Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

Ümmet-Ulus Bağlamındaki Teorik Problemi Aşmak

- 12/01/2011 - 11:08
Avrupa menşeli milliyetçilik, İslam dünyasını temsil edip gerileme ve dağılma sürecini yaşayan Osmanlıyı tehdit ettiği zaman, o dönemin siyasilerinin, düşünürlerinin ve ulemasının kahir ekseriyeti bu tehdidi savmak için milliyetçiliği reddetme/dışlama stratejisini benimsedi. Bazıları milliyetçiliğe karşı Osmanlıcılığı alternatif olarak geliştirmeye çalışırken, küçükten de olsa bazıları milliyetçiliği benimsemeye başladı.
 
Sonuçta Osmanlıcılık alternatifi ile red cephesi milliyetçilik dalgası karşısında yenilgiye uğradı. Osmanlıcılığın yenilgiye uğraması kaçınılmazdı. Zira Osmanlı ailesine dayalı imparatorluk miadını doldurmuştu. Bu sebeple konu üzerinde fazla durmaya gerek yoktur.
 
Asıl üzerinde durulması gereken ve konumuzun ana eksenini oluşturan mevzu, İslam Dini ve ümmet mefkuresine dayanılarak geliştirilen reddin neden başarısız kaldığı, reddin dışında neden bir cevap geliştirilemediği ve bir cevabımızın olup olmayacağıdır.
 
Batı menşeli milliyetçiliğe karşı çıkışın dört ana delili vardı ki, bugün de genel olarak aynı delillere dayanılarak milliyetçilik reddediliyor
 
1-Milliyetçilik, kavimleri birbirlerine karşı üstünlük/tefahür yarışına sokuyor. Oysa İslam'da üstünlüğün ölçüsü, takvadır; etnik köken veya vatan değil. Bu yönüyle milliyetçilik İslam ile çelişiyor ve reddedilmesi gerekiyor.
 
2-Milliyetçilik, kavimleri birbirine yabancılaştırıyor, yek diğerine bigane hale getiriyor ve hatta birbirlerini düşman olarak telakki etmelerine neden oluyor. Bu yönüyle milliyetçilik İslam'ın açık düsturu olan "Müminler kardeştir" ayetiyle çelişiyor ve reddedilmesi gerekiyor.
 
3-Milliyetçilik, ümmeti parçalıyor ve Batılılar ümmeti bölüp yönetmek, istismar ve istihmar etmek için milliyetçiliği bir strateji olarak kullanıyorlar. Bu sebeple milliyetçilik kabul edilemez.
 
4-Milliyetçiliğin, asırlar boyu süre gelen siyasal gelenekle çelişmesi. Milliyetçilik cereyanı İslam dünyasına sirayet edene kadar genellikle İslam dünyası büyük imparatorluklar şeklinde yönetildi. Tek padişah/halife, tek ülke, çok millet şeklinde. Yeni milliyetçiliğin öngördüğü devlet modeli, geleneksel siyasal yapıyla çelişiyordu ve de geleneksel yapı ümmetin sahih tezahürü olarak görüldüğü için milliyetçilik, bütün yönleriyle ümmet mefkuresine ters kabul edildi ve reddedildi.
 
Sonuç, red cephesinin yenilgisine yol açtı. Mesele sadece yenilgi değildir. Yüz milyonlarca Müslüman İslam düşüncesinden uzaklaştı, bazı uluslar yitirildi. Ulusal egemenliklerine kavuşanlar da ulusal egemenliklerinden yoksun kalanlar da İslam'a sırt döndü. Ümmete çok ağır bir fatura ödetildi ve ödetilmektedir.
 
Bazı konular, bazı fikri akımlar vardır ki, onları sadece reddetmek çözüm değildir. Bu tür konuları tümden reddin çok ağır neticeleri olur. Tümden red yerine analitik bir değerlendirmeye tabi tutup kendi değerlerimizle çelişen ve çelişmeyen yanlarını dikkate alarak kendi değerler manzumemiz içinde makul alternatif çözümler üreterek  tehlikeyi faydaya çevirebilirdik, çevirebiliriz.
 
Milliyetçiliğin reddine ilişkin sıraladığım dört delilden ilk üçü, İslam'ın kendi mensupları için öngördüğü yaşam biçimi ve vaz ettiği değerlerle çelişiyor. Bu üç delil doğru ve yerindedir ama dikkate alınmayan ve alınamayan esas mesele, dördüncü konuda gizlidir: Ulusal egemenlik konusu.
 
Osmanlının sonlarına kadar uygulana gelen siyasal yönetim tarzları, her şeyden önce İslam'ın temel değerleriyle ilgili bir konu değildi. Siyasal iktidar ve devlet konuları, zamana ve zemine göre değişkendir. Devlet formunun şekline ilişkin hiçbir nass yoktur. İslam, muhteva üzerinde durmuştur. Dolaysıyla şekle bakarak şu devlet biçimi İslami, bu devlet biçimi gayrı İslamidir şeklindeki yargılarımızı dayandırabileceğimiz hiçbir nass yoktur. Buna binaen, ulusal egemenliklere dayalı devlet şeklinin, geleneksel devlet şekliyle çeliştiği için reddedilmesi İslami bir red değildi ve değildir.
 
Her bir ulusun kendi egemenlik hakkını kullanmasına aykırı bir nass olmadığı gibi, ulusal egemenlik hakkının kullanılması ümmet mefkuresiyle de çelişmez.
 
Ümmet kavramı, " ام" kökünden olup kelime manası olarak kasdetmek anlamında kullanılmıştır. "ام" kelimesinin Arapça'da anne için kullanılması da, çocuğun kendi maddi ve manevi ihtiyaçları için annesini kasdetmesi, annesini istemesi cihetiyledir. Ümmet kelimesi kavram olarak, ortak hedef ve maksadın bir araya getirdiği insan toplulukları için kullanılır. Bir diğer ifadeyle ortak itikad ve inancın birleştirdiği insan topluluğuna ümmet denir. Bu bakımdan ümmet, inanç ve akide ile ilgili bir kavramdır.
 
Kur'an'da ümmet kelimesi 64 kez kullanılmıştır. Beş kez tekil olarak yani "امة" şeklinde ve 13 kez de çoğul olarak yani "امم" şeklinde gelmiştir. Ümmet kelimesi Kur'an'da genel olarak beş ayrı anlamda kullanılmıştır:
 
1- Önder ve rehber anlamında. "İbrahim. Gerçekten Hakka yönelen, Allah'a itaat eden bir önder(امة) idi; Allah'a ortak koşanlardan değildi." (Nahl/120)
 
2-Belirli bir zaman dilimi anlamında. "Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye(امة معدودة) kadar ertelersek, mutlaka 'Onun gelmesini engelleyen nedir' derler." (Hud/8)
 
3- Yol, yöntem ve din anlamında. "Hayır! 'Sadece biz babalarımızı bir din(امة) üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz' derler."              (Zuhruf/22)
 
4-Hayvan/canlı toplulukları anlamında. "Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklar(امم)dir." (En'am/38)
 
5-İnsan toplulukları için. Bu anlamda 58 kez kullanılmıştır. "Siz, insanların iyiliği için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz." (Al-i İmran/110)
 
Ümmet kelimesi, kavramı ve Kur'an'da kullanım şekli itibariyle, inanç/din birliğini ifade ediyor. İslam ümmeti veya Ümmet-i Muhammed derken, İslam'a ve Hz. Muhammed'e inanan insanların toplamını ifade ediyor. İsa'nın ümmeti, Musa'nın ümmeti derken de bu iki büyük peygambere inanan insanların toplamı kastediliyor. Dolaysıyla ümmetin sınırlarını ırk, renk, dil belirlemediği gibi siyasi coğrafya ve siyasi iktidar birliği de belirlemiyor. Sınırları inanç ve din belirliyor. Ümmet demek, bugünkü maruf tanımla tek devlet, tek kavim ve tek bayrak anlamına gelmiyor. Yani ümmet siyasal egemenlikteki birliği ifade etmiyor, dindeki birliği ifade ediyor. Nasıl ki, ayrı rengi, ırkı ve dili paylaşanlar ümmeti oluşturuyor ve bu farklılıklar ümmet ile çelişmiyorsa, her bir Müslüman kavmin kendi egemenlik hakkını kullanması da ümmet olmakla tezat oluşturmuyor. Ümmet kavramı, mutlaka bütün Müslümanların tek bir imam/halife ve tek bir devlet çatısı altında toplanmasını olmazsa olmaz kabilinden bir şart olarak öngörmüyor.
 
"Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki, Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır."(Hucurat/13) ayeti mucibince insanoğlu bir anne-babadan gelmektedir. Allah hayatı kolaylaştırmak için onları kavimlere ayırmıştır. Her bir kavim farklı bir dil, renk ve kültür anlamına geldiği gibi farklı bir egemenlik anlamına da gelir. Kur'an bunu nefyetmiyor. İnsanlar arasındaki değer farkını inanca, takvaya bağlıyor. Yani önemli olan insanın veya Müslümanların inançları, dünya görüşleri ve hayat telakkileridir. Kur'an, birliği burada, muhtevada arıyor, siyasal egemenlik birliğinde aramıyor. Vahdet ve ümmetin birliği, değerler manzumesi üzerinedir; bir kavmin veya kavimlerin bir diğer kavmin dili ve egemenliği temelinde değildir. İnanç ve değerler birliği varsa, egemenlik farkı, çatışma ve yabancılaşmaya yol açmaz, kardeşliğe ve yardımlaşmaya engel olmaz, aksine kardeşler birliğini oluşturur. Eğer bütün kavimler, "Müminler kardeştir" ayetine inanıyorsa, siyasal egemenlik farkı kardeşliği zedelemez, aksine pekiştirir.
 
Kur'an, ümmetlerin birbirlerinden değer bakımından farklı olabileceğini, bir ümmetin diğerlerine göre daha üstün olabileceğini ifade ediyor. Örneğin İslam ümmetiyle ilgili Allah u Teala, "Siz insanların iyiliği için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder kötülükten sakındırır ve Allah'a inanırsınız." (Al-i İmran/110)  buyuruyor.
 
İslam ümmeti, en hayırlı ümmet olarak nitelendirilirken bu üstünlüğün nedenleri de belirtilmiştir. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak ve Allah'a iman etmek. Emr-i bilmaruf ve nehy-i anilmünker ilkesi, ümmeti kontrol altında tutuyor, onlara yön veriyor, salah üzere yaşamalarına imkan sunuyor. İslam ümmetinin üstünlüğü, imana, değerlere ve muhtevaya bağlanmıştır. Ümmeti tanımlayan bu ayette renk, dil, ırk, vatan ve siyasal egemenlik biçimine hiçbir şekilde atıfta bulunulmamıştır. Ümmetin tümü bir devlet halinde de olabilir, her bir kavmin kendine ait devleti de olabilir, siyasi ve idari biçimleri fark edebilir. Bunların hiç birinin İslam açısından sakıncası yoktur. Ümmet, hangi siyasal yapılanma içinde olursa olsun, önemli olan, ümmetin İslami değerleri hayata aktarmasıdır. Buna binaen her bir kavmin kendi siyasal egemenlik hakkını kullanması, ümmet mefkuresiyle çelişmez.
 
Hakeza Hücurat Suresi onuncu ayette ifade edilen, "Ancak Müminler kardeştir" ilkesi de tamamen inanç ve iman esası üzerinedir. Allah'a iman eden herkes kardeştir. Kardeşliğin temeli imandır. Bütün müminlerin kardeş olması, aynı devlet içinde yer almalarını ve aynı dili kullanmalarını gerektirmiyor. Böyle bir zorunluluk yoktur. Ümmeti bu anlamda yorumlamamızı iktiza eden şer'i bir delil mevcut değildir. İslam, müminleri kardeş ilan ederken dil, ırk, vatan ve devleti hiçbir şekilde dikkate almıyor. Öyleyse ümmeti oluşturan kavimlerin tümü bir devlet çatısı altında da toplanabilir, her bir kavim kendi devletini de kurabilir. Ümmet ve kardeşlik ilkesi, ulusal egemenlik hakkının kullanılmasına mani değildir. İslam ümmetinin elli kavim ve elli devletten oluştuğunu varsayalım. Eğer bu elli kavim ve devlet ve halkları İslami değerleri hayata aktarıyorsa, birbirleriyle kardeşçe ilişki kuruyorsa, bu siyasal yapı ümmet ve kardeşlik anlayışıyla çelişmez. Her bir kardeşin kendine ait evinin olması neden kardeşliğe aykırı olsun? Üç-beş kardeşin bir zorunluluk yoksa kardeşlerden birinin evinde yaşamak zorunda olması, kardeşliğin gereği değildir. Kardeşlik, bütün kardeşlerin el ele vererek tümünün ev sahibi olmasını gerektirir. Müstakil yaşasınlar ama yardımlaşmayı, dayanışmayı, birbirini sahiplenmeyi ve yek vücut olmayı ihmal etmesinler. İşte ümmet, mümin kardeş kavimler arasındaki bu birliğe ve vahdete tekabül eder. Kardeş kavimlerden her birinin kendi evinin ve bağımsız devletinin olması da ulusal egemenliklere tekabül eder. Kardeşlerden her biri bir kavmi ve devleti, toplamı da ümmeti ifade eder. Bu ikisi arasında çelişki yoktur. Çelişki, bizim ümmet kavramından bütün kardeşlerin veya bazı kardeşlerin bir diğer kardeşin elinin altında kalması gerekir şeklinde bir çıkarımda bulunmamızdan, vahdetin ancak bu şekilde sağlanacağına olan inancımızdan kaynaklanıyor. Çelişki, bizim mazideki siyasal modellerin zihnimizde oluşturduğu anlayış, algı ve çıkarımları yeniden yorumlayamamızdan neşet ediyor.
 
Eğer ümmet ve kardeşliği İslami çerçeve içinde kalarak bu şekilde yorumlarsak(bu yoruma katılmayanların müdellel görüşlerinden yararlanmayı umuyorum) ulusalcılığın/milliyetçiliğin zararlı unsurları ayıklanmış ama öte taraftan da uluslara egemenlik hakkı tanınarak onların İslami değerler içinde kalmaları sağlanmış, ümmetin bütünlüğü korunmuş olur. Böylece bir asırdır ümmet-ulusal egemenlik bağlamındaki teorik problemi aşmış oluruz. Çünkü bu teorik problemi aşamadığımız için milliyetçilik dalgasına karşı koyamadık, alternatif geliştiremedik ve ulusları İslam dairesi içinde tutmada ciddi kayıplar verdik.
 
Batı menşeli milliyetçilik dalgası İslam dünyasını sardığında bu şekilde bir formül uygulanabilseydi, 'İslami değerler muvacehesinde kalmak koşuluyla ulusal egemenliklere evet' denebilseydi, Batılı sömürgeci güçlerin emelleri de boşa çıkarılabilir ve ümmetin birliği de korunabilir idi.
 
İslam dünyasında ulusal egemenliğe ümmet dairesi içinde çözüm önerilemediği için ulusal egemenliği isteyenler başkalarının kucağına itildi. Örneğin Kürdler'e Stalin destek verdi. Stalin'in amacı, Sovyetler Birliği'ne bağlı sosyalist bir Kürdistan oluşturmaktı. Yani muhteva sosyalizm, şekil ulusal olacaktı. Sosyalist Kürdistan teşkil edilecekti ki, değerler manzumesini enternasyonal sosyalizm oluşturacaktı. Bu bir tür enternasyonal sosyalizm ile nasyonal sosyalizmin birleştirilmesiydi. Stalin'in ve Sovyetler Birliği'nin bu yöndeki destekleri Kürd hareketlerini ideolojik olarak İslam'dan sosyalizme doğru evirdi. Kadı Muhammed ve Molla Mustafa Berzani her ikisi de molla olmalarına rağmen ulusal egemenlik taleplerinde Sovyetler'den destek buldular. Molla Mustafa Berzani Irak, İran, Türkiye üçgeninde sıkışınca soluğu Sovyetler Birliği'nde almak zorunda kaldı. Çünkü kapılarını açan sadece orasıydı. Bu destek, bir çok Kürd hareketini sosyalizme yönlendirdi. Talabani'nin hareketi, İran KDP'si sosyalist temelde şekillenirken PKK da katı bir sosyalist hareket olarak ortaya çıktı. Sovyetler Birliği'nin dağılması ve sosyalizmin iflasından sonra bile bu hareket ideolojik savrulmadan henüz geri dönebilmiş değil. Bu hareketler sosyalist ideolojinin ve Batı milliyetçiliğinin etkileriyle din karşıtı bir pozisyon aldı ve dini kendi hedefleri için bir engel olarak görmeye başladı. İdeolojik karşıtlık Kürdleri, Kürdlerin dilini savunanlar ve dinini savunanlar şeklinde ikiye böldü. Müslüman Kürdler ve sosyalist milliyetçi Kürdler. Birisi Kürdlerin dilini, ötekisi dinini savunmaya başladı. Din ile dil bir bakıma karşı karşıya geldi. Dinsiz ama dilli, dinli ama dilsiz gibi bir ayrım gelişti. Dilini savunanların ahireti, dinini savunanların dünyası tehlike atına girdi. Kürdler adeta dünya ile ahiretten birini tercihe zorlandı. Bu ikilemin bu denli güçlü bir şekilde tezahür etmesi, başından beri Müslümanların İslami değerler muvacehesinde ulusal egemenlik hakkını savunamamasından kaynaklandı. Bu tez savunulabilseydi, egemenliğine ulaşan Türklerin de bu hakka ulaşamayan Kürdlerin de hem dinleri hem de dünyaları emanda kalabilirdi. Dünyamız ve ahiretimiz bu kadar tehlikeye girmezdi. En doğrusu ne ahiretlerinin ne de dünyalarının zarar görmemesiydi. İkisinden birini yitirmeye mecbur edilmemesiydi. Dünyada da ahirette de 'ihsan'ı elde etmek varken neden ve niçin ikisinden birinde veya her ikisinde de hüsrana mahkum edilsin? Her Müslüman Kavme olduğu gibi Kürdlere de hem dinleri hem de dilleri lazımdır.
 
Sonuç itibariyle İslami değerler ve ölçüler bakımından bütün kavimlerin ve ez cümle Kürdlerin egemenlik haklarını savunmamızda bir mani yoktur. Dinini, dilini ve egemenlik haklarını talep eden Kürdleri bu tabii haklarından mahrum bırakmak doğru değildir.
 
Kürdler ile Türklerin bir çatı altında yaşaması, özerk yapılara kavuşması, federasyon şeklini benimsemesi veya bağımsız iki devlet olması konuları dinin belirlediği veya belirleyeceği konular değildir. Çünkü İslam şekle bakmaz, muhtevayı esas alır. Bu şıklardan hangisi iki kavim tarafından mutabakat sonucu tercih edilse, İslam'ın makbulüdür. Neye karar verileceği, Müslüman kavimlerin kendilerine bırakılmıştır. Bu konulardaki karar hakkı, insanlara aittir.
 
İşin teorik yanı bundan ibarettir. Pratikte gelişecek olanı konjonktür belirler. Koşullar dikkate alınarak maslahat neyi gerektiriyorsa o tercih edilebilir.

1614

 

YORUMLAR

XELİL MARUNİSİ 25-01-2011, 11:49:50
ben böylesi yazıları özlemiştim. yuvarlak ve ne dediğini somutlaştıramayan yazılardan artık bıktım. doğrusu. islami terimleri yerli yerinde kullanarak müslüman kişiliğin durması gereken durağı iyi özetlemiştir. güzel insan sizi 1992 de görmüştüm. allah yardımcınız olsun sağlık ve selamet ile kalın
 
mehmet 20-01-2011, 15:54:27
selam biraz önce bu yazıyla beraber muhsin olabilmek yazısını beraber okudum. orada bir yorum göremedim. ümmetimiz siyaset noktasında çok bilinçleşmiş olmalı. bu yüzden bugün ümmet çok iyi halde. bana göre önce ümmet muhsin olamadığı için, ihsana ilk yorum yapmayıp siyasi her konuya kendini muktedir gördüğü için gerideyiz. hiç bir zaman allaha dayanmayı bilmiyoruz. kendi siyasi çıkarımlarımız herşeyin üstünde.
 
şükrullah 14-01-2011, 23:55:48
islamcılar ne zaman anlayacak siyasal tek ümmet anlayışının endülüs emevi devletinin kurulmasından sonra yıkıldığını.ümmet kürtlere özgürlük verince parçalanacak.evet biz ümmetçiyiz.fakat ancak eşitlerin kurmuş olduğu herkesin herkes kadar hakkı olduğu bir birlikle ancak bu olur.zeki abinin ayet ekseninde açıkladığı gerçek çoğu kişinin hoşuna gitmesede üzerinde düşünmeğe ve gündem edilmesi gerek.
 
adar 14-01-2011, 16:45:04
Kürdistan'ın ruhuna uygun bir yazı. Üstad Zeki Savaş'tan böyle bir yazı yazmasını sürekli bekliyordum. Özellikle İslami kavramları çıkış noktası olarak alması ve İslami devletin şekle değil, içeriğe önem verdiğini ifade etmesi önemle görülmesi gereken ibarelerdir. Zeki Hoca'nın bu bakış tarzı hem devletçi muhafazakâr Türk kanadının, hem radikal Türk ve Kürt İslamcılarının sanal ümmetçiliğine karşı çok dayanaklı ve yıpranmaz bir bakış tarzıdır.
 
Ahmet 13-01-2011, 11:58:05
Zeki Savaş kardeşimiz. size ulaşabileceğimiz kendi email adresiniz var mı. yazılarınızın başka bir web sitesinde yayınlanmasına müsadelerinzle ilgili birkaç sual etmek isteriz.

 
/* Ahmet Bey,
Bizde e-mailiniz bulunmadığından size ulaşamadık bilgi.ufku@hotmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.
Allah'a emanet olun. (EDİTÖR) */
Reşat 13-01-2011, 08:42:18
Zeki hocam son yaşanan tahliyeler üzerine bir degerlendirmeniz olacakmı.
 
Berzan 13-01-2011, 08:28:28
Zeki savaşın önerisi yeteri kadar destek görse daha doğru bir deyimle ounla aynı fikri paylaşan çevrenin bu düşünce doğrultusunda bir fikir işçisi gibi molla mansurun deyimiyle kendisini davasının memuru telakkisiyle işi ele alabilseler bu coğrafyaya adalet ve huzur güneşini doğduracaklardır.
Bu camia Kürdistanın en özgün en mazlum ve bir okadarda onurlu camiasıdır. Yani halk ile kader birliği edinmişlerdir. Ve bu da bu halka daha kolay ulaşabilmelerinin en önemli gerekçesi olmaktadır.
 
murat bozdemir 12-01-2011, 22:47:27
gerçek sizin anlattığınız kadar yalın. bu dil üzüm yemek isteyen, iyi bir şeylerin hasıl olmasını isteyen islami bir dil. ne çok abartılı modern ulus devlet kavramlarına, ne de tarihi yeniden yazmaya ihtiyaç duyuyor. ancak islamcılar arasında (özellikle üs olarak hamza türkmen ve haksöz bu role soyunmuş) son zamanlarda çok revaçta olan modern ulus devlet islami değildir, islam karşıtıdır v.s. lafların ardında samimi yaklaşımlar beklemek mümkün değil. zaten ulus olmuş türklere bunu söylemiyor, ha siz kürtler hakimiyet peşinde koşmayın, bırakın olduğu gibi kalsın, ümmet tefrikaya düşmesin..gören ümmeti bölen kürtlermiş ulus olan bir tek kürtlermiş gibi düşünür. oysa ne millet, ne devlet, nede herhangi bir eğemenliğe sahip olmayan ve zülum altında olan bizleriz. birilerinin bunu hatırlatması gerekir sanırım. birileri islam adına farklı birşeyler devşirmek istiyor. bu çok açık. ama müslüman kürtler onların oyununa gelmemeli, zamanında ihlas, fettullah hoca yoluyla kürtlerin kendileri olmalarına engel olarak çıkarılan islam, sanırım son zamanlarda farklı bir kulvarda ihtiyaç duyulmuş ve yürürlüğe koyulmuş. son zamanlarda bazılarının kurdistan merakını çok hayra yormayalım. Ve kürdler kadı muhammedi yeniden ve yeniden okumalıdırlar. keşke tüm kalbler dürüst ve salim olsa.
 
Zeki SAVAS 12-01-2011, 16:59:19
Makul Beyin uyarisi yerindedir."Dinsiz ama dilli, Dinli ama dilsiz seklinde olmaliydi. Editorden duzeltmesi rica olunur.Tesekkurler.
 
makul 12-01-2011, 15:39:53
"Dinsiz ama dilli, dilli ama dinsiz gibi bir ayrım gelişti." bu cümle farklı olması gerekmiyor mu? Çünkü ikisi de aynı anlama geliyor. "Dinsiz ama dilli, Dinli ama dilsiz" şeklinde olması gerekmiyor mu?
 
ab 12-01-2011, 11:56:14
hocam peki islami değerler çerçevesinde değil de sadece ulusal egemenlik bağlamında mazlum bir halkın bağımsız bir devlet olmasına nasıl bakılmalıdır.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 18/05/2012 - 08:49 Kürdistan Birleşik Federasyonları
8 26/03/2012 - 10:15 Evrensel Bir Soruna Kur'ani Temelde Çözüm Arayışı
8 31/01/2012 - 09:51 Sırların Açığa Çıktığı Gün
8 27/01/2012 - 08:38 Yargısız İnfaz Merkezi: Amed (Diyarbakır)
8 19/01/2012 - 09:03 Devlet-Millet İlişkisinde Öncelik Meselesi
8 10/01/2012 - 17:59 Devlet Kibri
8 29/12/2011 - 20:40 Devlet Terör Örgütü
8 27/12/2011 - 09:25 Fars Körfezi Isınıyor
8 12/12/2011 - 21:13 ABD'nin Düştüğü Elektronik Tuzak
8 28/11/2011 - 10:27 Tunus'ta Başlayan Bahar Suriye'de Hazan Olmasın
8 18/11/2011 - 17:11 Washington-Tahran Arasındaki Psikolojik Savaşın Tehlikeleri
8 30/10/2011 - 19:36 Referandum ve Müzakere
8 08/09/2011 - 13:26 Amerika, İsrail ve Kürd meselesi
8 23/08/2011 - 02:25 İltimas-ı Dua
8 06/08/2011 - 00:58 Ariflerin Bayramı
8 21/06/2011 - 17:22 Değerler Manzumesi Açısından Suriye ve Bahreyn Konusu
8 04/05/2011 - 08:08 Biz Henüz İntikam Alamadık
8 12/02/2011 - 23:01 Tevhidi Mesaj Ulusal Dil
8 12/01/2011 - 11:08 Ümmet-Ulus Bağlamındaki Teorik Problemi Aşmak
8 30/12/2010 - 17:12 Kürd Danışma Meclisi
8 17/12/2010 - 19:29 Tampon Kürdler
8 11/12/2010 - 21:30 Basit Sorular
8 03/12/2010 - 11:02 İslam Devletinde Davetin Zorluğu
8 15/11/2010 - 16:23 Güney Kürdistan'ın Ağırlığı
8 21/08/2010 - 22:45 NECDEYN
8 28/07/2010 - 11:09 Esastan Tartışalım
8 16/06/2010 - 23:13 FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (20)
8 30/05/2010 - 15:15 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(19)
8 24/05/2010 - 19:13 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(18)
8 16/05/2010 - 20:10 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(17)
8 11/05/2010 - 23:46 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (16)
8 02/05/2010 - 18:16 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(15)
8 22/04/2010 - 18:54 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(14)
8 12/04/2010 - 11:19 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(13)
8 02/04/2010 - 12:16 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(12)
8 29/03/2010 - 15:14 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(11)
8 22/03/2010 - 09:44 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(10)
8 15/03/2010 - 08:37 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(9)
8 08/03/2010 - 08:45 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(8)
8 22/02/2010 - 10:09 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(7)
8 15/02/2010 - 08:20 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(6)
8 08/02/2010 - 09:39 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(5)
8 01/02/2010 - 00:15 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(4)
8 25/01/2010 - 17:22 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (3)
8 18/01/2010 - 17:37 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(2)
8 13/01/2010 - 18:02 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(1)
8 13/12/2009 - 23:09 Sözü Olanlar ve Silahı Olanlar
8 09/12/2009 - 14:50 Yıldırım Düşse Sizden Biliriz
8 25/11/2009 - 11:50 Tehlike Çanları
8 26/09/2009 - 23:32 Milli Kimlik
8 02/08/2009 - 22:07 Kürdistan’da Islahat
8 21/06/2009 - 15:37 ÜÇ TEZ
8 22/05/2009 - 20:04 İnkılâp Rehberinin Kürdistan Çıkartması
8 06/05/2009 - 10:13 Eriyen Sermayeyi Yatırıma Dönüştürmek
8 26/04/2009 - 18:41 Davos’ta Kazandığını Hakkari’de Kaybetti
8 12/04/2009 - 21:42 Ortodoğu Barış Sınırı
8 03/03/2009 - 10:39 Karşı Darbe
8 05/02/2009 - 12:37 Müslüman Kürd Peşmerge Hareketi
8 20/01/2009 - 00:21 Cinayetkar Rejimin Kesin Mağlubiyeti
8 09/01/2009 - 18:56 Filistin'de Hendek Kazıldı
8 16/12/2008 - 21:56 Mesih-e Kordıstan
8 28/11/2008 - 07:23 Filistin'de Katmerli Istırap
8 10/11/2008 - 11:07 "Ben sizin Yerinizde Olsam ABD Savaş Gemilerini Vururum"
8 09/09/2008 - 11:31 Cahiliye Toplumu Nedir ve Tevhidi Bilinçten Yoksun Halk Kimdir?
8 08/08/2008 - 08:57 Bu Bir Sırdır
8 06/05/2008 - 22:46 Aynürrümmane
8 27/03/2008 - 05:14 KOMŞUDAN HİSSE
8 5/2/2008 - 21:10 PAYLAŞIM
8 10/1/2008 - 17:06 “GÜÇ” Meşruiyet Kaynağı Olabilir mi?
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
4 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
5 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
6 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
7 4+4+4 için karar günü!
8 Leyla Zana'ya 10 Yıl Hapis Cezası
9 Tarihi affın affı da geldi!
10 Tanklar mesajdan sonra yürütüldü

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com