Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

İtaat ve Başkaldırı

- 17/04/2011 - 16:44

İtaat ve başkaldırı kavramları, aynı kaynaktan fışkırıp iki farklı yönelimi temsil eden tezat ibarelerdir. Bu tezatlık aynı ananın kucağında beslenmelerinden ötürü, bazen yollarının çakıştığı bir zıtlık özelliğini taşır.

Varlık sahasının determinist ibresinin asude bir yaşamsal tarza mı, yoksa kaotik bir mecraya doğru mu akacağını belirleme özelliklerinden ötürü var oluşsal bir öneme haiz olan bu nitel sözcüklerin canlı türünün öz geçmişiyle yaşıt bir paralelliği söz konusudur. İlk insan olan Âdem peygamberin itaat ve başkaldırı arasında gelgitler yaşadığı trajik öyküsü, bu iki unsurun aynı yerden; yani insan zihninden ortaya çıktığını ortaya koymaktadır. Beyninin bir yanı itaati teşvik ederken; diğer yanı da asiliği kamçılamaktaydı ilk insanın. Bu itaat ve asilik ikilemi, kendisinden sonra gelecek çocuklarına da irsiyet yoluyla bulaşacaktı ve onlar da babalarının yolundan gideceklerdi. Buradaki uysallık ve isyan, onları yoktan var eden ve tekrar yokluğa sürükleyip var eden, onsuz nefes bile alamayacakları yaratıcılarına karşıydı. Âdem peygamber ve çocuklarının itaatleri, mükâfat olarak onları mutlak güzellik ülkesi olan cennete taşıyacakken, başkaldırıları mutlak çirkinlik ülkesi olan cehenneme doğru sürükleyecekti. Aynı durum Yunan efsanesi olan Sisyphos mitinde de karşımıza çıkmaktadır. Tanrı’nın hoşnut olmadığı bir işten dolayı cezalandırılan Sisyphos, isyanvari tutumunda ötürü mahkûm edilmiştir. Demek ki, itaat olumlamaya dönük, hoşnutluğun kazanılacağı bir niteliğe sahipken; başkaldırı, olumsuzlamaya dönük ve hoşnutsuzluğun ortaya çıkacağı özellikte bir davranıştır.

İlahi temeldeki kabul etmenin ve reddetmenin karşılığı olarak ortaya çıkan ebedi huzur ve lanetin büyüklüğüne karşın, yaşam sahasının aktörleri olan yaratılanların birbirlerine karşı girişmiş oldukları güç gösterilerinin özü konumundaki itaat ve başkaldırı ise, göreceli bir rahatlık ve kargaşayı ortaya çıkarır. Bireylerin birbirleriyle olan bireysel münasebetlerinden tutun da, çeşitli türdeki kurumsal ilişkilere kadar uzanan çok geniş bir ağ sisteminde bu rahatlık ve kargaşayı görmekteyiz. İtaatin söz konusu olduğu durumlarda, itaat edilenin, itaat eden üzerinde söz sahibi olabileceği algılayışı, onun çeşitli girişimlere girmesine yol açmakla beraber, kendisinde üstünlük istencinin ve gurur havasının uyanmasına da neden olmaktadır. İtaat boyutu ne kadar genişse, yani itaatin aşkın oluşa doğru yakınlığı ne kadar fazlaysa, itaat edilenin, eden üzerinde tasarrufta bulunma hakkı o kadar geniş olur. Hele, bu itaatte, mistik bir hava söz konusuysa, özneler üstü bir özne miti ortaya çıkarak rahat ve sakin bir ortam meydana gelir. Başkaldırı fenomeninin etkili olduğu durumlarda ise, okşanmış ve büyütülmüş olan gururun, histerik bir nöbete tutulması söz konusudur. Sürekli dinlenilen, sözü kesilmeyen ve emirleri anında yerine getirilen özne konumundaki her türlü bireysel ve öbeksel unsurların hem söylemsel, hem de eylemsel bazda karşı çıkışlarla karşı karşıya gelmesi ise, onların yüreklerinde ve beyinlerinde acımtırak tatların oluşmasına neden olup, kargaşalı bir atmosfer vücuda getirir. Sükûtun yaratmış olduğu bu kabul edişin, çeşitli psikolojik ve sosyolojik değişmelerle beraber reddedişe doğru yönelimi başkaldırı devinimini ortaya çıkararak, zihinlerde kurgulanmış olan özneler üstü özne hiyerarşi dizgesini ortadan kaldırır. Böylelikle, klişeleşmiş yapısal hal ve hareketler farklı bir mecraya doğru yol alır.

Canlı türünün kolektif açılımları durumunda olan bu davranış biçimlerinin, diğer davranış biçimleri, düşünce ve duygularıyla kaynak açısından özdeşliğe tekabül etmesi, varlık sahasındaki tüm uzantıların çıkış noktasının aynı olduğunu göstermektedir. Çıkış noktaları aynı olduğu içindir ki, itaat ve başkaldırı kavramlarının herhangi bir bireyde rahatlıkla yer değiştirebileceğini söyleyebiliriz. Peki, bu itaat ve başkaldırı, kime ve neye karşı yapılmaktadır? Değişken bir varlık olan ve çeşit çeşit düşünüş, duyuş ve hayal ediş tarzlarına malik olan insan türü için bu soruya sınırları belli, net bir cevap vermek imkânsızdır. Kalıtım ve çevre gibi iki ana yapının zincirleri arasında istikameti ve güzergâhları belirlenmekle beraber, kendine özgü gerçekliğin sınırlılığına mukabil, kime ve neye karşı itaat ve başkaldırı yapılacağı anlayışı ortaya çıkar. Bununla beraber itaatin ve başkaldırının niteliği de göz önünde kaçırılmaması gereken bir durumdur. Her bir birey, kendince olumlamaya dönük bir içeriğe sahip olduğu için itaat ettiği her türlü özne ve nesneye itaat edilmesi gerektiğini; olumsuzlamaya dönük bir içeriğe sahip olduğu için de her türlü özne ve nesneye baş kaldırılması gerektiğini söyleyerek ve uygulamaya geçirerek konumunu meşrulaştırmaya çalışır. Fakat ilginçtir ki, herhangi bir birey için pozitif olup itaat edilmesi gereken bir durum, başka biri için negatif görülüp baş kaldırılması gereken ucube bir duruma dönüşebilir. Bunun tam tersi de aynı şekilde geçerlidir. Demek ki, itaatin ve başkaldırının niteliği göreceli bir özellik arz etmektedir.

 Her itaat içinde başkaldırıyı, her başkaldırı da itaati barındırır. İtaat edilen unsurlar, genellikle itaat edenlerden daha cazip ve güçlü oldukları, ya da öyle oldukları duyumsandığı için itaat edilmeye layık görülmektedir. Bazen de insan türünün menfaatleri gereği ya da korku hissiyatından ötürü, dayanak noktası olarak onu kendisine kalkan olarak kullandığını müşahede etmekteyiz. Fakat her ne gerekçeyle olursa olsun, itaat mefhumunun çekirdeğinde gizli bir başkaldırı tasavvurunun ayak sesleri duyulmaktadır. Bunun gerekçesi, mutlak bir itaatin insan fıtratına aykırı oluşudur. Aynı şekilde başkaldırı kavramı da, potansiyel olarak itaat unsurunu bünyesinde barındırmaktadır. Muazzam nitelikteki her türlü dâhili ve harici başkaldırıların sonuçsuz kalması akabinde itaat unsurunun devreye girmesi bunun işaretidir. Bununla birlikte, yapılan girişimlerin belli bir neticeye erişememesi, girişim sahiplerinde çözümsüz atılımlar kurgusuna yol açarak sükûtvari bir ortam oluşturur. Mutlak başkaldırı geleneği demek olan daimi isyan deviniminin, belli bir aşamadan sonra itaate doğru evrilmesi, mutlak itaatin mutlaklığını devam ettiremeyip başkaldırıya dönüşmesi gibi bir sonla neticelenmektedir. Bunun nedeni daha önce de söylendiği gibi insan fıtratıdır. Nasıl mutlak itaat, insan doğasına aykırı olduğu için aşkınlığını devam ettiremiyorsa, mutlak başkaldırı da insan doğasına aykırı olduğu için aşkınlığını devam ettirememektedir.  

İçinde yaşanılan zaman diliminin dayatıcı özelliği, her ne kadar itaat ve başkaldırı kavramlarını şekillendirir gibi görünse de, bu kavramlara asıl biçim verici unsurun evrensel çaptaki zihinsel ayrımlar olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle yaşam tarzını belirleme noktasında birer üst anlatı olan dinlerin, itaat ve başkaldırı kavramlarının içeriğini doldurma noktasında ciddi manada etkide bulunduğu açıktır. Aradan asırlar geçtiği halde bile, itaate layık görülen mabut için verilen mücadelenin ve gösterilen gayretlerin etkisini yitirmemesi bunun açık kanıtıdır. Beynelmilel çapta şekillendirici bir unsur olan dine karşın, çeşitli tarihsel süreçlerde ortay çıkan ideolojilerin yerel ölçekte belirleyici olma özelliği vardır. Çünkü salt dünyevi arzuları tatmin etme üzerine kurulu bir düzeneğe sahiptirler bu ideolojiler. Dünyevi arzular ise, geçici özelliğinden ötürü, farklı zaman dilimlerinde değişik istemlerle örülü bir mekanizma olarak karşımıza çıkar. İnsanlık tarihi boyunca meydana getirilen ideolojilerin, en fazla birkaç asırlık devam ettiğini tarihi kitaplardan okumaktayız. Yani bu ideolojiler, kime ve neye karşı itaat ya da başkaldırı yapılacağını belirleme noktasında uhrevi yaşam sahasını izole etmekle yetinmeyip dışarsamaya kalkışan seküler yapılarından ötürü sınırlılığa sahiptirler.

İçte şekillenip dışta kendini gösteren itaat ve başkaldırı ibareleri, göreceli özelliklerinden ötürü farklı bakış tarzlarını ortaya çıkarır. Ortaya çıkan farklı bakış tarzlarının bu kavramlara yüklediği çağrışımlar, onların niteliğine ve niceliğine dair öznel malumatlar meydana çıkararak ayrılıksal duruşun netliğini vücuda getirir.


1088

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
4 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
5 Büyük Oyunların Küçük Beyinleri
6 Leyla Zana'ya 10 Yıl Hapis Cezası
7 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
8 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
9 4+4+4 için karar günü!
10 Tarihi affın affı da geldi!

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com