Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

Davet Yolunda Bela ve Musibetlerle İmtihan

- 02/02/2011 - 19:10
İslami daveti yüklenen bireyler, cemaatler,parti ve hareketler  sünnetullah gereği davetin belli merhalelerinde çeşitli bela ve musibetlerle imtihan edilirler.  
Heva ve hevesine muhalefet edip, Allahu Teala (cc)'ya teslim olan ve İslami dünya görüşüne göre yaşamak istiyen bir kimsenin, ateşi avuçlamaktan daha zor vazifeleri vardır. Hz. Adem (as)'den itibaren devam eden tevhid mücadelesinin mahiyeti bunun en güzel delilidir. Davet yolu, zor ve meşakatli bir yoldur. Bu yol hiç bir zaman güllerle, çiçeklerle döşenmemiştir. Bu yol  basit, kısa ve kolay değildir. Aksine uzun ve zordur. Zira o, Hakk ile batıl savaşıdır. Bu yolda yürürken çeşitli bela ve musibetlerle karşılaşmak onun tabiatinin gereğidir.  
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de zülüm düzenleri tevhid erlerinin sesini kısmak, Hakka çağıran sesi susturmak ve Hak davetçilerini sindirmek için çeşitili işkenceler, eziyetler, zulümler ve komplolar düzenlemektedir. Müslümanları toplumun gözünden düşürmek için birçok çirkin oyun sergiliyebilmektedir. Bu despot ve zalim düzenler kendilerini haklı göstermek için, çirkin yalan ve iftiralar uydurmaktan geri durmu­yorlar.
Bu zülüm düzenleri davetçilerin aleyhine halkı kışkırtmak amacıyla, onları halkın ve toplumun düşmanları gibi göstermek, bölücü, fitneci ve kışkırtıclar olarak lanse etmek için bir çok hile ve desiseye baş vurmaktadır.
İmtihan, fert ve toplumlar için geçerli olduğu gibi, Allah'a dâvet eden, emr-i bi'l ma'ruf yapan müslüman cemaat için de geçerlidir. Allah yolunda cihadları esnasında mü'min bireylerin başlarına gelen belâ ve musibetler aynen müslüman cemaatin de başına gelir. Müslümanlar fert veya cemaat olarak, ellerinden mallarının cebren alınması, hapsedilmeleri, asılsız suçlamalarla işkencelere mâruz kalmaları türünden eziyetler görebilirler. Özellikle zamanımızda, bu konuda aleyhteki propaganda araçları artmıştır. Bu durumda müslüman cemaatin, düşmanlarını istedikleri gibi, etkisiz hale getirebilmeleri için sabır ve takvâya sımsıkı sarılmaları gerekmektedir. “Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.” (3/Âl-i İmran, 186)
"(Ey müminler!)Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennet'e gireceğinizi mi sandınız?! Onlara yoksulluk ve sıkıntı öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki nihâyet peygamber ve beraberindeki müminler, "Allah'ın yardımı ne zaman gelecek?" demişlerdi. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır." (Bakara, 214)
Ayette herkesin başına gelmesi muhtemel olan sıkıntılara dikkat çekilmiştir. Yani, insan, sadece iman etmekle imtihanını tamamlamış olamaz. Her gün, her an başka bir durumla karşılaşabilir ve bu durumdan kârlı veya zararlı çıkabilir.
Şu hadis-i şerifte de bu gerçek ortaya konmuştur:
Habbâb b. Erett anlatıyor: Rasûlullah Sallallahu aleyhi Vesellem Ka'be'nin gölgesinde kaftanını yastık ederek dayandığı bir sırada yanına vardık. "Yâ Rasûlallah! Bizim için Allah'a duâ edemez misin? Allah'tan yardım dileyemez misin?" dedik. (Kureyş müşriklerinin işkencelerinden şikâyet ettik) Bunun üzerine Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in rengi değişti ve şöyle buyurdu:
"Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler bulunmuştur ki, (zalimler tarafından) yakalanır, onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi o çukurun içine gömülürdü. Sonra büyük bir testere getirilir, onun başı üzerine konulurdu da cesedi ikiye bölünürdü, fakat bu onu dinden döndürmezdi. (Bir başkasına da benzer işkenceler uygulanır); demir taraklar ile etinin altındaki kemiği ve sinirleri taranırdı da, bu işkenceler o mümini dininden çevirmezdi. (Sahabelerim!) Size yemin ederek söylüyorum ki, Allah bu işi (İslâm dinini), mutlaka tamamlayacaktır. Öyle ki, bir süvârî San'â'dan Hadramevt'e kadar (tek başına) yolculuk edecek de Allah'tan ve bir de (yolcu koyun sahibi ise) koyunlarına kurdun saldırmasından başka hiçbir şeyden korkmayacaktır. Fakat sizler acele ediyorsunuz!." (Ahmed b. Hanbel, 5/109; Buharî, Menakıbu'l-Ensar,29).
Şu halde İslâm ümmeti de gerektiğinde bu tür sıkıntılardan geçeceklerdir. Nitekim eski peygamberler ve onların ümmetleri gibi Hz. Muhammed ve onun ashabı da imanlarını ve akideden kaynaklanan değerlerini rahatlarının üstünde görmüşler, bu değerleri koruma ve güçlendirme uğruna maddî ve bedensel yararlarını sonuna kadar feda etmeyi göze almışlar, büyük bela ve sıkıntılara katlanmışlardır. Allah'ın rahmetinden asla ümitlerini kesmemişler, aksine "Allah'ın yardımı ne zaman gelecek!" diye sarsılmaz bir imanla onu bekleyerek, şartların gerekli kıldığı yöntemlerle mücadelelerini sürdürmüşlerdir.
Sıkıntılarla, musibetlerle karşılaşmak kişinin nefsiyle baş başa kalıp, imtihanın en zor döneminin yaşandığı bir zaman dilimidir. İnsanın bazen bu zaman zarfında kazanımları olabildiği gibi büyük kayıpları da olabilmektedir...
Musibete karşı takınılan tavır, aynı zamanda iman ile nifakın arasını imtihan aracıdır.
Musibetleri hazırlayan etkenlerden birinin de korku olduğunu biliyoruz. Korku, insana zarar veya musibet dokunacağı ya da menfaat kaçırılacağı endişesinden doğar. Bugün daveti taşıyan müminler korkuyla imtihan ediliyor. Maalesef günümüzde Müslümanların çoğu, İslam davetini yüklenirken beraberinde getireceği tehlikelerden korkuyorlar. Zalimlerden her an musibet geleceğinden veya menfaatlerini kaybedeceklerinden korkuyorlar.
Müslüman bir cemaatın başına böylesi bir bela ve musibet geldiğinde hergün dizlerine vurup dövüneceğine, onu bunu suçlayacağına akıllıca bir şekilde geçmişin muhasebesini yaparak biz nerede hata yaptık diyerek eksikliklerini tespit edip ileriye yönelik akıllı plan ve projeler geliştirmelidir. Birbirini suçluyarak faturayı sadece birilerine kesip işin içinden sıyrılmaya çalışmak akıllı insanların yapacağı işler değildir. 
Müslüman cemaat bilmelidir ki, başına gelen her türlü imtihan, ilâhî dâveti kendisine dâvâ edinmiş müslüman cemaatleri hazırlamada geçerliliğini koruyan Allah'ın bir kanunudur, yani sünnetullahtır. Bu zorlu ve meşakkatli imtihan, cemaat için büyük bir hayırdır; çünkü bu imtihan sayesinde fertlerinin metânetli olanı zayıf olanından, iman dâvâsında dürüst olanı yalancı veya iki yüzlü olanından ayrılır. "Allah mü'minleri (şu) üzerinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir; temizi pisten ayıracaktır. Ve Allah sizi gaybe vâkıf kılacak değildir..." (3/Âl-i İmran, 179) Gaybe vâkıf olamadığımızdan, kimin münâfık, kimin samimi mü'min olduğunu anlamamız için âfetler, sıkıntılar, musibetlerle imtihan oluruz ki münâfık mü'minden ayrılmış olsun.
Müslüman cemaatin saflarını arındırmak; fert ve üyelerinin imanlarında sahtekâr, ikiyüzlü veya metânetsiz olanın bilinmesi; dürüst ve sağlam olanlarının seçilmesi, ancak cemaatin eziyet ve sıkıntılara mâruz kalması sonucunda gerçekleşebilir. Sıkıntılar, dayanıklı ve tutarlı olanı olmayandan ayırdığı gibi, dürüst olanlarla olmayanların birbirine karışmalarını, aralarında bir yanlışlık ve hatanın olmasını önler. Bu seçim/ayırım, müslüman cemaat için cidden zaruridir. Çünkü, cemaate birtakım insanlar katılır, cemaatin üyesi görünür. Bazen dürüst mü'min, bazen yalancı ikiyüzlü, bazen imanında metânet sahibi, bazen zayıf ve korkak, bazen de cemaate aşırı ve samimi mensubiyet arzeden tavırlarla dengesiz bir görünüm sergilerler. Yine, cemaatin gerçek maksatlarına ters düşen istismar, para ve menfaat toplamak, fitne çıkarmak, casusluk ve başka sebeplerden dolayı da topluluğa katılmış olanlar da çıkabilir. İşte burada, gerçek cevherin, içine karışan metal parçalardan ayrılması için ateşin gerekliliği gibi, cemaat üyelerinin iyi ve kötüsünü ayırmak için de sıkıntı ve zorlukların olması zaruridir.
Müslüman cemaatin denenmesindeki hikmet: Müslüman cemaatin sıkıntılarla denenmesi sayesinde cemaat, gerçek gücünün ölçüsünü anlar. Cemaatin gücü, doğruluk, ihlâs ve sebatı çeşitli sınavlardan geçerek belli olan üyelerin gücü ile doğru orantılıdır. Aslolan cemaatin üye sayısı değil; gerçek gücüdür. (Abdülkerim Zeydan, İlâhî Kanunların Hikmetleri, s. 118-120 )
 Mü'minin belâlarla imtihanı, onu içinde kaldığı takdirde helâk olacağı ve ecrinin azalacağı hastalıklardan kurtaracak olan bir ilâçtır. Belâ ve sıkıntılarla imtihan, onu bu hastalıklardan kurtarır, mükâfatının tamamlanmasını, derecesinin yükselmesini sağlar. Bilindiği gibi mü’min için bu imtihanın varlığı yokluğundan daha hayırlıdır. Rasulullah (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki O, bir mü’min için hayrına olmayan bir şeyle hükmetmez. Bu, ancak mü’minler içindir. Şayet mü’mine bir iyilik isâbet ederse o buna şükreder ve kendisi için hayırlı olur. Şayet bir sıkıntı isâbet ederse sabreder. Bu da kendisi için hayırlı olur.”
Bu imtihanlar ve belâlarla sınanmalar zaferi, şerefi ve âfiyeti tamamlamak içindir. Bu sebeple insanlardan en çok sıkıntıyla karşılaşanlar peygamberlerdir. Sonra derece olarak onlara yakın olanlar gelir. Kişi dinine sahip çıktığı oranda belâlarla sınanır. Şayet imanı sağlamsa başına gelecek olan belâlar şiddetlenir; imanı azsa belâlar hafifler. Hiçbir hata yapmasa bile yeryüzünde yaşadığı müddetçe mü’minin belâlarla sınanması son bulmaz.
Belâlarla imtihan zarûrî bir şeydir. Bu dünyada mü’minin başına gelen belâlar düşmanlarının kendisine saldırması, ona galebe çalması ve ara sıra onu zelil düşürmeleri gerekli bir iştir. Ondan kaçınmak mümkün değildir. Bunlar, şiddetli hastalıklar, sıcaklar, sıkıntılar ve kederler gibidir. Bunlar tabiat için ve insanın bu dünyada gelişimini tamamlaması için gerekli bir iştir. Allah bu konuda şöyle buyurur: “Allah temizi murdardan/pislikten ayırır. Sonra murdarları/kirlileri birbiri üstüne yığar. Ve hepsini birden cehenneme atar. İşte onlar, hüsrâna uğrayanlardır.” (8/Enfâl, 37)
Mü’mininlerin zaman zaman düşman tarafından mağlup edilip ezilip kırılarak imtihan edilmesinde çok büyük hikmetler vardır. Bunları tafsilâtlı bir şekilde Allah’tan başka kimse bilemez.
Bunlardan birincisi; Allah’a karşı olan kulluklarının, O’nun huzurunda âcizliklerinin, O’na muhtaç oluşlarının ve düşmanlarına karşı O’ndan yardım dilemek zorunda olduklarının ortaya çıkması içindir. Eğer daima düşmanlarına karşı muzaffer olup onları yenseler, şımararak hakkı inkâr ederlerdi. Yok eğer sürekli ezilseler, mağlup olsalar din ayaktan duramazdı.
Yenildiklerinde Rablerine yalvarıp O’na sığınsınlar, O’na boyun eğsinler ve O’na tevbe etsinler, yendiklerinde ise O’nun dinini, prensiplerini yerine getirsinler, iyiliği emredip kötülüklerden sakındırsınlar, O’nun düşmanlarıyla cihad etsinler ve dostlarına yardım etsinler diye.
Diğer bir hikmet de şudur: Şayet daima muzaffer, galip ve üstün olsalardı aralarına amacı din ve peygambere uymak olmayan çok sayıda kişiler de girerdi. Şerefleri ve üstünlükleri sebebiyle müslümanların yanına üşüşürlerdi. Daima yeniliyor ve eziliyor olsalardı, bunlardan hiç birisi onların yanına girmezdi. Allah hikmetiyle, üstünlüğü bazen onlara bazen de düşmanlarına verdi. Böylece Allah’ı isteyenle, muradı bu olmayıp yalnızca dünya malını ve makamı isteyenleri birbirinden ayırmış oldu.
Hikmetlerden birisi de; Allah’ın kullarının sıkıntı ve bollukta, âfiyet ve belâ halinde, galip ve mağlup olduklarında kulluklarını tam yapmalarını sevmesidir.
Bir başka hikmet de, mü’minlerin düşmanlarının galebesiyle imtihan edilmeleri, onları tevbeye ve samimiyete sevkeder. Onların ahlâklarını güzelleştirir. (Ahmet kalkan kavram tefsiri)
Allahu Teala şöyle buyuruyor:
 “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer gerçekten iman etmiş iseniz, üstün gelecek olan sizsiniz. Eğer size bir sıkıntı isâbet etmişse (biliniz ki) benzeri bir sıkıntı düşmanınız olan kavme de isâbet etmişti. Bunlar (yengilgi ve zafer) insanlar arasında sırayla değiştirdiğimiz günlerdir. Tâ ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şehidler/şâhitler edinsin. Allah zâlimleri sevmez. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak ve kâfirleri de helâk etmek ister. Yoksa, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?” (3/Âl-i İmran, 139-142 Bu konuda Hz. Alî(r.a) şöyle buyuruyor:
 “Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir.” (Hz. Ali r.a.)
“Başkalarının acılarından, geçmiş felâketlerden ders alanlar, gerçekten mutlu kişilerdir.” (Hz. Ali r.a.)
Evet bela ve musibetler zorlukların ve yoklukların kendisi, varlıkların kemale doğru hareket etmelerinde en önemli ve zorunlu etkendir. Öyle ki, bu zorluklar özellikle de insan aleminde olmasaydı, en üstün değerler sayılan kemale yönelik hareketler ve çabalar da olmazdı. Acılar, musibetler ve zorluklar insanlar arasında olgunlaşmaların, dahiliklerin ve kemallerin meydana gelmesine vesile olur. Öyle ki, bu zorluklar, acılar ve musibetler olmasa, böyle dahilikler, olgunlaşmalar, gelişmeler ve kahramanlıklar da olamaz.
Zorluklar içerisinde bulunan bir millet iradeli ve kahraman bir millet olur. Bolluk ve nimet içerisinde olup, rahatlık peşinde olan bir millet de ateşten, sudan çekinen tembel ve ürkek bir toplumu oluşturur.
Eğer, açlığın acısı olmazsa, tokluğun lezzeti de olmaz. Eğer, çirkinlik olmazsa, güzellik de bir anlam taşımaz. Eğer, heva heves peşinde gitme ve sapma imkânı olmazsa, takva, doğruluk ve iffet de bir değer ifade etmez. Eğer, rekabetler ve düşmanlıklar olmazsa, hareketlilik ve yarışma da olmaz. Eğer, savaş olmazsa, gelişme ve medeniyet de olmaz. Eğer, baskı ve diktatörlük olmazsa, hürriyet ve hürriyet talebinin de bir değeri kalmaz.
Şu halde islami bir camiada görülen zorluklar, bela ve musibetler, olumsuzluklar ve sıkıntılar o camianın gelişip tekamüle ermesi için en önemli bir etken olup varlığı zorunludur. Gerçek cevherlerin ortaya çıkması, davaya samimi bir şekilde inananların ortaya çıkması için bu tür bela musibetler rahmet ve  zorunlu unsurlardır.

1118

 

YORUMLAR

sermest 05-02-2011, 14:41:05
Ali Şeriati der ki, insanların hakka yanaşmasının önündeki en büyük engeller; cehalet, korku ve menfaattır. İslami bir camiaya mensup lduğumuz için cehalet faktörünü ortadan kaldırmış oluyoruz. Ama korku ve menfaat sürekli bizi rahatsız eden ve hakkıyla İslami davaya kendimizi vermemizin önündeki en büyük engelerdir.Birer çıban konumunda olan bu unsurlardan kendini sıyıramayanların dava erleri olmayacağını müşahade edip kendi yol haritamızı yeniden çizmeliyiz.
 
layver 04-02-2011, 23:55:06
Adar kardeşin tespitine aynen imzamı atıyorum.Yazıdan dolaya Fikri kardeşimizden Allah razı olsun
 
adar 03-02-2011, 15:23:39
Gerçekten de şu anda bizim en büyük sıkıntımız, korkularından ya da menfaatlerinden dolayı asli görev olan tebliğ görevini yerine getiremeyenlerin üzerimizde oluşturduğu karabasandır. Hem kendileri ciddi manada işin içine girmemekte, hem de işin içine girmeye çalışanlara engel olmaktadırlar. Bu saatten sonra yapılacak tek bir şey vardır: Taşın altına elini sokmak isteyenlerle beraber yol almak. İnanıyorum ki, iyiniyet ve samimiyet bizlere yeni kapılar açacaktır.
 
irfan 03-02-2011, 10:59:18
güzel bir yazı olmuş. türkiyenin sorunlarından bir nebze olsun uzaklaşıp asli işlerimize ve davet yolundaki gelecegımıze güzel bir yazıyla katkı yapmışsın
 
murat bozdemir 02-02-2011, 22:52:00
imtihan büyülü bir kapı gibi... her açıldığında önüne yeni bir dünya açılıyor. tekrarı olmayan tekrarlardan yaşıyoruz. yaşanmışlıklardan(imtihanlardan) illa ki bir şey çıkar. dua edelim ki imtihanlarımızdan güzel şeyler çıksın.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 08/05/2012 - 09:18 İslami Hareket ve Problemlerimiz
8 10/04/2012 - 22:50 Dava Kardeşliği
8 30/03/2012 - 11:26 Dava Adamı
8 19/03/2012 - 20:25 Kürdlere Yönelik Linç Girişimleri
8 27/02/2012 - 21:28 Müslüman Şikayet Eden Değil, Kendini Değiştirip Yenileyendir
8 13/02/2012 - 18:45 Özeleştiri Yaparak İlerlemek
8 02/02/2012 - 08:39 Eleştiri Hastalığı
8 19/01/2012 - 09:12 Kürtçülük ve Yurtseverlik Suçlamaları
8 30/12/2011 - 08:26 Ustalık Dönemi Bakanı
8 20/11/2011 - 11:25 Davet Yolunda Amaç ve Hedef Sahibi Olmak
8 21/08/2011 - 01:54 Davet Yolunda Plan ve Program Yapmanın Önemi -3
8 17/04/2011 - 11:03 Davet Yolunda Bela ve Musibetlere Sabır
8 02/02/2011 - 19:10 Davet Yolunda Bela ve Musibetlerle İmtihan
8 26/11/2010 - 12:19 LAİK REJİMİN İMAN VE İRŞAT ERLERİ!
8 07/11/2010 - 13:50 ATEŞKES SÜRECİ VE BU SÜRECİ BEKLEYEN TEHLİKLER
8 23/08/2010 - 22:05 BİRAZCIK EVET
8 09/05/2010 - 22:54 BDP ERGENEKON EL ELE
8 28/08/2009 - 00:00 MUHATAP KÎM OLACAK
8 13/08/2009 - 09:43 GERÇEKTEN ÇÖZÜM İSLAMDA MIDIR?
8 01/02/2009 - 23:16 Jitem-Korucu-İtirafçı Üçgeninde Kürt Coğrafyası
8 11/12/2008 - 12:00 Alevîlik ve Kemalizm İlişkisi
8 26/10/2008 - 16:25 ÖCALAN’IN PKK’SI KİME HİZMET EDİYOR?
8 01/10/2008 - 12:07 GÜLEN CEMAATİ VE KÜRT SORUNU
8 06/09/2008 - 17:19 6-7 Eylül Olayları
8 30/05/2008 - 15:48 PROJEYA GAP-Ê Û PIRSGIRÎKA KURD
8 26/03/2008 - 19:01 HALEPÇE KATLÎAMI
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
4 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
5 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
6 Leyla Zana'ya 10 Yıl Hapis Cezası
7 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
8 4+4+4 için karar günü!
9 Tarihi affın affı da geldi!
10 Tanklar mesajdan sonra yürütüldü

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com