Özgür birliktelik üzerine bir açılım yapmış ve nasıllığı üzerine bir değerlendirme yapmaya çalışmıştık. Bu yazımızda da özgür birliktelik tercihinde bulunan bireyin kendisinde sorumluluk görerek bu sorumlulukta nasıl varolması gerektiğini irdelemeye çalışacağız.
Özgür irade ile seçilmiş olan birlikteliklerin bireye yüklemiş olduğu sorumluluklar vardır. Bu sorumlulukların hakkı ile eda edilmesi için bireyin bu sorumluluklar ağırlığında kendisini beslemesi ve sürekli geliştirmesi olması gerekendir. İnsan iradesi dışı varolduğu birlikteliklerde dahi fıtri olarak sorumluluk sahibi olan bir varlıktır. Ailesine, yaşamış olduğu topluma ve coğrafyaya karşılık yerine getirmesi gereken fıtri sorumluluklar vardır.
Yaşam mücadelesinde birey olarak kendi ihtiyaçlarını gidermek için bir çaba içersinde olamaya mecburdur. Birey olarak toplumsal yaşayışta bir değer ifade edebilmesi için de yaşamına bir anlam ve düşünce zemini kazandırmak ile sorumludur. Bu sorumluluk çerçevesinde kendisine bir hedef ve insanlar ile kurmuş olduğu ilişkide düşünce zeminini oturttuğu bir kaynak ile varolmak zorundadır. Seçmiş olduğu düşünce/fikri arka plan kendi iradesinin ürünü ve özgür tercihinin bir değeri olacağından, gereklerini yerine getirmekte kişiliğinin topluma açılımı olacaktır.
İnsanlar ile olan ilişkilerinde bu açılımı gerçekleştirirken, özgür irade ile tercih etmiş olduğu düşünce kaynağına olan bağlılığı ve bu düşünce kaynağını sistematize edip ortak bir değer ile sunması kişiliğinin kıstası olacaktır. Bu kıstası davranışlarıyla ilişkilendirebildiği oranda toplumsal yaşamda kişilik değeri ağırlığını belirleyecektir. Bu değerinde ağırlığı asıl olarak kendini düşünce birlikteliğine olan katkısında bulacaktır, inandığı değerlere olan bağlılığı ve bu değerler çerçevesinde göstereceği mütevazilik ve çaba kişiliğinin değeri olacaktır.
Özgür birlikteliklerin sorumlu bireyi olarak, her şeyden önce kendini gerçekleştirebilmelidir. Tercih ve taleplerini inandığı değerlerin ve birlikteliklerin maslahatını gözeterek önceleyebilmelidir. Seçmiş olduğu birlikteliğin güç katanı olmak için ortak aklın ve ortak maslahatın hizmet eri olmayı kendine şiar edinmelidir.
Kendini sürekli geliştiren, sürekli yenileyen ve yeni/farklı düşüncelere açık ve şeffaf bir birey olarak besleyebilmelidir. Kendi düşüncelerini eleştiriye açık ve yanlış olabilme ihtimaline karşı esnek tutabilmelidir. Elbette kendi düşüncelerine inanacak, onları daha güçlü yapmak için çaba harcayacak, ama tek doğru olduğu düşüncesini asla dayatmayacaktır. Düşüncesinin güçlülüğünün birlikte varolmaktan geldiğine inanacak, bilgi alış verişinden daha güçlü çıkacağına olan inancını daima muhafaza edecektir. “ Akıllı insan kendi aklını kullanır, çok akıllı insan ise başkalarının aklından da yaralanır” şiarını ilke olarak kabullenecektir.
Bu çerçevede kendi düşüncelerine farklı ve ya başka şekilde karşılık veren yol arkadaşlarına kin ve nefret beslemek yerine, onlardan nasıl faydalanırım öz güveni ile dikkatli bir dinleyen ve değerlendirmeci olacaktır. Bireysel olarak yapılan yanlışlardan dolayı mücadeleyi bırakıp çekilmek yerine, “zulüm eden (yanlış yapan) kardeşinize yardım edin” hadisi ışığında o hatayı birlikteliğin zayıf ve düzeltilmesi gereken bir ortak değeri olduğuna inanarak düzeltme çabasında olmalıdır.
Velev ki hataya düşen çoğunlukta olsa, birlikte olduğu insanları hataya terk etmenin mesuliyetini hesaba katarak bir düşünce ve pratik mecra oluşturmalıdır. İçinde kalarak (elbette yanlış çok aşırı ve düzeltilmeyecek boyuttaysa terk edilmelidir) yeri ve doğru zamanı geldiğinde hataya müdahale edebilir, ama daha işin başında yapılan hata yüzünden terk edip gidilirse Allah’a verilecek olan hesap iyi düşünülmelidir.
Birlikteliği bir zincirin halkaları olarak düşünürsek, zincirin en zayıf halkası aynı zamanda en güçlü halkası da sayılır. Çünkü kopan zayıf halka ile zincir kopmuş taşıma ve bağlanma özelliğini ya kaybetmiştir ya da küçülmüştür. Birlikteliklerin amacı Darvinci ve ya Hitler’ci bir mantık ile sadece güçlüleri bir arada tutma ve onlarla yola devam etme mantığı değildir.
İslami birlikteliklerin amacı Allah’ın ipine toptan sarılabilmektir, bir binanın tuğlaları gibi saf saf dizilebilmektir. Her bireyin güçlü yanları ile diğerlerimizin zayıflıklarını giderebilme ahitleşmesidir, zayıf halkamızı güçlendirebilme çabası ve gayretidir. Yanlış yapmaktan korkup kendimizi bir şey yapmamaya mahkûm etme yerine, irademizin yettiği kadarı ve ortak akıl ile gücümüz nispetinde (istişare ve bilenlerin rehberliğinde) sorumluluklarımızı ifa eden bireyler olma umudunda olmalıyız.
Yaşanabilecek bireysel uyumsuzluk ve ya anlaşmazlıklarda tek başımıza karar vermek yerine, hedef birlikteliği yapmış olduğumuz kardeşlerimizin sorunumuza yaklaşımlarını değerli görüp onlardan gelecek olan çözümün ortak karar olduğuna kani olmalıyız. Onların vereceği kararın maslahatı gözeterek alındığına ve istişare kararı olduğundan daha geniş bir yelpazede değerlendirildiğine inanarak nefsi davranışlardan Allah’a sığınmalıyız.
Değerlerimizi yaşarken ve paylaşırken şiddeti değil, naslar ve sünnet ışığında bilgiyi ve aklı önceleyen bir kişilik olarak sorumluluğumuzun bilincinde davranmalıyız. Şiddeti, düşüncelerimizi ve değerlerimizi yaşamanın ve paylaşmanın önünde en büyük engel olarak gören sorumlu birey örnekliği olmalıyız. Değerlerimize olan inancımızı bilgimiz ile destelemek, mütevazi ve hoşgörü ile insanlara sunmak için zamanın değerini bilerek kendimizi geliştirmenin hakkını eda etmenin mücadele vereni olabilmeliyiz.
Yaşadığımız coğrafyanın, zamanın ve toplumun güçlü ve zayıf noktalarını iyi takip eden, kırılma noktalarına müdahil olabilecek açık bir şuur ile bilinçlerimizi uyanık tutmak için sürekli değişmezlerimizin etrafında yenilenebilmeliyiz. İnsanı ilgilendiren her konu ilgi alanımız olmalıdır, her insan bizim için çok değerli olmalıdır. Her birey kendine bir uzmanlık alanı seçmeli, insanı ilgilendiren her konuda da az da olsa bilgi sahibi olmak için çaba içersinde olabilmelidir.
Özgür birliktelik tercihi yapmış olan sorumlu birey, birlikteliklerdeki teknik sorumluluk alan bireylerine vermiş olduğu değerin kendisine ve birlikteliğine verdiği değer olduğunun şuurunda olmalıdır. Bir evin bireylerinin kendi içlerinde birbirlerine göstermiş olduğu saygı ve sevgi onların toplumdaki değer ayarını belirleyen en önemli kıstas olduğu unutulmamalıdır. Ev içersinde yapılan yanlışlar konuşulur, eleştirilir ama evin mahremiyetine zarar vermeden, çünkü o zarar tüm ailenin zararıdır.
Bir değer ve ya çaba içersinde olamayan insan hata yapmaz, sürekli yenilenen, çabalayan ve bir değer ortaya koyma mücadelesinde olan birey ve ya yapıların hata yapması kadar doğal ve fıtri olan bir realite olamaz. Edison ampulü bulmak için yüzlerce deneme yapar ve bulamaz, çevresi ona yeter artık bu kadar denemede bulamadın bırak der. O ise, hayır ben bu kadar denemede hiçbir karamsarlık yaşamadım der, bu kadar yol ile ampulü bulamayacağımı insanlığın ortak aklına sundum diye nasihatte bulunur ve sonunda insanlığın ortak değerine yeni bir sayfa açacak olan karanlığın panzehiri ampulü sunar.
İnsanlığa bir değer sunma gayretinde olan bireyler ve sistemler elbette hata yapabilirler. Önemli olan gidilmek istenen hedefe doğru yol alırken hataları düzeltme çabasında olmak ve karamsarlık yerine ümitvar olabilmektir. Karamsarlığın şeytandan, umudun ise Allah’tan olduğuna inanarak vazgeçmemektir, hatalardan ders çıkarıp aynı delikten ikinci kez ısırılmaya fırsat vermemektir.
Kendimizi şartların ve mekânın mahkûmu yapmak yerine, Kur-an ve sünnetin ışığında ümidin sorumlu bireyleri kılma savaşında olmalıyız. Bizim elimizde tüm karanlıklara panzehir olan, tüm zalimlerin tahtlarını yerle bir eden, tüm mazlumlara ve insanlığa kurtuluş ışığı olan, tüm insani yanlışların tek doğru çözüm kaynağı olan Kur-an ve sünnet varken, neden çözüm gücümüzü oluşturacak birliktelikleri güçlendirmek yerine bireysel zindanlarda hem kendimize hem de insanlığa zulüm etmekteyiz.
Her düşüncenin ve inancın değer ayarı onu özgür olarak seçmiş olan sorumlu bireyleridir. Birliktelikler, bireylerin kişilik olarak ortak değere sundukları katkı kadar güçlüdür, bireylerinin yardımlaşması kadar sosyal adaletçidir, bireylerinin birbirlerine olan muhabbeti kadar sığınılacak bir liman ve toplumsal yaşam örneğidir.
Onun için bizler kişiliklerimizi birlikteliklerimizin hizmetine sunma değerinde Allah’a hesap vereceğimizi hesaplayarak birliktelik bağlarımızı ona göre koruma çabasında olmalıyız. Ona göre ortaya koyacağımız kişiliklerimizi sürekli Kur-an ve sünnet süzgecine vurarak kendimizi sürekli bir öz eleştiriye tabi tutarak, Allah’ın ipine topluca tutunabilme idrakını yaşam merkezimize koyabilmeliyiz.
Rabbim bizlere Kur-an ve sünnet ışığında kulluğunu ifa eden sorumlu bireyler olarak bu yaşamı nasip etsin, bu çerçevede bizlere hesap vermeyi nasip eylesin.