Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
Sıra Dayağı

- 06/05/2008 - 22:05

Yeni bir yüzyılın başlangıcında, İl merkezimizin en güzel ve popüler İlköğretim okulunda göreve başlıyorum. Sınıf öğretmeni normu dolu olduğu için, okulun seçmeli olan bilgisayar derslerine giriyorum.

 

Birinci sınıfları bilgisayar laboratuarına götürdüğümde öğrencilerin çoğunun iyi derece de okuma yazma bildiklerini görünce bayağı şaşırıyorum. Hele maviş bir kız öğrencinin Bilgisayardaki denetim masasını karıştırdığı görünce gözlerime inanamıyorum. Kendi kendime, “İşte bir bilgisayar kurdu daha.” Yanına yaklaşıyor. Uyarmak için hafifçe kulağından tutuyorum.

 

Sabah ilk dersten çıkarken, bir veli okul kantininde benimle görüşmek için bekliyor. Kantine uğruyorum. Kendisini Başsavcının eşi olarak tanıttıktan sonra öğreniyorum ki, kulağını çektiğim mavişin annesiymiş. Kızının kulağını çeken öğretmenle tanışmak istemiş. Böylece mavişin annesiyle de tanışmış oluyorum. Kızına özel ilgi istiyor. Kulak çekme bahane

 

Sınıflardaki öğrencilerin çoğunluğu mevki ve makam sahibi kişilerin çocuklarıydı. Bu yüzden öğrenciler çok şımarık olmalarına rağmen, babaları ve annelerinin makam ve mevkileri oranında da özel ilgi ve alaka bekliyorlardı. Arka sokaklardan gelen ya da babasının makam ve mevkisinden daha düşük olan birinin öğrencisine ilgi gösterdiğimde üst makamdakilerin çocukları bu duruma içerleniyor kapris yapıyorlardı.

 

Arka sokaktaki okul ve çocukları bırakıp buraya geldiğime pişman olmaya başlamıştım. Bu öğrencilerin öğretmene değil dadıya ihtiyaçları vardı. Ve burada kendimi dadı gibi hissetmeye başlamıştım. Oysa öğretmene ihtiyaçları olan arka sokaklarda o kadar çok öğrenci varken. Dadılığı kendime yakıştırmıyordum. Bu psikolojimi bozuyordu. Ben idealist biriydim. Bölgemin arka sokaklarında görev yapmazsam uzaklardan birilerinin adeta silah zoruyla gelip görev yapmaları ne derece faydalı olurdu. Zaten çoğunluğu istifa edip gelmiyorlardı. İstifa etmeyenler de kısa zamanda bir dayı bulup tayin yaptırma derdine düşüyorlardı. Hata, dayısı ile evlenenler bile oluyordu. İş başa düşmüştü kendi yükümüzü kendimiz taşımalıydık. Arka sokaklar bizimdi. Biz oralardan gelmiştik…

 

Günlerden bir gün,

Sabah çok erken.

TV izlerken

Gördüm onları bir kırıntı için, çöpte gezerken

Sıralandı bir-bir, bütün sebepler ve gerekçeler.

Yüksek bir sesle

Ve

Alt yazı ile

Öğretmensizlik – Eğitimsizlik - Geri kalmışlık.

Karar verdim o an,

Gitmeliyim ben.

 

İzlediğim bir tv programı dadılık hayatıma son noktayı koymama sebep oldu. Ve sabah ilk işim Hakkâri’ye il dışı tayin için dilekçemi vermem oldu. Bu duruma çok şaşıran müdür yardımcımıza düşüncelerimi aktarınca bana hak verdi. Ve bu kararımdan dolayı beni kutlayan tek kişi oldu. Hakkâri’ye tayin istedikten sonra ancak psikolojim düzeldi. Kendi kendimle barışabildim.

 

Okulun son haftasıydı. İl dışı tayin isteklerin açıklanması an meselesiydi. Müdür yardımcımız beni acilen odasına çağırdı. Hemen gittim. Bana dün son saatte girdiğim 5A sınıfı öğrencileri ile ilgili bir problemim olup olmadığını sordu. “Yok dedim bilakis en sevdiğim sınıflardan biridir. Hatta dünkü dersi sınıf öğretmenleri ile beraber işledik.” Müdür yardımcısı hayretle:

 

— Şimdi sen dün ders işlerken sınıf öğretmenleri sınıfta mıydı? ”

— Evet, diyorum ve niye bu kadar şaşırdığını soruyorum.

— Sabah o sınıftan bir kız öğrencimizin velisi geldi. Çok sınırlıydı. Müdür bey onu zorla yatıştırdı. Sen dün derste onu dövmüşsün. Burnu falan kanamış. Çok kan kaybetmiş. Kız Fenalık geçirmiş. İyi ki sen okulda değildin kötü şeyler olabilirdi. Sen bizim öğrencilerin nerelerden geldiğini, kimlerin çocukları olduğunu unutuyorsun galiba. Yat kalk müdür beye dua et. Müdür bey Veliye bazı imkânsız sözler vererek ancak ikna edebildiğini söyledi.

 

— Yok, bu çocukların nerelerden geldiğini kimlerin çocukları olduğunu gayet iyi biliyorum. Zira şimdiye kadar sadece bir öğrencimin kulağından tutmuşum onunda hemen ertesi gün annesi geldi. Kendileri ile tanışma şerefine nail oldum. Başsavcının eşleriymiş. Şimdi de beni en çok seven velilerden birisi. Sık sık ziyaretime gelir. Ara sıra kantinde muhabbet ederiz. Ancak, bu söylediğiniz şey çok çirkin bir iftira ve kabul edilecek cinsten de değil. Müdürün buna inanmaması ve bana danışması gerekmez miydi?

 

Bunun üzerini söz konusu öğrencinin sınıf öğretmeni çağrıldı. Öğretmen; “Öyle bir olayın katiyen olmadığını müdür yardımcısına hem Türkçe hem de Arapça olarak güzel bir dil ile ifade etti. Sınıftaki öğrencilerin de birçoğu çağrıldı benzer cevaplar alındı. Ama okul müdürü ne öğrencilere ne de sınıf öğretmenine inandı. O veliye bir kere inanmıştı. Beni de dayak atmakla suçluyordu. Veli ve öğrencisi ile yüzleşme isteğimi kabul etmediği gibi velinin telefon ve adresini de benden gizledi. Anlaşılan okula fazla ekonomik katkı sağlayan bir veli olmalıydı. Ya da müdürü orda tutan…

 

Bir sonra ki gün, müdürümüz; müdür yardımcısının odasında elimde bir disketle beni görünce. Gözleri fal taşı gibi açıldı. Disketi elimden kaptı sonra ani bir hareketle çöp kutusuna baktı. Formatı bozuk olduğu için çöpe attığımız bir iki disketi daha çöp kutusundan çıkardı ve tehdit edercesine, bunları savcılığa inceleteceğini söyledi. Bir anda kendimi pentagona sızmış bir suçlu gibi hissetmeye başladım. Velinin adres bilgilerine ulaşabilirim kaygısı ile içinde okul programının bulunduğu okul bilgisayarına asla yaklaşmamamı istedi. Hayret ettim.

 

Ama bu korkusunu bir türlü anlayamadım. “Seni bu okulda istemiyorum” dedi. Ben de zaten Hakkâri’ye gönüllü tayın istediğimi kendisine söyledim. Gece geç saatlerde diğer bilgisayar öğretmeni arkadaş beni aradı. Yardımıma ihtiyacı varmış. Konuyu sorunca: “Müdürün kendisine birkaç disket verdiğini onları bir türlü açamadığını ancak içlerinde de çok önemli ve gizli bilgilerin bulunduğunu ve bunların mutlaka kurtulması gerektiğini söyledi.”

 

Hakkâri’ye atama isteğim kabul edildi. Atamamı iptal etmem için çok dil dökenler oldu. En önemli gerekçeyi de bir idareci söyledi. “Bak altı yıllık sicil notlarını iyi düşürüp, altı yılda bir kademe almak için diğer öğretmenlerin gösterdikleri çabaları görmüyor musun? . İstesem bayanlar evime temizliğe, erkekler odun taşımak için sıraya girecekler. Oysa sen 64.Maddeden iki yılda bir ekstradan bir kademe alıyorsun Hakkâri’ye gönüllü gidersen bu hakkını kaybedersin.” Çöpte ekmek arayan çocuklara öğretmenlik yapmanın bir kademeden daha değerli olduğuna kimseyi inandıramıyordum. Deli de olmadığıma göre Hakkâri’ye toz için gidiyordum.

 

Okulun son günleriydi. Söz konusu sınıfa o iftiradan sonra ilk kez derse girecektim. Sınıfa girdim. Konuşmak istiyordum ama konuşamıyorum. Kelimeler boğazımda düğümleniyor. Masaya oturdum ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. İlk kez iftiranın ihanetten bile ağır olduğunu fark ediyorum. Öğrencilerinde ağızları bıçak açmıyor. Sınıf; uçan sinek vızıltısı duyulacak kadar sessiz. Bu en sevdiğim sınıflardan birisiydi. Ve sınıfta beni sevmeyen tek bir öğrenci bile yoktu. Ben dolu gözlerle onları süzüyorum onlar da beni. Gözlerimiz ilkbaharda ki barajları gibi kapaklarına kadar dopdolu. Dayağın Cennetten değil ormandan çıktığını ve bu yüzden kutsal değil aksine barbarca olduğunu söyleyen ben. Ve bu sınıf sayesinde okulda öğrenciler arasında değil ama öğretmenler arasında adım dayakçıya çıkmıştı. Ağlamaklı bir sesle nihayet öğrencilerden birisi sessizliği bozdu.

 

— Öğretmenim doğru mu Hakkâri’ye sürgün edildiğiniz. Öğrenciye cevap vermek istiyorum ama kelimeler boğazımda düğümleniveriyor. Göz bebeklerime taşan yaşlar öğrenci ile aramda bir sis perdesi oluşturuyor. Bu yüzden öğrenciyi seçemiyorum. Öylece kalakalıyorum. Bakıyorum ama göremiyorum. Ağzımı da bir türlü açamıyorum. Kilitlenmiş gibi. Bu durum bütün sınıf tarafından sorulan soruya olumlu cevap verdiğimi, onayladığım anlamı çıkarılıyor. Kendisini dövdüğümü söyleyen kız öğrenci kafasını masaya gömmüş hiç kaldırmıyor. Utancından mı vicdan azabından mı bilemiyorum. Yanında oturan arkadaşı ayağa kalkıp konuşmaya başladı:

 

— Öğretmenim arkadaşım geçen derste hep parmak kaldırdı ama siz herkesi kaldırdınız, hata bu kızı bile (küçümser bir eda ile) kaldırdınız bir tek onu tahtaya kaldırmadınız. O da bu yüzden size çok kızdı. Hata tayininizi bu okuldan çıkarmak için babasına; kendisini çok feci bir şekilde dövdüğünüzü söylemiş. Babası da bunun üzerine gelip müdüre kızmış. Müdürümüz de babasına sizi Hakkâri’ye sürgün edeceğine söz vermiş. Bu sabahta bir arkadaşımız Hakkâri’ye sürgün gideceğinizi söyleyince çok üzüldük. İnan arkadaşımız çok pişman ama babasına da gerçeği söylemekten de korkuyor.

 

Çok şey söylemek istiyorum ama ağlarım diye de konuşmaktan çekiniyorum kelimeler boğazımda bir bir düğümleniveriyor. İşte yine konuşamıyorum. Ne kadar becerdim bilemiyorum ama sadece gülümsemeye çalışıyorum. İki ay önce kendi isteğimle Hakkâri’ye tayin istediğimi izah edemezdim. Benden bir cevap almayan öğrenci ağlamaklı bir sesle gidip bu durumu müdür yardımcısına da söyleyeceğini ifade ederek sınıftan dışarı çıkıyor.

 

Dersin sonuna kadar ne benim ne öğrencilerin ağızlarında tek bir kelime çıkmıyor. Çıkış zili çalınca sınıftan dışarı çıkıyorum. Bu sınıftaki son dersimde işte böyle sessizce bitiyor. Ayrılırken içimden onlara veda etmek geliyor ama yapamıyorum. Çok kırılmışım, kendimi bir türlü toparlayamıyorum. Onları da kırmaktan korkuyorum. Sınıftan çıkarken ardımdan kıyamet de kopmuş oluyor. Hıçkırık fırtınası tüm sınıfı sarıyor. Diğer öğrenciler bu durumu derhal nöbetçi öğretmene bildiriyorlar.

 

Öğrencilerden niye ağladıklarına dair bir cevap almayan nöbetçi öğretmen, öğretmenler odasının kapısından heyecanla giriyor. “Hoca; sen o sınıfa sıra dayağı mı çektin ne herkes ağlıyor? ” Adımız zaten dayakçıya çıkmıştı bir kere. Tüm öğretmenlerin bakışları bana çevriliyor. Nöbetçi öğretmenin suratına bakıyorum ama ona da bir cevap vermiyorum. Zaten öğretmenler cevabımı beklemeden topluca sınıfa doğru koşmaya başlıyorlar. Zira sınıfta Valilin mi, yardımcısının mı ne çocuğu varmışşş.

 

Ders programıma bakıyorum son dersim boş. Çantamı alarak dışarı çıkıyorum. En son telaşlı bir şekilde müdür yardımcısının da B bloktaki 5A sınıfa doğru hızlı adımlarla koştuğunu görüyorum.

 

Arabama binip kapısını içerden kilitliyorum. Eve gitmek için yola çıkıyorum. Artık, özgürce ağlayabiliyorum. Otostop yapanları ilk kez görmemezlikten geliyor, durmuyorum. Epey yol gitmeme rağmen 25 km.lik Mardin-Kızıltepe yolu bir türlü bitmiyor. Ta ki Diyarbakır İl sınırı tabelasını görünce yanlış yola girdiğimi anlıyorum. Arabayı tabelanın yanına çekiyor biraz dinledikten sonra u dönüşü yaparak Kızıltepe’ye geri dönüyorum.

 

Elimde Hakkâri Yüksekova’ya tayin kararnamem ile Hakkâri Öğretmen Evinin lobisinde TV seyrediyorum. Canlı yayında ikiz kuleler yıkılıyor. Ve ben Yüksekova Süleyman Uğur Sıtkı İlköğretim okulunda göreve başlıyorum. Bu sefer dadı olarak değil öğretmen olarak. 


1696

 

YORUMLAR

oncuacar 09-05-2008, 20:25:48
selam hocam çoktan ismin doymamıştım inan yine beni doygulandırdın senin o iki romanın varya firevonları devirmek ve baş eğmekiçin başkaldırmak bitapların hala tadı damağımda derler ya işte öyle yeni bir çalışman varsa faydalabsak iyi olur allah sizden razı olsun allah hepimizin sunu iyi eylesin amin.
 
NORŞİNİ 08-05-2008, 10:58:10
Dürüst kaleme saygılar. Cesaretli yüreğe sevgiler. yine her zamanki gibi heyecanlı yazmışsınız. Hayatınızdaki bu anlamlı anılarınızı bizimle paylaştığınız için Allah sizden razı olsun. Ne mutlu o insana gürevini hakkıyla yerine getirene
 
umay 07-05-2008, 09:05:14
yaşamda en zor mesleklerden biridir öğretmenlik.Çünkü insan yetiştirmek meşakkatlidir,zordur. hele bizim bölgede öğretmenlik yapıyorsanız ve biraz da idealistseniz işiniz hepten zordur.Ama hakkıyla yapıldığında da insana en fazla haz veren meslektir.Bu zorlu konuşunuzda başarılar dilerim sevgili hocam,kaleminizden gene güzel nağmeler dökülmüş.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 22/10/2010 - 23:08 GolaReqo
8 16/10/2010 - 20:39 Maymun’un Aşkı
8 17/08/2010 - 00:02 URANYUM MU KUR'AN MI?
8 05/08/2010 - 01:11 DELİLER ZAMANI
8 28/07/2010 - 12:57 Taşlar Meclisten geçti
8 20/07/2010 - 15:00 ZERGAN AŞKINA
8 08/07/2010 - 12:00 Özür Dileme Me
8 07/09/2009 - 20:49 KÜRT AÇILIMI (aç açı ve açamazı!)
8 09/07/2009 - 09:34 Meles u Melisa-II
8 13/06/2009 - 00:35 Meles u Melisa
8 05/10/2008 - 20:02 Ayşe Apo-III: Zîlân
8 13/08/2008 - 02:23 TÊLİ
8 10/07/2008 - 00:24 Ayşe Apo
8 06/05/2008 - 22:05 Sıra Dayağı
8 24/04/2008 - 11:56 Uğur Kaymaz İlköğretim Okulu (Uğur’un İhalesi)
8 04/04/2008 - 01:27 Taş Atma Kursu
8 18/03/2008 - 22:54 Gençlik Köprüsü
8 12/03/2008 - 00:10 + 18
8 7/2/2008 - 17:30 Türbanlı
8 26/03/2008 - 16:15 Amûd Sineması
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
4 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
5 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
6 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
7 4+4+4 için karar günü!
8 Zana'ya 10 yıl hapis cezası
9 Tarihi affın affı da geldi!
10 Tanklar mesajdan sonra yürütüldü

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com