Mukaddime
İdrak ettiğimiz dönemi anlamak ve geleceği doğru tasarlayabilmek için dünü iyi bilmek gerekir. Çünkü bugün var olan İslami hareketin, İslami uyanışın ve birikimin arkasında yakın ve uzak geçmişteki hareket ve fikir önderlerinin düşünce ve pratikleri yer almaktadır.
İslami uyanış ve hareketin içerisinde ciddi ve yararlı sorumluluklar üstlenmenin yolu; geçmişi bilmek, günü anlamak, geleceği öngörebilecek fikir üretmek ve hareket zemini oluşturmaktan geçmektedir. Dolayısıyla yaşayan nesiller mazinin bilgisine sahip olmalı ki, şimdiki zamanı kavrayabilsin, atiyi tasavvur edebilsin.
Yeni nesillerin başarısını pozitif yönde etkileyen ve denenmişleri yeniden denemelerini önleyen önemli unsurlardan biri, tecrübe intikalidir. Tecrübe, geçmiş ile şimdiki ve gelecek zaman arasında kurulan doğru ilişkinin adıdır.Tecrübe, tekamül sürecine sürat kazandırır.
Bu bağlamda Türkiye’de İslami uyanış ve İslami hareket sürecinde iz bırakmış, eser bırakmış, teorik ve pratik bakımından örneklik oluşturmuş düşünce ve hareket adamı Fidan Güngör’ün hayatını, mücadelesini ve düşüncelerini İslami uyanış sürecini tekamüle doğru sürdüren yeni nesillere aktarma, tecrübe intikalini sağlama sorumluluğunun yerine getirilmesi gerekir.
Bu hassas sorumluluğu eda etmeye çalışırken bazı hususları ve esasları ifade etmekte yarar var:
I-İslami uyanış sürecinin öncü taşıyıcılarından olan Fidan Güngör’ün hayatını ve mücadelesini uzun zamandır yazmak istiyordum. Ne var ki, mahzuriyetler ve mahdudiyetler yazmam gerekenlerin önemli bir kısmına engel olacağı için yazamadım. Müruru zaman, müşarün ileyh iki amilin etkisini azaltınca, bazı hakikatlerin kayda geçirilmesi ve Fidan Güngör’ün tarihteki müessir insanlar arasında hakkettiği yeri alması cihetindeki sorumluluğun eda edilmesi gerekir kanaatiyle makdur ve müfid olan oranda yazmaya karar verdim.
II- Fidan Güngör’ün hayatını ve mücadelesini yazmayla ilgili duyduğum sorumluluğun iki temel nedeni var: Birincisi; düşünsel gelişim ve rüşd sürecinde ona çok şey borçlu olmamdır. İkincisi, 12 yıl süren arkadaşlığımızdır. Mezkur sebeplerden ötürü onu, nesl-i atiye tanıtma sorumluluğunun ağırlığını hep omuzlarımda hissettim.
III-Tevhidi çizgide, beşerin salahı ve felahı cihetinde fikirleriyle, yaşamıyla, mücadelesiyle ve örnek kişiliğiyle müessir olmuş, tesir bırakmış, çığır açmış insanların hayatlarını ve mücadelelerini yazmak, onu tarihe not düşmek, gelecek nesillerin o örneklikten yararlanmasını sağlamak hem bir ödevdir hem de Kur’an’ın tevhidi mücadele tarihiyle ilgili izlediği intikal metoduna ittiba’ sayılabilecek bir sünnet-i hasenedir. Eğer bu güzel gelenek sürdürülmeseydi, bugün istifade ettiğimiz ve örnek aldığımız tarihi şahsiyetlerin birçoğundan ya habersiz kalacaktık veya onlardan istifade edemeyecek kadar onlar hakkında az bir bilgiye sahip olacaktık.
IV- Büyük şahsiyetler, te’sir alanları ve örneklik yönleri bakımından genel olarak üçe ayrılır:
Fikri boyutuyla öne çıkanlar.
Ameli ve eylem boyutuyla tebarüz edenler
Her iki yönüyle te’sir sahibi olanlar.
Fidan Güngör daha çok üçüncü şıkta değerlendirilmesi gereken bir şahsiyettir ama o, ülke çapında daha çok bir hareket adamı olarak yani amel ve eylem boyutuyla tanınmıştır.
Hareket adamlarını da iki ayrı grupta değerlendirmek gerekir: Eğitim, terbiye ve teşkilatlanmaya yönelenler. Silahlı mücadeleyi tercih edenler.
Tarihçiler ve genel olarak yazarlar, silahlı eylemleri ve onun kahramanlarını yazmayı tercih ederler. Fikri derinliği olan araştırmacılar da yazılı eser ve külliyat sahibi düşünürlerin fikirleri üzerinde çalışmayı öncelerler.Hakkında en az yazılanlar, ömrünü insan terbiyesine, onun yetişmesine ve teşkilatlanmasına ayıranlardır. Onları yazmak biraz zordur. Çünkü onların eserleri insandır. Fidan Güngör, bu gruptaki şahsiyetlerden sayılır ve o sebeple hakkında yazmak kolay değildir.
V-Fidan Güngör’ün hayatının ve mücadelesinin bilinen son bir buçuk yılı çok fırtınalı geçti. F. Güngör çok tartışılan, tarihe geçen ve bundan sonra da gelecek kuşaklar tarafından değerlendirilecek önemli hadiselerle kuşatılmış bir dönemin ağırlık merkezini oluşturdu. O fırtınalı dönem ve öncesine ilişkin söylenecek ve söylenmesi gereken çok şey var. Bu yazı dizisinde bir kısmı kayda geçecektir.
VI-İnsanların hayatlarına mal olan, önemli toplumsal değişimlerin başlangıcını oluşturan hadiselere ilişkin tarihe düşecek olan ilk notların sahipleri, büyük sorumluluk altındadır. Her kim bilerek hakikatleri saptırırsa, tarihe ve sonraki nesillere karşı büyük haksızlık etmiş olur.
Fidan Güngör’ün tecrübe ettiği buhranlı yıllara tanıklık eden ve o atmosferi soluklayan ve de o buhranlı yıllardan sonra dönüp geçmişi yeniden değerlendirme imkan ve fırsatını bulan biri olarak kendisi mazide kalan ama tesiri hấle ve atiye uzanan o hassas döneme ilişkin yazarken taşıdığım sorumluluğun farkındayım.
VII-Tarih boyunca birbirine benzeyen ve birbirine yakın dramatik olayların tekerrürü, geçmişten ders alınmaması veya geçmişin bilinmemesi sonucudur. Geçmişi bilmek ve ondaki hadiseleri doğru analiz etmek, yaşayan kuşakları mazideki olumsuzlukların tekrarından korurken geçmişi bilmemek veya geçmişteki hadiseleri analiz etmek yerine geçmişe takılıp tarihte kalmak da yaşayan nesilleri geçmişteki benzer tehlikelere duçar edebilir.
Fidan Güngör gibi öncü bir insanın hayatını ve mücadelesini anlatırken zorunlu olarak gündeme gelecek bazı konular bu açıdan değerlendirilmelidir.
Geçmiş, gelecek nesillerden gizlenmemeli. Geçmişle yüzleşmekten kaçınılmamalı. Geçmişi gizlemek ne kadar yanlışsa, geçmişi aynen sürdürmeye kalkmak da bir o kadar yanlıştır. Geçmişe, ders almak ve benzer yanlışlara düşmemek için müracaat edilmeli.
Bu yazı dizisinin, geçmişle gelecek arasında sağlıklı bağ kurulmasına katkı sunacağını umuyorum.
VIII-Fidan Güngör’ün hayat ve mücadelesini işlerken onun yaşadığı dönemi ve olayları daha doğru anlamak için bazı yan hadiselere değinmek, bazı değerlendirmelerde bulunmak durumundayım. Bu sebeple bazen konudan uzaklaşılmış gibi bir izlenim oluşabilir.
IX-Şahsiyetleri ve tarihi olayları kendi koşulları içinde değerlendirmek gerekir. Fidan Güngör’ün hayatını ve mücadelesini bu kuralı gözeterek değerlendirebileceğimi umuyorum.
X-Doğal olarak bu yazı dizisinin muvafık ve muhalifleri çok olur. Okuyucuların, yazılanlara duygusal tepki vermek yerine akıl ve İslami değerler manzumesi muvacehesinde değerlendirmede bulunmalarının bu yazı dizisinin maksadına katkı sunacağını umut ediyorum.