Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
FUTBOL KÜLTÜ

- 02/05/2010 - 17:40
Günümüzün en yaygın etkinliği olan futbol, gerek zihinsel yetileri dumura uğratmasından, gerekse hayatın hakiki yüzünü gizlemesinden dolayı olumsuzlamaya dönük bir faaliyettir. Fakat yığının, şeylerin özünü kavrayamaması nedeniyle futbol deviniminin cilalanmış parlak yüzü sanki olumlamaya dönük bir eylem şeklindeymiş gibi algılanır.

İlahi kudret tarafından kendisine verilmiş en büyük nimet olan aklın öncülüğünde yaşamına çekidüzen veren insan türü, çoğu zaman bu nimetin yaratmış olduğu ürünlerin lâbirentinde mahkûmane bir duruş sergiler. Hâkim konumda olması gerekirken, hakîm olunan konuma doğru sürüklemesi saygınlığını ve erdemliliğini zedeleyerek alçaltılmış nitelikteki pozisyona düşmesine neden olur.

İnsanoğlu varlık sahasında ikâmet ettiği süre boyunca kendi eliyle objelere ve olgulara farklı nitelikte şekiller vererek, onlara yüce bir anlam katmaya çalışmıştır. Son zamanlarda böyle bir anlam verilmeye çalışılan fenomenlerin başında ise futbol kültü gelmektedir. Bireyi aniden kendine çekebilme ve onu büyülü bir atmosfere doğru sürükleme noktasında, şimdiye kadar hiçbir somut verinin yapamadığını yapan futbol, âdeta ilahi(!) gücün yeryüzüne yansımış açılımıdır. Heyecanın, şevkin, arzunun had safhaya ulaştığı bu kutsi açılımda gözler futbol aracı olan ve “top” adı verilen nesneden başka hiçbir şey görmez ya da görmek istemez. Yüreklerin zıpladığı, kalbin gelgitlere maruz kaldığı, beynin tutulduğu bu anda meydana gelen yoğun duygusal taşkınlık, kişinin kendinden geçmesine neden olarak farklı bir dünyanın havasını solumasına kaynaklık teşkil eder. Özellikle gole yaklaşma pozisyonlarındaki el çarpmaları ve haykırmaları, tımarhanedeki delilerin sinirsel bozuklukları sonucu cuşa gelmeleri akabinde meydana gelen hareketleriyle paralellik arz eder. Gol sonrası meydana gelen sevinç dalgası da, yine delilerin zevkin doruğundaki vecd halinden sonra kümeleşip birbirlerinin ellerine avuç içi ile vurmaları gibi coşkusal kolektif davranımlarla örtüşmektedir.

1840’lardan sonra gelişen ve gündelik hayatın en popüler olaylarından biri haline gelen futbol, kitleleri topyekûn bir şekilde denetleyerek onların yaşama bakış tarzları arasında var olan köklü sorunları yumuşak bir zemine doğru kaydırır. Takım ruhunu sadece futbolcular ve teknik heyet değil, seyirciler de paylaşarak farklılıklar en asgari seviyeye indirilir. Büyük bir takımın seyircileri mekânlar arası sınırları ve zamansal değişkenlikleri aşarak yekvücut halinde takımlarını savunurlar. Bu seyirciler ideoloji, etnik köken, cinsiyet, iktisadi eşitsizlik gibi insan yaşamında kalıcı izler bırakan unsurları unutarak hep bir ağızdan takımlarına tezahüratlar yapar. Bu durum, onları gerçek hayattan uzaklaştırır ve asıl mücadele etmeleri gereken alanlardan soyutlayarak kendilerine ve toplumlarına yabancılaşmalarına yol açar. Ayrıca futbol ilmi açıdan bireylerin beyinsel gelişimlerini sekteye uğratarak, onları kültürel aptallar haline getirir. Sohbetlerinde, takımlarının galibiyetini ya da mağlubiyetini hararetli bir şekilde analiz eden ve polemiklere varacak kadar sertlik dozu yoğun olan tartışmalara giren bu aptallar sürüsü, bir yandan bilginin değerler dizgesindeki önemini zedeler, bir yandan da yaşam arenasındaki var olma problemini dumura uğratır.

Futbol, aynilik ve ayrılık ilişkilerinin söylemsel olarak kuruluşunda çok önemli bir fonksiyona sahiptir. Onun oluşturmuş olduğu biz ve onlar ifadelerinin benliği kuşatmasıyla da pratik yaşam alanının dostane ilişkileri yapaylaşır. Günlük işlerinde birbirleriyle bağlantı halinde olan ve birbirlerine ihtiyaçları olan bireyler, sırf tuttukları takım uğruna aralarındaki sıcak ilişkilerin gevşemesine neden olurlar. Ülke içi meydana gelen bu ayrışmalar, ülkeler arası turnuvalarda tersine bir role bürünerek birlikte hareket etme anlayışını geliştirir. İç bölünmeden iç bütünlüğe geçiş, o ülkenin bireylerine millet olma bilinci kazandırarak olumlu bir işlevde bulunur. Vatandaşlar, milli takım olarak adlandırılan bu oluşumun oyuncularına ise, milleti temsil eden semboller gözüyle bakarlar. Milli takımın göstereceği başarılar toplu zevkle beraber üstün olma istencini pekiştirirken, alacağı başarısızlıklar bütüncül duygusal çöküntülerle beraber aşağılanma hissini ortaya çıkarır. Sömürge haline gelmemiş toplumlarda gayet normal olan bu durum, sömürgeleştirilmiş toplumlar nezdinde acayip bir şekle bürünür. Temel insani hakları ayaklar altına alınıp çiğnenen ve asimile politikasıyla kültürel yozlaşmaya maruz bırakılan sömürge bir milletin, kendisini sömüren sömürgecileri temsil eden bir milli takımı savunmaya kalkışması ciddi manada bir paradoks oluşturur. Hele bu ezilen millet, her türlü vasıtayı kullanarak direnmeye kalkışan bir milletse… Bir yandan kendisini her türlü inkâr ve imha politikasına başvurarak yabancılaştırmaya çalışan sömürücü düzene ve o düzenin ayakta kalmasını sağlayan sömürücü millete karşı siyah hatların çizilmesini isteme, bir yandan da o sömürücü devletin ve milletin uluslar arası arenada tanınmasını sağlayan milli takımına karşı hoşnutluk besleme ikilemi, nesnel gerçekçiliğin hazzın sınırlarını aşamadığını gösterir.   

Kapitalist bir aktivite olan futbol, yüksek teknolojik donanımlı stadyumları, kupa, forma gibi maddi kültürel ürünleri, yüksek transfer ücretleri ile muazzam nitelikte bir ticari alandır. Ayrıca medya araçları vasıtasıyla gösterime giren reklâmları yaşamın her alanını kuşatarak, zorlayıcı hüviyette gönüllü isteme şekline dönüşür. Bu istemeyi, her ne pahasına olursa olsun eyleme dönüştürme kararlılığında olanlara ise “fanatik” adı verilir. Zaten futbol endüstrisini ayakta tutup yaşatan en önemli faktör bu taraftarlardır. Grup üyeliğinin verdiği sahte aitlik duygusu, onları stadyum kapılarında saatlerce maç saatini beklemek, takımını desteklemek için yüzlerce kilometre uzaklıktaki deplasman maçına gitmek, takımlarının arşivlerini ince eleyip sık dokumak gibi hem zaman açısından hem de maddi açıdan çeşitli zararlara uğratır. Fakat onlar bu zararları fark edecek anlayıştan epey uzaktırlar. Çünkü futbol oyunu, özü gereği kitlelerin düşünmeksizin seyirci ya da izleyici olarak katılımını sağlayan bir oyundur. Tek taraflı gerçekleştirildiği için, taraftarların hiçbir katkısının olamayacağı bu devingen oyun, salt gösteri anlamında ilgililere haz alma duygusunu tattırmaktan başka bir işleve sahip değildir.

Yenmek ve yenilmek kavramları üzerine kurulu olan bu oyun, üstün bir mücadele gücünün ortaya konulmasını gerektirir. Gözler, on birer kişilik iki takımın doksan dakikalık mücadelesinde seyir zevki yüksek bir müsabaka bekler. Bu müsabakada doyum zevkinin yüksek düzeyde olmasını sağlama ise, sahada bulunan futbolculara düşmektedir. Özellikle yetenekleriyle kitlenin hararetini yükseltip alçaltan yıldız futbolcular zevkin maksimum düzeye ulaşmasını sağlama noktasında başat rol oynarlar. Oyunun başrol oyuncuları olan yıldız futbolcuların oyun içi yaptığı başarılı hareketler ve attıkları goller ise, onları halk nezdinde mitik özelliklerle donatılmış birer destan kahramanı haline dönüştürür. Olağanüstü özelliklerle donatılmış bu kahramanlar, maçın son dakikalarında bile her şeye güç yetirebilecek iradeye sahip birer “Herkül” ya da “Promethe” kimliğinde dünya milletlerine sunulurlar. Bu sunum, onları halk nezdinde model alınması gereken bir idol şekline bürür. Taklit etme üzerine bina edilen model alma davranışı, yıldız futbolcunun sadece sahadaki eylemleriyle sınırlı kalmayıp aynı zamanda onun özel hayatını da kapsayan geniş bir alana yayılır. Çünkü bir varlığın ya da bir objenin ilgi çekici tarafına duyulan meyil, kısa bir süre sonra bütünsel tarzdaki özdeşliğe yol açar.

Futbol, sınıf ayrımını göstermesi noktasında da dikkat çekici bir özelliğe sahiptir. Sahadaki oyunu izleyen taraftarların bulunduğu mekân olan tribünlerde her koltuğun fiyatı, görüş açısı ve konforuyla paralel olarak belirlenir. Numaralı, kapalı, maraton, kale arkası gibi sınıflandırmalar hiyerarşik düzenin klasik örgütleme modeline yakınlık gösterir. Gelir düzeyine göre belirlenen bu örgütleme tarzı, tüketim gücüne endekslidir. Tüketim gücünün ve coğrafik koşulların kısıtladığı bireyler ise, ya maçları canlı yayınlayan özel televizyonlarla anlaşır ya da kahvehanelerde o atmosferi teneffüs etmeye çalışır. Özellikle kahve köşelerinin kasvetli, sinir bozucu havasında birbirlerine rakip olan iki büyük takımın maçını beraber izleme mecburiyetine maruz kalan rakip izleyiciler, birbirlerine bazen sözlü sataşmalarda, bazen de fiziki müdahalelerde bulunarak gerginliğin had safhaya ulaşmasına neden olurlar. Aynı ekonomik şartlarda yaşam kavgası veren insanların bu durumu, trajikomik denilebilecek keyfiyette sosyolojik bir hastalığa işarettir. Kendilerine ne maddi ne de manevi açıdan hiçbir faydası olmayan, bilakis zararı olan bu oyunun, yığınsal çoğunluk nezdinde yol açmış olduğu yapay ayrımlar, sanki doğal bir ayrımmış gibi kışkırtılarak bölünmüşlüğün zeminini oluşturur. Böylece parçalanan, birbirlerine mesafeli yaklaşan sosyal öbekler kendi sınıfsal gerçekliklerine yabancılaştırılarak irrasyonel bazdaki alana kaydırılır.

Günümüzün en yaygın etkinliği olan futbol, gerek zihinsel yetileri dumura uğratmasından, gerekse hayatın hakiki yüzünü gizlemesinden dolayı olumsuzlamaya dönük bir faaliyettir.  Fakat yığının, şeylerin özünü kavrayamaması nedeniyle futbol deviniminin cilalanmış parlak yüzü sanki olumlamaya dönük bir eylem şeklindeymiş gibi algılanır. Bu durum, aldatma üzerine kurulu olan yaşam düzenek çarkının, dönem dönem değişen versiyonlarıyla daimiliğini koruduğunu gösterir.


807

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Taraf Gazetesi İdris Naim Şahin'i Oduna Benzetti!
2 Lübnan'da tansiyon yüksek: 2 ölü
3 Uludere’den Erdoğan’a Cevap

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com