Halepçe; zulmün hateme ermediği coğrafyanın en acı veren uzvu, kapanmayan yara, dinmeyen çığlık, unutulamayan mazi.
Halepçe; kulakların her seste duyduğu feryat, her daim gözyaşı, her bakışı kan kırmızı yapan insanlık ayıbı katliam.
Halepçe; ümmetin ve insanlığın sahipsiz bıraktığı, nefsin, menfaatlerin kimsesizliğe terk ettiği insanlık tarihinin, insanlık vicdanının iblisi noktası.
Halepçe; ümmet, insanlık vicdanının sınandığı, Kerbeladan ibret alınıp alınmadığını test eden, Hüseynileri, Yezidileri ayrıştıran hendeğin taraflarını netleştiren cephenin adı.
Halepçe; ulus-kavim çıkarlarının hakkı boğduğu, zulüm kime yapılırsa yapılsın değil, zulüm gören kim tavrının tescili.
Halepçe; Zekerya'nın biçilmesi, İsa’nın çarmıha gerilmesi, özgürlük Peygamberi Muhammed’in Taif’te taşlanması, Hüseynin Kerbela'da terk edilişi, buruç suresinin bumerangı.
Halepçe; dilsiz şeytanlığın ümmet günahı, hümanizmin düşen ihanet maskesi, demokratlığın yüzsüz tarafgirliği, sosyalizmin menfaat sosyal sınıf ilişkisi, insani değerlerin çöküşü.
Evet, Halepçem, “Yoktur mazlumun duası ile Yüce Yaratıcı arasında perde.”
Dediler ki, tutar mı mazlumun ahı, sünnetullah verdi cevabı amma ders çıkaran, kendini ilahi süzgece vuran kaçtır bilinmez.
Halepçe; seni ağlatan, seni kanatan, seni ümmetin, insanlığın bağrına unutulmaz bir acı olarak bırakan zalimlerin sonudur senin ahın.
Evet, Halepçem, “Bir zalim ile bir zalimden alındı intikam, sonra dönülüp ondan da alınacaktır intikam.”
Zalimin tahtına oturttu mazlumu, insanlığa verdi mesajı:”Bir diyar küfür ile ayakta kalabilir amma zulüm ile asla.”
Giden zalim, gelen mazlum; darağaçlarında Saddam ve Kimyasal Ali, buldu “enfal” anlamını, gelen mazlum insanlığa önder.
Halepçe; ümmetin yetimlerinin yetimi, insanlığın beşiği Mezopotamya’nın katledilen Habil’i, Kerbela’nın Hüseyni kader ortağı.
Halepçe; “Ya Rabbi bize katından bir yardımcı gönder” diye dua eden memleketin ümmet tarafından duyulmak istenmeyen feryadı.
Halepçe; “Ey iman edenler iman ettik deyip kurtulacağınızı mı zannettiniz” nassının asrı ayarı.
Kerbela ile huzurdan uzaklaşan ümmet, Halepçe ile tamamen göç eyledi atmosferi huzurdan, itidalden.
Açıktır her daim Rahman’ın tövbe kapısı, yeter ki bilsin beni-âdem hakkı teslim etmesini. Yeter ki bilsin Müslüman “ancak müminler kardeştir” ayetinin sorumluluğunu.
Halepçe; Kürdistan’ın vurulan yüreği, Kürd halkının şehid edilen masum bebeği, Mezopotamya’nın kan ağlayan beşiği.
Halepçe; mazlum Halepçe, tuttu senin ahın, ibret alsın ümmeti Muhammed, tekerrür etmesin ah-ı mazlum.
Zulmün hateme ermediği coğrafyanın tüm acılarını gölgede bırakan, acıların acısı Halepçe, Kürdistan zalimlerden azad olmadıkça senin acını asla gömmeyeceğiz, senin matemini asla hateme erdirmeyeceğiz, seninle “Kahhar” olana ah-ı dua etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Dönülürse Yaradana, takdim edilirse hak “Rahman ve Rahim” olana ıslah için açılır mazlum avuçlar, Halepçe; açar bağrını, yüreğini ümmete ve insanlığa.
Ve Halepçe, tüm benliği, tüm acıları, tüm mazlumluğu, tüm yalnızlığı, tüm yetimliği, tüm yüreği ile okur tüm insanlığa “vel-asr” suresini.
Çünkü O Mezopotamya, çünkü O Mümin, O affetmenin erdemini bilen Selahhattin’i Eyyubi, O sevginin piri Ahmed’i Xani, Peygamber sevdalısı Melaye Bateyi.
Halepçe; darağaçlarına yürürken imanı güçlenerek meydan okuyan Şex Said, Qazi Muhammed, cihana mücadele ve iman örneği olan Bediüzzaman Saide Kurdi.
Halepçe; Mela Mustafa Barzani’nin asla vazgeçmeyen mücadale ruhu, Kürdistan’ın hak üzere zafere ulaşan mazlum ismi.
Halepçe; mazlum Kürdistan’ın Rab katında zalim için perdesiz olan duası, ah-ı mazlumu.