Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu

- 16/04/2008 - 00:06
Tarihin ilk insanları olan Habil ve Kabil ile başlayan ezen-ezilen mücadelesi günümüze kadar hiç aksamadan sürekliliğini korumuş ve -öyle görünüyor ki- hayatın sonlanacağı ana kadar da sürekliliğini koruyacaktır. Onurlu bir dinin temsilcileri olan biz Müslümanlara düşen görev ise her zaman zayıf düşürülmüş, horlanmış, ezilmiş kesimlerin yanında yer alıp onlara destek olmak, onları bu hale getirenlere karşı tüm gücümüzle seferber olup mücadele etmektir.

Dünyanın pek çok yerinde gücü elinde bulunduran sulta sahipleri, kendilerinden güçsüz olanlara karşı sadece siyasi açıdan değil; sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda da egemenlik alanları tesis ederek mutlak güç kaynağı haline gelmeye çalışırlar. Günümüzde bu anlayışın egemen olduğu ve yakinen hissettiğimiz coğrafyalardan biri de Kürdistan’dır. 1639 Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla toprakları Osmanlı-Safevi devletleri arasında ikiye bölünen Kürtler, 1923 tarihinde İngiliz emperyalizmi tarafından o dönemin en despotik hükümetleri olan Türkiye, Irak, İran ve Suriye devletleri arasında paylaştırılarak dört parçaya ayrılmıştır. Bu devletlerden her biri Kürtlerin sahip olduğu maddi ve manevi değerleri sömürerek, onları kendilerine bağımlı, zihinleri ve ruhları istila edilmiş tipler haline getirmişlerdir. Her dört parçada da sömürülen Kürt halkını sömürüden kurtarmak için çeşitli yapılanmalar vücuda getirildi. Bu yapılanmalar her ne kadar farklı metotlarla hedeflerine ulaşmaya çalışmışlarsa da ortak bir paydada bir araya gelebilmişlerdir. Bu ortak kanı, laik bir zihniyetin Kürt halkı arasında yayılıp, dinin topluma yönelik ıslah faaliyetlerine ket vurulmasıdır. Bu anlayışın temsilcilerinin Kürdistan topraklarında hızlı bir şekilde yayılıp güç toplamasının gerçek sebebi Kürdistan adlı bir coğrafyayı tanımaları, o coğrafyanın gerçek temsilcilerinin Kürt halkı olduğunu ifade etmeleri ve ifade etmiş oldukları bu söylemi pratik hayata yansıtarak mücadele etmeleridir. Bu topraklarda yaşayan dini dünya görüşüne sahip birey ve fırkaların zihninde ise ‘vatan’ kavramı hiçbir zaman layıkıyla kavranılamadı. Kavranılması için yapılan ufak tefek çalışmalar ise statükocu zihniyet tarafından sekteye uğratıldı.

Kürt Müslümanlarının Kürdistan merkezli düşünememelerinin en büyük sebebi sahip oldukları çarpık ümmetçi anlayıştır. Bu ümmetçi tavır, tüm Müslümanların ancak siyasi bir liderlik mekanizması çatısı altında bir araya gelmeleriyle sorunlarının halledileceği anlayışına dayanır. Fakat tarih bize göstermiştir ki Müslümanlar Hz. Muhammed dönemi hariç hiçbir zaman bütüncül bir siyasi güç tarafından yönetilememiştir. Böyle bir siyasi güç oluşturmaya çalışan Abbasiler, Osmanlılar ve Safeviler despotik bir yönetim tarzını kendilerine model alarak kendilerine itaati kabul etmeyenler karşı acımasız politikalarını uygulamaya geçirmişlerdir. Bu politikaların ardında yatan temel güdü, kendini sevme ve kendini beğenme dürtüleridir. Bu dürtüler yönlendirilmez ve baskı altına alınmazsa ortaya çıkan davranış toplum için zararlı ve saldırgan boyutlara ulaşır ki tarihte bunun örnekleri azımsanmayacak orandadır. Durum böyle iken halen kalkıp tüm Müslümanlar üzerinde sözü geçecek bir devlet, bir tabaka, bir fırka, bir şahıs meydana getirmeye uğraşmak abesle iştigal etmekten başka bir şey değildir.

Aşkın bir devlet modeli süreç içerisinde aşkın bir milletin oluşumuna yol açtı. Bu anlayış devlet sahibi olan Arap, Fars ve Türk devletlerinin işine yararken; sahip oldukları halde egemen olamadıkları topraklarda yaşayan Kürtlerin aleyhine işlemiştir. Kendilerinden ayrı özelliklere sahip olan milletlerle iç içe yaşamak zorunda kalan Kürtler, o milletleri temsil edip kendilerini temsil etmeyen devlet erkânı tarafından asimile politikasına maruz bırakılarak kendileri dışında olanlara benzetilmeye çalıştırıldı. Bu gayr-i insani ve gayr-i İslami duruma karşı Kürt Müslümanları genel bazda sessiz kalmayı tercih etti. Allah’ın kendilerine bağışladığı dinleri, toprakları, dilleri, gelenekleri, görenekleri baskı altına alınıp yok edilmeye çalışılan Kürt milletine destek verip onların hakkını savunması gereken Türk, Arap ve Fars milletlerinin, kendi devletlerinin zulümlerine sessiz kalmakla yetinmeyip; zor durumlarında onlara destek verip yaptıkları zulümlere çanak tutmaları ise tarihe kara bir sayfa olarak geçmiştir.

Kürtler kendi öz yurtlarını işgal eden güçlere karşı başarılı sonuçlar elde ettikleri zaman ise, bu gasıpçıların ortaklaşa müdahalelerine maruz kalmıştır. Türkiye’nin Ağrı isyanını bastırmak için İran’la yaptığı toprak değiş-tokuşu, Mahabad’ın ortadan kaldırılmasından sonra SSCB’ye kaçmak isteyen Kürtlerin Irak, İran ve Türkiye uçakları tarafından bombalanması, 1956’da İran-Irak kuvvetlerinin İran’daki ayaklanmayı ortaklaşa bastırmaları vb. vakalar ezen ulus devletlerin aralarındaki yardımlaşmalara dair birkaç örnektir. Devletlerarasında gerçekleşen işbirliği süreç içerisinde çeşitli kanallar vasıtasıyla milletler arası işbirliğine dönüşmüştür. Kuzey Kürdistan topraklarında gerçekleştirilen her hangi bir operasyon sadece Türk halkının televizyon başına kilitlenip sevinç çığlıkları atmasına yol açmamakta; İran, Irak, Suriye ve Rusya devletlerinin ve milletlerinin de aynı tepkiyi göstermesine neden olmaktadır. Çünkü her bir devlet, Kürlerin yaşadığı toprakların herhangi birinde elde edeceği başarının, süreç içerisinde kendisinin de etkileyeceğinin hesabı içerisinde siyaset yapmaktadır.

Kargaşanı, hüznün, itilmişliğin, yabancılaşmanın hâkim olduğu Kürdistan coğrafyasında İslami hayat tarzını kendilerine model alan Müslüman çevre havasını soluduğu bu baş döndürücü siyaset trafiğine hangi pencereden bakmaktadır? Onların bakmış oldukları bu tarz dinin mahiyeti açısından Kuran’ın ruhuna uygun mudur? Makro bazda tüm ilahi dinlerin, mikro bazda İslam’ın var oluş sebebi zulmün, anarşinin egemen olduğu bir dünyaya karşı adaletin, eşitliğin, sevginin hâkim olacağı bir dünyaya geçiş projesini hayata yansıtmaktır. Peygamberlerden sonra onların yolunun takipçileri olan muvahhitler, siyasi ajitasyon yoluyla bütünsel dini söylemden, parçacı dini söyleme doğru aşamalı bir şekilde evrim geçirdiler. Bunun sonucunda; adalet, eşitlik, kardeşlik söylemleri birer şekil olarak varlığını sürdürüp, zaman ve mekânın değişmesiyle değişime uğrayan muhteva kısmı dumura uğratıldı. Öyle bir noktaya gelindi ki, bu tür özgürleştirici İslami söylemleri kullananlar en büyük adaletsizliğin, eşitsizliğin, kardeşsizliğin altına imzalarını atmaktan çekinmediler. Şu anda Kürtlerin, Türk, Arap, Fars milletleriyle yaşaması ve onlardan kopmaması için çabalayanlar –özellikle dini ideolojiyi merkeze alanlar- Kürtlere karşı yapılan zulmü daimi kılmaya çalışarak despotik güçlerle dolaylı yoldan işbirliği içerisine girmektedir.

Şeyh Ahmet Yasin’in 1988 yılında ‘El-İslam ve Filistin’ dergisinde söylemiş olduğu şu sözler önemle üzerinde durulması gereken ifadelerdir. ‘‘Biz vatanımızın hiçbir bölümünü kurtaramadık; üzerine devlet kuracağımız hiçbir toprağı kurtarabilmiş değiliz, biz hâlâ işgal altındayız, işgal hâlâ bizden uzaklaşmış değil! Devleti nerede, hangi mekânda kuracağız? Mutlaka üzerinde özgür bir şekilde yaşadığımız ve herhangi bir ön şart olmaksızın ve en ufak bir taviz verilmeksizin devletimizi kurabileceğimiz bir toprağımızın olması gerekir.’’ Şeyh Ahmet Yasin’in bu ifadeleri özelde Filistin’i ilgilendirirken, genel bazda toprakları yabancı güçler tarafından ele geçirilmiş tüm mustazaf halkları da yakından ilgilendirmektedir. Nasıl ABD’nin Irak’a, İsrail’in Filistin’e girmesini meşru görmüyorsak; Kürdistan toprakları üzerinde egemenliklerini tesis etmiş olanların da Kürtlerin asırlarca yaşadığı topraklara girip, o toprakların yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını sömürmesini de meşru görmemeliyiz.

Kürt Müslümanlarının bir an önce Kürdistan merkezli bir söylem etrafında bir araya gelmeleri gerekir. Çünkü günümüz koşullarında en uygun devlet biçimi ulusal devlettir. Kürdistanlı Müslümanlar her ne kadar ulus devlet anlayışına karşı çıksalar da, konjonktürün dayatması sonucu Türk-Arap-Fars ulusal devletlerinin egemenliğinde kimliksizleştirilmiş birer tip olarak, iç içe bulunmuş olduğu diğer Müslüman milletlerin kuyrukçusu konumundan kurtulamamaktadır. Daima küçük kardeş muamelesi gördüğünden dolayı, içine kapanık, uysal, itaatkâr bir birey halini almıştır. Ağabeyleri için acılar içinde kıvranan bu kardeş ağabeylerinin hakaretlerine, sövgülerine aldırış etmeden, onların mutluluğu için sabah akşam didinip durmaktadır. Onların kendisine küsmemesi için her türlü komplimancılığa hazır vaziyette bulunup, onların sahip olduğu hakların aynısını Allah’ın kendisine de bahşetmiş olduğunun bilincine ermemesinden dolayı, hiçbir zaman doğal haklarını talep etme gibi bir icraatta bulunmamıştır. Sürekli dinleme konumunda olmaktan sıkılmayacak kadar içi boşaltılmış bir ruha ve istilaya uğramış bir zihne sahip olan küçük kardeş, inşallah bir gün kendisini baştan ayağa sarmış olan kölelik zincirlerini kırıp, özgürlüğün tadını soluma imkânına kavuşacak.


1059

 

YORUMLAR

z 15-05-2008, 19:49:28
bahsettiginiz bayrak ulusal benlik gibi seyler islamda bastan beri vardir. bakiniz hz- muhammedin mekkenn fethine. orda her kavim kendi bayragi ile ve en onde ise islam sancagi ile girmistir.

konustugunuz dil [kendi ifade etme tarziniz] turklerin bize ezberlettigi cumleler. [ulus devletin kutsamış olduğu toprak, bayrak ve ulusal benliğe bakış tarzı] bunlar turk islamcilarinin zehirleri. bosver kardesim gel bu yaraya bakalim. bu bizim yaramiz

genis bilgi icin : http://geocities.com/ikmmanifesto/
 
adar 03-05-2008, 19:28:30
Değerli hocam tesbitlerinizden çıkardığım sonuç devlet şeklinin tarihe göre değişeceği, önemli olanın muhteva kısmı olduğudur.Buraya kadar bir söyleyeceğim yok.Şu anda İran islam devleti bile ulusal bir devlet. Bu tesbitin yerinde ama gecikmeli bir tesbit olduğunu düşünüyorum. Keşke bu tesbitinizi 1980'lerde dile getirmiş olsaydınız. O zaman çok daha etkili olurdu.Bu söyleminizin farklı boyutlarıyla ilgimi makalelerinizin devamını dilerim.Benim kafama takılan nokta Kürdistan'da kurulacak bir İslam devletinin ulus devletin kutsamış olduğu toprak, bayrak ve ulusal benliğe bakış tarzı. Başka bir yazınızda bu konuyla ilgili açmazları irdelerseniz memnun kalırım.
 
raman u zan 02-05-2008, 11:26:18
ekranda gördüğümüz islam siyasi konjöktörü hakkındaki farklı sesler yazarın ne kadar yerinde tespitlerde bulunduğuna delildir.aslında burdan yazarın değinmedği şu noktaya da ulaşmak mümkündür: tarih suyunun akış yatağında kürtlerin bilinç dünyası ne kadar islamiyetten arındırılmışsa türklerin kat ve kat daha fazla arındırılmıştır.ben bunu bizzat tecrübelerime dayanarak söylüyorum. şöyle ki kuzey kürdistandan türkiyeye yaptığım seyahatlerde kürtler ve türkler arasındaki islamiliğin ne kadar farklılaştığını bizzat gözlemledim.burdan şu sonuca ulaşabiliriz:kürtler eğer islamı hakkıyla kavrayabilselerdi kürdistan topraklarındaki siyasi ekonomik kültürel tek iradenin kendilerine allahın ve islamın verdiğini kavrar ve yıllarca arap türk ve acem zalimlerinin iradesine boyun eğmezlerdi.türkler ise eğer islami kimlikten uzaklaşmasalardı saydığım haklarını kürt müslaman kardeşlerinden gasp etmezlerdi.işte yukardaki fikir uyuşmazlığının yegane sebebi budur.bu zihin kaosundan kurtulabilmek için hep beraber kuranın saf orjinal yani 1400 yıl önce muhammedin tebliğ ettiği dini hakkıyla kavrayıp zihinsel tekamüle varmamız gerekiyor.allah bizi islamı hakkıyla kavrayıp kavradıklarımızı da tatbik etmeyi nasip etsin.
 
02-05-2008, 09:48:50
 
ersinn 02-05-2008, 00:04:19
söze nerden başlamalı bilmiyorum ki? çünkü şu an üzerinde tartışma yaptığımız konular çok çetrefilli....Aşağı Tükürsen Sakal, Yukarı Tükürsen Bıyık...öncelikle bir şeyi iyi anlamak gerek.şu an tartıştığımız kavramlar kendi özünden tamamen ayrılmıştır yani başka bir mecrada akıyor diyebiliriz...(bunu söylerken de yeni bir tanımlamaya giriyoruzda diyebilirsiniz!!!) yani tam anlamı ile bir kavram kargaşası/kirliliği yaşıyoruz..en büyük sorun budur diyebilirim...eğer karşıdakilerin zihinlerini bulandırmak ve onları bir kaosun içine sürüklemek istiyorsanız öncelikle onların kavramları ile oynarsınız..çünkü hayatı düşüncelerle/kavramlarla inşa ederiz.. Tanıma ve tanımlama ile hayat anlam kazanır ve de anlamını yitirir...İnsanlar birbirleriyle kavramlar üzerinden iletişim kurar, kavramlarla düşünür ve kavramlarla konuşurlar. İnsan her şeyi kavramlar üzerinden anlamlandırır ve yine her şeyi kavramlarla kavrar. Tabii ki bu anlamlandırma ve kavramanın doğru olması, öncelikle kavramları doğru anlamaya bağlıdır. şu an yapılan şey ise kavramların içini boşaltıp=doldurmak...böyle olunca herşey farklı bir tarzda görünür, yani bulanık bir suyun rengine bürünmüştür görmek istediğiniz şeyler..tam bir kaos...ama ortada sosyolojik/psikolojik bir gerçeklikte var, herşeyin saf bir hal alması için de böyle bir sürecin yaşanması gerekiyor..belki hayat dediğimiz muammanın bir inceliği/hikmeti...o zaman ümmet/ümmetçilik yada ulus/ulusçuluk nedir ne değil dir bunu iyi anlamalı! şu an tarifi biraz zor yapabileceğimiz kavramlar bunlar..en azından insanların kafasındaki bazı tanımları/sınırlamaları yıkmak, bir şeyleri yeniden inşa etmek çok zor ve hatta bazen imkansız gibi bir şey...Wilfred C. Smith, "İslâmi fikirlerin Müslüman ulus-devletlerin doğuşu üzerindeki etkisi, daha ziyade Müslüman (İslâm) ulusçuluğudur" der; haklı yanlarını var ama..! Ulusçuluk fikri asıl itibariyle Avrupa'da gelişti. Açık ve kesin bir tanımı bulunmamakla birlikte kavramın, tarihte sadece kendi vatandaşlarının bağlılığını öngören ulus-devletler tarafından temsil edildiği söylenir..Ulusçuluğun, ümmet kavramıyla çatışması, işte bu bağlılık sorunundan kaynaklanıyor..oysa ümmet kavramı evrensel bir görüntüdür..onun için dar bir kalıpta ele alınmaz, yoksa aksi takdirde bu muazzam resmi sınırlamış oluruz..eğer şu an Ortadoğu coğrafyasına bakarsanız trajik bir manzara görürsünüz..bütün bu manzara 19.yy dan ve imparatorluk düzenin yıkılışından sonra doğan(yada bu tür yönetimlerin özünde var olan.!!)sıkıntılar...Artık şunun farkına varmalıyız varoluşun özünü kavramadan, kendi varlık cevherini geliştirmeden, irfani bir bağ ile bağlanmadan, insan psikolojisini hesaba katmadan bir şeyleri denemek büyük bir facia ya dönüşebiliyor..tarih bunun en büyük şahididir..artık çağı/hayatı ve insanı/varoluşu doğru okumalıyız..yoksa hiçbir şeyi değiştiremeyiz..Hakikat bir bütündür parçalanamaz..sorunun teferruatı ve çözümün önündeki tek engel hakikatı parçalı görmek...En açık ifadesi de şudur..Kur’an ve Sünnetin uzağında bir yaşama alanına girmiş olmamız..kurtuluş sadece islamda..! vesselam
 
z 01-05-2008, 09:27:24
selam kardesim. yazini okudum. goruslerin tamamen dogru. bildigin yolda ilerlemeye ve baskalarini ilerletmeye devam et. tarih kervani bugun bizim omur semtimizden geciyor. ne satarsak ona ne alirsak kardir. sonraki hayatta onunla yasayacagiz.
 
Mardinli 26-04-2008, 20:58:38
Sizi tebrik ediyorum, tahlilleriniz mükemmel, kürtler dışındaki kavimler ulus devletlerini kurup onu yaşatmak için her türlü yolu kendilerine mübah sayarken ümmetçilik tehlikeye girmiyor fakat kürtlerin ulus devlet kurma fikri dile getirildiği zaman ümmetçilik tehikeye girmiş oluyor. Bu büyük bir çelişki...Selamlar
 
makul 24-04-2008, 10:38:18
Yoldaş merdan, kendi halkının ve inandığı değerlerin yaşam kaynaklarını görmezden gelip hükümran olan güçlerin güç ve dayatmalarından düşünce mecrası kurarak kendini zavallı görmek şartlanmak ve zihni kölelik değil midir. DTP yöneticileri doğru mu okuyor senin gibi yoksa birilerinin istediği bir okumayı halkımızamı dayatmaya çaba ediyorlar. Dtp zihniyeti ne zamandan beri Kürd halkı için doğru bir okumanın çaba ve endişe sahibi olmuştur. Birde Kürd halkı olarak zaten hep kandırıldığımız noktalardan biride Kürd sorunu köklü ve zor bir sorundur çözümü yoktur bir çırpıda gelmez gibi hak aramaktan alıkoyma komplolarıdır. Peki sen ben o biz yapmayacakta kim çözüm getirecek, batılılarmı, ümmetin diğer kavimlerimi, yoksa Dtp liler mi ( KİMLERLE DANIŞIKLI DÖĞÜŞ İÇİNDELER BİLİYORSUNDUR.) ya da bize bu zulmü yapan taşlaşmış yürekler mi. 19. yy. siyasetinden kurtulup kendini 21. yy yeni dünya düzeninin zihniyet işgali felsefesine mahkum eylemişsin.Kendi coğrafyasının ismi için ismi herneyse diyorsan duyarlılığının tahmin edebikliyorum ki, toprağına ve halkına hiç bir inancın yok. Sosyopsikoloji, jeopoloji ve birde inancın inanmanın dokunulabilir aleme ve sorunların çözümüne olan gerçekleri okuyalım.
Her dem emanete Xuda bın.
 
Merdan 23-04-2008, 12:08:07
Sağırlar diyaloğu derken şartlanmış ve mevcut bilgi ağıyla zihnini yüklemiş insanlarla kurulacak ileşimin zorluğunu kastediyorum. Önerilerime gelince böyle köklü bir meselenin çözümünde bir çırpıda çözüm üretmemizi beklemiyorsunuz herhalde. Sayın yazar gibi "ulus devlet" gibi bir ezberlenmiş bir formülü tekrarlamanın bir anlamı yok. Dtp yöneticileri bile Türkiye'yi ve kürt sorununu daha iyi okuyor ve bağımsız bir devletin toplumsal ve sosyolojik bir karşılığının olmadığını düşünüyorlar. Ama siz 19. yüzyıldan kalma siyaset felsefesiyle düşünüyor. Yaşadığınız coğrafyanın -Kürdistan veya Türkiye Kürdistanı her neyse- realitelerini görmüyorsunuz. Önce biraz sosyal psikoloji ve jeopolitik okuyalım lütfen...
Emanete Xuda bın...
 
makul 22-04-2008, 15:30:26
Sağırlar diyaloğundan çözüm diyaloğuna geçmeye çalış istersen merdan kardeş. İstersen çözüm üzerine konuşalım, çözüm olarak düşüncelerini paylaş, yoksa sen de mi çözümü başkalarına ihale etmişsin. Kim ne yapacak kiminle ne yapılır, hangi düşünce nasıldırdan öte müslüman olarak yapabileceklerimizi konuşup bir fizibilite çalışması yapmaktır sorumluluğumuz. Zaten hep başkalarının kuyruğunda pire olarak yaşamımızı idame ettirmeye çabaladık. Biraz kendi düşünce ve değerlerimiz ile yaşamaya olan inancımızı varetmeye çalışalım, sağırlar diyaloğun içinde kusura bakma herkesin seviyesi aynı olmayabiliyor, benim de sizin gibi bir bilge insanın nasihatlarına ihtiyacım var.
 
Merdan 18-04-2008, 00:32:15
Ulusalcılarla konuşmak zordur. Faşistlerle yazışmak zordur. Bağnaz insanlar ile iletişim kurmak zordur. Maalesef artık müslümanlarla konuşmakta zorlaştı. Allah hayretsin.
Ben ne diyorum makul kardeşim ne diyor? Sağırlar diyaloğu mübarek...
 
makul 17-04-2008, 14:00:59
Kardeş neden ümmetin tüm birleştirici rolleri sadece Kürtlere yüklenir, ümmetin diğer kavimleri ulus devlet rolünde değiller mi. Sadece Kürd ler mi bu birlikteliği bozmaktaıdr, ümmet diye bir yapı siyasi irade olarak yok, sadece gönül birlikteliğinde varolabilir. O da devleti olan kavimlerin zalimlikleri ve müslüman halklarının zulme sessiz kalışları ve mazlum kardeşlerine yapılan insanlık dışı muamelelere ulus devlet kutsallığıyla gözyummaları düzelirse.
Bu saatten sonra ancak ümmet uluslarının konfederasyonu gibi bir birliktelik olabilir, bunun içinde Kürdlerinde ulus devleti olmak zorundadır. Eğer olmaz ise, bilinki ümmet diye bir şey olmaz ve yoktur demektir. Ama müslüman kardeşlerimiz bu sorunu kendi kutsal ulus devlet çerçevesinde değerlendirdikleri için şu an ümmet birlikteliği gibi bir tasarı imakan dahilinde değildir. Şu an her müslümana düşen sorumluluk ümmetin yetimleri olan Kürd kardeşlerini sahiplenmektir, yoksa Allaha hesap veremezsiniz.
 
Merdan 16-04-2008, 18:45:33
Ümmetçilik ilizyonundan ulusçuluk ilizyonuna savrulmanız üzücü. Çarpık ümmetçilikler ve yanlış siyasi modeller nedeniyle içe kapanmanın bir anlamı yok. Ulus devletten önce, hangi ilkelerle ulus devlet? sorusunu sormalı değilmiyiz? Önce ulus devletimizi kuralım sonra bakarız ilkelere vakit ilkeleri konuşma vakti değildir. Hazır kürt ulusalcıları da mesafe katetmişken düşelim yola mı diyorsunuz? Türklerin tamamının televizyonun başına geçip operasyonları keyifle izlediğine eminmiziniz. Böyle genellemeci bir dil ile konuşmanız ne kadar sağlıklı? Bir müslümana yakışıyor mu? Bu söyleminiz kardeş olması gereken, -bakın kardeş halklar demiyorum- halkları nasıl etkiler. Düşmanlığı arttırmaktan daha fazla neye yarar. Bağımsız bir devlet kurulabilir buna bir diyeceğim yok, ama benim için önemli olan devletin niteliğidir. Bu şartlarda kurulacak bir devleti sizce ne kadar bağımsız olabilir. Barzani bağımsız mı? Talabani bağımsız mı? Pkk gerçekten bağımsız bir oluşum mu? Bu bağımlı insanlar ilemi ulus devleti kuracaksınız? Bunlarla değilse kiminle? Bir kaç bin kürt müslümanla mı? Kardeşçe yaşarız, herkes özgür olur diyorsanız o başka. Her ulus kendi içinden de düşmanlar yaratır. Sizin içinizdeki düşmanlarınız kim olacak? Müslümanlar mı? Marksistlermi? Amerikancılar mı? Feodal güçler mi? Aşırı ulusalcılar mı?.... KİM? düşüncelerimin düşünüleceğini, dikkate alınacağını sanmıyorum ama yine de söylemiş olayım.
 
makul 16-04-2008, 15:52:43
Hocam belirtmiş olduğunuz gerekçeler hepimizin kabuludür, zaten site bu konu üzerinde bir çok yazarın yazılarını yayınlamıştı. Bu perspektiften bir çok yazarın ele aldığı bu sorunumuzun pratiği için somut bir adım atalım. Haydi müslüman Kürd ler bu sorun üzerinde çözüm değerlendirmeleri yapmak için zaman ve mekan belirleyelim. biraraya gelip ortak değerlerimiz için strateji belirleyelim, haydi yapalım, başkalrının kuyruğunda pire olmaktansa, kendimiz olarak onurluca mücadele edelim. Biliyoruz ki çözüm müslümanlardadır, halkın ana dinamiklerini mücadeleye katacak olan müslümanlardır.Buyrun bunun temellerini atmak için safları sıklaştıralım.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com