Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.

RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI

- 12/07/2010 - 17:20

Sosyal yapıyı İslami normlar üzerine bina etme hedefiyle hareket eden radikal İslam taraftarları, gayr-i İslami tüm tutum ve davranışları dinselleştirme gibi çok ağır bir misyonun sorumluluğuyla var oluş gayelerine hizmet etmeye çalışırlar.

İslam dininin sadece kültürel alanda yaşanan bir din olmayıp, başta politik olmak üzere iktisadi, toplumsal, hukuki amaçlara dönük geniş boyutlu bir çehreye sahip olduğunu dillendiren İslami kesime radikal İslam denilmiştir. Her ne kadar bu ayrımsal tanım bir bütünlük teşkil eden İslam dininin ruhuna aykırı görünse de, onu kültürel formla sınırlayan Müslümanların da potansiyel olarak var olması böyle bir tanımlamayı genel-geçer kılmaktadır.

Sosyal yapıyı İslami normlar üzerine bina etme hedefiyle hareket eden radikal İslam taraftarları, gayr-i İslami tüm tutum ve davranışları dinselleştirme gibi çok ağır bir misyonun sorumluluğuyla var oluş gayelerine hizmet etmeye çalışırlar. Darül harp olarak nitelendirilen toprakların darül-İslam’a dönüştürülmesi yolunda çeşitli stratejilerle beraber farklı taktiksel yollara başvurarak asıl ulaşılması gereken nihai gayeye doğru adım adım yaklaşma çabası içine girerler. Kuran ve sünneti ana iki referans kaynağı olarak alan bu akımın teorik dayanaklarını oluşturan fikir adamları ise, Hz. Muhammed’in Mekke’deki on üç yıllık acı ve sabırla bezenmiş mücadelesini günümüzdeki yaşantıyla özdeşleştirerek zamansal boyutu asgari seviyeye indirger. Bu indirgeyiş, aradan geçen bin dört yüz yıllık süreye rağmen, sahabeler ile günümüzün radikal Müslümanları arasında zeminsel bazda birliktelik ruhunu oluşturur. Peygamberin söylemlerini ve uygulamalarını bir bütün olarak alıp, ona göre hayatlarına çeki-düzen vermeye çalışan bu hareket, her ne kadar sahabelerle aralarında tinsel açıdan kolektif birliktelliği vücuda getirmiş olsa da, birkaç hastalığın bünyesinde taşınmasına engel olamamıştır.

İslam tarihini yalnız siyasi boyutla irdeleme çabası içinde bulunma, radikal İslam’ın en büyük zaaflardan biri olarak göze çarpmaktadır. Okunan siyasi kitaplar bu hareketin destekçilerinde her ne kadar politik bir bilinç ve aksiyon meydana getirse de, ilmi noktada onları boşlukta bırakmıştır. İslam’ın gelişim süreci boyunca vücuda getirilmiş bulunan bilimsel gelişmelerden, felsefi ekollerden, iktisadi açılımlardan, klasik edebi yapıtlardan bihaber yaşayan radikal İslamcılar, adeta kültürel açıdan mazilerine set çekmişlerdir. Geçmişle olan bağlarını hiçbir zaman koparmadıklarını sürekli olarak dillendirmelerine rağmen aslında onların geçmişle olan münasebeti sadece siyasi vakalarla sınırlıdır. Sühreverdi’nin İşrakilik ekolünü, İbn-i Sina’nın tıp alanına getirmiş olduğu yenilikleri, Gazali’nin İhya-ı Ulûmid-Din’ini, Hafız’ın şiirlerini tasavvuf erbabının vahdet-i vücut anlayışını, İbn-i Haldun’un Mukaddimesini acaba kaçı okuyup anlama uğraşı içine girmiştir? Yirminci yüzyılın politik İslam düşünürleriyle kendilerini besleyip bin üç yüz yıllık geleneksel dini birikimden de siyasi pasajlar içeren kısımları alıp gerisini bırakan bir zihniyet, bir yerlere monte olma çabasında olan topluma ne vaat edebilir? Bununla beraber öbek öbek olup, her bir öbeğin farklı dinsel alanlara meyilli olduğu toplumsal arenada, ısrarla herkesi dinsel politik anafora çekme uğraşını biricik hedef olarak gören bu akımın taraftarlarının tavrı, hem dini hem de insani doğaya aykırı değil midir? Böyle bir çaba, tüm Müslümanları kucaklayabilecek kadar geniş bir havzaya sahip olan İslam dinini daracık bir sokağa hapsetmek değil de nedir?

İslam’ın içsel tarafını temsil edip cismani tarafını yadsıyan tasavvuf ekolüne karşı yıkıcı tarzda ifadelerin kullanılması da gayet normal olarak karşılanmaktadır radikal İslamcılar arasında. Yüzyıllar boyunca halkın dini moralitesini ayakta tutup yaşatan ve onları manevi hazzın doruklarına taşıyan bu geleneği, bir çırpıda yok saymak büyük bir insafsızlık örneğidir. Tasavvufa karşı olan bu düşmanlıklarının başlıca sebepleri ise, kendilerince sofilerin pasif olan siyasal duruşu, kullanmış oldukları batini sözler ve göstermiş oldukları kerametler hakkındadır. Radikallere göre sofiler, cihadı nefisle olan mücadeleden ibaret görmektedirler. Buradan hareket ederek onların zulme, sömürüye, asimilasyona karşı nötr bir tavır takındıklarını iddia ederler. Bunun böyle olmadığını Necmedin-i Kübra’nın Moğollara  Şeyh Şamil’in Ruslara , Şeyh Sait’in Türk devletine, Ömer Muhtar’ın İtalyanlara, Senusilerin Fransızlara karşı olan direniş, özgürlük ve başkaldırılarında görmekteyiz. Batıni sözler mevzusuna gelince, başta Hallac- Mansur olmak üzere birçok sofinin kullanmış olduğu ve salt akılla anlaşılması mümkün olmayan, ilk bakışta rahatlıkla küfür olarak nitelendirilebilecek ifadelerin mistik ve gizemli anlamlarla yüklü birer mecazdan ibaret oldukları; ancak sezgi vasıtasıyla kavranılıp içselleşeceğini sofilerin kendileri söylemektedir. Bu yolun yolcuları onlar olduğu için, kullanmış oldukları sırlı ifadelerin ne olduğunu ve ne amaçla söylendiğini elbette en iyi bilecek olanlar yine kendileridir. Kendilerinin dışında kalanların ise, onların söylemlerini tartışmaya açmadan önce içinde bulundukları ruh hallerini ve ortamlarını anlamaları gerekir. Keramet hususuna baktığımızda ise, tam bir sadakatle peygamberin sünnetini yerine getiren mümin şahıslarda keramet olgusunun gözlenebileceğini söyleyebiliriz. Bunda garipsenecek bir durumun söz konusu olmaması gerekir. Hz. Zekeriya’nın, Hz. Meryem’in yanına her gidişinde yiyecek bulması, Hz. Meryem’in keramet sahibi olduğunu gösterdiği gibi, sofilerin akla hayale sığmayan ve halk arasında popüler özelliğe sahip olan bazı fiillerini de keramet olarak nitelendirmek, imkânsız bir vakaymış gibi algılanmamalıdır.

Çok kısa sürede çok büyük işler başarma anlayışıyla hareket etmeleri de, önemli bir eksiklik olarak durmaktadır önlerinde. Duygunun her zaman düşüncenin önünde olduğu bu kesimde, bir anda kitleye yayılıp seküler bazdaki devlet tipiyle hesaplaşma içine girmeleri sıradan bir işmiş gibi gözükmektedir. Saatler boyu süren hararetli tartışmalar neticesinde, idaresi altında bulundukları din dışı devleti yıkıp yerine İslami ahkâmın egemen olduğu din merkezli bir devlet inşa etme çabalarının sadece kendi zihin dünyalarından ibaret bir hülyadan ibaret olduğunu geç de olsa fark etmeleri onları dayanılması güç ruhsal bir acıyla baş başa bırakmıştır. “Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin.” diyen Tibetlilerin bu sözüne paralel olarak radikal İslamcılar çok yüksekten uçtular ve düştükleri zaman çok fena incindiler. Maksimum düzeyde kendini hissettiren beklentilerin bir türlü gerçekleşmemesi, yaprak dökümü misali onların da tek tek dökülmesine ve bireysel takılmalarına yol açtı. Eğer beklentiler asgari seviyeye indirgenebilseydi ve daha gerçekçi projeler üretilebilseydi böyle trajik bir durum söz konusu olmayacaktı. Fakat onlardaki coşkun hissiyat ve agresif tavır, daha sağlıklı ve sağduyulu bir duruş sergilemelerine engel olmakla birlikte, konjonktürel şartları geniş ölçekli bir perspektiften analiz edip çözüm yolları geliştirmelerine de mani oldu.

Geleneksel İslami yaşantıya karşı olan keskin duruş da, radikal İslamcıların iç sıkıntılarından biri olarak göze çarpmaktadır. Dini sadece ibadetler manzumesi şeklinde algılayıp haramlardan kaçınan bu öbeği, ısrarla siyasileştirmeye çalışma onları kendilerinden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Bunun sonucunda sırf dinin siyasi boyutuna yanaşmadıkları için, başta müşrik olmak üzere, münafık, kâfir, tağut gibi dini terminolojiye ait hassas kavramlar bunlar için kullanılmaya başlanmıştır. Başta kendi ailelerinden olmak üzere akrabalarına, oradan arkadaşlarına, oradan da yaşamış oldukları şehrin insanlarına karşı bu kavramlarla hücuma geçen radikal İslam taraftarları, çok geçmeden küçük bir azınlık dışında kalan herkesi İslam dairesinin dışına doğru itmişlerdir. Kullandıkları bu tür dinsel içerikli politik sözcüklerin, tam olarak ne olduğunu ve kimler için kullanılabileceğini idrak etmekte güçlük çeken olan bu zevat, çoğu yerde Müslüman halkını karşısına alıp çarpışmaktan çekinmemiştir. Hâlbuki negatif yöndeki aykırı sözcüklerle itham altında bırakmış oldukları Müslümanların başta ibadetleri olmak üzere günahlardan sakınma noktasındaki titizlikleri göz önüne alındığında, onların kendilerinden çok daha ileri düzeyde olmadığını hangi radikal İslamcı ispatlayabilir? Bu noktada radikal İslamcıların başkalarıyla uğraşmadan önce kendilerine bakmaları gerektiği ve kendilerinin dışa yansıyan tavırlarının özleriyle ne kadar uyumlu olduğunu irdelemeleri daha makbule kaçmaz mı?

Ulus ötesi keyfiyetteki İslami söylemin ulusun kalın çitleri arasında boğulma gerçeği, radikal İslam’ın istemlerini şüpheli bir konuma doğru sürüklemiştir. Özellikle Ortadoğu coğrafyasında birikmiş bulunan bu zihniyete endeksli cemaatlerin, bazen milli çıkarlarını dini anlayışlarının önüne geçirdiklerine şahit olunmaktadır. Hatta ülkelerinin menfaatlerine olan bağlılıkları, onları zaman zaman karşıtı oldukları devlet sistemine esnek yaklaşılması gerektiğini ortaya koymuştur. Bununla beraber üzerinde yaşamış oldukları ve mücadele ettikleri toprak parçasının dışında kalan yerlerde aktif konumda bulunan fikirdaşlarıyla ciddi bir diyalog ve temas süreci geliştirememeleri, sınırların, masumiyetlerini ve saflıklarını kirlettiğini gösterir. Bu durum, evrensel kimliğiyle ön plana çıkan İslam dininin hükümranlık noktasında taşıyıcılığı konumunda bulunan radikal İslami cemaatlerin, var olan şartların dayatması sonucunda ideallerinin zihinlerinde nostalji olarak kalışını ortaya çıkarmıştır. Böylelikle sınırların önemsenmeyip inananların kardeşçesine bir çatı altında bir arada yaşayacakları tezini ortaya atan radikal İslamcılar, bunun bir rüyadan ibaret olduğunu hayatın gerçek yüzünü kavradıktan sonra anlamış olsalar gerek.

Radikal İslam, gerek kendi içinde barındırmış olduğu çeşitli hastalıkları yüzünden, gerekse de tarihin zorlayıcı koşullarından dolayı asıl varılması gereken nihai hedefine bir türlü varamamıştır. Eğer, yukarıda ifade edilmiş bulunan dâhili hastalıklarını bertaraf ederse ve tarihsel planda da dünya şartları farklı bir mecraya doğru kayarsa, ulaşılması istenen en üst düzeye varma ihtimali yüksek olur.   


883

 

YORUMLAR

cumhur 06-08-2010, 01:32:33
hakemlık yapmayı bırakıp taraf olmaya basladıgımız zaman ali yı anlamış olacagız ali yı anladıgımız da ıse hakka gercek manada hakemlık yapmış olacagız...azad hocamın tespıtlerı son derece onemlı..
 
Abd-e Xüda 17-07-2010, 18:13:34
Bütün bunlar birer dinsel söylemse, İslam'ın bu vb. şekillerde nitelendirilmesi doğru olmasa gerek... Radikal İslam, Soft (Ilıman) İslam, Siyasi İslam vd. vd. ... Bunlar İslam'ı anladığı gibi yaşayanlarla ilgili bir nitelemedir. Öyleyse bu nitelemelerin dinin kendisine nispet edilmesi yerine dindarlara yönelik yapılması daha yerindedir. Radikal müslümanlar, Ilıman Müslümanlar, Siyasi müslümanlar, Tasavvufi müslümanlar vb.
Ba Hürmeti Ma...
 
Abd-e Xüda 17-07-2010, 09:54:02
Yek diğer mesele... bu tür eleştirilerin tüm İslami hareketler için yapılabileceğidir. İslam'ı anlama şekli ne olursa olsun her kesim için bu yapılabilir. Çünkü bunların savundukları birer dinsel söylemdir, dinin kendisi veya tümü değildir. Önemli olan bu eleştirilerin 'içeriden biri' tarafından yapılmasıdır. Sayın yazarda da bu gözlemleniyor. Eğer öyleyse; bu tür özeleştiriler var olan eksiklik-fazlalıkların tamirini sağlayıp tekamülü beraberinde getirmesi mümkün olacaktır.
Ba hürmet-i ma
 
Abd-e Xüda 17-07-2010, 09:42:14
Diğer taraftan başlıkta kullanılan "radikal islam" kavramından neyin kastedildiği, sayın yazarın ne anladığı meçhul... Tüm bu özellikleri taşıyan hareketlerin radikal, karşı durdukları efkarı savunanların ise anti radikal olarak tanımlanmaları mümkün müdür? Örneğin tasavvufa şiddetle karşı çıkan selefi-vahhabi ekol radikal, tasavvufun her türlüsünü içinde barındıran şii ekol ve ordan gelme olan İmam Humeyni'nin de anti radikal olarak nitelendirilmesi mümkün mü?
 
abd-e Xüda 17-07-2010, 09:34:08
Yazının başlığına bakıldığında, mevubahis edilecek bu kesimin tüm dünya ölçeğindeki özellikleriyle değerlendirildiği anlaşılıyor. Ama yazı okunduğunda içeriğin hiç de öyle olmadığı, ezici çoğunlukla Türkiye'de bir takım güruhların yakın tarihte taşıdığı bazı efkarlar vu bu efkarlardan mütevellit yaşamları yazının ana teması durumunda olduğu anlaşılıyor. "Radikal İslam'ın Handikapları" başlığı bu itibariyle iyi oturmuşa benzemiyor.
 
Muhacir 13-07-2010, 11:16:37
Yanılgılar çok oldu. Bu yanılgılardan dönüşte pahalıya mal oldu. En başta bu dava ile tanışanlar birden kendilerini halk ile karşı-karşıya gördü. Namaz kılan, oruç tutan, zekatını veren bir halka ulaşma yöntemi çok farklı olabilmeliydi. Kimbilir bu halkı tekfir noktasına varanlar bu halk kadar içten ve yürekten ne namaza ne de oruca saflıkla sarılabilmiş değillerdi.
Kıldıkları namazı dahi ruhsuz aaddedip, onlara zehir-zemberek edenler varya bu halka bir bilebilse ne kadar borçlu olduğunu..
 
YAKUP 13-07-2010, 11:01:44
Güzel Serhıldan arkadaşım,
Emin ol bizim de handikaplarımız var. Ve kendimize oluşturduğumuz yapay kalıpların dışına çıkamıyoruz maalesef. Önyargılarımız, yorumlamaya bile cesaret edemediğimiz kabullerimiz var. Ve biz kendi handikaplarımızı aşamadan, başkalarının içinde bulunduğu bataklıkları ortaya da koyamayız. Herkes bizim gibi olmalı, herkes bize benzemeli ve bu durumda olmayanlar bizim karşımızda olanlardır anlayışını aşmadıkça bir arpa yol alamayız.
Selam ve dua ile.
 
metanet 12-07-2010, 23:14:57
okuduğum en güzel yazınız buydu
tebrikler
gerçkten çok önemli bir noktya temas etmşsiniz.kaleminize sağlık
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
3 "O Komutanı Tarım Bakanı'na Sorunca Meclis Karıştı"
4 Uludere’den Erdoğan’a Cevap
5 Hâkim gülünce sıkıntı olmaz sandım
6 Tarihi affın affı da geldi!

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
KAFİRLİK BUDUR İŞTE
İslam alimi diye egemn güçlerin menfaati uğruna ırksal ahkam kesen, fetva veren çok insan var. Türk ...
Mamoste
Dindarlar ve Kürtler >>
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Orhan Miroğlu

İki hatıra

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com