Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

İslam Devletinde Davetin Zorluğu

- 03/12/2010 - 11:02

Bu başlık altında yazacaklarım, ülkemizde davet ve tebliğ faaliyetlerinde bulunan müslümanlar için soyut kaçabilir. Çünkü içinde yaşadıkları koşullar, bahis mevzusunu gözlemlemeye, hissetmeye, dokunmaya, doğrudan yaşamaya imkan vermemektedir.
 
Bir sorunu idrak etmek için onu yaşamak şart değildir. Bir sorunu yaşamadan, sorun kapıya dayanmadan önce de o sorun öngörülebilir veya başkalarının deneyiminden yararlanarak bizi bekleyen sorunlar hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olunabilir, gerekli tedbirler alınabilir.
 
Soyut bir kavram olan devletin içini dolduran insandır. Devleti temsil eden kurumların içini dolduran, onları somut hale getiren insandır. Devlet, insanın düşüncesinde ve icraatında tezahür eder. Devleti abad eden de harab eden de insandır. Hakeza devleti adil yapan da zalim yapan da insandır. Elbette ki paradigmanın, devletin dayandığı değerler manzumesinin etkisi önemlidir ancak değerler manzumesi ne olursa olsun, onu uygulayan, onun içini dolduran veya boşaltan insandır.
 
İnsanın adalet ile zulüm, hak ile batıl, doğru ile yalan, başarı ile başarısızlık arasındaki kaygan zeminde yer aldığı dikkate alınırsa, devlette insan faktörünün önemi anlaşılır.
 
İslam'ın hıfzı ve rüşdü için davet ve tebliğde bulunan, çaba ve gayret içinde olan bir çok kimse, İslam devletinin varlığı halinde davet ve tebliğ koşullarının çok daha iyileşeceğini, devletin imkanlarının bu yönde kullanılacağını, devletin İslami olmasının insanların fevc fevc İslam'a yönelmesini sağlayacağını düşünür. Böyle düşünmeleri doğaldır da.
 
Bu varsayımlar her zaman doğru çıkmayabilir ve hatta bazen aksine netice verebilir.
 
İslam'ın iktidar olmasının yanında dezavantajları da var. Eğer İslam devleti siyasi, ekonomik, sosyal, askeri, kültürel ve uluslar arası ilişkiler bakımından adil ve toplumu razı edici bir devlet oluşturamaz ise, en başta davet ve tebliğ yapma imkanı zorlaşır. Neden mi?
İslam'ın egemen olduğu bir toplumda eğer ekonomik durum kötü olur, halkın alım gücü düşer ve işsizlik artarsa, sıkıntı içinde yaşayan ve ekonomik yetmezlikten ötürü muhtelif sorunlarla uğraşmak zorunda kalan herkes, doğal olarak devleti bu durumun müsebbibi olarak görecektir. Davet ve tebliğcinin anlatacağı İslam'ın misdakı ve somut örneği var olan devlet olacağına göre, ekonomik zorluk içindeki muhataplar açıktan söylemese bile içinden, "senin anlattığın İslam'ın devleti buysa lazım değil" diyecektir ve yapılan davete karşı kapılarını kapatacaktır. Zorluk içinde bulunanlar, genellikle yaşadıkları zorluklarla devlet ve devletin ideolojisi arasında bir bağ kurar. Devlet İslam devleti ise, İslam da bu arada sorgulanır hale gelir. Evinin kirasını ödeyemeyen, evine ekmek götüremeyen, çocuğunun cebine harçlık koyamayan bir baba, bütün bu sorunların kaynağında İslam devletini görür ve İslam'a karşı rezervli hale gelir ve davetçiye de kulak vermez. O, davetçinin ne dediğinden çok akşam eve ne götürebileceğini düşünür.
 
Eğer İslam devletinde sosyal adalet sağlanamamışsa, sınıfsal farklılık artmışsa ve bir zamanın davet ve tebliğcileri zengin yöneticiler arasında yerini almışsa, yoklukla boğuşan insanlar, davetçi, İslam'ı anlattığında muhataplar devlet imkanlarını kullanarak sermaye sahibi olmuş öncü Müslümanları düşünür ve davetçinin söylediklerini anlamsız bulur, anlatılanlara ne kulak verir ne de gönlünü açar. Çünkü somut olan daima soyut olana ağır basar.
 
Hiçbir devlet bütün kadrolarını seçkin insanlardan oluşturamaz. Devlet kadro ihtiyacını toplumdan karşılar ama devlet memuru ve amiri olan her ferd, bir bakıma devleti temsil eder. Bu kural, İslam devletinde de geçerlidir. Toplumda ekonomik bir sorun varsa, bu durum devlet kadrolarına da başta rüşvet ve yolsuzluk olarak yansır. Vatandaş gittiği devlet dairelerinde işini rüşvet vermeden yapamaz ise veya süründürülür ise, onun için İslam devleti kendisinden rüşvet alan veya işini görmeyip onu süründüren görevlidir. Devlet dairesinde mağdur edilmiş insana İslam'ı anlattığın zaman, o, İslam devletinden gördüğü muameleyi düşünür. Söz ile amel çelişiyorsa, ameli esas kabul edip sözün bir aldatmaca olduğunu neticesine ulaşır. "İslam buysa istemez" der.
 
Mahkemede İslam hukukunu okumuş hakimin rüşvet veya torpil ile kendi hakkını zayi ettiğini gören insan, bir davetçinin davetine muhatap olduğunda, anlatılandan çok mahkemedeki mağduriyetini düşünür. "Eğer İslam buysa istemem" der.
 
Sorguda haksız yere işkence gören birisi, davet ve tebliğle karşılaştığında, kendisine sunulandan çok sorguda yaşadıklarını düşünür ve ona göre tepki verir. Onun için söz değil, yaşadıkları ölçüdür.
 
Bir gariban bankadan üç beş kuruş kredi alamadığında ve öte yandan bir zamanın veya şimdiki zamanın İslamcılarının bankalardan milyon Dolarlar düzeyinde krediler çektiğini gördüğünde, ister devletin radyo ve televizyonundan isterse sıradan bir davetçiden İslami mesajlarla karşılaştığında tepkisi ya radyo ve televizyonu kapatmak olur, davet canlıysa ya meclisten çıkar veya davetçiye itiraz eder ya da kulaklarını tıkar anlatılanlara. Bu minvalde akla gelebilecek onlarca örneği herkes sıralayabilir.
 
İslam devletinde kötü ekonomi olmaz, rüşvete yol verilmez, torpil işlemez, sorguda işkence yapılmaz, her hakim adalete riayet eder, herkes bankadan kredi alabilir demeyin. İslam devletini yönetenler melekler değil, insanlar olacaktır ve insanların arasında her türden kişilik sahibi olanlar var. Ayrıca devlet mekanizması iyi işlemez ise, devletin memurları da iyi çalışmaz, iyi şeyler yapmaz. Baştakiler kokarsa, alttakilere kurt düşer.
 
İslam devleti, bütün devlet mekanizmalarına insan alırken mütedeyyin olma, İslami ölçülere riayet etme türünden koşullar ileri sürerse, bu kez ameli nifak denen daha kötü bir durum ortaya çıkar. İşe girebilmek için zahiren Müslüman gözüken ama iş sırasında her türlü çirkinliği yapan insanların sayısı hızla artar. Devlet memuru olabilmek, devletle iş tutmak ve devletten nemalanmak isteyen ama gerçek hayatında mütedeyyin olmayan herkes zahiri olarak İslam'a yönelecek, örneğin sakal bırakacak, eline tespih alacak, İslam devletini savunacak ama hem görev sırasında hem de özel hayatında bir sürü pisliğe bulaşmaktan kaçınmayacak. Böyle bir grubun şekillenişi ve icraatları halk tarafından gözlemlenebileceği için bu durum da ayrı bir olumsuzluk kaynağı olacak ve insanların davet ve tebliğe karşı rezervlerini arttıracaktır.
 
Devlet ideolojik olduğu ve ideolojik tercihte bulunduğu zaman, kendi münafığını üretmekten kurtulamaz. Kemalizmin münafığı, sosyalizmin münafığı, İslam'ın münafığı gibi. Bir din veya beşeri bir ideoloji devlet gücüne ulaşıp kendi dinini veya ideolojisini uyguladığı zaman nifak için uygun zemin kendiliğinden oluşur.
 
Yukarıda tasvir etmeye çalıştığım türden bir İslam devletindeki davetçi ve tebliğciler ne yapacak? Nasıl bir yol ve yöntem izleyecek? Çözüm nedir?
 
Eğer davetçiler devletten kaynaklanan eksiklikleri kabul etmese, İslam devletinde rüşvet olmaz, yolsuzluk yapılmaz, adam kayrılmaz, işkence edilmez, faili meçhul cinayet işlenmez ve ila ahir derse, Demirel'in, "kimse bana devlet adam öldürttü dedirtemez" konumuna düşer. Devletin yanlışlarını savunan davetçi, bir davetçiden çok devletin resmi görevlisi konumuna düşer veya devletten nemalanan biri seviyesine iner.
 
Davetçi İslam devletinin yanlışlarını savunmasa, eleştirse ve bu devlet gerçek İslam devleti değil dese, o zaman gerçek İslam devleti hangisidir ve kim onu getirecek sorusunun cevabı boşlukta kalacak.
 
Devletin İslam devleti olduğunu ama eksikliklerinin olduğunu, yanlışların bireysel olduğunu ifade edip durumu kurtarmaya çalışsa, muhatabı tatmin edici olmayacak.
 
Davetçi, benim siyasetle, devletle işim yok dese ve hiç siyasete ve siyasi sorunlara değinmese, İslam'ın ibadet, ahlak ve itikadi konularını işlese, bu durumda da toplumsal sorunlara bigane kalmış olacak. Öte yandan da İslam devletine destek vermediği için iktidarda olan İslamcılar tarafından sorumluluktan kaçmakla eleştirilecek. Çünkü ulema ve davetçilerden bir kısmının devletten uzak durması, devletin meşruiyetini toplum nezdinde sorgular hale getirir. Bütün devletler meşruiyetlerine önem verir. Devletin meşruiyetini pekiştiren en önemli unsurlardan biri din ve din adamlarıdır. Bu sebepten dolayı en din dışı devletler bile bir şekilde ulemanın doğrudan veya dolaylı desteğini almak için çaba gösterir.
 
Dikkat edilirse tasvir edilen koşullarda davetçinin önündeki tüm seçenekler sıkıntılı ve moral bozucudur. Mevcut seçeneklerden en makul gözükeni, hem İslam devletini kabullenmek hem de eksiklikleri gizlemeden ve savunmadan eleştirmektir. Ne var ki, her devlette olduğu gibi İslam devletlerinde de eleştiri yapanlar en basitinden devlet açısından sevimsiz insanlardırlar.
 
İlginç gelecek ama devletten ve resmiyetten uzak duran ulema ve davetçiler, İslam devletinde de halkın daha çok teveccüh ettiği ve güvendiği insanlardır. Siyasi bir alim ile siyasetin dışında duran bir alimin konumu halk nezdinde farklıdır. Siyasi alime bir tür siyasetçi gözüyle bakılır. Dini konularda siyasetin dışında duran alimin sözü, siyasetin içinde olan alimin sözünden daha müessirdir. Mezhep imamlarının neredeyse tümünün devletten ve siyasetten uzak duran kimseler olmaları, bu gerçeği doğrulayan en önemli kanıtlardan biridir. Uzun asırlar halkların taklit mercii olmuş müçtehitler, devlet ve siyasetten uzak duran alimlerdir.
 
İslam devletinde davetin zorluğu gibi bir konuyu gündeme getirmemin iki temel nedeni vardır:
 
Birincisi, İslam devleti sürecini tecrübe etmemiş davetçi ve tebliğcilerin en azından bir kısmı İslam devletini kendi zihninde idealize edebilir, Medine-i fazıla olarak tasavvur edebilir, devletin İslam'ın hıfzına ve rüşdüne çok önemli katkılar sunacağını düşünebilir. Bu tasavvurların her zaman için mümkün olmayacağını, aksinin olabileceğini de düşünmeleri, olaya sadece pozitif yönden değil negatif yönden de bakabilmeleri için gündeme getirdim. Sadece bizi bekleyen güzellikleri değil, bizi bekleyen zorlukları da bilmek ve ona göre hareket etmek durumundayız. Sadece güzellikleri bekleyenler hayal kırıklığıyla, her şeye hazır olanlar ise gerçeklerle karşılaşır.
 
İkincisi, davet ve tebliğcilerin yine en azından bir kısmı İslam devletinde davet ve tebliğ için çok daha elverişli koşulların olduğunu düşünebilir. Oysaki bu elverişli koşullar, ideal İslam devleti için geçerlidir. Eğer İslam devleti sorunlar yumağıyla boğuşuyorsa orada davet ve tebliğ koşulları İslami olmayan bir devlete oranla daha zor olabilir. Hatta genel olarak İslam'ın egemen olmadığı bir beldede davet ve tebliğ için çok daha uygun şartların olduğu söylenebilir. En azından kimse somut bir örnek üzerinden eleştiri yapamaz. Dolayısıyla hiçbirimizin içinde bulunduğu koşulların İslami davet ve tebliğe uygun olmadığı bahanesinin arkasına saklanmaması gerekir. Gerçek bir davetçi, her koşulda ve özellikle de İslam'ın egemen olmadığı bir beldede çok daha verimli ve etkin çalışmalarda bulunabilir.
 
İslam'ın devamı, devletlerden çok Müslümanların bireysel ve kolektif çalışmalarına ihtiyaç duymaktadır. İslam'ın rüşdü ve gelecek kuşaklara intikali de hakeza böyledir. Devletler iyi olursa bu yöndeki çalışmalara olumlu katkıda bulunur, kötü olursa olumsuz etki edebilir. Asıl olan Müslüman birey, cemaat ve teşekküllerin samimi, doğru ve müessir çaba ve faaliyetleridir.
 
İslam devleti iyi idare edilemez ise, devlet eliyle sunulan İslam'a karşı halkın rezervi maksimum düzeye çıkar. Devlete ait radyo, televizyon ve gazeteler aracılığıyla sunulan İslam'a itibar edilmez. Devletin eğitim kurumlarında sunulan İslam'a da hakeza kulak asılmaz. İmkan çok, sunum çok ama dinleyen ve amel eden yok. Bunun birinci nedeni devletin iyi yönetilmemesi, ikincisi de genel olarak toplumların devletten çok devlet dışındaki kurum ve şahsiyetlerden dini öğrenmeye mütemayil olmasıdır. Devlet eliyle sunulan İslam resmi İslam'dır ve biraz resmi ideolojiye benzer. Toplumlar genel olarak tepeden sunulan, devlet eliyle sunulan düşünce, ideoloji ve dine karşı mesafelidir. Çünkü devletlerin doğasında siyasi maslahatçılık vardır, siyasi çıkarcılık vardır. Din ve düşünce çıkardan uzak bir samimiyeti ve samimi bir sunumu gerektirir. Devletlerde bu samimiyet minimum düzeydedir.
 
Hangi koşullarda İslam namına daha verimli ve kalıcı faaliyetler yapılır diye bir soru sorulsa adalet ve özgürlüğün egemen olduğu, Müslümanlara örgütlenme, cemaatleşme, İslami ilimleri tedris, tedvin ve neşretme hakkının tanındığı koşullardır diye cevap verilebilir. Böylesi koşullarda toplumun, halkın Müslümanlaşması daha kolaydır ve daha önemlisi gerçek Müslüman kişilikler bu tür koşullarda yetişir ve toplum sadık ve samimi bir mahiyette İslam'a yönelir.
 
Toplumun Müslümanlaşması ile devletin Müslümanlaşması birbiriyle ilişkili ama birbirinden farklı iki olaydır. Bu ikisi arasında her zaman doğru orantılı bir ilişki bulunmayabilir. İnanılması güçtür ama bazen ters orantı hasıl olabilir. İslam devletinde en azından zahiren devlet İslamileşir ama toplumun ne kadar sağlıklı bir İslam toplumu olacağı bir dizi koşula bağlıdır. İslam devleti iyi yönetilemez ise İslam devleti Müslüman halksız kalabilir. Öbür tarafta da Müslüman bir halk İslami devletsiz olabilir. Hangisi önemli sorusuna İslam'ın hedeflerine bakarak cevap vermek gerekir. Amaç toplumun İslamileşmesi ise cevap bellidir. Amaç devletin zahiren İslamlaşması ise hakeza. Denilebilir ki, devlet İslami ise halk da Müslümanlaşır. Unutulmamalı ki, bu yargı, ideal İslam devleti için geçerlidir.
 
Muhtasar olarak değinilen konular dikkate alınırsa, İslam'ın hıfzı ve rüşdüne ilişkin sorumluluklarımızdan kaçmak için içinde bulunduğumuz koşulları bahane etmek yerine daha çok çalışmamız gerektiği sonucuna ulaşabiliriz.


770

 

YORUMLAR

mehmet 03-12-2010, 13:18:30
bencede islami devlet hedefi yerine islami toplum hedefi konulmalı. böylece toplum devlet olsa bile devleti ikaz edebilecektir. yoksa islam devleti üst kısım gücün verdiği etkiyle devletin islami olması sorumluluğunu kaybedebilir. bu yüzden benim tercihim ulemanın devleti yönetmesi değildir. aydınlar hem toplumu daha iyi görebilme toplumun ihtiyaçalrını okuyabilme yetkisine sahiptirler. islami ilimlerde derinleşen insanların siyasette uzun süre kalması islama çok zarar verir. adıyaman selam abi.
 
mehmet 03-12-2010, 13:13:37
islam devletlerinde iktidarlar manevi şahsiyetleri tüketmektedir. hakimiyet insanlarda oldumu insan haşa allahu teala gibi herşeyden noksan olmadığı için adalet duygusunu kaybedebiliyor. allahu tealanın adil omasının sebebleri onun ahkimiyet sıfatı yanında alim olması rahim olması ve diğer sıfatlarıdır. peygamberden sonra islam devletinin kısa süre de adeletten uzaklaşmasının ve diğer islam devletlerinde de adaletin kaybolmasının nedeni bence bu olabilir. devam edeceğim
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 18/05/2012 - 08:49 Kürdistan Birleşik Federasyonları
8 26/03/2012 - 10:15 Evrensel Bir Soruna Kur'ani Temelde Çözüm Arayışı
8 31/01/2012 - 09:51 Sırların Açığa Çıktığı Gün
8 27/01/2012 - 08:38 Yargısız İnfaz Merkezi: Amed (Diyarbakır)
8 19/01/2012 - 09:03 Devlet-Millet İlişkisinde Öncelik Meselesi
8 10/01/2012 - 17:59 Devlet Kibri
8 29/12/2011 - 20:40 Devlet Terör Örgütü
8 27/12/2011 - 09:25 Fars Körfezi Isınıyor
8 12/12/2011 - 21:13 ABD'nin Düştüğü Elektronik Tuzak
8 28/11/2011 - 10:27 Tunus'ta Başlayan Bahar Suriye'de Hazan Olmasın
8 18/11/2011 - 17:11 Washington-Tahran Arasındaki Psikolojik Savaşın Tehlikeleri
8 30/10/2011 - 19:36 Referandum ve Müzakere
8 08/09/2011 - 13:26 Amerika, İsrail ve Kürd meselesi
8 23/08/2011 - 02:25 İltimas-ı Dua
8 06/08/2011 - 00:58 Ariflerin Bayramı
8 21/06/2011 - 17:22 Değerler Manzumesi Açısından Suriye ve Bahreyn Konusu
8 04/05/2011 - 08:08 Biz Henüz İntikam Alamadık
8 12/02/2011 - 23:01 Tevhidi Mesaj Ulusal Dil
8 12/01/2011 - 11:08 Ümmet-Ulus Bağlamındaki Teorik Problemi Aşmak
8 30/12/2010 - 17:12 Kürd Danışma Meclisi
8 17/12/2010 - 19:29 Tampon Kürdler
8 11/12/2010 - 21:30 Basit Sorular
8 03/12/2010 - 11:02 İslam Devletinde Davetin Zorluğu
8 15/11/2010 - 16:23 Güney Kürdistan'ın Ağırlığı
8 21/08/2010 - 22:45 NECDEYN
8 28/07/2010 - 11:09 Esastan Tartışalım
8 16/06/2010 - 23:13 FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (20)
8 30/05/2010 - 15:15 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(19)
8 24/05/2010 - 19:13 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(18)
8 16/05/2010 - 20:10 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(17)
8 11/05/2010 - 23:46 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (16)
8 02/05/2010 - 18:16 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(15)
8 22/04/2010 - 18:54 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(14)
8 12/04/2010 - 11:19 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(13)
8 02/04/2010 - 12:16 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(12)
8 29/03/2010 - 15:14 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(11)
8 22/03/2010 - 09:44 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(10)
8 15/03/2010 - 08:37 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(9)
8 08/03/2010 - 08:45 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(8)
8 22/02/2010 - 10:09 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(7)
8 15/02/2010 - 08:20 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(6)
8 08/02/2010 - 09:39 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(5)
8 01/02/2010 - 00:15 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(4)
8 25/01/2010 - 17:22 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (3)
8 18/01/2010 - 17:37 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(2)
8 13/01/2010 - 18:02 Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri(1)
8 13/12/2009 - 23:09 Sözü Olanlar ve Silahı Olanlar
8 09/12/2009 - 14:50 Yıldırım Düşse Sizden Biliriz
8 25/11/2009 - 11:50 Tehlike Çanları
8 26/09/2009 - 23:32 Milli Kimlik
8 02/08/2009 - 22:07 Kürdistan’da Islahat
8 21/06/2009 - 15:37 ÜÇ TEZ
8 22/05/2009 - 20:04 İnkılâp Rehberinin Kürdistan Çıkartması
8 06/05/2009 - 10:13 Eriyen Sermayeyi Yatırıma Dönüştürmek
8 26/04/2009 - 18:41 Davos’ta Kazandığını Hakkari’de Kaybetti
8 12/04/2009 - 21:42 Ortodoğu Barış Sınırı
8 03/03/2009 - 10:39 Karşı Darbe
8 05/02/2009 - 12:37 Müslüman Kürd Peşmerge Hareketi
8 20/01/2009 - 00:21 Cinayetkar Rejimin Kesin Mağlubiyeti
8 09/01/2009 - 18:56 Filistin'de Hendek Kazıldı
8 16/12/2008 - 21:56 Mesih-e Kordıstan
8 28/11/2008 - 07:23 Filistin'de Katmerli Istırap
8 10/11/2008 - 11:07 "Ben sizin Yerinizde Olsam ABD Savaş Gemilerini Vururum"
8 09/09/2008 - 11:31 Cahiliye Toplumu Nedir ve Tevhidi Bilinçten Yoksun Halk Kimdir?
8 08/08/2008 - 08:57 Bu Bir Sırdır
8 06/05/2008 - 22:46 Aynürrümmane
8 27/03/2008 - 05:14 KOMŞUDAN HİSSE
8 5/2/2008 - 21:10 PAYLAŞIM
8 10/1/2008 - 17:06 “GÜÇ” Meşruiyet Kaynağı Olabilir mi?
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
4 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
5 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
6 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
7 4+4+4 için karar günü!
8 Zana'ya 10 yıl hapis cezası
9 Tarihi affın affı da geldi!
10 Tanklar mesajdan sonra yürütüldü

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com