Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

İSLAMİ MÜCADELENİN YİĞİT EVLADI ABULHAMİT TURGUT’UN ARDINDAN

- 27/10/2010 - 16:36

79’un kışıydı. İstanbul belki de uzun zamanlardan beridir ilk kez bu derece şiddetli bir soğukla tanışıyordu. Yerler bembeyazdı. Ayaz yerdeki karları buz gibi dondurmuştu, her adım atışımızda bütün İstanbul ayak seslerimizi duyacak gibi oluyorduk. Sokaklarda, köşe başlarında yaktıkları ateş etrafında toplandıkları daha uzaktan belli olan bekçilerle biz vardık. Onların yerleri, bir teneke içerisinde yaktıkları meyve kasalarından çıkan gür alevle daha uzaktan belli olduğu için, çoğunlukla yolumuzu değiştirirdik. Zira ya kimlik soracaklardı veya şüphelenmeleri durumunda, bizi sorgulayıp, üzerimizi aramaya kalkışacaklardı. Küçükpazar’daki dolaşma nöbetimiz bitmiş, Eminönü’nden Taksim’e doğru hareket halindeydik. O zamanın tabiriyle, birkaçımızda emanet vardı. Dört-beş arkadaş birlikteydik ve o dönem komünistlerinin ısrarla Süleymaniye semtindeki hakimiyetimize son vermek için yaptıkları saldırılara karşı sokaklarda dolaşıyor, duvarlara yazmış olduğumuz sloganların üzerine başkalarının yazı yazmasına veya afiş asmalarına meydan vermemek için sürekli tetikte bekliyorduk.

Abdulhamit’e “Bekçilerin olduğu yerden geçmeyelim” dedim, “Merak etme onlar bizden, ben boş zamanlarımda gelip onların sohbetine katılıyorum ve bu arada onlara İslam’ı da anlatıyorum.” Dedi. Gerçekten de onların yanına vardığımız zaman, Abdulhamit’i tanıdılar ve ısrarla oturup çay içmemizi istediler. Kısa bir konaklama esnasında, onların İslam’ı konuları konuşmaya başladıklarını ilgiyle izledim. Metin de aynı yöntemi uyguluyordu. Bir eylemden, bir mitingden döndüğümüz zaman yolda bir seyyar satıcı veya sıradan bir insan gördüğü zaman, onunla tanışır ve onun memleketine göre ona yaklaşmaya çalışırdı.

Tepebaşı’ndaki bir toplantıdan sonra Fatih’e doğru bir korsan yürüyüş yapmıştık. Unkapanı köprüsünde el arabasının üzerinde meyve satan bir genç vardı. Metin’in gözüne ilişti ve arkadaşlara “siz yürüyün, ben gelirim!” dedi. Onu yalnız bırakmamak adına yanındaydım ve kısa bir sorgudan sonra güzel bir Kürtçeyle ona İslam’ı anlattığını görünce şaşkınlığımı gizleyemedim. Zira İstanbul’da yaşamış birinin Kürtçeyi bu kadar güzel konuşması ilginçti. Özellikle babasının yaptığı bir yeminden dolayı Kürtçe konuşmamak için gayret gösterdiği bir evde, Metin’in bu kadar rahat Kürtçe konuşmasına şaşırmamak mümkün değildi. Abdulhamit’in de Malatya şivesine rağmen Kürtçeyi rahat bir şekilde kullandığına çoğu zaman şahit oluyordum.    

Abdulhamit, Satır Abdullah, Abdulvahap, Tahir, Metiner, A. Mecit, Oktay, Dr. Remzi, Adil ve daha birçok arkadaş sürekli olarak Diriliş çevresinde bir araya geldiğimiz bir grubtu. Abdulhamit, bizden biraz daha farklıydı. Kendi çevresindeki arkadaşlarla ilmi konulara daha fazla eğiliyordu. Medreselerle diyalog içerisinde olduğundan, özellikle Kürdistanlı gençlerin oluşturduğu bir grubla birlikteydi. Biz Kürdistanlı Müslümanlar olarak anılmaktan çekindiğimizden, özellikle bu çevrenin içerisine girmeye cesaret edemiyorduk ve sadece Süleymaniye ve Diriliş çevresindeki sohbetlerde veya genelin katıldığı toplantılarda görüşme fırsatımız oluyordu. Diriliş’teki sohbetlerin birinde, arkadaşımız Abdülmecit’in garip hareketleri herkes gibi benim de dikkatimi çekmişti. Ne olduğunu sorduğumuzda, “üzerinde emanet olduğu ve içine bir sıkıntı yerleştiğinden dolayı tedirgin olduğunu, zaman geçirmeden onu bir yerlere saklamasının gerektiği”ni söylemek üzereyken, kapıya onlarca asker geldi ve o arka kapıdan hızlı bir şekilde aşağılara doğru kaçtı. Askerler de onun peşindeydi. İzini kaybettirdi ve emaneti bir yere bıraktıktan sonra, yeniden Süleymaniye’ye geri döndü. İlk olarak Menekşe lokantasına gitti ve durumla ilgili haberleri almaya çalıştı. Askerlerin onun eşkalini aldıklarını ve onun peşinde olduğunu öğrendi, Küçkpazar’a doğru inerken askerler yeniden onu gördüler ve durması için ihtar etmelerine rağmen o kaçtı. Askerler de havaya üç kez ateş ettiler, o durmadı ve izini kaybetmesini başarabildi. Askerler ondan ümidi kesince yeniden Diriliş’e geldiler ve “arkadaşınız vuruldu. Aşağıda kanlar içinde yatıyor, hemen yetişip hastaneye yetiştirin” dediler. Her birimiz, nerdeyse vurulduğu yeri soracaktık ki, Abdulhamit atıldı. “Bizim arkadaşımız değil. Komünist düşünceli biriydi, buraya bizimle tartışmaya gelmişti ve onu tanımıyoruz” diyip bu pratik zeka karşısında hepimizi şaşkınlık içerisinde bırakmıştı.

Biraz tarikat kaynaklı sohbetleri ve kişilerin inşa edilmesi yolunda ritüelleşen prensiplerin söz konusunu olduğu sohbetlere, çevremizdeki bazı çekincelerden dolayı katılmamayı uygun görmekle birlikte, çoğunlukla Küçükpazar’daki mescitte bir araya geliyorduk. Metin’in sağlığında uğramış olduğu itham ve iftiralara maruz kalmamak adına, onların kendi aralarında yaptıkları sohbetlerden uzak durduk. Bununla birlikte bütün alanlarda dostluğumuz devam etti. Partiye karşıydı ve her fırsatta, partinin İslami bir yöntem olmadığını söylerdi. O zamanlarda, partiyi eleştirmek büyük bir cesaret isterdi. Parti yönteminin İslami olmadığı, muhafazakar dindarlığın parti çalışmalarıyla sistemin temellerini daha fazla sağlamlaştırdığı, cumhuriyet yönetimiyle birlikte siyaset sahnesinden atılan Müslümanların parti çerçevesi içerisinde yeniden rejimle barışık hale getirilmek istenmesi projesinin büyük bir savrulmaya vesile olacağını, savunmak veya bu düşünceleri yüksek sesle dillendirmek büyük bir cesaret isterdi. Onun ardından da egemenler, hemen bir kulp bulurlardı. Ya “gizemli bir duruşu var, ihtimalen Mit’in adamı” yada “ya adam Doğulu, dolayısıyla Kürtçülük yapıyor. Görmüyor musunuz, bütün çevresi Doğululardan oluşuyor ve kendi aralarında Kürtçe konuşuyorlar” şeklindeki ithamlarla karşı karşıya kalırlardı. Abdulhamit de ikinci ithamla karşı karşıya kaldı. Samimiyetinden, inkılabçı duruşundan kimsenin kuşkusu yoktu, buradan yola çıkarak “Mit!” damgasının tutmayacağını iyi bildikleri için, Kürtçü damgasının zihinleri bulandırmaya yeteceğini iyi biliyorlardı. Bundan dolayı, bu iftiralar darbeden sonra da sürdü ve hatta 80 yılında ABD’de Prof. Dr. Muhammed Selah tarafından kurulan “PİK” hikayesiyle ilişki içerisinde olduğu uyduruldu. Rejimin yoğun işkenceleri altında yiğitçi bir duruş sergilemesine rağmen, kafa karıştıran bu şekilde ithamları yapanların şu anda nasıl bir konumda olduğunu gerçekten merak ediyorum!

İran’da olduğum dönemlerde bana “Judi” dergisi geliyordu. PİK’in yayın organı olarak, haddinden fazla seviyesi düşük bir dergiydi; fotokopi ile çoğaltılarak postalanıyordu. Böylesine basit bir yayının o dönemler bizi doyurmasını düşünmek kadar, büyük bir basitlik olamaz. Sonra, PİK ismi altında var oldukları söylenenler de Amerika’da yaşayan birkaç Kürt’ten ibaretti, İran ve Irak Kürdistan’ından sempatizanları olabilir, ancak öyle fazlasıyla önemsenecek bir hareket değildi.

Sonrasında İran’da karşılaşmıştık. Ondan Türkiye’deki siyasi gelişmelerden veya daha doğrusu İslamcı çevrelerin içinde bulunduğu durumdan canlı haberler almıştım. Türkiye’de İslamcılık ciddi bir handikapla karşı karşıya kalmıştı. Özellikle 80 askeri darbesinin açmış olduğu derin gedikte, insanlar dünyevileşmeye veya ulus devletin izin verdiği orandaki dindarlığı savunmaya yönelmişlerdi. Darbe öncesi savunduğumuz inanç-amel birliğinin içinden aksiyonu, hareketi sözkonusu bu çevreler, kendi ideolojilerinden çıkarmayı başarabilmişlerdi. Dolayısıyla acemi ustalar, din konusundaki görüşlerini bütün alana yayma gayreti içerisinde olmuş ve bunun neticesinde de acayip ve tutarsız düşünceler ortaya çıkmıştı. Kaynağı müphem ve kimi zaman da derinlere dayanan bir organizenin kokusunu veren yığınla düşünce üretilmişti.. Toplumun müşrik görülmesi ve bundan dolayı onların kesmiş olduğu etin yenilmemesi gerektiği, camilerin “Mescid-i Dırar” olduğu, camilerin terk edilmesi gerektiği, sadece meal okunarak dinin anlaşılabileceği, Türkiye’nin Dar’ul Harp olduğu ve bundan dolayı memurluğun, askerliğin ve ekonomik sisteminin boykot edilmesi gerektiği gibi, bir sürü çelişkili ve tutarsız düşüncenin yakıp kavurduğu İslamcılık içerisinde sağlıklı adımlar atabilmek, çıkış yolları bulabilmek için Abdulhamit yeni arayışlar içerisindeydi. İran’da görüştüğü insanların tecrübelerinden yararlanmak, dünya Müslümanlarının küresel emperyalizm karşısında vermiş olduğu mücadelelerin temel ilkelerini öğrenmek istiyordu.

Her görüştüğümüzde, Diriliş çevresindeki eylemlerimizi, gencecik çocukların esnaf arasındaki İslami çalışmalarını ve dostlarımızı yad ederdik. Özellikle, Satır Abdullah’ın hikayelerini anlatır, geçmişi yad ederek mutluluk içerisinde gark olurduk. Darbe öncesi, Fatih’te gezinen Satır Abdullah’ın uzun cübbesinin içinde taşıdığı ondörtlü fark edilmişti. Köşe başında nöbette olan askerler, namluya mermiyi sürerek “Dur!” ihtarı çekmişler. O hiç oralı olmamış. Askerler, “Dur kardeşim, arama!” diyince o da arkasına dönüp, “Gidin oradan kardeşim, ben Aroma içmem. Midem sakat, aramo zarar veriyor…” diyince, bu komik hareketinden dolayı askerler gülüşmeye başlamışlar ve onun aklı dengesinin yerinde olmadığı ihtimalini dillendirmişlerdi.

Bir dostu, bir arkadaşı, bir sırdaşı anlatırken en zor olan ve belki de sevimsiz özelliklerden biri, o kişiliğin özel durumunu anlatarak onu övmektir. Sağlığında olsa bu yapılır. Ve insanlara sağlığında, ölümünden daha çok değer vermek, dostluğun, kardeşliğin vefanın temel esasıdır. Zira Metin Yüksel’in hayatında ve ölümünden sonraki dönemde yaşanan yozluklardan sonra, böyle bir davranış sergilmek ahlaki olmaz diye düşünüyorum. Metin’in sağlığında yüzüne gülenlerin, arkasından çeşitli dedikodular yaptıklarına çoğumuz şahit olmuştuk. FT/17 gençlerinin sahte militan dedikleri bu ender kişiliklerin, daha sonralarda destanlar yazmaya çalışarak, timsah gözyaşları dökmeleri kadar çirkin bir duruş olmasa gerek…

Darbe öncesi dönemde, hayatın bütün alanlarında ölümün yakın ve uzak çizgisinde korkusuzca mücadele veren insanlardan biriydi Abdulhamit. ‘Şahadetin ölümsüzlük olduğunu ve bu dinin samimi insanların omuzlarına ağır mesuliyetler yüklediği’nin bilincinde olarak hareket ediyordu. Hiçbir zaman pespaye kibirliliğin arkasına sığınmadı. Mütevazi bir duruşla, inandıklarını hayatına ve çevresine yansıtma gayreti içerisin de oldu. Çoğu zaman elinde onlarla kartpostal ile görür ve onları kimlere göndereceğini sorduğumuzda, “tanıştığım arkadaşlara” cevabını verirdi. Dostu hatırlamak ve unutmamak vefa örneğidir. Siyaset ve parti konusunda söylediklerinde haklı olduğu bugün daha iyi anlaşılıyor ve özellikle belli bir istisnanın dışında bir kısım pusulasız İslamcıların bu ilişkiyi kurmada zaaf göstererek Kayseri tipi milli dindarlığın etkisinde kaldıkları ve kendi ilkelerini unutarak sistemin ortaya koyduğu projenin aktörleri haline geldiği bugün daha iyi anlaşılıyor. Bu durum eleştirilmesi gereken bir davranıştır. Ee haliyle bu eleştiriyi yaptığın zaman, birilerinin hoşuna gitmeyecek ve seni kendinden görmediği için başkalarının safında gösterme gayretinde olacaktır. Dün bu böyleydi, bugün de aynı ahlak devam ediyor.

Bugünkü samimiyetsizlikleri, içten pazarlıkları, sapmaları, İslamcılıktaki eksen kaymalarını, siyasi kirlilikleri görmeden Rabbine daha erken kavuştuğu için Abdulhamit’i daha şanslı görüyorum. O Allah’a kavuştu, Anadolu toprakları şimdi yüzlerce şahin bakışlı, yürekli, basiretli, vefalı, ayakları üzerinde durabilen, heyecan dolu olan Müslümanla ondan kalan mücadeleyi devam ettiriyor. Belki ağır, ama derinlikli, seviyeli, adalet-eşitlik ilkesini kollayabilen samimi insanların direnmesinde onun gibi onlarca Müslümanın katkısı vardır. Allah yerini cennet etsin.


1101

 

YORUMLAR

hakkarili 30-10-2010, 20:17:53
Yakup abi yazdıklarınız ve yazı dizileriniz gerçekten bizlere ışık tutuyor çünkü bizler şimdiki gençler bu yakın tarihten habersiz olduğumuz için yere sağlam basmaya biliyoruz. Onun için bu yazılarınıızın büyük değeri olduğunu dillendirmek isterim. Rabbim sizden razı olsun.
 
musluman 28-10-2010, 02:24:12
hatırlattıkları çok önemli.

çok dersler veriyor yazdıklarınız..
Allah razı olsun
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 16/05/2012 - 07:23 Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV
8 02/05/2012 - 22:25 Şervan'a Kız İstenecekti Hayrettin Hocam
8 27/04/2012 - 15:22 Asya Konvoyu ve Çelişkiler III
8 15/04/2012 - 23:40 Asya Konvoyu ve Çelişkiler - 2
8 05/04/2012 - 18:35 Asya Konvoyu ve Çelişkiler
8 17/03/2012 - 14:02 Halepçe, Roboski, Pozantı, Suriye Zulüm Konsepti
8 01/03/2012 - 14:26 Serhıldan mı, İntifada mı?
8 09/01/2012 - 19:16 İsrail Savaş Uçakları Roboski'yi Bombaladı
8 30/12/2011 - 17:09 Kaçakçıları da Vururlar
8 22/12/2011 - 08:47 Van Depreminde İnsanlık Sınavı III
8 08/11/2011 - 13:15 Van Depreminde İnsanlık Sınavı II 
8 01/11/2011 - 18:27 Van Depreminde İnsanlık Sınavı
8 26/09/2011 - 16:27 Özgürlük Savaşçısı Miho Gewdan
8 18/09/2011 - 14:38 Şemdinli İzlenimleri
8 14/09/2011 - 11:16 Ayin
8 02/09/2011 - 23:21 Alleme Ahmet Müftüzade’nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış (III)
8 23/08/2011 - 14:40 Medyanın En Vicdanlı Aydını Böyle İse
8 16/08/2011 - 14:21 Berçelan Yaylasında İftar Açmak
8 26/07/2011 - 13:41 Allame Ahmet Müftüzade’nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış (II)
8 24/06/2011 - 10:41 Kuzuyu Kurda Emanet Etmemizi İstiyorlar
8 09/06/2011 - 13:55 Fravunlaşan Kirli Siyaset
8 01/06/2011 - 20:55 Van Toprak Kale Mağarası ve Veli Küçük
8 24/05/2011 - 16:48 Allame Ahmet Müftüzade'nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış
8 28/04/2011 - 14:46 Yaranın Masajı / Habil Ve Kabil (TERCÜME)
8 18/03/2011 - 09:41 Halebçe zalimlerin kalesine düşen bir bombadır
8 09/03/2011 - 17:47 İran Yeşiller Hareketi'nin kendi dilinden gerçeği (Tercüme)
8 29/01/2011 - 23:10 "Filistin Kurtuluş Savaşına Koşan Gönüllüler"
8 20/01/2011 - 08:41 Mazlumder Agos Gazetesini Ziyaret Etti
8 06/01/2011 - 10:29 Bize Kimlik Biçme Zahmetinde Bulunanlar
8 24/11/2010 - 18:17 BATI NATO ŞEMSİYESİ ALTINDA NE YAPIYOR?
8 27/10/2010 - 16:36 İSLAMİ MÜCADELENİN YİĞİT EVLADI ABULHAMİT TURGUT’UN ARDINDAN…
8 16/10/2010 - 20:57 Peyanîs Katliamının Düşündürdükleri
8 27/08/2010 - 23:48 SAADET PARTİSİNDE KADAYIFIN ALTI KIZARDI
8 11/08/2010 - 23:43 KÜRT SORUNU PLATFORMU DEĞERLENDİRMESİ
8 22/07/2010 - 21:28 BAKAH OLUŞUMU ÇEVRESİNDE ÇÖZÜM ARAYIŞLARI
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
4 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
5 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
6 Tarihi affın affı da geldi!
7 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
8 4+4+4 için karar günü!
9 Zana'ya 10 yıl hapis cezası
10 Tanklar mesajdan sonra yürütüldü

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com