Sahiplenilen her doğru, sahipleneni kuşatmaz; ancak hak ve adalet üzere olanlar hak olanı sahiplenmek ile mesuldürler.
Her düşüncenin, her bireyin, her çizginin ve inancın kendi doğruları vardır. Benim doğrum senin doğrun olacak dayatması yapılmadan her insan kendi doğrularını paylaşma ve takdim etme hakkına sahiptir. Doğruların halka iletilmesi, doğruların paylaşım şekli öncelikli konular arasında yer alır.
Anlamlı bir düşüncede derinlik olmalıdır, derinlik güçlük ile ilişkilidir. Derin fikirlerin kavranması genellikle daha güçtür, halka iletimde güçlükler kolaylaştırılmalıdır. Elbette, halk anlamaz demiyorum, aynı dili ve frekansı yakalamanın önemini vurgulamak istiyorum. Bir amacın temelini oluşturan düşünce ve genellemeleri derindir, fakat onları zor bulmamak gerekir. Fikirleri ve hedefleri basamak basamak ve bağlantılı olarak tasavvur ettiğimiz zaman, kolaydan zora doğru bir zincirleme ile zor olan kolaylaşır.
Zorluklardan biri de insanların gördükleri üzerinden hayatın gerçeklerini oluşturmaları ve görünenler ile kendilerine yön belirlemeleridir. Görünenlerin gerçekleri temsil etmediğini anlatabilmek zorlu ve derin bir düşünce birikimi ister. Bu gerçekleri halk ile paylaşıma sunarken bağlantılara, dile, yönteme, vurguya, sıralamaya ve ihtiyaçlara dikkat etmek gerekir. Anlatılmak ve paylaşılmak istenen gerçekleri halkın dilinden anlatmak gerekir.
Yaşadığımız ülkede ve coğrafyada gördüklerimizin hangisi doğru hangisi aldatmaca, buna kesin cevap verebilirim diyebilecek bireyler var mıdır acaba. Bu şu manaya gelmez, bu durum bizim kendi gerçeklerimizi yaşayıp paylaşmamızı engeller ve ya kendi doğrularımız ile kendi zaviyemizden doğru ve ya gerçek belirlememizi engeller diye bir sonuca götürmez. Her birey ve yapı kendi bilgileri ile doğrularını belirleyecek ve bu doğrular ekseninde gerçek bildiklerini doğru zeminde paylaşacaktır. Sahiplenilen doğrular sahipleneni kuşatmaz, doğru ve hak olan kimden gelirse gelsin takdir edilir. İnsanlığın/halkın maslahatına olan doğrular ve gerçekler objektif bir zemin üzerinden erdemlice sahiplenilir. Yanlış ve aldatmaca olanlarda yine doğru bir zemin üzerinden hak olana hizmet için uygun dil ile reddedilmelidir.
“Erdemli olan yalan söylememek değil, doğruları/gerçekleri gizlememektir.” Yalan söylenmez ama aynı anda gerçeklerde saklanabilir, onun için gerçekleri konuşmak ve dillendirmektir asıl erdem olan. Yerinde ve zamanında uygun bir dil ve kıstas ile doğruları paylaşmakta sorumluluktur. Her doğru her yerde söylenmez sözünü dışarıda bırakıyor değilim, ama hep maslahat gereği de doğrular halının altına süpürülmemeli, üstüne perde çekilmemelidir.
Bizler durduğumuz yerden gördüğümüz gerçekleri paylaşacağız ki toplum nezdinde bizim gerçeklerimizin yerini ve gücünü görebilelim. Bizim gerçeklerimizin ne kadar kabul edilip edilmediğini halk süzgecine (elbette Allah’ın hükümleri çerçevesinde) vurarak yöntem değerlendirmesi yapabilelim.
Yaşadığımız ülkenin güvenlik görevlileri olarak huzuru sağlamakla görevli olan ordu, jandarma, emniyet ve mit görevlilerinin halka gösterilen yüzleri ile gerçekler arasındaki fark.
Halka; Hümanist, demokrat, tarafsız ve cesur kalemler olarak lanse edilen birçok aydın maskeli insanın nerelerde yer aldığı.
Düşman görünüp halkın çocuklarını birbirine kırdıranların düşman olmadıkları tam tersine aynı gücün hizmet görenleri oldukları gerçeği.
Kürd halkının temsiliyeti ve maslahatı için varolduklarını iddia edenlerin, Kürd halkına verdikleri zarar ve hüsranın acı realitesi.
Müslüman görünüp kendi dışındaki Müslümanlara ve farklı düşünen insanlara, insanlık dışı muameleyi ve ölümü reva gören zihniyetin gerçekliği.
Adalet terazisini elinde tutan ve adalet; ırk, düşünce ve renklere karşı kördür yalanını uydurup zulüm terazisini halka adalet terazisi diye yutturmak isteyen hak gaspçıları çelişkisi.
Haktan görünüp en çok hakkı gasp edenler, alın terini gasp edip helal ve haram sınırlarını kendi dışındakiler için gören kitap yüklü merkepler.
Hayırlı olanı kendi nefsi tatmin olmadığı ve ya maslahatı artı değer almadığı için engellemeye çalışıp karalamaya çalışanlar.
Maslahatını hakkın maslahatından önceleyen iblisi zihniyetler ve iblisi yürekler.
Bu örnekler daha da uzatılabilir, amaç örneklerin çoğaltılmasından çok gördüğümüz gerçekleri halk ile doğru şekilde paylaşabilmeyi nasıl sağlayabileceğimizdir.
Ordu Peygamber ocağı olarak gösteriliyor, gerçekte Peygamberin getirdiği mesajı düşman olarak kabul ediyor. Emniyet güçleri adını alan Polisler gerçekte en çok emniyeti bozanlar, Jandarma gerçekte zaten millet için zararlı olan tüm çalışmaların ana merkezi. Mit, zarar verici güçler hakkında bilgi toplayıp onları engellemek ile mesulken, kendisi zarar veren en büyük güç konumunda.
Aydın geçinen kalemşörler gerçekte zer ve zorun hizmetinde, hak ve halk için yazan kalemler görünürde halk düşmanı ve vatan haini olarak damgalanmakta.
Silahı ve şiddeti çözüm olarak gösterip halkı birbirine kırdıran güçlerin gerçekte iç içe olduklarını ve maslahatlarının her seferinde aynı çizgide yer aldığını müşahade etmekteyiz. Silahlı güçlerin görevi korumak iken tam tersine korkutan olduğunu görmekteyiz.
Kürd halkının tek temsilcisi benim diyen PKK ve Hizbulf…(İlim grubu) Kürd halkına verdiği zararların gerçekte nerelere vardığını hepimiz idrak etmekteyiz. Kürd halkını İmralı ve Kandile feda eden, Kürd gençlerini her seferinde ordu ve polisin kucağına iten, Kürd gençlerinin mahkum olmaları ve ölümleri üzerinden güç kazanmayı hedef edinen zihniyetin görünen yüzü ise Kürd özgürlük hareketi. İslami görünüp Müslüman şahsiyetleri öldüren, kaçıran ve halkına İslam adına zulmeden ve hala sitelerinde müslümanlara farklı İslam dışı isimler ile hitap eden çizginin adı da Hizbulf…
Fişlemelerden şikayetçi olup ANF haber ile Kürd halkı içinde kendisinden olmayanları fişleyen özgürlük hareketi(!) Ağrı ve Hakkari illerinde bulunan bütün İslami yapıları Ak Parti ve Fethullah GÜLEN’ci gösterip yarın buralara yapılacak saldırılara zemin hazırlama çabasında olanlar bunu halk yararına yaptıklarını göstermeye çalışmaktadırlar. Her muhalif düşman kefesine konacak ve sonra halkın tepkisi çekilmeden yok edilecektir.
“Onların inananlara karşı bir oyunu varsa, Allah’ında onlar için bir oyunu vardır, Allah en güzel vekildir.”
Adalet mekanizması tamamen adalet düşmanlığı yapmaktadır, katsayı kararı, Ergenekon terör örgütü yaklaşımları ve ilişkileri, taş atan İzmirli sarışın ile Batmanlı Berivan kararı, başörtüsü zulmü, Şemdinli olayı vs. misaller çoğaltılabilir.
Bizlere gösterilmek istenenler ve gerçekler arasında, yani gördüklerimiz ve gerçekler arasında büyük farklar var, kendini sorumlu ve mahşerde hesap verecek konumda gören her insan gördüğü gerçekleri paylaşmakla mükelleftir.
Hak ve halk maslahatına olan her doğruyu sahiplenmek ile doğrunun geldiği yere ait olunmayacağı gerçeğini kabul etmeliyiz. Benim doğrum vardır, bir başkasının doğrusu vardır, bir cemaatin, örgütün, toplumun, devletin ve insanlığın doğrusu vardır. Bu doğruları görüp bunların gerçek ve hak olduğunu ikrar etmek ve desteklemek bizleri kendi doğrularımızdan koparmaz. Kendi yanlışlarımızı, ait olduğumuz değerlerin hatalarını görmezden gelmek ve ya onlara karşı gözlerimizi kapatmak bizleri güçlendirmez ve bir arada da tutmaz.
Nefsini ve maslahatını hakkın ve halkın maslahatından önceleyen her kim olursa olsun, birey, cemaat, örgüt, hareket ve ya devlet hiç fark etmez onun gerçekleri saptırdığından emin olabiliriz. Gösterdiği yüzü ile gerçeklerin arasında büyük farklar olduğunu idrak etmeliyiz. Bu idrak ile gördüklerimizi her zaman sorgulayıp gerçekleri bulmak için Kur-an ve Sünnet süzgecini gerçekler için hayatımızın merkezine koymalıyız.