|
Her evde yangın var. Emek hırsızlığının en alası yapılıyor. İnsanların çaresizliğinden yararlanıyorlar. Önce davetiye çıkarıyorlar, alacalı bulacalı şekilde. En cazibeli bir şekilde. Kendi ağlarına düşürdükten sonra da kanını emmeye başlıyorlar…
O insanlara ne oluyor, ne çalkantılar içindeler, hangi acıyla sonlandırıyorlar hallerini… Umurlarında bile değiller. Onlar için tek önemli olan, ne kadar sömürebildikleri…
Hangi hastalıktan bahsettiğimi fark ettiniz sanırım; faiz.
Bugün hiçbir emek üretmeden, insanların çaresizliğinden, tüketim hırsından ve zaaflarının üzerinden bir ekonomik hile ile ayakta duran, hem de organize olmuş bu kuruluşlar modern ve legal ismi ile bankacılardır, post modern ve illegal olanlar da tefecilerdir.
Ne yazık ki her iki kesimde bir ahtapot gibi sarmış toplumumuzu. Her gün telefonlarınıza mesajlar gelir. Cazip tekliflerle… Efendim; ihtiyaç kredisi, taşıt kredisi, sağlık kredisi, çeyiz kredisi… Hayatın her tercihini kendi lehlerine kullanıyorlar...
Tefeciler de el altından, gizli gizli, bir çete kurmuşlar adeta….
Tüm bunlar olurken acaba Rabb’iniz ne diyor hiç merak ettiniz mi? Rabb’iniz, faizi ve faizin her çeşidini onaylıyor mu?
Eğer siz, Rabb’inizin ne dediğini umursamazsanız, bunun size kar mı kalacağını zannediyorsunuz?
Yüce Rabb’imiz, Kur’an-ı Kerim de açıkladığı en şiddetli haramlardandır. İsterseniz bir hatırlayalım.
“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.” (Bakara süresi/ 278-279)
Faiz verenler, alanlar, aracılık yapanlar…. Bu gayeye destek olan herkes, kendisini Rabb’inin karşısında bulur. O “olmaz” diyor siz “olur” mu diyorsunuz. İşte cevap: “savaş açıldı” diye hatırlatıyor ayet-i kerime.
Hem insan bilmez mi ki Allah’ın haram ettiğinde hayır yoktur. Hayrın olmadığı sahada insanın işi nedir?
İşte bugün bu yüzden evlerimizde bereket yok, huzur yok, hayır yok, …
Bir yandan emeğinin karşılını alamayan insanın yaşadığı hayal kırıklıkları, diğer yandan emek vermeden haksız bir kazanç ile şımaran insanın hali… Her iki taraftaki hal, insan duruşu açısından bir facia.
Bir de bu faizi, bir alış veriş gibi göstermeleri ve gayet normal ve meşru göstermeleri yok mu… bu hepsinden acı. Çünkü bu çirkinliğin en beteri…
Yine Yüce Rabb’imizin uyarısını hatırlatmak isterim.
“Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.” ( Bakara süresi/ 275)
Tüm bu uyarılardan sonra hala faiz ile uğraşanları, tüm yüreğimle kınıyorum. Çünkü onları Allah kınıyor. Ve onlardan safımı ayırıyorum. Ben onlardan beri olduğum gibi, onlara muhalefet ediyorum bir Allah taraftarı kul olarak…
Bu bir şiardır, sıradan bir söz değil. Bu yüzden dikkatlice okuyalım Peygamberimiz Hz. Muhammed (saa) dedi ki; “ bir haram lokma yiyenin kırk gün ibadeti kabul olmaz.”
Sizin kanınıza bir lokma değil, her gün haram lokmalar karışıyorsa, sizin dualarınız bir cevap bulabilir mi?
Kalpleriniz temizlenebilir mi? Akıllarınız doğru tercihler yapabilir mi? Artık gözleriniz hakikatleri görebilir mi? Kulaklarınız hakkı duyabilir mi? Asla. Çünkü motora yanlış yakıt dolduruldu. Olacak mutlak gerçek, tüm sistemin infilak etmesidir.
Tüm bu hatalardan sonra bir kurtuluş, bir çare var mıdır? Evet, vardır elbette. Faizi ve faiz ile ilgili her çabaya son vermektir tek çaresi. Sabırlı olmak lazımdır, kararlı olmak lazımdır, kanaat etmek lazımdır.
Mutmainliği dünya gösterişlerinde değil, ilahi rızada arama gerekir. İlahi rızayı önemsemek şarttır bu illetten kurtulmak için.
Bizim yolumuzun üzerinde gözyaşı varsa, kahır varsa, beddua varsa, kul hakkı varsa, ızdırap varsa, o yoldan bize hayır gelmez. Bizim yolumuzun üzerinde emeğimizin hakkı olmalı, adalet olmalı, gıpta olmalı, gayret olmalı, alın teri olmalı…
Geçmişimize vefa, çocuklarımıza model olmalı.
Haksız kazanç insanın vücuduna yapışan bir ateştir, alnına yapışan bir zillettir, ama helal kazanç bir ibadettir, bir izzettir, cennet yolcusuna bir azıktır.
Bu yüzden Resulullah (saa) şöyle haykırdı son vurgularında. “ Faizin her çeşidini ayaklarımın altına aldım.”
Lütfen sizler de Allah rızası için rehberiniz, öğretmeniniz Resulullah (saa) gibi ayaklarınızın altına alın.
Sorumluluk bilincini kuşanmış her insan, bu konuda elinden geleni yapmalı. Resmi veya gayri resmi tüm faizcilere prim verilmemesi için değişik alternatifler üretmeli, topluma çözümler getirmeli. Kişisel sorumluluklar ile dile getirebileceğimiz gibi toplumsal mücadeleler de yapmalıyız. Özellikle sivil toplum kuruluşları, medya ve eğitimcilerimiz… Toplumun bu tuzaklara düşürülmemesi için değişik plan ve projeler üretmeli…
Bu konuda devlet de tedbirler almalı. Bu toplum sizin ve bizim ailemizdir. Onları bu pençelerden korumak ve her evdeki yangını söndürmek herkesten önce sizin sorumluluğunuzdur ve bizim. Öyle ki çareyi, çözümü ve ikbali onların kapılarında aramasınlar. Ne bankaların, ne de tefecilerin.
|