğenerek okumuşumdur. Rab, kendisinden razı olsun. Yüreği hep hayra ...
Bihazan..
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Vicdan terazisi yazısı
Yazı güzel olmuş ve hemen kendini okuttu. Hayretttin Karaman Hoca, Altan Tana verdiği cevapta, Emev...
konuk yazar
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
İmanı ve irfanı kendisine şiar edinenler elbetteki Rabbul alemin katında daha ustundur. Hakkın mesaj...
Muhammedi
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Rabb'imiz dergahında dualarımızı ve yakarışlarımızı kabul etsin. Huzuruna boynu bükük çıkanlardan ey...
Muhacir..
Bugün Durup,Düşünelim >>
Rabbim bu güzel ve özel duygularınızı mukafatlandırsın. elinize, dilinize yüreğinize sağlık.......
yasir kaya
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Yüreğine sağlık kardeşim.. Allah razı olsun.. bu tür çalışmaların devamı gelmelidir....
Şervan
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Harika... ...
Ewru
"Biz de Ortadoğu'nun Kızılderilisiyiz" >>
Hakkın yanında durmak; halkın yanıbaşında onların serencamlarına ortak olmak ve serdengeçti olarak y...
bihazan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur (UFKUMUZ) >>
seydadan Allah razı olsun. bunu destekleyelim ve ilim alanında söz söyeme gücü olanlarda sözlerini ...
ali
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Allah razı olsun Seyda çok güzel anlattınız.Hayrttin Karaman nasıl böyle bir şey söyledi şaşkınım Al...
HİLAL
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur (UFKUMUZ) >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com