İnsanın yeryüzüne ilk adımı; annesinden aldığı 23 kromozom bir hücre ve babasından aldığı 23 kromozom bir hücrenin birleşmesi sonucu, zigot dediğimiz bir hücre ile başlar. Yani insan ilk adım olarak anne karnında bir hücredir. Ve sonraki tüm aşamalar beslenme üzere gelişir. O halde insan, yedikleridir.
Bu nedenle insan, kendini oluşturan malzemeleri iyi bilmelidir. Aynen bir binayı yaparken tuğlaların sağlam ve kaliteli olması gibi… Eğer yediklerimiz ve kendimizi inşa ederken yöntemlerimiz doğru olmazsa binanın çöküşü gibi insanda çöker. İnsanın beden ve ruh açısından yani her iki boyuttan sağlam ve sağlıklı olması için iki nokta önemlidir.
1-yiyeceklerin helal olması.
2- yeme şeklinin helal olması.
Birincisinde doğru malzemenin elde edilmesi önemlidir, ikincisinde ise malzemenin doğru bir şekilde elde edilmesi önemlidir.
1-Yiyeceklerin helal olması:
Yüce Allah, Rabb’imiz olarak yiyeceklerden neyi haram edip, neyi helal ettiğini bize bildirmiştir. Bize düşen kul olarak Rabb’imize uymaktır.
Nahl süresi/116 “Dillerinizin yalana alışıla geldiğinden dolayı Allaha karşı yalan uydurmak için “şu helaldir, şu haramdır” demeyin. Şüphesiz Allaha karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.”
O halde Rabb’imizin neleri helal, neleri haram ettiğini öğrenebilmek için yine O’nun ilkelerine başvurmalıyız.
Nahl süresi/115 “ Allah size ancak leş, kan, domuz eti ve Allahtan başkası adına kesileni haram kıldı, ama kim mecbur olurda istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir”
Bakara suresi/ 172 “ey iman edenler eğer siz yalnızca Allaha kulluk ediyorsanız size verdiğimiz rızkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allaha şükredin”
Bunun gibi daha birçok ayetlerimiz bizim için yol haritasıdır. Burada dikkat edeceğimiz elde ettiğimiz yiyecek ve içecek gıdaların Allah’ın helal ettiği ve razı olduğu seçeneklerden olmasıdır. Çünkü kulluk etmenin bir göstergesi de budur.
Helal olan yiyecekler hakkında genel kaideler
1. İnek, koyun, deve ve keçi
2. Bal
3. Balık
4. Sarhoşluk vermeyen bitkiler
5. Taze veya tabii olarak dondurulmuş meyveler
6. Yer fıstığı, Antep fıstığı, fındık, ceviz gibi kabuklu ve reçineli meyveler
7. Buğday, arpa, pirinç, çavdar, yulaf gibi taneli gıdalar.
Haram olan yiyecekler hakkında genel kaideler
1. Et yiyen hayvanlar
2. Ölmüş hayvanın parçaları
3. İslâmi usulle kesilmemiş, eti helâl hayvanlar
4. Sürüngen ve böcekler
5. Şarap, Etil alkol ve İspirto
6. Kan
7. Domuz
Helâl ve haram hususunda İslâm’ın temel kaideleri ise şöyledir:
1. Helâl eşyanın aslındadır.
2. Helâl ve haram kılma hakkı yalnız Allah (c.c.) ındır.
3. Helâl’i haramlaştırmak, Allah (c.c.) ‘a ortak koşmanın eşidir.
4. Haram emri, bir şeyin çirkin ve zararlı oluşuna göredir.
5. Helâl’de, haram’dan kaçınmak için her şey vardır.
6. Harama götüren her şey haramdır.
7. Haramı helalleştirmek için hile yapmak haramdır.
8. Sadece iyi niyet haramı helal yapmaz.
9. Şüpheli olan her şeyden kaçınmak esastır.
10. Haram herkes için haramdır.
11. Zaruretler mahzurları mubah kılar.
2-Yeme şeklinin helal olması
İnsan yedikleri olduğuna göre yiyeceklerin helal olmasının yanı sıra yeme şeklinin de helal olması gerekir. Yeme şeklimizin helal olup olmaması Allah’ın iradesine göre hareket etmemize bağlıdır. Yiyeceği elde etme merkezinde ilahi tasavvur olmalıdır. Her türlü haksız kazancın merkezinde olan yanlış ölçen bir aklın ve tasavvurun olmasıdır. Yanlış bir tasavvuru öncelikle tespit etmemiz sonra da kendimizde yok etmemiz gerekir. İnanan bir insan ilahi tasavvura göre kazancını elde etmelidir. Çünkü yeme şekillerimizde Allah’a teslimiyet derecesini gösteren göstergelerden biridir.
Maide suresi/ 63 “Gerçek dindarların ve din bilginlerini onlara günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür.”
Maide suresi/ 62 “Onlardan çoğunu günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdür”
Yukarıda geçen her iki Ayet-i Kerime’de yüce Allah bu failleri kendi dergâhından dışlamaktadır. Bir boyutu Allah’a isyanın göstergesi, diğer boyutu ise, kendilerine yazık etmeleridir.
Bunun sebebi olarak;
1- kötülükte yarışmaları
2- haram yemeleridir.
Her iki seçenek birbiri ile ilişkilidir. Hem de birbirini tetiklemektedir.
Haram yeme alışkanlığı edinenler, kendilerince bir yaşam tarzı koyarlar. Kendilerince hüküm edinirler. O yüzden haram yemeyi küçük bir ayrıntı olarak göremeyiz hayatımızda...
Örneğin yüce Allah faiz yemeyi kınıyorsa ve Kur’an’da en şedit bir uyarıyla faizden men ediyorsa Rabb’ini onaylayan ve taraftarlığını koyan birisi bu ilkeye uymalıdır
Bakara suresi/ 275 “Faiz yiyen kimseler, şeytan çarpan kimseler nasıl kalkarsa öyle kalkarlar. Bu ceza onlara , “alışveriş de faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa Allah alışverişi helal faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabb’inden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hükümde Allah’a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.”
Buna göre faiz kanımızda dolaşırken Allah’ımıza dua etmemiz, ibadet etmemiz sizce ne kadar anlamlı ve inandırıcı olabilir. Belki de dualarımızın Allah yanında geçerli olmamasının en önemli sebeplerinden biri kanımızda dolaşsan isyan delilleridir.
Yine başka bir örnek verirsek; şirk işleyen birisi helal yiyecek yese bile yine o insan bozulur. İnsan yedikleridir dedik ya…
O insan yediklerinin yanına katık olarak şirki koymuştur.
Hem müşrik olmak için beslenmek ne kadar kötü bir durum. O halde niçin beslenmek! Hem hamd etmeye dayanmayan, hem de yaşamanın anlamı bilinmeden beslenme…
Amaçsız veya yanlış amaçlar için yaşamak isteyenlerin hali bu.
Enam suresi/ 151 “De ki Rabb’inizin size neleri haram kıldığını okuyayım. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya iyilik edin. Fakirlik korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyin. Sizinde onlarında rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.”
Bu hataları yaparak beslenmek; bize iki şey düşündürür. Niçin beslenmek, nasıl beslenmek? Çünkü beslenme şeklimiz, bize hedefimizi, yolumuzu ve kararlarımızı yansıtır. İnsan hedefine, yoluna ve aldığı kararlara göre donanır, azığını toplar ve seferber olur. Bu yüzden beslenme seçimimiz duruşumuzu gösterir.
Haram yiyecekler bellidir ama Kur’an-ı Kerim’de öyle bir kavram var ki bu yelpaze gibi hayatımızın her alanına yayılır. Suht yemek. Yani haksız kazanç, bereketsiz kazanç, haram mal anlamlarına gelir.
Mesela; yalan söyleyerek ticaret yapmak, kaş alarak para kazanmak, yalan yere yemin ederek elde etmek…
Bu yöntemler hayatımızın her alanını kuşatmış bugün. İnsan kalbinin düzelmeyişinin ve hatta daha da katılaşmasının, iradesinin algılamayışının, ibadetlerini isteksiz ve iştahsız yerine getirmesinin sebebini bu alanda aramalıdır. Namazlardan, ilahi ilkelerden hoşlanılmıyorsa yine kanında dolaşan haram kaynaklarını sorgulamalıdır. Bu durumda dua nasıl kabul olsun, ibadet nasıl olsun, idrak nasıl artsın, ahlak nasıl oluşsun, mizaç nasıl gelişsin, sağlık nasıl korunsun, nesil nasıl gelişsin…
Peygamberimiz Hz. Muhammed (saa) buyurduki; Bir kimse ellerini semaya kaldırarak: “Ya Rabbi, ya Rabbi,” diye dua eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, kendisi haramla beslenmiş olursa, duası nasıl kabul edilir?"
Haram lokma zehir gibidir. Vücuda bir giredursun, bütün sisteme yayılır ve tüm organları işlevsiz bırakır. Helal lokma ise tohum gibidir. İnsan vücudunda filizlenir ve tüm organlarda ve sistemlerde meyve verir. Bu yüzden haram lokma insanı alçaltır, helal lokma ise insanı yükseltir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (saa) buyurdu ki “ ya Kab b. Ucre! Şüphesiz durum şu ki; haramdan beslenip büyüyen hiçbir et cennet’e girmeyecektir.”
İnsan kendi aleyhine delil taşırken, Allah’a kul misyonunu elbette ki yerine getiremez. Ahlaki ilkeleri altüst ederken, o insanlardan üstün ahlak bekleyemeyiz. Nesiller yetiştirilirken ilahi ilkelerle beslemeyenler, elbette ki nesillerini ilahi yolda göremezler.
Peki ne yapmalı???
Hal bu iken, yine resul bize yol göstermektedir.
Araf suresi/ 157 “Onlar ki o ümmi peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helal kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar. Sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar, atar. İşte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren ve ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya; işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.”
Bu belirtilen çizgiye gelmek için tevbe edilmelidir. Haram lokma yiyenin kırk gün nasıl ki etki alanında, bu süreç boyunca tevbesini sürdürecek ve bir daha haram lokmaya yanaşmayacaktır. Böylelikle kalp, akıl ve duruş yeni hal alacaktır.
Ayetleri yaşamak ve taşımak nasıl sorumluluk ise, bu alanlarda kaidelere uymak ve taşımak ta bir sorumluluktur. Bireysel çalışmalar olacağı gibi sosyal olarak ta uyanık olmak gerekir. Organize olup “biz” hareketi ile çalışmak gerek, helal lokmanın elimize ulaşması için.
Bir hücreden bir insana dönüşen yeryüzü halifesi enerjisini, atmosferini, suyunu, toprağını nereden, ne, nasıl topladığının farkında olmalıdır. Anlatmak istediğim Silifke’nin yoğurdu, Kayseri’nin pastırması, Malatya’nın kaysısı vs. değildir elbette. Hangi zihniyetle beslendiğimiz, hangi niyetle kalbimizi doyurduğumuz, kimi dinlediğimizdir. Canımızın çektiği değildir önemli olan, önemli olan canımız neyi çekmelidir.
Gerçek halife mide için yaşayanlardan ayırmalıdır kendini. Yüce Allah, nasıl ki onun fıtratını İslam üzerinde kodlamışsa bu özel genetiğini bozmamalıdır insan. Hiçbir sebeple!
Aksi takdirde hem Rabb’ine başkaldırmış olur, hem de kendini bozmuş olur. Haram yolda yürüyen ve haram bir şekilde midesini dolduran da hiçbir şekilde iflah olmaz. Doğru yolda yol alamaz.
Nimet verilenlerin yolunda yürümek için ilk önce nimet sahibine karşı dürüst olmak gerekir. O’nun sözünü dinlemek. Bunun için ilk önce helal yemenin ve kazanmanın yolunu tutması lazım ve unutmaması lazım ki insan menşeisi ile tescillenecektir.