Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

Yaranın Masajı / Habil Ve Kabil (TERCÜME)

- 28/04/2011 - 14:46

 

YARANIN MASAJI / HABİL VE KABİL

 

Perviz Horsend

 

 

 

Tercüme: Yakub Aslan

 

Tüm zamanların şehidleri…

İlk kırbaç

şimşek gürlemesi gibi gidip geldiğinde,

kandan bir hat oluşturdu çıplak derimizde.

Hangi kulak tanık oldu buna?

 

ilk kılıç gidip geldiğinde vücutlarımızda

ve savurduğunda

damarlarımızın kızıl çığlığını gökyüzüne,

hangi göz tanık oldu buna?

 

Zindan duvarlarının ilkine,

ilk zincir halkasının birleşmesine,

siyah, galiz zulmetine karanlık kuyunun,

dehşetine, korkusuna sahne olan -asırlık evimiz-

hangi gönül tanıklık eder zindanın ağırlığına?

 

Açlığımızın ilk gecesine 

- ki bu açlık bizi takatten düşürüyordu-

hangi insan tanıklık etti?

 

 

susuzluktan yanmış dudaklarımıza damlatılan

ilk ölüm damlasına kim tanık oldu?

 

…Ve ondan sonra,

hangi kulak duydu

kırbaçların gök gürültüsünü andıran sesini?

 

 
Hangi göz sesini duydu

şimşekler çakan kılıçların

Ve hangi yürek,

tutuldu bizim zulmet zindanlarımızda?

  

 

Ve kim,

bitmeyen açlığımıza

ve susuzluğumuza tanıklık etti?

 


Hiç kimse ve hiç kimse!

 

 

Ne bir kalp,

ne bir göz

ve ne de bir kulak!

Oysa hepimiz birlikte, kırbaç yiyen,

kılıçların kıvılcımında parçalanan

ve ıslak zindanlarda çürümeye terk edilen

bir vücut gibiydik.

Bizden başka kırbaç kıvılcımlarında kıvranan,

kılıçların derdini çeken,

zindanların zulmetini hisseden,

açlık ve susuzluktan buruşan başka kim vardı?

 

…Ve hangi mahkemede yargılanan,

kendi lehine şahitlik yapabilir?

İşte bundan dolayı

hiçbir kanıt olmadan, 

şahitsiz

ve hatta mahkeme olmadan

mahkum ediliyorduk.

Ve kırbaç giyiyorduk

herhangi bir müdafi bulmadan.

İşkence görüyorduk.

abdest alıyorduk akan kanlarımızla.

alnımızı koyarak kızıl mazlumiyetimize

şehide “ah” çekiyorduk.

Ah!

 

Yeryüzü genişliğinde,

toprağın derinliğinde

ve gökyüzü büyüklüğünde bir mahkemede,

şehid olarak okuduklarımız

koşuyordu geleceğin ufkunda,

iki tarafımızda kurban kesileceklerin

uzun safları görülüyordu

ve arkamızda kardeş cellatlar,

cellat olan kardeşler,

Kabiller…

 

Biz yerdeki topraktan başka

hiçbir sergisi,

gökyüzünden başka

üzerine örteceği bir örtüsü olmayan

ve koyunların mazlum masumiyetinin cevabını

yaylaların yeşilliklerinde arayanlar olarak

ilk defa babanın canında

-ilk çoban, Habil-

ilk hakimin,

ilk ağanın,

ilk kardeşin -Kabil’in-

öfke taşıyla parçalanıyorduk.

 

aktı beynimiz

toprağa fışkıran kanımızla birlikte.

ümidi zayıf kalb çarpışında babanın

“olsun!” dedik,

gökyüzünü,

damarlarımızdan fışkıran kan

yeryüzünü

toprağa akan kanımız

şehadete çağıracak

ve zaman

hakimleri çepeçevre kuşatacak.

 

ama henüz ümidimizi sayıklamaya başlamadan,

içti kanımızı susamış toprak

ve unutturdu bizi,

simsiyah oldu gökyüzü

kargaların kanatları altında

ve unutturdu damarlarımızın kızıllığını.

 

…yine de olsun dedik.

olsun…

gece kesinlikle ölecek.

yeniden fışkıracak gündüz.

muhakkak görecek dünya

kan içinde kıvranan vücutlarımızı.

 

biz

henüz ikinci ümidimizi mırıldanmaya fırsat bulamadan

kargalar,

katile mezar kazmayı

ve gizlemeyi öğretti.

 

 

en son mazlumiyet delilimiz de,

kızıl kanımız gibi

kayboldu toprağın karanlık ağzında.

 

o zaman maktul olan o “biz”!

mazlum “biz”,

çırpınıyoruz kızıl kanlarımız içinde!

çağ!

kanımızın masumiyetine şahitlik edecek!

hükmedecek mazlum olduğumuza!

…Kabilliler iktidarı döneminde

zaman sessizdi

ve biz

her zaman mahkumduk.

 

***

 

ve şimdi kendi kanı içinde yatan 

ve toprağın karanlığında kaybolan “biz”im,

çağın “Kabillerin”in mahkemesinde    

-taze kan ve toprak kokusu veren-

kargalardan başka ne delilimiz var?

 

 

kim var?

toprak kokusunu

masumiyetimizin şahidi olarak kabul edebilecek

ve kargaların kanatlarına bulaşmış

kızıl kanımızı görebilecek

 

Bizi toprakta gizleyip,

“darağaçlarını yerinden söküp,

kanlarımızı yıkadıkları halde”

nasıl hatırlasınlar bizi?

 

Kargalar,

-gecenin, soğuğun ve kışın habercileri-

ilk öldürülüşümüzün şahitleri

ve bize mezar hazırlayanlar.

 

Kargalar,

-yalancı hikâyelerin ravileri-

Kabil rezaletinin bayrağına dönüşen

kana bulaşmış perişan vücudumuzu

toprağın zifiri karanlık kalbine gömmeyi

ve kanlı mazlumiyetimizi

zihin sayfalarından yıkamayı öğrettiler.

 

İşte böylece

“mazlum”ların çocukları,

oturmak zorunda bırakıldılar “zalim”lerin sofrasına.

 “Maktul”un yakınları

koşmak zorunda kaldılar “katil”in hizmetine.

 

Ve kargalar

bütün karanlık ve kirli varlıklarıyla,

damlarına kondular elçi güvercinlerin

ve yalan “ gak gak”larıyla

geceye taşıdılar gündüzdekileri.

 

Susuz kalmış toprak

öyle içti ki kanımızı,

hiç kanımız akmamış sanırsın.

Ve kargaların uçuşları

o kadar geç bitti ki,

unutuldu varlığımız.

biz kaldık o zaman,

gömülmüş mazlumiyetimiz

ve Kabil gibi

hemcinsimiz olan tanığımız.        

 

***

 

Kabil

kardeşini öldürdü “varlık” için

ve daha fazla “varlık” için

kargaların yardımıyla

kardeşi Habil’i

bir tohum gibi gömdü toprağa

ve cinayet tohumundan

“iktidar” meyvesini devşirdi.

 

Ondan sonra

Kabil’in “mezheb”i oldu

 “iktidar” cenneti olan cinayet

ve cennetinden yeni odalar almak için

bir “Habil” buldu her seferinde

ve toprağa gömdü.

 

“Kabil”ler iktidarının

ormanının daha gürleşmesi

ve daha genişlemesi için

kargalar meydanının

Habil,

Habil’in ardınca düşüyor toprağa

ve toprağın ağzında yutuluyordu!

 

tohum oluyordu Habiller

ve kargaların vesvesesiyle Habiller

-bilinçli ve bilinçsiz bir şekilde-

Kabil’in ormanını güçlendirmek

ve büyütmek için yarıyorlardı toprağı

ve babanın canının bir parçası olan tohumu

toprağa saçıyorlardı.  

 

***

 

büyüdü orman

ve daha fazla büyüdü.

büyüdükçe büyüdü kalabalığı kargaların.

daha da karanlıklaştı gece.

o kadar uzun sürdü ki orman kanununun varlığı,

“kutsal”laştı

ve katliam

“ilahi meşiyet”,“sünettullah”

diye adlandırılmaya başlandı.

 

 

Hangi güneş muvaffak olabildi

bu kadar galiz geceyi yıkamaya?

Hangi hakikat,

başını kaldırabildi

merhametsizce saldırıları karşısında yalanın?

Durmadan,

çobanlar geldi

koyunları kurtların ağzından kurtarmak için

ve “Habil”in ismini

“hey! hey!”lerle serpiştirdi ormanın girişine,

ama henüz yeşermeden kin gülü

öfke darağaçlarında sallandırıldı “Kabil”in

ve yeni bir yalanla koyunlar

düşüyorlardı ot kokusuyla mezbahana yollarına.

  

Son çoban

isyan ederek bütün haç ve darağaçlarına karşı,

öyle bir çaktı ki “hakim” ormanın alnına,

ağaçların dallarından

her zaman taze

mazlumların kanı damlamaya başladı,

ağaçların uykusunu kaçırdı “cihad” ismi,

egemenlik meyvesini

patlattı -olgunlaşma merhalesinde-

ve şehit çağrıcıları

oturdular kendi makamlarına.

karıncaların yuvasına düştü su

ve hergün bir Kabil’in kellesi koparıldı.

Habil’i çağıran, “cihat” havasından

koyunlardan süt isteyen,

şehadet ve şahitlik talep eden kim?

 

Kabil, suç delillerini gizleyip karartarak,

Habil’in hatırasını

unutturarak

ve temizleyerek

iyi biliyor kendi iktidarını sürdürdüğünü.

 

“Kabil”,

“Habil’in hatırasını

gündemden düşürülmesiyle

kendi baharının

daha bereketli geçeceğini iyi biliyor.

 

“Habil”in isminin zihinlerde canlanması

ve hatıralarda anılması,

ondan geriye nefret ve bedduadan başka

hiçbir kül kalmayacağını iyi biliyor.

 

…ve kimdir

bu kadar asırdan sonra,

Habil’in hatırlatma gücüne sahip olan

kim?

çağın mahkemesi

“Habil”in lehine bir şahit bulamıyor.

kargalar

bunu gecenin alnına yazmışlar.

 

 ***

Hak,

bu kadar sessiz ve rahat kalan

Kabil’den yanaydı.

ölümsüz olacaktı Kabilîlerin rüyası,

eğer bir şahit ayaklanmamış olsaydı.

zaman sürekli bir geceydi,

eğer başkaldırmamış olsaydı bir şahit

çocuklarımız,

hep kargaların

ve akbabaların ağzına lokma,

kızlarımız

köle satıcılarına sermaye,

 

 

çocuklarımız

feodal ağalara köle

ve “biz”

hepimiz

Kabil’in hâkimiyetine mahkum olmuş

unutulmuşlar olacaktık

eğer bir şehit kalkmasaydı ayağa.

 

ama ayaklandı

kinimiz boyunda bir ayaklanmayla,

bütün arzularımızın genişliğinde

bir bakış açısıyla,

teninin rengi, kanımızın renginde.

 

şehadetimizin kanlı makamında,

onun gibi bir şehit

tüm yaralarımızın derinliği,

çektiğimiz acıların büyüklüğü,

arzularımızın yüceliğinin bilincinde olmalıydı

ve lahza lahza bizimle birlikte

işkence görmeliydi.

 

bütün bunlara,

çağın mahkemesinde

hiçbir Kabil’in

çağın hiçbir lahzasında

ayakta duramayacağı şekilde

çağın celladınca mahkum edilmesine çalışmalıdır.

 

Çektiğimiz acıların her zerresini

zamanın her anından almış olan o,

dün gece

şehadet makamına oturdu

ve kendi çığlıyla ümidimizi

başladı dillendirmeye:

 

“Korku,

kırılan ümitler

ve zafer yüklü vücut sözkonusu değil.

-Esasen vücut diye bir şey yok.-

Mahşer alanıdır ve hakemlik vakti.

 

Her kim savaşmak

ve ganimet ümidiyle gelmişse

alsın başını

ve gecenin zulmetinde

kurtarsın kendi karanlık canını.

yarın

toprağın en geniş alanlarında,

gökyüzünün daha geniş ufkunda

her can daha fazla

asırların acısına tahammül etmek zorunda kalacak

ve kendi derdinin kanını -ki zamanın kanıdır-

zamanın gözlerine serpecek.

 

yarın

nasıl öldürüleceğinden değil,

nasıl ölüneceğinden söz edilecek.

yarın

ne alınacağından değil,

her şeyin verilmesi gerektiğinden söz edilecek.

yarın,

en güzel nasıl ölüneceğini anlamanın vaktidir.

açlığı

vücutlarıyla zerre zerre tatmayanlar,

susuzluğu

en kavruk bir şekilde hissetmeyenler,

kırbacı

kızıl kanlarında yüzerken görmeyenler,

ölümü

kendi yüreklerinde koşturmayanlar,

insanlığın çekmiş olduğu acılara

her an şahit olmayanlar,

kendilerini

insanların dertlerinin zirvesinde

feda etmeyenler,

bilmezler anlamını bunun.

 

Onlar ki

kendi içlerindedirler

ve kendileri için yaşıyorlar,

başlarını alıp canlarını kurtarsınlar;

zira yarın

 “kendisi için olmanın” olmadığı bir gündür.

yarın zamanın mabedinde

“ben”in patlama günüdür.

yarın insana yapılan

 ve yapılmakta olan tüm acıların teşhir günüdür.

ve bu acı

her vücudun tahammül edebileceği bir acı değildir.

Yarın kırılmaya tahammül edebilecek şehitlerin

ve “şahitlerin” “kıyamet” günüdür.

 

***

 

işte bugün “Aşura” mahşeridir, 

rezil etmek ve mahkum etmek için

kurulmuştur ilk mahkeme.

işte “Kerbela”,

tüm çağların Habil’lerinin

Huseyn’in duruşunda,

toprağın en gizli kalmış yerlerindeki insanları

görebilecek şekilde yükseldikleri

ve daha yükseldikleri yer.

Ve onların hepsi,

kırılıyorlar Huseyn’in vücudunda bir kez daha

ve insanlığın kızıl masumiyetini yüceltmek için

Hüseyn’in kanından

katre katre damlıyorlar.

Ve Kabilleri

kargaların kanatları altındaki sığınaklarında

rüsva etmeyi amaçlıyorlar.

Hüseyin

akrabalarını ve yaranının tamamını

çağırmıştır şahadete

gencinin vücudunda,

kırılmış gençliğimizi yansıtıyor.

ve kesik boğazında çocuğunun,

boğazlanmış çocuklarımızı elleriyle taşıyor.

 

 

Kerbela’da

şehittir Hüseyin’le gelen herkes

-kelimenin tam anlamıyla-.

hepsi Kur’an hafızları

ve tüm meydanların en iyi insanlarıydı.

ismini okuyorlar her öne çıkanın,

çünkü tanıyorlar onu

ve korkuyorlar onun kırılmasından.

iyi biliyorlar ki,

onun vücuduna inen her darbe düşmana değil,

kendi vücutlarına inmiştir.

feryadında feryat ediyorlar bir adamın:

şimdi, “öğretmenimiz”

ve çocuklarımızın “öğretmeni”!

ve başka bir yiğidin feryadında,

“onun öldürülmesiyle

haram kılacağız kendimize kadınlarımızı,

kadınlarımızı bize helal kılandı çünkü o…”

 

 

***

hakimlerinin yargılanması gerektiği bir mahkemede

ve gizli kalmış asırlık cinayetlerin

üzerinden perdeyi kaldırmak için,

delil üzerine delil çıkarıyordu Hüseyin.

etinden ve kanından başka insanın

nasıl bir delile sahip olunabilinirdi?!

 

Hüseyin,

geri tepiyor binlerce insanı,

geri çeviriyor onların yardım elini,

zira savaş sözkonusu değil.

sadece rezil etme,

kirliliği ifşa etme sözkonusudur

ve akan kan

asırların Habillerinin kanıdır.

       

Hüseyin,

geri çeviriyor hepsini.

çünkü mertlik için mert gerekiyor.

binlerce insanın yerine acı çekebilecek

ve öfkesinin feryadını gürleştirebilecek

ve hepsinin yerine ölebilecek bir adam…

       

Hüseyin,

çocuğunu, kardeşini, kız kardeşini

ve pişmeleri için hepsini

tandıra göndermeyi geciktiriyor

o zaman ileri atılıyor

ve yerden kaldırıyor vücudunu adamlarından birinin.

koşturuyor yanaklarında kızıl zafer,

şimşekler çakıyor gözlerinden.

asırların rençperlerini savunmak için,

etlerini ve kanlarını dostlarının

istediği gibi kaldırıyor.

       

paramparça olmuş, deri, et ve kemikler

rezil ediciye karşı kızgın kızıl bir örtü ...

      

asırların mazlumlarının savunması için

gerekli gördüğü,

aramış olduğu bu idi.

 

işte,

zalimin, katilin,

Kabil’in rüsva edilmesinin delili!

Ey hakim!

Ey Kabil!

şimdi bu altı aylık çocuğumun kanı,

tüm çağlarımızın rengini kızıla boyayan çocukların kanı!

Ey hakim!

Ey Kabil!

Şimdi bu parça parça olmuş kardeşimin vücudu,

çağlar boyunca

sizin yürüyüşünüze basamak haline gelen

kardeşlerimin vücudu.

Ey hakim!

Ey Kabil!

Bu yaşlı muallim,

bütün muallimlerin onuru olarak,

kendi bilinçli kanları

ve isar

fedakarlıkla,

sizin sömürü bayraklarınızı aşağıya indirmişler.

Ey hakim!

Ey Kabil!

işte avurtları çökmüş müezzinim,

avurtları çökmüş bütün şahadet edenlerin kıvancı.

işte susuz ağızlarımız,

çağlar boyunca

canlarımıza çaldığınız ateşin göstergesi.

Ey hakim!

Ey Kabil!

işte parça parça olmuş vücudum ve sırtım,

taşıdığım ekmek küfelerinin

derin yaralarının kadim izleri,

size hizmetimizin karşılığı olarak verdiğiniz

boş sofralarımızın hikayesini anlatıyor.

 

ve şimdi

bu ben,

bu çocuğum,

bu kardeşim,

bu dostum,

her parçası Habil’in

yalan ve aldatma sofranızı

daha da genişletmek için

kargalarınızın boğazına bıraktığınız parçaları.

 

ve işte biz,

kanın bütün delilleriyle “hayır!”

Hayır, senin alnının ortasına.

 

Ey Kabil!

Ey hakim!

hayır, bütün asırların alnına…

ve işte biz,

rezil edici ve perdeleri kaldırıcı.

artık senin isteklerine yardım edecek olan bulunur mu?

ey çağ,

artık onları hakim olarak tanıyacak mısın?

her ne kadar hakim olsalar da…

ey zaman

yok mu dilin “konuşmaya”?

ya da duymaya bizim “kulağımız?”

eğer böyle değilse,

neden böyledir?

 

 


1479

 

YORUMLAR

zekeriya 29-04-2011, 15:16:26
RABBİM YAZANA YAZDIRANA VEDE TERCÜME EDENDEN RAZI OLSUN. YERLERİ FİRDEVS OLSUN
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 16/05/2012 - 07:23 Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV
8 02/05/2012 - 22:25 Şervan'a Kız İstenecekti Hayrettin Hocam
8 27/04/2012 - 15:22 Asya Konvoyu ve Çelişkiler III
8 15/04/2012 - 23:40 Asya Konvoyu ve Çelişkiler - 2
8 05/04/2012 - 18:35 Asya Konvoyu ve Çelişkiler
8 17/03/2012 - 14:02 Halepçe, Roboski, Pozantı, Suriye Zulüm Konsepti
8 01/03/2012 - 14:26 Serhıldan mı, İntifada mı?
8 09/01/2012 - 19:16 İsrail Savaş Uçakları Roboski'yi Bombaladı
8 30/12/2011 - 17:09 Kaçakçıları da Vururlar
8 22/12/2011 - 08:47 Van Depreminde İnsanlık Sınavı III
8 08/11/2011 - 13:15 Van Depreminde İnsanlık Sınavı II 
8 01/11/2011 - 18:27 Van Depreminde İnsanlık Sınavı
8 26/09/2011 - 16:27 Özgürlük Savaşçısı Miho Gewdan
8 18/09/2011 - 14:38 Şemdinli İzlenimleri
8 14/09/2011 - 11:16 Ayin
8 02/09/2011 - 23:21 Alleme Ahmet Müftüzade’nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış (III)
8 23/08/2011 - 14:40 Medyanın En Vicdanlı Aydını Böyle İse
8 16/08/2011 - 14:21 Berçelan Yaylasında İftar Açmak
8 26/07/2011 - 13:41 Allame Ahmet Müftüzade’nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış (II)
8 24/06/2011 - 10:41 Kuzuyu Kurda Emanet Etmemizi İstiyorlar
8 09/06/2011 - 13:55 Fravunlaşan Kirli Siyaset
8 01/06/2011 - 20:55 Van Toprak Kale Mağarası ve Veli Küçük
8 24/05/2011 - 16:48 Allame Ahmet Müftüzade'nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış
8 28/04/2011 - 14:46 Yaranın Masajı / Habil Ve Kabil (TERCÜME)
8 18/03/2011 - 09:41 Halebçe zalimlerin kalesine düşen bir bombadır
8 09/03/2011 - 17:47 İran Yeşiller Hareketi'nin kendi dilinden gerçeği (Tercüme)
8 29/01/2011 - 23:10 "Filistin Kurtuluş Savaşına Koşan Gönüllüler"
8 20/01/2011 - 08:41 Mazlumder Agos Gazetesini Ziyaret Etti
8 06/01/2011 - 10:29 Bize Kimlik Biçme Zahmetinde Bulunanlar
8 24/11/2010 - 18:17 BATI NATO ŞEMSİYESİ ALTINDA NE YAPIYOR?
8 27/10/2010 - 16:36 İSLAMİ MÜCADELENİN YİĞİT EVLADI ABULHAMİT TURGUT’UN ARDINDAN…
8 16/10/2010 - 20:57 Peyanîs Katliamının Düşündürdükleri
8 27/08/2010 - 23:48 SAADET PARTİSİNDE KADAYIFIN ALTI KIZARDI
8 11/08/2010 - 23:43 KÜRT SORUNU PLATFORMU DEĞERLENDİRMESİ
8 22/07/2010 - 21:28 BAKAH OLUŞUMU ÇEVRESİNDE ÇÖZÜM ARAYIŞLARI
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
4 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
5 Büyük Oyunların Küçük Beyinleri
6 Leyla Zana'ya 10 Yıl Hapis Cezası
7 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
8 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
9 4+4+4 için karar günü!
10 Tarihi affın affı da geldi!

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Bengin BOTİ
Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com