Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi

- 08/03/2011 - 15:17

 

Kürtlerin birlikte yaşadığı farklı etnik kimliklere sahip halklarla aynı dini atmosferi soluması, hâlihazırda Kürt meselesi olarak bilinen soruna dini kavramlarla örülü argümanları ileri sürerek yaklaşmanın yanlışlığını gösterir. İnançsal boyuttaki özdeşliğin yol açtığı açmaza karşın evrensel kategorik ibareler olan zalim ve mazlum kavramlarıyla soruna yaklaşma, daha sağlıklı ve çözüme daha yakın bir bakıştır.

Bireysel bazdaki efendi-köle ilişkisinden başlayarak her türlü ayrımcılığın önüne geçmeye çalışan İslam dini, mutlak bir adalet nizamının inşa edilmesi noktasında tavizsiz bir pozisyona bürünmüştür. Üstünlük aracı olarak soyut bir kavram olan takvanın ön plana çıkarılması da, onun somutlaştırılmaya dönük tüm farklılıkların insanlar arasında kaosa yol açacağını hissetmesindendir. Çok farklı etnik kimlikleri bünyesinde barındıran İslam, bu kimliklerin aynı somut haklara sahip olması gerektiğini savunmuş ve bu hakların doğal haklar kategorisine girdiğini savunmuştur. Doğal hakların hiçbir şekilde çiğnenemeyeceğini; şayet bu haklara yönelik saldırı meydana gelirse saldırıya maruz kalanların haklarını savunma noktasında meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu dile getirmiştir. Saldırıyı yapanı ya da saldırıya maruz kalanı dini aidiyete göre değerlendirmeyip, evrensel kavramlar olan zalim ve mazlum kavramlarıyla tahlil etme yoluna gitmiştir. “Mazlumun dini sorulmaz.” hadisinde de ortaya konulduğu gibi, ezilen insanın hangi dini akıma mensup olursa olsun korunması ve sahiplenilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu hadisten hareket edecek olursak, zalimin de dini sorulmaz şeklinde bir çıkarımda bulunabiliriz. Yani Müslüman ya da Hrıstiyan olduğunu iddia eden bir insan mazlum olabileceği gibi zalim de olabilir. Peki, mazlum ve zalim kime denir? İnsani hakları elinden alınmış ve her türlü ruhi ve fiziki baskıya maruz kalan öznelere mazlum denilirken; başkaları üzerinde egemenliğini kurup sahip olduğu hakları diğerlerine fazla gören kişilere ve düzenlere de zalim denir. Bu minvalden hareket edecek olursak, Kürtler mazlum pozisyonunda mı yoksa zalim pozisyonunda mı? Mazlumun tanımını merkeze alarak konuşacaksak, Kürtler mazlumdur. Çünkü en doğal hakları ellerinden alınarak çeşitli fiziki ve psikolojik müdahalelerle karşı karşıya kalmıştır ve kalmaya devam etmektedir. Peki, Kürtler zalim midir? Zalimin tanımını masaya yatırdığımızda, Kürtlerin zalim olmadığı görülecektir. Çünkü komşuları olan Türk, Arap ve Fars ulusları üzerinde egemenlik kurmamışlar ve bu ulusların malik olduğu haklara sahip değillerdir. Bununla beraber rahatlıkla Türk, Arap ve Fars ulus devletlerinin ve bu devletlerin Kürtlere karşı olan zalimane politikalarını destekleyen Türklerin, Arapların ve Farsların rahatlıkla zalim olduğu söyleyebiliriz. Çünkü kendilerinin sahip olduğu hakları başkalarına fazla gören her birey, kurum ve devletin zalim olduğunu söylemiştik. Peki, çok geniş bir yelpazede seyreden bu hakların özünü teşkil eden hak hangisidir? 

Bu hak, ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı olarak bilinen siyasi otorite hakkıdır. Diğer tüm hakları bünyesinde barındırma potansiyelinden ötürü domino taşı etkisine sahip olan bu hak, aynı zamanda en doğal haktır. Türklerin, Arapların ya da Farsların kendi toprak parçalarında halklarını idare etmesi ne kadar doğal karşılanacaksa, Kürtlerin de kendi coğrafyalarında kendilerini idare etmesi o kadar doğal karşılanmalıdır. Bir devletin ya da milletin kendi sınırları dışına çıkarak başka bir toprak parçasını istila edip, o toprak parçasında yaşayan halkı asimile etmeye çalışması sadece bir insanlık suçu değil; aynı zamanda ilahi kanuna aykırı bir operasyondur. Türk, Arap ve Fars devletleri Kürtlerin asırlardır yaşadıkları toprakları parçalayarak, onlar üzerinde istediklerini yapma telaşı içine girmişlerdir. Toprak hakkına yapılmış olan bu saldırı karşısında, acaba Müslüman olduğunu iddia eden Türk, Arap ve Fars halkları niçin seslerini çıkarmamaktadırlar. Devletlerinin Kürdistan üzerindeki istilalarına cevaz veren din adamları, İsrail’in Filistin üzerindeki istilasına ise cevaz vermemektedir. İkisi de işgal değil mi? İsrail’in çeşitli hile ve entrikalarla Filistin topraklarının büyük bir kısmını ele geçirmesine mukabil, Türkiye Cumhuriyeti de Kürdistan’ın en büyük kısmını (%43) ele geçirmemiş mi? Her iki ceberut devlet de ele geçirdikleri topraklardan yeterli derecede istifade etmiyorlar mı? Baskı, işkence ve göz altılarla halkı sindirmeye çalışmıyorlar mı? Üstelik Türk, Arap ve Fars devletleri sadece bunları yapmakla yetinmeyerek Türkleştirme, Araplaştırma ve Farslılaştırma operasyonlarına girişmektedirler. Allah’ın yaratılışına müdahale ederek Kürtleri dönüştürme pervasızlığında bulunacak kadar ileri giden bu haddi aşmış zalimlere karşı, vicdani ve ilahi bir karşı koyuş gerekmiyor mu? Eğer Kürtler; Arapların, Farsların ve Türklerin yaşadıkları coğrafyalara el uzatıp oraları sömürülerine açık bir sömürge parçası haline getirselerdi, acaba Türk, Arap ve Fars halkı ne yapacaktı? Kürtleri işgalci ilan edip onlarla savaşmayacaklar mıydı? Savaşmalarında haksız olurlar mıydı? Hayır, olmazlardı. Madem haksız olmayacaklarsa, o zaman biz kendi toprağımızı müstekbir güçlerden arındırmak için sesimizi yükselttiğimizde niçin bölücü ithamına maruz kalıyoruz?

Resmi devlet ideolojilerinin oluşturmuş olduğu övgü edebiyatı, gerçekleri örtmede önemli bir araç konumundadır. Zalimin zulmüne meşru kılıflar uydurma peşinde koşan aydın müsveddeleri, şartlanmışlıkları oranında diktaların sözlerini papağan gibi tekrarlamaya çalışırlar. Katliamlar tarihi olarak bilinen Kürdistan coğrafyasını talan eden müstekbir güçlerin dalkavuk sözcüleri, işlenmiş cürümleri haklılaştırmak için kendilerine haklı nedenler bulma arayışına girerler. Başkaldıran Kürtleri asilikle suçlayan ve devletin kendilerine vermiş olduğu nimetlere nankörlük ettiklerini hemen hemen her platformda dillendirirler. “Madem seni besliyorum; o zaman bana itaat edeceksin.” önermesini çıkış noktası olarak alıp, tüm haklı istemleri ekonomik determinizmin kalın pençeleri arasında boğma çabasına girerek, Kürtleri minnet altında bırakma gayretine girerler. Aslında onların hiç de insani olmayan bu bakış tarzlarının altında ince bir paradoks yatmaktadır. Bir kere Kürtler, kendi anayurtlarını terk edip Türklere, Araplara ve Farslara sığınan mülteci konumundaki sığınmacılar değildir. Şu an hayatlarını idame ettikleri topraklarda birkaç bin asırdır yaşamaktadırlar. Tarihi kayıtlara göre Kürtlerin Mezopotamya adı verilen bu topraklardaki geçmişleri Türklere ve Araplara göre çok daha eskiyken, Farslarla yakınlık göstermektedir. Yani her halükarda Kürtler, kendileri çevreleyen üç ulustan sonra gelmemiştir bu coğrafyaya. Bundan dolayıdır ki, kimsenin Kürtlere mülteci gözüyle bakıp onları minnet altında bırakma gibi bir lüksü olamaz. Bilakis minnet altında kalması gereken birileri varsa, o da davetsiz misafir olarak buralara gelip, ev sahibini tutsak haline getirenlerdir. Bununla beraber ezen ulusların Kürtler için söylemiş oldukları “sizi besliyoruz” ifadesi de bir safsatadır. Hayır, onlar Kürtleri beslemiyor; bilakis Kürtler onları besliyor. Kürdistan’daki zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarını metropollerine taşıyarak ekonomik refah seviyelerini arttıran bu ulus devletler, işlenmemiş mamulleri işlenebilir hale getirmek için de Kürtleri üretici olarak pazar yerlerinde çalıştırmaktadırlar. Bu durum, olaylara at gözlüğüyle bakan resmi ideoloji aydınlarının, pohpohlamanın ötesinde herhangi bir fonksiyona sahip olmadığını gösterir.

Yaşam sahasının ayrıntılarında bile gözlemlenebilecek zalim-mazlum ikilemi ferdi bir etki-tepki meselesiyken; umumi temeldeki bu ikilem, toplumsal varoluşun bütüncül özellikteki yapısı sebebiyle evrensel bir görünümdedir. Diğer tüm coğrafyalarda olduğu gibi Kürdistan coğrafyasının en tenha köşelerinde bile bireysel, ailesel ve kurumsal bazda haksızlık yapanlar olduğu gibi haksızlığa maruz kalanlar da mevcuttur. Buradaki zalimlik ve mazlumluk ikilemi, coğrafyanın tamamını kapsamadığı için parçacı bir nitelik arz etmektedir. Sadece yapan ve yapılana maruz kalanı ilgilendirdiği için sınırlı haldedir. Hâlbuki Kürdistan toprak parçasının istila edilmesi cinsiyeti, aşireti, ideolojisi ne olursa olsun tüm Kürtleri etki altında bırakan tümsel bir vakadır. İşgal kuvvetleri, Kürdistan’ı sömürüye açık bir mekân haline getirmek istediklerinde, Kürtlerdeki farklılıkları önemsemeyip toptan imha etme operasyonuna girişmişlerdir. Başta Osmanlı ve Safevi devletleri olmak üzere, daha sonra vücuda getirilmiş bulunan İran, Türkiye, Suriye ve Irak devletlerinin Kürtlere karşı girişmiş bulunduğu yok etme operasyonlarında, başta ideoloji olmak üzere diğer tüm farklılıkları göz ardı edip tüm Kürtleri hedef tahtası haline getirmeleri, onların menfaatlerinden dolayı Kürt halkıyla sorunlarının olduklarını göstermektedir. Osmanlı devletinin Şeyh Ubeydullah Nehri’nin haklı istemlerle örülü ayaklanmasını bastırması, Türkiye’nin Dersim katliamına girişmesi, İran’ın Doğu Kürdistan’ın Mahabad şehrinde Gazi Muhammed’in kurmuş olduğu Kürdistan Cumhuriyetini yıkıp Gazi Muhammed’i ve arkadaşlarını idam etmesi , Irak’ın Enfal operasyonlarında on binlerce Kürdü katletmesi işgalci kuvvetlerin herhangi bir ayrıma gitmeden Kürt halkını potansiyel suçlu gördüğünü göstermektedir.Buradan Kürt halkının kendi içinde zalim-mazlum çelişkisini yaşamakla beraber, kendilerinin bir bütün olarak sömürgeci güçler tarafından mazlumlaştığı çıkarımına ulaşabiliriz. Kürtlerin kendi içlerindeki parçalı tahakkümcü güçlere karşı parçacı mustazaflık rolüyle karşılık vermesi gerekirken; kendilerini bir bütün olarak esir hale getirmeye çalışanlara karşı da yekvücut haline gelerek, bütüncül mustazaflık rolüyle karşılık vermesi gerekir.

İnsanlıkla yaşıt olan zalim ve mazlum ibareleri, doğası gereği hak gasp etme ve hak müdafaası şeklinde iki zıt açılıma sahiptir. Bireyler arası münasebetten tutun da devletlerarası ilişkilere kadar hayatın her alanında görülebilen bu açılımın Kürdistan ayağı, mazlumiyetin en hassas noktalarından biri olarak karşımızda durmaktadır. Ulus ötesi düzeyde kendini hissettiren bu soruna, temel kavramlar ışığında toprak aidiyeti şeklinde yaklaşılması çözümü kendiliğinden getirecektir.


1273

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
4 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
5 Büyük Oyunların Küçük Beyinleri
6 Leyla Zana'ya 10 Yıl Hapis Cezası
7 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
8 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
9 4+4+4 için karar günü!
10 Tarihi affın affı da geldi!

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com