Çocuğum ondört yaşında. Hızla büyüyor. Onun hızla büyümesi beni korkutuyor. Çünkü onun hızına yetişemediğimi düşünüyorum. Ben onu bekleyen hayatın, bizimkinden daha farklı ve sorunlarının daha küçük olmasını isterdim.
Benim çocuğum gibi yüzlerce çocuk aynı süreci yaşıyor.
Çocuğum çok başarılı olamadı derslerinde... Sebebi ise kendince bir şartlandırma yapmıştı. “İngilizceyi başaramayacağım” diyerek, kendine set çekti. Yeni bir dil öğrenmek ona zor geliyordu. Çünkü pratikte İngilizce konuşan bir çevreye sahip değildi. Öyle bir akraba da yoktu. Ülke dışına da çıkıp gelmiyordu. Nasıl öğrenecekti? Niçin sorusuna da emin cevaplar alamamıştı.
Belki ileride lazım olacaktı. Belki gelecekteki kariyerinde kullanacaktı. Kim bilir belki de ileride ihracat ile uğraşacaktı. Belki de kendini yabancı dil biliyorum diye daha iyi hissedecekti. Belki birkaç turist ile de anlaşabilecekti…
Bu nedenle İngilizce öğrenmeliydi. Başkalarının bizimle değil, bizim başkalarıyla iletişim kurmamız için şarttı. Nede olsa küresel dünyamızı avucunda tutanların dili İngilizce idi. Onları anlamamız ve onlara yakınlaşmamız için bu mutlaka olmalıdır diye kendimize kabullendirirdik de.
Ama şimdilerde başka diller daha dayatmaya başlandı. Kimi yerlerde Fransızca, kimi yerlerde de almanca… Düşünebiliyor musunuz dünyada tek ülke olmalarına rağmen bu dilleri öğrenmek zorunda bırakılıyoruz. Seçim kesinlikle bize ait değil.
Almanca ve Fransızca dilini ne kadar hayatımızda kullanıyoruz veya kullanancağız. “Bilsen ne olur bir zararı olur mu, kültürlü olsak daha iyi olmaz mı ya da bir dil bir insandır” diye soracak olursanız, elbette ki karşı durmam, “öğrenmek isteyen öğrensin” derim.
Ancak onlardan önce bir dili öğrenmemiz gerekir. Hatta şarttır. Çünkü bu dil bizim için hayati önem taşımaktadır. Hatta tüm insanlık için elzemdir. Bu dil “Arapça”dır.
Beni, sizi ve tüm kâinatın yaratıcısını anlamak için. Çünkü vahiy Arapça olarak indi. Bu, Kur’an-ı Kerim’de defalarca hatırlatılmaktadır. Rabbimiz en son bu dil üzerinden bizimle iletişim kurdu. Lütuf ve keremlerini bu dil üzerinden iletti.
Bu nedenle Rabb’imizi anlamak için bu dili öğrenmek zorundayız. Rabbimizi anlamaya yol açarsanız tüm insanlığa ne büyük bir ikram açtığınızı düşünebiliyor musunuz?
Belki de şöyle diyeceksiniz Araplar biliyor da ne oldu. Hayırrr, onlar ellerindekinin kıymetini daha iyice anlamış değiller. Arapça tek başına bir şey ifade etmez. Bir de o dili anlamak için ortaya yürek koymak lazım. Allah’a teslimiyeti zayıf olanın, Arapça bilmenin ne kadar önemli olduğunu anlaması mümkün değildir.
Hem biz, dinimizi öğrenmek için başkalarının ağzından çıkacak birkaç kelimeyi beklemek zorunda değiliz, hem de Allah ile aramıza duvarlar örmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Bizler, bize inen vahiylerimizi anlamak istiyoruz. Herkesin kendi görüş ve potansiyelince yapılan tercümeler ile vakit kaybetmek istemiyoruz. Bizler vahiylerimizi öğrenmek istiyoruz. Bu bizim, halkımızın en doğal hakkıdır.
Okullarda yabancı dil olarak Arapçanın verilmesini istiyoruz. Çocuklarımızın da, torunlarımızın da Kur’an’a yabancı kalarak büyümelerini istemiyoruz. Bu, bizlerin devletimizden istediğimiz en doğal hakkımızdır. Açılımlar yapıyorlar. Açılımların olması taraftarıyım. Çünkü Allahın izin verdiği noktalarda, hiç kimsenin hiç kimseyi kısıtlamaya hakkı yoktur. Aynı durumda bizlerin de kısıtlanmaması gerekir. Çünkü inancımızın dilini öğrenmek bizlerin de hakkı.
Ve hayatımızda kullanacağımız alanlarımızda var. Yurdumuzun doğu ve güneydoğusunda yaşayan halkımızın bir kısmı Arap... Avrupa’nın ortasında bir ülkenin dilini öğrenip iletişim kuracağız da, halkımız ile iletişim kurmayalım mı? Belki bürokrasi için şart değil, ama biz iç içe yaşıyoruz. Ayrıca bazı akrabalar sınırın diğer tarafında. Yakın komşuların dilini bilmezken çok uzaklardaki komşunun dilini canla başla öğrenmek ne kadar tutarlı. Sorunlarımızı içten dışa doğru çözmemiz daha doğru değil midir?
Yüreğimizde inancımız ve hayatımızda kolaylık için Arapçayı öğrenmek zorundayız. Bizler hac ve umreye gidiyoruz. Bizler sınırlarda görüşüyoruz. Bizler hala kız alıp veriyoruz. Biz komşu ülkeler ile alış veriş yapıyoruz. Arap olan halkınızın da her vatandaş gibi hakkı var dilini öğrenmeye… Ve Arapçayı öğrenmek sadece Araplara mahsus bir durumda değildir…
Bu kadar sebepler çok iken, hala Arapçayı öğrenmeye zeminler oluşturulmuyorsa, bizler, sorumlu olanları Allah’a, zerre miktar hakkı zayi etmeyen O Zata havale ediyoruz. Hakkını halktan kesenlere, Allah’ın da hiç hoş görmeyeceğine inanıyoruz. Böyle bir gafletin devam etmemesini diliyoruz. Ve-sselam