Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

KÜRT SORUNU PLATFORMU DEĞERLENDİRMESİ

- 11/08/2010 - 23:43

Çözüm, onurlu ve adaletli bir kardeşliktir. Ümmetin açılımı da bu şekilde olduğunda hiçbir sorunumuz kalmayacaktır.

Özgür-Der Diyarbakır şubesi 24-25 Temmuzda 30 yakın konuşmacının katıldığı bir “Kürt Sorunu Formu” düzenledi. Değişik İslamcı çevrelerin soruna yaklaşım şeklini yansıtan konuşmalarda, Müslümanların olaya bakış şekli ve bu modelden kaynaklanan çözüm dili arayışları salona hakim oldu. Değişik ülkelerden de katılımın olduğu forumda, her bir konuşmacı değerli görüşler sundu. Küçük polemikler de olmadı değil. Üçüncü konuşmacı olarak kürsüye gelen “Kelha Amed” editörü Av. Necat Özemir, Kürtçe yaptığı konuşmasının sonunda geçmişe atıfta bulununca, PKK yanlısı ve farklı İslami kesimlerin ortak tepkisiyle karşılaştı. Özdemir’in "Hizbullah ve PKK çatışmasında bir kez daha devlet karlı çıkıyor." şeklindeki sözlerine salondan yüksek sesli tepkiler geliyor, birkaç kişinin salondan çıkarılması ve yatıştırıcı konuşmalara rağmen, konuşması kesiliyor. Çıkan tartışmayı haber yapan Vakit gibi gazeteler ise, konuyla ilgili temennilerini haber haline getirerek, "PKK formu bastı" şeklindeki bir ifadeyle Türkiye'deki önemli bir bakış açısını ortaya koyuyordu. Bu sıcak ortamda kürsüye gelen Sıdkı Zilan ise, ortamı yatıştırma ve bundan dolayı da kendi tezlerini istediği gibi ortaya koyamama gibi bir şansızlıkla karşı karşıya kaldı. 

Konuşmacıların tamamı, kendi açılarından sorunun tanımını ve çözümle ilgili önerilerini dile getirdiler. Daha çok İslami kesimin, taban ve taraftarları ikna çalışması şeklinde gelişen form konuşmaları arasında “gelenekleşen paradigmaya yönelik eleştiriler”le birlikte, farklı çözüm teorileri de ortaya atıldı. Kaçınılmaz olarak, her konuşmacı kendi kültürel birikimi, geldiği çevre veya içinde bulunduğu cemaatin şartları ve düşünce yapısına göre çözümler sundu. Durum böyle olunca, Kürdistan’da önemli bir entelektüel birikimin farklı tezler ortaya koymasıyla, "Pirsgireka Kurd" daha girift ve çözülmesi zor bir düğüm haline dönüştü. Zihin açıcı, ufuk genişletici konuşmaların yanında, mahalle kültüründen kurtulamayan konuşmacılar da yok değildi. Samimi ve yoğun çabasına rağmen kabuğunu kırmayıp, tekrardan kurtulmayanlardan biri Abdurrahman Dilipak’tı. İroni yapmak için kürsüye geldiğini söyleyen Abdurrahman Dilipak, ortaya konan ortak aklı erozyona uğratıcı ifadelerle çözümü sulandırma geleneğine devam etti. Satır aralarında birçok konuya temas etmeye çalışan Dilipak, samimi olarak sorunların çözümünde ortaya koyduğu çabalara da işaret etti. İyi de etti. Bununla birlikte, ironi yapmasının veya polemik konularına tevessül etmesinin asıl sebebinin, bölgedeki sorunlara yabancılığından ve yeterince sağlıklı diyalog kuramamasından kaynaklandığı açık bir şekilde görülüyordu.

Diyarbakır'a, batı şehirlerinden gelen veya batı merkezli düşünceleri tercih eden konuşmacıların büyük bir bölümünün, samimi gayret ve sorumluluk hissi içerisinde olmalarına rağmen, bölgenin gerçeklerinden uzak oldukları görünümünü verdiler. Bazı konuşmacıların da hamasi yüklü konuşmalar yapması ve geçmişten beridir devam eden polemiğe dönüşmüş "gerçek çözüm kardeşlik ve ümmet bilinciyle olacaktır" şeklindeki rota belirleyici ifadeler, olaydan ne kadar uzaklarda seyredildiğinin en bariz örneği olarak panele damgasını vurmaktaydı. İçi kutsal korsanlarca boşaltılmış kavramlarla savunma mevzilerine sığınanlarca, Kürt Sorunu gündeme geldiği her zeminde Kürtlerle birlikte, Çerkezlerin, Abazaların, Gürcülerin, Çingenelerin ve başka aidiyetlerin haklarını gündeme getirilmesi de sadece olayı yozlaştırma ve sulandırma gayretlerinden öteye gitmemektedir. Özellikle Dilipak gibi panelistlerin sıkça bu ucuz edebiyatlara tevessül etmesi de, bölgenin sıcak şartları içerisinde yaşayan Müslüman Kürtlerin duygusal tepkilerine vesile oldu. Açık olan bir şey var. Onlar farklı şartlarda, gündemlerde, etkileşimlerde, iletişimlerde inşa oluyorlar ve sıcak ortamın dışında yaşıyorlar. Dolayısıyla bizim yaşadıklarımızı anlayamazlar. Daha açık anlatayım. Beş yaşındaki çocuğumla çarşıda yangın ve gaz bombalarının, taciz ateşlerinin arasında kalmanın nasıl bir duygu olduğunu tarif etmem zordur. Daha iki gün önce Hakkari’de beş önemli resmi mekana -Depin Köprüsü’nde birkaç günahsız insanın öldürülmesine misilleme olarak- düzenlenen taciz ateşi sonunda kopan kıyamette, beş yaşındaki çocuğumun evin içerisinde kurşunlardan korunmak için askeri disipline uyarcasına, feryatlar içerisinde sürünerek hareket etmesini, yere yatmasını ve patlamalar neticesinde nasıl bir psikolojik travma yaşadığını izah edebilir miyiz? Bunu anladığımız an, neyin argümanlarıyla konuşmamız gerektiğini de anlarız. Üzerimizden atamadığımız ve yasını tutamadığımız travmalarımızı, sorunun uzağında olanlara anlatmak kolay değil. Şiddet sarmalı içerisinde bocalayan Kürdistan Müslümanları, bir taraftan mevcut gelenekselleşen paradigmaya teslim olmaktan başka bir seçenekleri olmadığına ikna edilmek istenirken, diğer taraftan adaletsiz ve eşit olmayan bir kardeşliğe davet ediliyorlar.

Böylesine devasa bir sorunla ilgili olarak, bazı konuşmacıların gelenekleşen ve kelimesi kelimesine geçmişte söyledikleriyle aynı olan önceki ironi yüklü konuşmalarının, bilinçaltından bağımsız olmadığı bilinen bir gerçek olmakla birlikte, sıcak çatışmaları yakından teneffüs eden bazı konuşmacıların sorunun can alıcı kısmını dile getirmedikleri de söylenemez. Geçmişe oranla daha özgür bir platformda süren panelin, tabanı iknaya yönelik olmanın yanında, çok farklı bir tartışma zemini oluşturması da dikkat çekiciydi. Çözüm konusunda daha geniş bir ufkun açıldığı da söylenebilir. En azından, Müslümanlar çekinmeden düşüncelerini, dillendirdiler ve önlerine konulan sağcılık ürünü olan kutsal mayınlara basa basa, Kürt Sorunu'na 'İslamî Çözüm' söyleminin doğru olmadığı ve İslamî kaygı ve sorumluluk sahibi kimselerin bu tür tanımlamalardan kaçınmaları konusunda daha dikkatli davranmaları gerektiği söylenebildi. “Kürtlere anadili, konuşma hakkı verildiğinde bunun İslamca'sının nasıl olacağının?” sorulması da –eleştiri sınırlarının ihlal edildiği- endişelerini kendisiyle birlikte getiriyordu.

Forumun Kürt illerinden gelen katılımcılarının yaklaşım ve tespitleri ise bölgenin şartlarına ve gerçeğimizin ruhuna daha uygun bir görüntü çizdi. Özellikle Doç. Ahmet Yıldız, Prof. Dr. Kadri Yıldırım, Şeyhmus Ülek, Sabiha Ünlü, Molla Süleyman Kurşun, Fuat Değer ve Ali Bapir’in sunumları Kürt Sorununun mahiyetini daha iyi yansıtan kuşatıcı sunumlardı. Fuat Değer, konuşmasının son bölümünde içinde yaşadığımız sorunun çözümü konusunda takınılan tavrı eleştirerek “İslamîlik vurgumuz, yıllardır bu soruna uzak duruşumuz ve inisiyatif almayışımız ile lekelenmiştir.” dediği konuşmasının son bölümünde şöyle devam ediyordu:

Şimdi, bugün geldiğimiz nokta itibarı ile bazı rahatlamalar gözlenmekle birlikte, bir bütün olarak “Kürt Sorunu” bütün şiddeti ve sancıları ile devam ediyor. Devletin yapması gerekenler hemen hemen herkesin söylediği şeylerdir. Burada devletin dışında toplumsal iddiaları olan ve kendilerini İslam referansı ile ifade eden sivil toplum teşekkülleri ve halk tabanı bulunan kanaat önderlerine çok ama çok ciddi görev ve sorumluluklar düşmekte. Açık konuşalım: İslamîlik vurgumuz, yıllardır bu soruna uzak duruşumuz ve inisiyatif almayışımız ile lekelenmiştir. Güven problemi mevcut. Bu güveni kazanabilmek ve geçmişte yaptığımız hataları yapmamak, özgür ve bağımsız bir zihin ile meseleleri objektif değerlendirmek için yeni bir sürecin içinde, hatta başındayız.”

Sabiha Ünlü, sorunun çözümüyle ilgili ciddi birikimleri olan insanların görmezlikten gelinmesinin toplantıya gölge düşürdüğünü vurguladığı konuşmasında, Kürtlerin acılarının dahi susturulmak istendiğini belirtti. "Bosna'daki sorunu bir Boşnak'ı getirip dinleyerek, Çeçenistan'dan Çeçen getirilip dinleyerek sorun anlaşılmaya çalışılırken, aynı şey Kürdistan için yapılamıyor.” şeklinde ince bir eleştiri yapan Ünlü, olaylara adalet ilkelerine uyularak yaklaşılmasının zaruretine işaret etti.

Rejimin Kürtleri yok sayması, görmezlikten gelmesi, acısını bloke etmesi, sesini duymazlıktan gelmesi/dinlememesi, küçümsemesinden daha çok İslami sorumluluk sahibi olanların, aynı tavrı takınmaları toplumda rahatsız edici tepkilerin oluşmasına yol açmıştır. Dolayısıyla bu gerçekle yüzleşmiş olanlar, daha duygusal ve tepkisel bir psikoloji içerisinde oluyorlar. Süleyman Hoca, mazlumiyetin en duygusal örneğiydi.

Toplantıya damgasını vuran konuşmacılardan bir diğeri de Süleyman Kurşun’du. Sorunların içinde yaşadığını, sorunlardan dolayı büyük sıkıntılar çektiğini söyleyen Kurşun, Müslümanların vahşete duyarsız olmasının kardeşlik hukukuna uymadığını hatırlatarak, “Kürdistan kelimesini bile kullanmaktan kaçınanların sorunu teşhis etmede söylenin her çözümü ırkçılıkla suçlamalarının haksızlık olduğu”nu söyledi.

Forumda en çok bahsi edilen mevzu İslami kesimin, Kürt Sorununa muhataplığı ve İslami çözüm retoriğiydi. Her iki konuda da birbirinden farklı duruşlara, görüşlere yer verilen panelde, farklılıklarının zenginlik olduğu kanıtlanmış oldu. Tezlerinin doğruluğunu savunanlardan bir kesim, Müslümanların da sorunda taraf olma hakkına sahip olduklarını ve çözümün ancak İslami olabileceğini savunurken, bazı konuşmacılar da bu duruşun gerçekçi olmadığını anlatmaya çalıştı. İslami kesimin muhataplığı ve İslami çözüm ne anlama gelmektedir ve hangi içeriğe sahiptir? Yaşanan zihin bulanıklığının temelinde böyle bir soru yatmıyor mu?

Katılımcılardan bir kısmının bu minvalde söylediği, Müslümanların söylemleri ile eylemleri arasındaki tezatlığı gösteren ve İslamcıların yanlış durum tespitlerine İslami kılıf giydirme girişimlerine yaptığı atıflar çarpıcı ve cesur yaklaşımlardı. Bu çelişkiye şu cümlelerle işaret ediliyordu: “İslami söylemle ortaya çıkanların, eylemlerinin de İslami olması gerekir. İslam bir din bir yol haritasıdır, bir eylemin İslami olabilmesinin o eylemin başına ille de İslam ibaresinin yazılı olmasıyla olmaz, bir eylemin İslami olabilmesinin koşulu içeriğinin de İslami olmasıyladır.”

Her soruna İslamilik yaftası arayışları”nın ahlaki olmadığı ve İslamcılığı tüketme anlamında algılanması gerektiği şeklindeki –kimileri içi yeni olan- tezler, belirli kesimler tarafından Müslümanlara kızıp, İslam’ı çözüm denklemlerinin dışına atma yanlışlığı olarak değerlendirirken, yapılan itirazlar, mahalle dilini sorgulamaya ihtiyaç olmadığı savunmasıydı. Osmanlıdan beridir devam eden ve Yeni Osmanlıcı Hareketin altını çizerek sürekli bir şekilde gündeme getiren ve bu hareketin öncülüğünü yapan Mehmet Güney, Mustafa İslamoğlu ve Bülent Yıldırım gibi isimlerin canlı tutmaya çalıştığı İslam kardeşliği ve ümmet bütünlüğü kavramlarının, bu toprakların yetimlerine kurtuluş reçetesi olarak sunulması ve bu çizgiyi aşanların eksen kayması gösterdiğini savunmaları, insana “hayret bir şey!” dedirtecek kadar itici, erdemsizce ve yavan geliyor.

Kürt Sorununa çözümün, tamamen insani bir sorun olduğunu savunmakla, İslam’ı devre dışı bırakma farklı şeylerdir. Müslüman’ın sorumluluğunu yerine getirmemesinin, adaletsizlik ve eşitliğin aracı haline getirilmiş kalıplaşmış ve içi tamamen boşaltılmış etiketlerle, insanları belli kalıplara sokma yolunda savunma aracı haline getirilmesi sığlık örneğidir. Kalıplaşmış mahalle diline alışmış olanlar, yapılan yanlışları eleştirmenin Müslümanlar için büyük bir kazanç olduğunu gördükleri an, giderek keskinleşen savrulmaların ne anlama geldiğini daha iyi anlayacaklardır. Bunun ilk adımı, milliyetçilik ile hak ve eşitlik esasına dayanan hakları talep etmenin aynı şeyler olmadığını anlamadan geçer. Bunu başarabildiğimiz taktirde, hangi zihniyetin argümanlarıyla konuştuğumuzu da anlayacağız. 

Samimi olunması durumunda, çözüm zor bir olay değil, en başta İslamî sorumluluk ve kaygı taşıyanlar duruşlarında samimi olmalıdırlar. Gerçeğimizi eleştirdiğimizde, milliyetçi argümanlarla suçlama ahlakını terk etmedikçe de samimi olduklarında inandırıcı olamazlar. En azından, gecikmiş olduğumuz bu duruşun içini sulandırmaktan, olayı yozlaştırmaktan uzak duralım. Adalet ve eşitlik dilini ortak dilimiz haline getirelim. Eşitlik ve adalet temelleri üzerinde Türk kardeşlerimiz neye sahipse Kürtler de o haklara sahip olmalıdırlar. Neticede bu hakları bize veren Allah’tır. Hiç birimiz kuşdiliyle konuşmuyoruz. Otuz yıldır şiddet ve yüzyılı aşkın bir süredir bu sorun var ve biz belki de Gazze çıkarması çevresinde çıkarılan gürültüyle, bugünkü uyanışı ve sevindirici duruşu sergiliyoruz. Taksim’de düzenlenen gösteriyi ve Diyarbakır ‘Kürt Sorunu Platformu’nu bu samimi yaklaşımların ürünü olarak görüyor ve bunun devamında çekincelerimizin yerini samimi diyaloglarımızın aldığı daha sağlıklı adımların geleceğini ümit ediyoruz.

Son olarak, sorunu ilk önce kendi beyinlerimizde çözüme kavuşturalım. Çözüm, onurlu ve adaletli bir kardeşliktir. Ümmetin açılımı da bu şekilde olduğunda hiçbir sorunumuz kalmayacaktır.

Not: Aradan uzun bir süre geçtikten sonra forumla ilgili bir değerlendirme yazısı yazma ihtiyacı duydum. Kasıt, birilerini karalamak veya birilerini yüceltmek değildi, ancak forumda yaşanan bir gerçek vardı, Necat Özdemir’in bölgeyle ilgili değerlendirmesine birçok kesimden tepkiler yükseldi ve geçmişe dair cevabı verilmemiş sorular soruluyordu. Bu kısmından çok Özdemir için bir erdemlilik şeklinde değerlendirdiğim "rejim, Kürtleri PKK'li ve Hizbullah ismi altında birbirine kırdırdı" cümlesi bir değerlendirme olarak zihnimde kalmıştı. Ancak, Özdemir’in siteye ve daha sonrasında e-mailime yazdığı itiraz iletilerinden, onun kullandığı cümlenin -bu anlamı verse bile- farklı bir şekilde kullanıldığını, yaptığı itirazdan sonra konuşmasını yeniden dinleyerek gördüm. Kullandığı bir cümleye kendi yorumumu ekleyerek, “o söylemiş gibi gösteren” şeklinde bir duruma düşmemek için ve doğru şahitlik gereği cümleyi ‘kullandığı asli ifadesi’ ile değiştirdim. Değişikliğin sebebini izah etmek için de, bu dipnotu da yazma gereği duydum.


1311

 

YORUMLAR

TATVANLI 27-08-2010, 15:52:15
KAFATASÇILIK YAPMADAN GEÇMİŞİ İRDELEYİP AYNI HATALARA DÜŞMEDEN GÜZEL İSLAMİ ÇALIŞMALAR YAPMAK İÇİN ORTAMLAR OLUŞTUMAK LAZIM GEÇMİŞLE İLGİLİ HEPİMİZİN HATALARI OLMUŞTUR.ONUN İÇİNDE BİRBİRİMİZE İNSAF ÇERÇEVESİNDE BAKMALIYIZ.BİRAZ ADALETLİ ..SAYGIYLA KALIN.
 
hüseyin Öz 22-08-2010, 09:50:54
Keko kardeş bence geçmişi geçmişte bırakmak lazım. Geçmişte düştüğümüz hataya yeniden düşmemek için bağışlayıcı, merhametli olmamış gerekir. Yoksa necat kardeşin de dediği gibi devletin işine yarayacak konumlara düşmekten kendimizi alamayız. Benim babam senin babandan büyük şeklindeki ilkel davranışlardan, aşiret asabiyetinden uzak durmalıyız. Kürdistani bir Müslüman olarak halkımızın dertlerine, sıkıntılarına, çaresizliklerine derman olmalıyız.
 
keko 21-08-2010, 20:36:55
orda necati mamoste konuşunca neden bazı kişilerin zoruna giti anlam veremyiorum sayın necati özdemir orda hizbullahi cemmatın bölgenin bir gerceği oldugunu dile getirdi bundan daha dogal şey ne olabilirki biri gitsin orda menzil grubununda kürdistan gerceğini oldugunu söylesin bunda ne var bendee diyorum hizbullahi cemmat bölgenin tek gücü istiyordumki menzilde bölgenin tek gücü olsun istemeyen namertir
 
adar 20-08-2010, 13:43:12
Necat Özdemir'in kalkıp ilimcileri savunma yerine o dönem haksız yere kanlarına girdikleri mustazaf müslümanların kanlarınısorsa daha makbule kaçar.
 
adar 20-08-2010, 13:41:20
Hizbullahilim kanadının menzil cemaatına saldırmasının tek gerekçesi Kürdistan'da tek islami yapı olmaktı. Bunun için bölgenin o dönemki en büyük gücü olan ve Kürdistan'ın hemen hemen her tarafında ciddi bir örgütlenme içine giren Hizbullahmenzil kanadına saldırmıştır. gerekçe olarak menzilcilerin pkk ile çatışmadığıdır. menzilciler sadecepkk ile değil hiçbir islami ya da gayr-i islami yapı ile çatışma taraftarı değildi. çünkü bu çatışmanın devletin işine yarayacağını söylüyordu ki öyle de oldu
 
İBRAHİM 19-08-2010, 22:51:45
Zavallı insanlar genellikle suçlamaların, iftiraların, yargıç olmanın arkasına sığınırlar, düşünmeyle işleri olmaz. Kutsal değerleri, kinleriyle, öfkeleriyle, hurafeleriyle yozlaştırmaya kalkışırlar ve onurlarını korkaklık cenderesinde ezmeyi bir marifet bilirler. Kutsal değerlerin etiketini taşıdıkları için minnet ederler, aslındaysa onlar arkasına gizlendikleri etiketin anlamını da bilmeyecek kadar zavallıdırlar. “Onlar İslam’a girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl Allah size lütufta bulunmuştur.” (49/17)
 
Ali 19-08-2010, 17:40:30
Allah seni affetsin Yakup Aslan bu yaştan sonra kürtçülüğü keşfetmene gerçekten üzüldüm. Siyasal basiretin mi bağlandı, çevre koşulları bu kadar mı belirleyici olur.
dün afgan, iran dağlarında bugün kürdistan dağlarında..illa uç olacaksın.
 
hakkarili-Necati Beye 18-08-2010, 01:37:13
Necati bey hizbul..... her yerde çatışmadan kaçmıştır diyorsunuz peki ilimcilerin saldırdıkları ve şehit ettikleri müslümanlar için ne diyorsunuz. İhanet ve zulüm ile şehit ettikleri Müslüman lider ve şahsiyetleri nereye koyuyorsun. PKK gibi kendi dışında ki tüm İslami camialara ilimin saldırmasına nasıl bakıyorsun, birde bunları değerlendirin öyleyse uhrevi olarak.
 
ibrahim 16-08-2010, 14:38:33
Uhrevi mesuliyet hasasiyeti taşıyan Necat beyin böylesine ayrıntıya takılmasına üzüldüm. Keşke bunun yerine salonda sorulan sorulara, tepkilere, toplumun bakış açısına takılsa. Eminim bu esas anlamında olan konular onun uhrevi sorumluluğunu daha fazla ilgilendiriyor.
 
batmanlı_seyfo 14-08-2010, 20:54:49
yakum hocam kaleminize sağlık yanlız necati özdemir hocamızada haksızlık yaptı rejim pkkeyi hizbullah birbirine kırdırtı bu bir gercektir forum salonunda sol görüşlü bir genc bagırarak salonu susturmuştur ve ordaki görevlilerden hiç ses çıkmamıştır bu iki yüzlülük değilse nedir sayın avukat necat özdemir hocamızda gayet çok güzel akedemik bir kürdçeyle önerilerini ortaya koymuştur hizbullahi hareket kesinlikle magdur olmuştur orda mağduriyetide herkes biliyor necati özdemiride tebrik ediyo
 
Necat Özdemir 14-08-2010, 13:11:37
"rejim, Kürtleri PKK'lı ve Hizbullah ismi altında birbirine kırdırdı"

Ben böyle bir cümle kurmktan Allah'a sığınırım. Avukat olarak da net gözlemim Hizbullah'ın her zeminde çatışmaktan özellikle kaçındığı yönündedir. ama pkk'nın durumu APAÇIK...
Lütfen yazınızı TASHİH ediniz. Yoksa Uhrevi mesuliyetin olduğunu benden gayet iyi bilirsiniz. İnanın sizinle ilgili iyi şeyler duymuş biri olarak sizn adınıza ÜZÜLDÜM. wesselam
 
Necat ÖZDEMİR 14-08-2010, 13:08:01
Her neyse...
Her düşünceye tahammül edebilen İslami camiaların bu BİR CÜMLEYE VE BÖLGENİN KAÇINILMAZ GERÇEĞİ olan Hizbullah'a tahammülsüzlüğü Gerçekçi yaklaşımdan uzaktır. Göz kapamadır. Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar.
Nasıl oldu da yazınızda geçtiği üzere yanlış anlaşıldığıma TAM anlamıyla hayret ettim. Sizden ricam ya ilgili kısmı çıkarmanız ya da Düzeltme yazmanızdır. Konuşmam Haksoz Tv'de ve hurseda.com adlı internet stesinde vardır. Dilerseniz tekrar bakın. Sizin adınıza üzüldüm
 
Necat ÖZDEMİR 14-08-2010, 13:02:45
Kesinlikle olumsuz bir duruşum olmamasına rağmen birkaç pkk'lı gencin bağrışmaları koca tertip komitesini ve salonu dize getirdi. Bülent Bey o ana kadar yapılan pkk propagandasına ses etmezken çıkıp "Şok edici düşüncelerle karşılaşabiliriz" gibi bir cümle kurdu. oysa "Hizbullah'ın sadece bir mağdur" olduğunu dile getirmiştim. hem de sadece BİR cümleyle... Kesinlikle propaganda ya da başka bir şey yoktu.
 
Necat ÖZDEMİR 14-08-2010, 12:59:16
Bu çerçevede Bölgede güçlenen Hizbullah hareketine PKK'nın tahammülsüzlüğü dolayısıyla bir savaş dayattığını ve bunu fırsat bilen TC'nin bir kez daha şuurlu müslüman Kürdlere mazlumiyet yaşattığını ifade ettim.
Ne yazık ki yazınızda geçtiği gibi bir cümle sarfetmedim. Hele ki ortamı yatıştırmak gibi bir durumum olmadı.
Sadece HİZBULLAH adının geçmesine bile bir kısım odakların tahammülsüzlüğü bir kez daha gün gibi su yüzüne çıktı.
Ve ne yazık ki mikrofonumum sesi kapatıldı.
 
Necat ÖZDEMİR 14-08-2010, 12:54:57
Sürenin kifayetsizliği dolayısıyla bir kısım konuları neredeyse başlıkla halinde zikrederken Kürd Sorunu çerçevesinde yaşanan mağduriyelerin birinci muhatabının İslami düşünce ve bu bağlamdaki müslümanlar olduğunu dile getirdim. Ta Baban emirlerinin bir kısım dini hassasiyetlerle başlattıkları isyanlar nedeniyle zulüm dalgalarının Şeyh Said Efendinin kıyamıyla devam ettirildiğini ve bu zulüm dalgalarının günümüze kadar devam ettiğini öz olarak ifade ettim.
 
Necat ÖZDEMİR 14-08-2010, 12:51:27
1. Oturum'un konusu sistem değerlendirmesi olduğundan konuşmamın Türkçe olan kısmında sorunun Osmanlı'nın son dönemlerinde başlayıp TC ile devletleşen batılılaşma ve İslam'dan uzaklaşmadan kaynaklandığını söyledim.
 
Necat Özdemir 14-08-2010, 12:48:51
We bîhî nesteîn...
Hocam yazınızı yeni gördüm.
Hakkınızda güzel şeyler duymuş biri olarak neredeyse tümüyle yanlış anlaşılmış olduğumu görmek beni üzdü.
ben üçüncü konuşmacıydım. Ve bu durum ne yazık ki forum düzenleyicilerinin istemimiz dışında yaptığı bir tasarruftu. Bize ilkin başka şeyler söylenmişti...
Konuşmanın öbemliğ bir bölümünü Kürdçe yaptım ve "Lafı evirip çevirmeden bizce sorunun İslami özümüze dönmekle" çözülebileceğini izah ettim.
 
hakkarili 12-08-2010, 13:02:00
Yakup hocam bu değerlendirme çok iyi ve bilgilendirici olmuştur teşekkür ediyoruz.
 
vani 12-08-2010, 11:22:06
Güzel bir değerlendirme olmuş... Ellerine sağlık...
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 16/05/2012 - 07:23 Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV
8 02/05/2012 - 22:25 Şervan'a Kız İstenecekti Hayrettin Hocam
8 27/04/2012 - 15:22 Asya Konvoyu ve Çelişkiler III
8 15/04/2012 - 23:40 Asya Konvoyu ve Çelişkiler - 2
8 05/04/2012 - 18:35 Asya Konvoyu ve Çelişkiler
8 17/03/2012 - 14:02 Halepçe, Roboski, Pozantı, Suriye Zulüm Konsepti
8 01/03/2012 - 14:26 Serhıldan mı, İntifada mı?
8 09/01/2012 - 19:16 İsrail Savaş Uçakları Roboski'yi Bombaladı
8 30/12/2011 - 17:09 Kaçakçıları da Vururlar
8 22/12/2011 - 08:47 Van Depreminde İnsanlık Sınavı III
8 08/11/2011 - 13:15 Van Depreminde İnsanlık Sınavı II 
8 01/11/2011 - 18:27 Van Depreminde İnsanlık Sınavı
8 26/09/2011 - 16:27 Özgürlük Savaşçısı Miho Gewdan
8 18/09/2011 - 14:38 Şemdinli İzlenimleri
8 14/09/2011 - 11:16 Ayin
8 02/09/2011 - 23:21 Alleme Ahmet Müftüzade’nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış (III)
8 23/08/2011 - 14:40 Medyanın En Vicdanlı Aydını Böyle İse
8 16/08/2011 - 14:21 Berçelan Yaylasında İftar Açmak
8 26/07/2011 - 13:41 Allame Ahmet Müftüzade’nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış (II)
8 24/06/2011 - 10:41 Kuzuyu Kurda Emanet Etmemizi İstiyorlar
8 09/06/2011 - 13:55 Fravunlaşan Kirli Siyaset
8 01/06/2011 - 20:55 Van Toprak Kale Mağarası ve Veli Küçük
8 24/05/2011 - 16:48 Allame Ahmet Müftüzade'nin Hayatına ve Mücadelesine Kısa Bir Bakış
8 28/04/2011 - 14:46 Yaranın Masajı / Habil Ve Kabil (TERCÜME)
8 18/03/2011 - 09:41 Halebçe zalimlerin kalesine düşen bir bombadır
8 09/03/2011 - 17:47 İran Yeşiller Hareketi'nin kendi dilinden gerçeği (Tercüme)
8 29/01/2011 - 23:10 "Filistin Kurtuluş Savaşına Koşan Gönüllüler"
8 20/01/2011 - 08:41 Mazlumder Agos Gazetesini Ziyaret Etti
8 06/01/2011 - 10:29 Bize Kimlik Biçme Zahmetinde Bulunanlar
8 24/11/2010 - 18:17 BATI NATO ŞEMSİYESİ ALTINDA NE YAPIYOR?
8 27/10/2010 - 16:36 İSLAMİ MÜCADELENİN YİĞİT EVLADI ABULHAMİT TURGUT’UN ARDINDAN…
8 16/10/2010 - 20:57 Peyanîs Katliamının Düşündürdükleri
8 27/08/2010 - 23:48 SAADET PARTİSİNDE KADAYIFIN ALTI KIZARDI
8 11/08/2010 - 23:43 KÜRT SORUNU PLATFORMU DEĞERLENDİRMESİ
8 22/07/2010 - 21:28 BAKAH OLUŞUMU ÇEVRESİNDE ÇÖZÜM ARAYIŞLARI
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 "O Emri Hangi Hayvan Verdi!"
3 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
4 İçişleri Bakanı'nın işaret ettiği komutan
5 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
6 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
7 4+4+4 için karar günü!
8 Zana'ya 10 yıl hapis cezası
9 Tarihi affın affı da geldi!
10 Tanklar mesajdan sonra yürütüldü

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com