Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

Davet Yolunda Bela ve Musibetlere Sabır

- 17/04/2011 - 11:03

“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılıverecekleri-ni mi sandılar? Andolsun ki Biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.” (29/Ankebût, 2-3) 


 

Bir önceki yazımızda İslami daveti yüklenen bireylerin, cemaatlerin parti ve hareketlerin  sünnetullah gereği davetin belli merhalelerinde çeşitli bela ve musibetlerle imtihan edileceğini.  Bu imtihan ve belâlarla sınanmalar zaferi, şerefi ve âfiyeti tamamlamak için olduğunu, belirtmiştik. Bu yazımızda da Kur’an da sıkça tekrarlanan ve üzerinde çok durulan “sabır” kavramı üzerinde durmaya çalışacağız.

 

Sabır’ sözlükte, darlıkta kendini tutma, kontrol etme demektir. Sabır, aklın ve şeriatın gerektirdiği durumlarda nefsi hapsetme, kendine hâkim olmadır. Acıya katlanmak, o acıyı geçirmek için dayanmak ve karşı koymak da sabırdır ki, bu her türlü rahatlamanın ve başarının yoludur. Terim anlamı: İslâm'ın emir ve yasaklarını tatbik ederken ve imtihan özelliği olan musibetler karşısında yılgınlık göstermeyip direnmek, cesaret ve dayanıklılık göstermek demektir. Sabır, hak yolda yaşamanın bedeli olan zorluklara göğüs germek, hedefe ulaşmak konusunda direnç, ahlâkî disiplin ve nefsi kontrol altında tutmaktır. (Ahmet Kalkan, İslam Akaidi: 353.)

 

İnsanın denendiği tatsız olaylar karşısında dayanması, şartların gerektirdiği sorumlukları ve emredilen şeyleri yerine getirmede kararlılık ve Allah'ın yasaklarını yapmamak için direnmek sabırdır.

 

Sabır, Allah'ın rızasını kazanabilmek için bütün sıkıntılara sebatla katlanma, nefse hakim olma, her türlü zorluğa göğüs gerip ilahî buyrukları yerine getirmektir. Haramlara ve nefsin hevasına kapılmadan, Allah'a kul olmanın zevkini tatmaktır. Dünyanın aldatıcılığına, servete ve şöhrete tapanların çokluğuna rağmen hak yoldan ayrılmamak, iman ve ihlasla iflas geçitlerini aşmaktır.

 

Sabır, iman yolunda azimle yürümenin, fesat ve zulme karşı cihad etmenin külfetine katlanma gücüdür. Bunun için sabır, sıfatların en güzeli, ahlakın en yüksek derecesi ve hepsinden öte müminin, imanını ihlas terazisinde tartma eylemidir. Öyleyse insan, sabrı itiyat edinmeli ve nefsini sabırla terbiye etmelidir. Başarının ve yenilmezliğin en başta gelen şartının sabır olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.

 

Sabır; kötülük, bozgunculuk ve yıkıma sebep olan olaylar karşısında insanlığın direnme, tahammül etme ve karşı koyma gücüdür. Sabır; bütün iç ve dış engeller karşısında direnmek, sağlam bir azim ve güçlü bir iradeyle bu engelleri aşarak yol almaktır

 

Sabır insanın emellerine ulaşabilmesi için zorunlu bir ihtiyaçtır. Sabredenler işlerinde başarılı olurlar.

 

Bundan dolayıdır ki, dünyada başarılı olanların tümü emellerini sabırla gerçekleştirmişlerdir. İnsan hayatındaki, zorluklara aldırmadan dikenli yollarda, engellere takılmadan yürüdüler ve hayattaki bütün zorlukları normal karşıladılar.

 

Eğer sabır iman edenler için bir zaruret ise, Peygamberler onların liderleri olarak daha büyük ve şiddetli belalarla iptila oluyorlardı, bundan dolayı onlar daha fazla sabra muhtaçtılar. Hatta azim sahibi diye vasıflandırılan peygamberlerin, sabrı bu hususta örnek ve modeldir.

 

Allah Taala Kur’an-i Kerimde buyurduğu gibi:

 

“O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sabret” (Ahkaf:35)

 

Pêygamber efendimiz Şöyle buyurdu:

 

“Allah için hiç bana eziyet edildiği kadar kimseye eziyet edilmedi, Allah’tan öyle korkarım ki hiç kimse o şekilde korkamaz”.

 

Sabır hiçbir zaman başarısız olmayan bir kılıç, sendelemeyen bir binek ve sönmeyen bir nurdur.

 

Öyleyse iman edenler bir araya gelmeli hidayetten kaçmalarına sebep olan apaçık zarardan kurtulmak için birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmelidirler.

 

Bu mevzuda Allah Taala tam bir sure indirmiştir. Oda Asır suresidir.

 

“Asra yemin olsun ki. İnsan mutlak hüsrandadır. Ancak iman edenler, iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler bunun dışındadır”.(Asır:1-3)

 

Allah Teala Müslümanları yeryüzüne varis kılmayı onları imam ve önderler kılmayı vaat etmiştir ki, dinin bütünü, Allah için olsun. Fakat Müslümanlar buna hemen erişemeyeceklerdir. Temenni rüya ve hayallerle gerçekleştiremeyeceklerdir. Güzel günler, zorluk, sıkıntı, şiddet ve fitnelerle kararmış uzun geceler geçmeden doğmayacaktır

 

İşte bu noktada Allah Taala müminleri bela ve musibetlerle imtihan ediyor ve onları çok şiddeti bir sarsılmayla sarsıyor. Sadece muhlis olanlar ayakta kalabiliyor. İşte o zaman Allah’ın yardımı-zaferi kişiye nefsinden daha yakın olur.

 

Allah Taala buyuruyor ki:

 

“(Ey müminler!) yoksa siz sizden önce gelip geçmiş kavimlerin başlarına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokundu ve öyle sarsıldılar ki Peygamber ve onunla beraber iman edenler nihayet “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” dediler. İşte o zaman (onlara), “şüphesiz Allah’ın yardımı yakın” (denildi). (Bakara:214)

 

Gerçek manada istekli olana yardım gelir. Bu yolda çalışıp endişeli, üzgün ve kederli olana kurtuluş vardır. Ve böylece kalpler sevinir. Dikkat Allah’ın yardımı yakındır. Kurtuluş iplerine bağlı olan Müslüman bilmeli ki, gecikmede bazı güzel nazik ve ince sırlar vardır:

 

Sıkıntı şiddetlendikçe kurtuluş daha da yakınlaşıyor.

 

Allah'a iman ve O'nun yolunda mücadele etmek, insanı sabredenler arasına dahil eder. Sabır, dinimize ve kendimize karşı gelişen tüm olaylara karşı direnmek, böylece rûhen ve bedenen huzur bulmaktır. Dünyada en çok sabra ihtiyacı olan ise, mücadele içerisinde olan İslâmî hareketin neferleridir. Allah, kendi yolunda mücadele edip sabredenleri ödüllendirir, toplumda önder ve rehber kılar. "Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle iman ettikleri zaman, onların içinden, emrimizle doğru yola ileten imamlar/önderler kıldık." (32/Secde, 24)

 

Toplumsal değişimin gerçekleşmesi için mücadele etmek, her müslümanın görevidir. Bunun içinse sabır ve azim gereklidir. Allah, sabretmeleri ve mücadeleyi sürdürmelerinin neticesi olarak  mücadeleci  insanların  içinden  topluma  önder  ve  örneklik  yapabilecek  İslâmî mücadeleyi sürdürecek imamlar çıkarır. Mücadele etmek, aynı zamanda sabretmektir; mücadelesizlik ise sabırsızlığa teslim olmaktır. Mücadele etmek, peygamberlerin yolunu devam ettirmek ve onların başına gelen belâ ve musibetlere tâlip olmaktır. Evinde rahat içerisinde çocuklarıyla ve ferdî ibadetleriyle meşgul olup, ibadetlerin toplumsal yanını bir kenara bırakıp belâ ve musibetlerden kaçmak ise, bu yolun dışına çıkmaktır.

 

Mücadele yolu; sabrı, direnmeyi, zorluklara katlanmayı ve acıyı yüklenmeyi gerektirirken, diğer yol ise rahatı ve refahı seçmektir.

 

Sabrın en güzel belirti ve etkisi, insanı darbelere karşı yenilgi ve teslimiyet psikozuna itmemesi ve sürekli mücadele azmi vermesidir.

 

Sabır, ayakları sağlamlaştırırken; sabırsızlık ise kaydırır. Sabır, sayısı az bir toplumu zafere ulaştırırken; sabırsızlık ise sayısı çok olan bir toplumu hezimete uğratır. Bedir, Huneyn ve Uhud savaşları bunun açık örnekleridir.

 

Şu halde sabır, insanın kendi kapasitesini tanıması, yapısında var olan olumlu ve olumsuz yönlerinin farkına daha iyi varmasıdır. Sabır, insanın içinde var olan, fakat fark edemediği gizli güçlerini açığa çıkarmasının adıdır. Bir başka deyişle sabır, insanın kendi benliğini bulması, özünü keşfedip anlamasıdır. Sabır insanı Allah'a yaklaştıran en güzel eylemdir. (C. T. Soykök, Haksöz, 70, s. 49

 

"Nice az sayıda birlik, Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir... Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et!" (2/Bakara, 249-250)   

 

Sabır, İslâmî mücadelede üstlenilen bir tavırdır. Toplu halde sürdürülen mücadelede gösterilen devamlılık ve kararlılıktır. Müslümanların içinde bulundukları mücadele safhasının gereklerini yerine getirmeleri, sinme, korkma, dağılma ve ümitsizliğe kapılma gibi şeytanın aldatmalarına karşı uyanık olmalarıdır. Bu safhaların her birinde tecrübe edilen sabır, müslümanı daha ciddi  bir  direnişe,  daha  üst  safhanın  güçlüklerine  dayanmaya hazırlar. Müslüman, “Her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (94/İnşirâh, 5-6) gerçeğiyle mücadele süreci içinde karşılaştıkça ve tecrübe yaşadıkça bu güçlükler ona daha fazla sabır/direnme gücü ve moral verir. Sabır onun için hem bir imtihan, hem moral kaynağı ve hem de dünya imtihanını kazandıracak bir azıktır

 

Günümüzde sabır kavramının içi boşaltılmış musibet ve belalar karşısında dayanıklılık ve kararlılık şeklinde ortaya çıkması gereken sabır eylemi, ne yazık ki çarpıtılarak, tahrif edilerek güçsüz olanın güçlü karşısında hakkını korumaması, hakkından vazgeçmesi olarak anlaşılmıştır. Bu anlayış, birtakım zorbaların servet ve güçlerini kullanarak toplum üzerinde otorite kurmalarına, insanlar üzerinde söz sahibi ve egemen olmalarına, onların ekonomik güçlerini sömürürken, düşünce hürriyetlerini de ellerinden alarak, kendilerine kul ve köle haline getirmelerine sebebiyet vermiştir. Ezilen, sömürülen ve güçsüzleştirilen bu insanlar, kendilerine yapılan bunca kötülük karşısında susmayı tercih ederlerken bunu bir sabır anlayışı içerisinde yapmışlar, böylece istikbarın oluşmasına ve müstekbirlerin zulümlerinin devamına yardımcı olmuşlardır

 

sabır; insanı, kendisine emredilen amel ve eylemlerden alıkoyan, ya da yasak ve haram olan şeyleri yapmaya sevk eden sebep ve etkenlere karşı koyması, insanın direnme yetenek ve arzusunu çekip alan hayatın acı ve tatsız olaylarına, felaketlerine karşı koymasıdır.

 

Zorluğa, güçlüklere, imkânsızlıklara, darlıklara, felâketlere, sınanmalara, Allah yolunda çekilen çile ve sıkıntılara, amellerin getirdiği yüklere, nefsinin arzularına karşı bir direniştir. Sabır, pasif bir durgunluk, sessiz bir şekilde bekleme, hele hele her şeye katlanma, zillete boyun eğip râzı olma hiç değildir. Sabır aktif bir direnmedir. Mü’min, felâket karşısında eli kolu bağlı bir vaziyette beklemez ve bu beklemenin adını da ‘sabır’ koymaz. Aksine o, felâketi en az bir zararla veya zararsız bir şekilde atlatmaya, felâketin getirdiği mahrumiyeti yenmeye çalışır (Ahmet Kalkan: Kavramlar Tefsiri)

 

Eğer mü’minler, Allah’ın âyetlerine yakinen iman eder, O’nun yolunda gereği gibi sabrederlerse; Allah (cc), onlara kendi içlerinden, onları iyi yola sevkedecek, onları güzelce yönetecek önderler (imamlar) var eder (32/Secde, 24)

 

 Mü’minler, Allah yolunda yaptıkları çalışmalarda ve O’na olan ibadetlerinde sabırlı olmak zorundadırlar. Hatta bu sabırlarında ısrarlı davranacaklardır. "Sabırlı olun, sabrınızda ısrarlı olun, yahut sabretmekte direnin" (3/Âl-i İmran, 200)

 

“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılıverecekleri-ni mi sandılar? Andolsun ki Biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.” (29/Ankebût, 2-3) 

 

 

Sabır gibi çok önemli vurguları taşıyan bu âyetin tefsirinde Seyyid Kutub, şunları söylüyor: Şüphesiz ki iman, sadece dille söylenen bir söz değildir. Bilâkis kendine has sorumlulukları olan bir gerçek, kendine has ağırlıkları olan bir emanet, sabrı gerektiren bir cihad ve tahammülü icab ettiren bir çaba işidir. Bunun için insanların sadece “inandık” demeleriyle  imanî meseleleri bitmez. Fitnelere mâruz kalsalar da inançlarında direnip her türlü imtihandan başarılı ve hâlis kalple çıkmadıkça, iman görevleri bitmiş sayılmaz. Nasıl ki altın ocakta eritilerek içindeki çeşitli maddelerin karışımı temizlenir ve ona sonradan girmiş olan unsurlar arıtılırsa, fitneler/imtihanlar da gönüllerin temizlenip arınması hususunda aynı rolü oynarlar. (Seyyid Kutub, Fi Zılâli’l-Kur’an, c. 11, s. 321-322)

 

 

 "Ey peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi(kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler. Ve eğer içinizden yüz(sabırlı kişi) bulunursa, bunlarda kafirlerden bin kişiyi yenerler. Çünkü onlar (gerçeği) kavrayamayan bir topluluktur. Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu da bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah sabredenlerle beraberdir". (8/Enfal, 65-66)

 


1450

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 08/05/2012 - 09:18 İslami Hareket ve Problemlerimiz
8 10/04/2012 - 22:50 Dava Kardeşliği
8 30/03/2012 - 11:26 Dava Adamı
8 19/03/2012 - 20:25 Kürdlere Yönelik Linç Girişimleri
8 27/02/2012 - 21:28 Müslüman Şikayet Eden Değil, Kendini Değiştirip Yenileyendir
8 13/02/2012 - 18:45 Özeleştiri Yaparak İlerlemek
8 02/02/2012 - 08:39 Eleştiri Hastalığı
8 19/01/2012 - 09:12 Kürtçülük ve Yurtseverlik Suçlamaları
8 30/12/2011 - 08:26 Ustalık Dönemi Bakanı
8 20/11/2011 - 11:25 Davet Yolunda Amaç ve Hedef Sahibi Olmak
8 21/08/2011 - 01:54 Davet Yolunda Plan ve Program Yapmanın Önemi -3
8 17/04/2011 - 11:03 Davet Yolunda Bela ve Musibetlere Sabır
8 02/02/2011 - 19:10 Davet Yolunda Bela ve Musibetlerle İmtihan
8 26/11/2010 - 12:19 LAİK REJİMİN İMAN VE İRŞAT ERLERİ!
8 07/11/2010 - 13:50 ATEŞKES SÜRECİ VE BU SÜRECİ BEKLEYEN TEHLİKLER
8 23/08/2010 - 22:05 BİRAZCIK EVET
8 09/05/2010 - 22:54 BDP ERGENEKON EL ELE
8 28/08/2009 - 00:00 MUHATAP KÎM OLACAK
8 13/08/2009 - 09:43 GERÇEKTEN ÇÖZÜM İSLAMDA MIDIR?
8 01/02/2009 - 23:16 Jitem-Korucu-İtirafçı Üçgeninde Kürt Coğrafyası
8 11/12/2008 - 12:00 Alevîlik ve Kemalizm İlişkisi
8 26/10/2008 - 16:25 ÖCALAN’IN PKK’SI KİME HİZMET EDİYOR?
8 01/10/2008 - 12:07 GÜLEN CEMAATİ VE KÜRT SORUNU
8 06/09/2008 - 17:19 6-7 Eylül Olayları
8 30/05/2008 - 15:48 PROJEYA GAP-Ê Û PIRSGIRÎKA KURD
8 26/03/2008 - 19:01 HALEPÇE KATLÎAMI
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
4 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
5 Büyük Oyunların Küçük Beyinleri
6 Leyla Zana'ya 10 Yıl Hapis Cezası
7 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
8 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
9 4+4+4 için karar günü!
10 Tarihi affın affı da geldi!

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com