Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

İsrail Savaş Uçakları Roboski'yi Bombaladı

- 09/01/2012 - 19:16

28 Aralık gecesinde Roboski köylüleri adet olduğu üzere hayvanlarını hazırladılar ve sınırı geçip yeniden geri dönmek üzere hareketlendiler. Her gece ve kimi zaman da gündüzleri gidip geliyorlardı. Güvenlik güçlerinin haberi vardı. Olmalıydı da. Zira bu bölge silahların vesayeti altındaydı. Tehlikeye, mayınlara rağmen ticaret bölgeyi hareketlendiriyor, zor yaşam şartlarının rahatlamasına vesile oluyordu. Hakkari’den Uludere’ye kadar yol boyunca bu ticaretin etkisi rahatlıkla görülüyor.

Dükkanlarda sınır ötesinden getirilen mallar satılır genellikle. Çay, sigara, şekerleme, lokum, süs malzemesi ve mahalli giyimde kullanılan kumaşlar. Sınır iç içe, aşiretler her iki tarafta genellikle sınırlarda oturuyorlar. Kimi yerlerde öbür ülkenin sınırı içerisinde olduğunuzu, yolun diğer kesimine düşen sınır taşlarından anlamanız mümkün. Bunu o bölgedeki herkes bilir ve hatta buna ilave olarak, köylülerin hayvan ticareti yaptıkları biliniyor. Sınırda yaşayan köylerin hepsinin böyle bir yaşam tarzı var. Şimdiye kadar gizemli öyküleri yazılmamış İran sınırında yaşayan köylüler de, aynı yaşam şartlarıyla karşı karşıyadırlar. Kimi zaman en üst düzey resmi makamlar, onların bu çabalarının geçim sıkıntısını hafifletmeye yönelik olduğu ve dolayısıyla “bir teneke yağ veya şeker getirenlerin kaçakçı olarak nitelendirilmemesi gerektiği”ni söylerken, bir başka zaman görülen her insan uyarısız bir şekilde öldürülüyor ve hatta hayvanlarının ibret olsun diye üzerindeki benzin bidonlarıyla canlı canlı yakıldığı söyleniyor. Sınırların öyküsü bu acılarla doludur.

Roboski köylüleri bu ölüm riskini azaltmak maksadıyla güvenlik güçlerinin bilgisi dahilinde hareket ediyorlardı. Her bölgede böyledir. Köylüler askere, asker de köylülere muhtaçtır. Dağ başında hiçbir geçim kaynağı olmayan köylüler çaresiz olarak böyle bir yola başvuruyorlar. Yine böyle bir yolculuk için gerekli yerlere haber veriliyor. Köylülerin söylediğine göre güvenlik güçlerine bilgi verilmiş. Sınırın öbür tarafından mazot ve şekerden oluşan yükler yükleniyor ve Roboski’ye doğru hareket ediliyor. Tehlike, tuzak, ihanet, yorgunluk ve korkuya rağmen köye varıldığında sıkıntıların yerini mutluluk alacak. Bunun ümit ve beklentisi var. Ölüm vadisine gelindiğinde insansız uçakların vızıltısını hissediyorlar, normal karşılıyorlar. Obüs toplarıyla bombalanıyorlar. Sonra savaş uçakları geliyor ve vadi bombalarla, roketlerle, uçaksavar mermileriyle cehenneme dönüşüyor. İnsanlar, hayvanlar vuruluyor, yanıyorlar. Bir anda her taraf yangın yerine dönüyor. Kurtulanlar, taş kovuklarına, çalılıklara veya karın içerisine sığınmaya çalışıyor. Yeni uçaklar geliyor onları bulup, vuruyorlar. Köy muhtarı Haşim Encü, ‘3 yıldan beridir muhtarlık yaptığını ve bu tür olaylarda güvenlik güçlerinin kendisini aradığını ve görülen şahısların o köyden olup olmadığını sorduklarını’ söylüyor. Normalde en fazla 5 kişilik gruplarla hareket edildiğini, ancak askerin yolda kendisini göstererek onların beklemesini ve yenilerinin onlara katılmasını sağladığını söylüyor. Normalde kendilerini göstermediklerini, gizlenerek gelenleri yakalayıp, savcılığa sevk ettiklerini örnekleriyle anlatıyor. 28 Aralık akşamı daha geceye ulaşmadan, yaşları 12 ile 31 olan 35 kişi, kurulan bu düzenekte can verdi. Her birinin ailesi de onlarla birlikte öldü… Bu düzeneği kim kurdu, haber nereden geldi, -eğer varsa- açılıma köprü yapılmak istenen bu gizli tutulan planın içeriği nedir, bu hangi kirli emele araç edilecek, savaş uçakları nasıl bu kadar insanın öldürülmesinde aracı oldular? Olaydan sağ kurtulan Servet Encü ve diğer 2-3 yaralı, askerlerin akşamüzeri obüs toplarıyla çevreyi bombalayarak birkaç grub halinde olan kaçakçıların aynı yerde toplanmasını sağlamış olduğunu vurgulayarak, düzeneğe işaret ediyor. Top atışları uzun sürünce grub ikiye ayrılmış ve değişik yerlerde gizlenmeye çalışmışlar. Sonrasında bildik manzaralar, çevreye saçılan cesetler ve devletin onlara öteki muamelesi yapmasının yeni versiyonuyla, askerin görevini başarıyla tamamlama edasıyla geri çekilmesi. Yaralılarla, cenazelerle ilgili (helikopter, üzerlerinin aranması, ambulans veya çevrenin kontrol altında tutulması gibi) hiçbir işlemin yapılmaması ve daha sonrasında da aynı umursamaz, ilgisiz tavırları… Medyanın ortak bir konseptle vurulanların terörist olduğu haberlerini yaymaya başlamaları ve ardından da “mızrak çuvala sığmayınca” zihinleri karıştırıcı, bulandırıcı, insanları yanıltıcı “yanlışlık oldu türünden” haber ve yorumlara yer verilmesi süreci başlatılıyor. İlginç olan devletin, hükümetin ve askerin bahanelerinin arkasına bu ortak konseptle sığınmış olmasıydı. Daha da ilginci, canice öldürülen insanların acıları karşısında umursamaz bir kamuoyunun tavrıdır. Başka ülkelerde buna benzer acılar olduğu zaman onlara saygıdan dolayı yılbaşı karnavalını iptal ettiren hükümet, bu acı karşısında yılbaşına medyada ve meydanlarda coşkuyla, havai fişeklerle girilmesine adeta öncülük yaptı. Kuşkusuz bu utanç vericidir. Suriye rejimi için, “kendi halkını öldüren bir yönetim meşru değildir” diyen başbakanın, Roboski katliamı karşısında sığındığı bahaneler, takındığı tutum, sergilemeye çalıştığı demagoji meşru bir hükümetin nasıl olması gerektiğini hatırlatması açısından da önemliydi. İsrail’in öldürdüğü insanlardan dolayı veryansın eden bir yönetimin, uydusu cemaatlerin, yardakçılarının sosyal korucularının ve yandaşlarının bu cinayet karşısında aynı duyarlılığı göstermelerini beklemek elbette bizim de hakkımız. “Devlet vatandaşını öldürmez!” diyen bir zihniyetin şimdiye kadar, Türkiye’de yaşayan bütün insanlara neler çektirdiğini bilmeyenimiz mi var? Askeri sivilden, Türk’ü Kürt’ten üstün gören, bir kesimin bütün haklara sahip olmasının hak kabul edilmesine karşılık, bu hakları meşru zeminde talep eden Kürtlerin iğrenç duyguların ürünü kavramlarla yaftalanmasını gelenekleştiren bir zihniyetin bize neler yaşattığını bilmiyor değiliz! Kutsal devlet yörüngesinde dönen bu aklın bunca zaman içerisinde, kan, vatan, düşman, bölünmez bütünlük, egemenlik adına bu ülke insanını kendi kirli emelleri için ateşe atması yetmez mi? Bu saatten sonra insani ve İslami değerlerle, kendimizi içine kapattığımız bu hisardan kurtulmanın ve empati yaparak yeni pratikler düşünmenin, üretmenin zamanı gelmedi mi? Egemenlerin kendi bencil, çorak ve ruhsuz canice emellerine bu toplumu araç etmesinin acıları hepimizin içini acıtıyor. Kan, vatan, bayrak, kutsal toprak, düşman güçler gibi paravanların arkasına sığınarak bu ülkeye ne büyük acılar yaşattıkları, ortaya çıkan bu yeraltı (devlet patentli) çeteler ifşa oldukça daha iyi anlaşılıyor.

Ülkenin doğusunda yükselen feryat, bütün engellemelere, sulandırmalara, zihinsel hırsızlıklara rağmen halktan gizlenemedi. Yerlerin ve göklerin ancak adaletle ayakta durabileceğine inananlar olarak duyarsız kalamazdık. Sorumluluk bilinciyle bir grub arkadaş bölgeye giderek acıya ortak olmaya veya değişik yerlerde gıyabi cenaze namazı kılmak suretiyle tepkisini göstermeye çalıştı. Olayın anlaşılması için gözlemlerini rapor haline getirenlerin yanında, yorumlarıyla duygularını da dile getirenler de oldu. Bu camianın göstermiş olduğu tepki çoğu kesimlerde yetersizdi. İsrail savaş uçakların bombardımanlarında öldürülen Filistinliler konusunda gösterilen hassasiyet, ne yazık ki Roboski katliamında gösterilmedi! Zira çeşitli bahanelerin, karalamaların arkasına sığınanlar için öldürülenler ötekiydi. Bu arada Hamas lideri geldi ve mecliste aynı konsept içerisinde olan çevrelerle görüştü ve Filistin topraklarının özgürleşmesi, Filistin halkının bağımsızlığına kavuşması için devletin göstermiş olduğu desteği övgüyle anlattı. Kürdistan değil de Filistin’de bu kadar insan öldürülmüş olsaydı, acaba ne olurdu? Vicdanı olan, insani değerlerini tüketmemiş olan her insanın, bu acı karşısında duyarsız kalmayacağını düşünüyorum. İroniye dönüşen bu duyarsızlık karşısında açık ve net bir şekilde utanç duyuyorum! Öyle bürokrasi ağzıyla yuvarlak, müphem laflar etmenin bu camiada anlaşılmadığını tecrübeyle biliyoruz… Beyinlerini dondurmuşların egemen olduğu bu arenada, ileriyi onlardan önce görenlerin söyleyecek sözlerini açık ve net bir şekilde söylemeleri gerekir. Aksi taktirde, duymaları, algılamaları, ders almaları, uyanmaları mümkün olmaz. Olmuyor da. Sorumluluk sahibi olanlar karınlarından konuşmadıkları zaman, tabii olarak kavga çıkar, tepki oluşur. Olsun! Muhalefetin, karşı çıkmanın da bu riski var. Öfkesine mağlup olanlar mevcut kaynaklara rağmen uyanmamışsa, sözün anlamı olmayabilir, söylenen sözü anlamak isteyen anlar… Egemenlerin kutsadığı mantık neticesinde, bu topraklar üzerinde bir sürü geri zekalı türemişse bunların basiretlerinin körelmesine engel olmanın yolu sözü yalın, açık söylemektir.

İsrail savaş uçaklarının Roboski’yi bombaladıkları ve 35 Filistinlinin vurulduğu ironisi kendi başına içinde bulunduğumuz paradoksu anlatmaya yetmiyor mu? Gazze olayı üzerine ne yaptık? Halk ve devlet olarak aynı kulvarda tepkimiz, üzüntümüz ortaktı. Devletin destek vermediği duyarlılığı göstermeyecek miyiz? Eğer hafızalarımız dönüşme, formatlanma, asimile olma travmasının baskısı altında değilse, daha geçen yıl ortaya koymuş olduğumuz duyarlılıkla, bu acı karşısında sergilediğimiz sorumluluğun aynı dozajda, samimiyette olmadığı rahatlıkla görülür. Yani, samimiyet sınavında nasıl çuvalladığımızı çok iyi anlarız! Evet, belirli çevreler sorumlulukları gereğince olayı sahiplendiler ve “dünyanın neresinde olursa olsun zulüm kimden gelirse gelsin mazlumdan yana olma” asaletini göstererek en azından vicdanlarının sesine kulak verdiler. Bunu yapanlar PKK’li Müslümanlar veya Kürtçü Müslümanlar mıydı? İnsan olan herkes bu acı karşısında üzüntü duydu. Acı ortaktı, tepki de… O zaman böyle bir iddiayı ortaya atan insan olamaz. Acıyı küçümseyen, ölümü ötekileştiren, egemenler karşısındaki güvercin korkaklığını bahanelere gizleyen, dolaylı olarak caniden yana tavır alan böyle bir düşünce insandan sadır olmaz. İstisnai olarak böyle bir düşünceye meyledecek biri varsa söylenecek tek şey: “Hadi canım sen de!” sözünden başka bir şey olamaz. Zira mazlumdan yana, zalime karşı çıkmak hiçbir insan zihninde bu şekilde karşılık bulmaz. Kişilik malulü, karaktersiz, ahlaksız, vicdansız, İslami değerlerden yoksun bir insan bile, böyle bir düşüncenin zihninde şekillenmesine izin vermez! Dinden aldığımız terbiye bize bunu öğretiyor. Bu acı karşısında ulusal reflekslerle hareket etmek, bize ne büyük acıları yaşattığını artık görmek gerekir. Yeryüzünün ancak adalet üzere kaim olduğunu söyleyenler olarak, hergün bu acıları bize yaşatanlara karşı tepki göstermek, “kutsal devlet” mantığına teslim olmamış pragmatik endişelerle dönüşmeye hazır olmayan, egemenlerin koruculuğuna soyunmamış her insanın en başta gelen sorumluluğudur. Eğer AKP asimilasyon politikalarının esiri haline gelmemişsek ve devletin gölgesindeki koruculuk misyonu bizim üzerimizden icra edilmiyorsa, kesinlikle medyanın bu kirli propaganda, yanıltma, saptırma, karalama çalışmalarına rağmen hiç olmasa Ahmet Altan kadar dürüst bir duruş sergileriz. İnsan olmayan Müslüman da olamaz. Bu memlekette güvercin tedirginliğiyle yaşamanın, köpek gördüğümüz zaman üstüne yürümemenin yaklaşık bir asırdır bize ne bedeller ödettiğini anlatmaya gerek yok herhalde. Karların içerisinden yükselen o feryatlar karşısında duyarsız kalmak, yılbaşı karnavalında değişik duygularla sevinç gösterileri sergileyenlerle aynı safa düşmek anlamına gelmez mi? Kimlerin bu konsept içerisinde göründükleri artık gizlenemez hale geldi… Yapılan zulümdür, ayıptır, günahtır.

Necip Fazıl’ın dediği gibi “başımızı iki elimizin arasına alıp düşünme”mizin zamanıdır. Komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, müzahrefat kanalı sokağı, fuhuş albümü gazetesi, şaşkına dünmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hâsılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve dönüştürmeye memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek destanlık bir meydan savaşı içinde ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir insan asaletiyle düşünmek, akletmek... Kur’an’ın hitabına muhatap olanlar düşünür, akleder. Kur’an, ilahi mesajın akletmenin merkezi olan kalbe indiğini söyler ve dolayısıyla akletmenin önemini vurgular. “Akletme” kelimesi Kur’an’da 49 yerde fiil formunda geçmektedir. Bu kavrama yakın anlamlardaki kelimelerin ve “akletmenin çevre kavramları” diyebileceğimiz kalp, sadr, lübb, fuad, basar, nazar, tefekkür, tezekkür, tedebbür, tefakkuh, fehm gibi kavramların pek çok ayette kullanıldığını dikkate aldığımızda Kur’an’ın bu meseleye ne kadar çok önem verdiğini daha iyi anlamaktayız. Kur’an akledin, düşünün, ibret alın diyor. Akletmeyenlerin hali de bellidir. Sadece Roboski değil, Filistin, Filistin ulusal mücadelesi, bizim çevremizi saran ve çoğunlukla görmemizi engelleyen gelenekselleşen kültürün şekillendirdiği engeller, sosyal paradigma ve bunlardan kaynaklı paradokslarımızı, suizanlarımızı, töhmetlerimizi, iftiralarımızı, yalanlarımızı yeniden gözden geçirip, samimi bir şekilde dinleme, anlama, insaflı olma ve diyalogun kapılarını aralama yollarını araştırmamız gerekir. Akletme bunu gerekli kılar… Yoksa pişman olmaya bile vaktimiz olmayacak!


914

 

YORUMLAR

ŞERVAN 20-01-2012, 11:42:53
Güzel arkadaşlar,
Biz bütün zulümlere, cinayetlere istisnasız karşı çıkarız ve herhangi bir topluma zulmedenlere karşı durmaktan da çekinmeyiz, bedel öderiz, çile çekeriz. Hiçbir bahane ve korku bizi bu yolumuzdan alı koymaz. Afganistan, İran, Filistin, Bosna ve benzeri yerlerde gösterdiğimiz gibi. Her türlü cinayete de karşı çıkarız. Kürtler istisna. Kürtlere gelince deve kuşu gibi bahanelerin arkasına sığınırız ve onların ismini ağzımıza almamak için her türlü kurnazlığı dini sorumluluk olarak görürüz. Onların acılarına ortak olmayız, onların haksızlığa uğraması karşısında onların yanında değiliz. Onlara karşı işlenen cinayetlere, işkencelere, haksızlıklara duyarsızız. Bahanelerin altına saklanırız. Mazlum olanları zalim göstermek için zalimin aldatmalarına, yalanlarına, hilelerine sığınırız. Dünyanın her tarafında ulusal mücadele veren hareketleri destekleriz, ancak Kürtlere gelince onlara yapılan haksızlığa bile ses çıkarmayız. Soy kırımlarına, asimilasyonlara, katliamlara, tek tip insan üretme çabalarına dünyanın her tarafında itiraz ederiz, Kürtleri bundan istisna tutarız. 25 Türk devletine birkaç devlet daha katılsa sesimiz çıkmaz, ama farzı misal biri çıkıp (tövbe haşa) Kürt devletinin olması adalete, inanca, eşitliğe, hakka, insanlığa aykırı değildir dese kıyamet kopar. Güney Kürdistan’ın ismine bile tahammül etmeyenlerin bunu hazmetmeleri mümkün değil. Sorayım, dünyanın hangi ülkesinde verilen mücadele ulusal bağımsızlıktan soyutludur? İsim vermeye gerek yok. Öyle akademik bir analize de. Sıradan bir insan bile bu mücadelelere baktığı zaman olayı okuyabilir. Bunlardan hiç birisine karşı çekincelerimiz, rezervimiz, kuşkularımız, bahanelerim olmaz. Sadece Kürtler konusunda her türlü şark kurnazlığına başvururuz. En büyük cinayet de bu yaptıklarımıza inancı alet etmeye çalışmak. Allah hidayet versin ne diyeyim.
 
yasemen 19-01-2012, 17:06:37
iyi valla züllme tepki göstermeden önce bakalım acaba bireyden mi geliyor yoksa devletten mi ona göre tepki verelim
 
Gamze 18-01-2012, 17:21:12
Yasemen kardeş,
Ufkumuzda, ufkunuzun epey aydınlık olduğunu görüyorum. Bireyle devleti aynı şeyler olarak görmenize hayran olmamak elde değil. Sizin mantığınıza göre, bireyin yapmış olduklarıyla devletin yaptığı şeyler aynı. Devlet isterse kan dökülmez, insanlar da ölmez. Bireyin istemesi hiçbir şey ifade etmez, bunu biliyorsunuz. Devlet isterse, ülkedeki bütün insanlar kardeşçe ve eşit bir şeklide yaşayabilirler, bireyin böyle bir şey istemesi inanın hiçbir derde deva olmaz. Dolayısıyla iyiliğin de kötülüğün de yollarını açmanın tılsımı devletin elinde. Devlet isterse bugün dağ başında olanlar normalleşirler. devlet isterse AKP olur, istemezse CHP gelir. Bireylerin özgür iradesi söz konusu değil. İradeler devletin ipoteği altında. O zaman biz neden bahsediyoruz. Hikaye okuyoruz, hikaye dinliyoruz ve bunların tamamı maval.
 
YASEMEN 14-01-2012, 04:05:28
yakub hocam siz müslümansınız adil olmak zorundasınız acaba uludere katliamını dile getirken ki duruşunuzu PKK nin güngören ve taksim katliamlarında da sergileediniz mi ve merak ediyorum en son ne zaman afganistan ve ırak için bir eylem yaptınız veya gıyabi cenaze namazı kıldınız........
 
Gamze 12-01-2012, 14:15:38
Mazlumder merkezinde de aynı sahiplenme olmuştur. Olay anında bölgeye gidip raporlama yapılmış, daha sonra kalabalık bir grub eşliğinde basın açıklaması yapılarak cinayet işleyenler kınanmış ve ardından da gıyabi cenaze namazı kılınmıştır. Şimdi hangi geri zekalı çıkıp bunların pkklı olduğunu söyler bilmem. Zalimden yana olmak için uydurulmuş bahanelerin yenisidir bunlar. Siyaseti, insaniyeti bilmeyenlerin davranışıdır bu.
 
Cengiz Sarı 12-01-2012, 11:39:39
mazlumder bursa şubesinin etkin katılımcı olduğu
kürt sorunu üzerine odaklı çabalar gösteren doğu-batı kardeşlik platformu bursa ulucamii de uluderede katledilen masum çocuk-genç canlar için gıyabi cenaze namazı ve basın açıklaması
yapılmıştır.Haberdar olasınız istedim. Şimdi bu Bursalı arkadaşlar PKK’lı mı oldu?
Burhan Kavuncu, gıyabi cenaze namazına bazı Siyonist uşakları katılmamış olsaydı ben de katılacaktım, demiş. Şimdi burhan bey katılmış olsaydı PKK’li mi olacaktı.
Yakup Bey bu namaza katıldığı için PKK’li mi oldu. PKK ne İslamcılık ne acaba bu cahil insanlar biliyorlar mı? Devletten yana olmak veya PKK’den yana olmak gibi iki tercih arasında bırakılmak istenen Kürtler elbette bu ölçüyü koymaya çalışanların oyununa gelmeyecektir. Bir Müslüman kendi kulvarında rahatlıkla zulme karşı çıkabilir ve mazlumdan yana tavrını koyabilir. Kendi kimliğinden sıyrılmadan bunu yapabilir.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 16/05/2012 - 07:23 Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV
8 02/05/2012 - 22:25 Şervan'a Kız İstenecekti Hayrettin Hocam
8 27/04/2012 - 15:22 Asya Konvoyu ve Çelişkiler III
8 15/04/2012 - 23:40 Asya Konvoyu ve Çelişkiler - 2
8 05/04/2012 - 18:35 Asya Konvoyu ve Çelişkiler
8 17/03/2012 - 14:02 Halepçe, Roboski, Pozantı, Suriye Zulüm Konsepti
8 01/03/2012 - 14:26 Serhıldan mı, İntifada mı?
8 09/01/2012 - 19:16 İsrail Savaş Uçakları Roboski'yi Bombaladı
8 30/12/2011 - 17:09 Kaçakçıları da Vururlar
8 22/12/2011 - 08:47 Van Depreminde İnsanlık Sınavı III
8 08/11/2011 - 13:15 Van Depreminde İnsanlık Sınavı II 
8 01/11/2011 - 18:27 Van Depreminde İnsanlık Sınavı
8 26/09/2011 - 16:27 Özgürlük Savaşçısı Miho Gewdan
8 18/09/2011 - 14:38 Şemdinli İzlenimleri
8 14/09/2011 - 11:16 Ayin
8 02/09/2011 - 23:21 Alleme Ahmet Müftüzade’nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış (III)
8 23/08/2011 - 14:40 Medyanın En Vicdanlı Aydını Böyle İse
8 16/08/2011 - 14:21 Berçelan Yaylasında İftar Açmak
8 26/07/2011 - 13:41 Allame Ahmet Müftüzade’nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış (II)
8 24/06/2011 - 10:41 Kuzuyu Kurda Emanet Etmemizi İstiyorlar
8 09/06/2011 - 13:55 Fravunlaşan Kirli Siyaset
8 01/06/2011 - 20:55 Van Toprak Kale Mağarası ve Veli Küçük
8 24/05/2011 - 16:48 Allame Ahmet Müftüzade'nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış
8 28/04/2011 - 14:46 Yaranın Masajı / Habil Ve Kabil (TERCÜME)
8 18/03/2011 - 09:41 Halebçe zalimlerin kalesine düşen bir bombadır
8 09/03/2011 - 17:47 İran Yeşiller Hareketi'nin kendi dilinden gerçeği (Tercüme)
8 29/01/2011 - 23:10 "Filistin Kurtuluş Savaşına Koşan Gönüllüler"
8 20/01/2011 - 08:41 Mazlumder Agos Gazetesini Ziyaret Etti
8 06/01/2011 - 10:29 Bize Kimlik Biçme Zahmetinde Bulunanlar
8 24/11/2010 - 18:17 BATI NATO ŞEMSİYESİ ALTINDA NE YAPIYOR?
8 27/10/2010 - 16:36 İSLAMİ MÜCADELENİN YİĞİT EVLADI ABULHAMİT TURGUT’UN ARDINDAN…
8 16/10/2010 - 20:57 Peyanîs Katliamının Düşündürdükleri
8 27/08/2010 - 23:48 SAADET PARTİSİNDE KADAYIFIN ALTI KIZARDI
8 11/08/2010 - 23:43 KÜRT SORUNU PLATFORMU DEĞERLENDİRMESİ
8 22/07/2010 - 21:28 BAKAH OLUŞUMU ÇEVRESİNDE ÇÖZÜM ARAYIŞLARI
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
değerli mustafa dostuma selamlar ve sevgiler yazıyı tekrar tekrar okuyun, göreceksiniz ki yazdıklar...
m.şakir
Dünyanın Aklına Şaşarım >>
Bu sitedeki yeriniz hayırlı olsun. Allah kaleminize zeval vermesin. Bı xweşida bı mine.....
Baran
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Hacı abi, bu güzel yürekten dökülen her satırda farklı bir gizem yakalıyor beni.. Her bir sözcükte e...
bihazan
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
ellerinize sağlık.... sanırım tepkimiz biraz daha büyük olsaydı hayrettin karaman üzerinden iyi bir...
murat bozdemir
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Bengin BOTİ'nin yazılarını hep beğenerek okumuşumdur. Rab, kendisinden razı olsun. Yüreği hep hayra ...
Bihazan..
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
Vicdan terazisi yazısı
Yazı güzel olmuş ve hemen kendini okuttu. Hayretttin Karaman Hoca, Altan Tana verdiği cevapta, Emev...
konuk yazar
Kundakçı Hocaefendiler İmparatorluğu >>
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
İmanı ve irfanı kendisine şiar edinenler elbetteki Rabbul alemin katında daha ustundur. Hakkın mesaj...
Muhammedi
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Rabb'imiz dergahında dualarımızı ve yakarışlarımızı kabul etsin. Huzuruna boynu bükük çıkanlardan ey...
Muhacir..
Bugün Durup,Düşünelim >>
Rabbim bu güzel ve özel duygularınızı mukafatlandırsın. elinize, dilinize yüreğinize sağlık.......
yasir kaya
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Yüreğine sağlık kardeşim.. Allah razı olsun.. bu tür çalışmaların devamı gelmelidir....
Şervan
Güllü Çevik'e İthafen (UFKUMUZ) >>
Harika... ...
Ewru
"Biz de Ortadoğu'nun Kızılderilisiyiz" >>
Hakkın yanında durmak; halkın yanıbaşında onların serencamlarına ortak olmak ve serdengeçti olarak y...
bihazan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur (UFKUMUZ) >>
seydadan Allah razı olsun. bunu destekleyelim ve ilim alanında söz söyeme gücü olanlarda sözlerini ...
ali
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Allah razı olsun Seyda çok güzel anlattınız.Hayrttin Karaman nasıl böyle bir şey söyledi şaşkınım Al...
HİLAL
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur (UFKUMUZ) >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com