Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
ÇOCUKLUĞUMUN DÜŞLERİ VE KARANLIĞIN SONU

- 10/10/2009 - 16:46
Ne basacağımız bir mayın, ne bizi paramparça edecek kör bir mermi yada havan topu korkusu yaşamadan güzelim memleketimin her karış toprağına ayak basar, gezer oynardık.

ÇOCUKLUĞUMUN DÜŞLERİ VE KARANLIĞIN SONU

 

Her yer karanlıktı, karanlık olmasına, ancak gecenin en karanlık anı gündüze en yakın andır. Etrafımızı çepeçevre saran zifiri karanlık her gün içimizden birini veya birilerini alıp yutmaktadır.  Bu karanlık içerisinde kimin ne olduğu, ne yaptığı, kiminle beraber olduğunu anlamak mümkün değildir. Her uyandığımız gün yeni sürprizlerle karşılaşmaktayız. Yarının bizleri nasıl karşılayacağını tahayyül bile edemiyoruz. Karanlık çağın karanlık ilişkileri, en kutsal, en mahrem değerlerimizi yıkıp geçmekte, karşısında direnen hiçbir güç ve kuvvet bırakmamaktadır. Bireyin kendisini güvende hissedeceği mekân, ortam ve ilişkiler tamamen tahrip olmuş durumda. Aile ortamı başka güçlerin ( tv ve internet) hâkimiyeti altında, iş ilişkileri elde edilecek kazanç ve menfaat derecesine göre şekillenmekte, sokaklarda özgürce dolaşabilmek ise başlı başına farklı bir cesaret gerektirmektedir.        

 

Çocukluğumun yani seksenli yılların başında etrafımızda cereyan eden olaylardan bihaber özgürce dolaşır, dağ taş, dere tepe demeden dolaşır dururduk. Ne basacağımız bir mayın, ne bizi paramparça edecek kör bir mermi yada havan topu korkusu yaşamadan güzelim memleketimin her karış toprağına ayak basar, gezer oynardık. Ne organ mafyasının kötü suratlı acımasız cellâtlarının, ne de dünyanın en güçlü ordusunun sert bakışlı neferinin silahından çıkacak mermilerin korkusunu taşıyorduk.  Her yer bizimdi, evimizin karşısında yer alan kayalıklar, şehrimizi tüm görkemiyle selamlayan, şarkılara ve türkülere konu olan Sümbül dağımız vardı. Korkusuzca buralara gider, oyunlar oynardık, yazın zap suyunda serinlemek ayrı bir eğlenceydi, ölüm çok uzaktı bize. Kendimizi hep güvende hissederdik. Ölümün kaza ile geleceğini sanırdık. Kayalardan yuvarlanmak, elektrik tellerine dokunmak,  Zap’ın o gürleyen akıntısına kapılmak veya sayıları tek tük olan damperli kamyonların kocaman tekerlekleri arasına sıkışmak dışında bir ölüm şeklini tanımıyorduk. Bu şekilde büyüdük.          

Gençliğimizde yavaş yavaş bazı şeylerin değiştiğini gördük. Dört dağ arasına sıkışmış şehrimizde ilk toplumsal olaylara şahit olduk. Gece yarısı çoluk çocuğunun gözleri önünde evlerinden alınıp bir daha evlerine geri dönemeyenlerin hikâyelerini dinledik. Evimizin karşısında yer alan kayalıkların bizlerden alınıp, güvenlik nedeniyle, iri yarı, sert ve silahlı kişilere verildiğini gördük. Yazın debisi azalan zap suyunda yüzemiyorduk artık. Şehrimizin dışarısıyla bağlantısını sağlayan tek köprü yine aynı kişilerce ele geçirilmişti. Ölümün farklı bir çeşidi ile tanışmıştık. Taşıdıkları o koca silahların ölüm kustuğunu o zaman anladık. Karşılarında güya acımasız bir güç vardı. Kendilerini korumaları gerekiyordu. Geceleri sabaha kadar silah sesleri susmazdı. Yaralananlar hastaneye gidemezdi. Dükkânlar, evler ve işyerleri taranır yakılırdı. Kimse hesap soramazdı. Etrafımızdaki arkadaşlarımızın ve dostlarımızın sayılarının yavaş yavaş azaldığını gördük. Sonradan anladık ki arkadaşlarımızdan bir kısmı direniş saflarına katılmış. Kimi geri döndü, kimi dönemeden aramızdan ayrıldı. Bedenleri ya parçalanmış, yakılmış veya yüksek bir yerden atılmıştı. Asit kuyularında eritilenler, İlkbahar mevsiminde Zap suyunun hırçın akıntısına atılan babaların geride kalan çocuklarının gözyaşına şahit olduk. Anaların feryadına tanık olduk. Kafamız allak bullaktı. Bizim gibi insan olan biri bunu yapabilir mi?  diye kendimizden utandık.

Bu şekilde ölmek ve öldürmek bize göre değildi. Bu işe son vermek lazımdı. İki tarafından iyi kişileri çoğunluktaydı. Bunları bir araya getirip bu karmaşaya son vermek en akıllıca olanıydı. Yıllarca mücadele edildi, anlatıldı, yazıldı, çizildi. Çocukluğumun çizgi filmi olan Voltran gibi, güçlerimizi birleştirmemiz gerekiyordu. Hogır ve Yüzbaşı Volkan aslında aynı saftaydılar. Karşılarındaki güç daha farklı ve devasa boyuttaydı. Ama Hogır’ın ve Volkan’ın yan yana gelmemesi için birileri durmadan ateşe benzin döktü. En umutlandığımız anlarda izne ayrılan erler kurşuna dizildi. Uğur Kaymaz gibi çocuklar babalarının kucağında kurşuna dizildi. Ceylan’ın minik bedeni havan topuyla parçalara bölündü.

Aslında istenilen şeyler o kadar da büyük şeyler değildi. Sadece bir topluluğa ait şeyler devlet tarafından kabul edilecekti. İmha ve inkâr politikası sona erdirilecekti. Güçler paylaştırılarak ülke kalkınacak ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşacaktık. Tüm Ortadoğu’nun, hatta Avrupa’nın en güçlü ülkesi haline gelecektik. Ortadoğu coğrafyasında dört parçaya bölünmüş bir milletin Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında toplanması demek Avrupa Birliği’ne alternatif bir gücün ortaya çıkması demektir. Kafkaslar, İran ve Arap yarımadasındaki nüfus, kültür ve en önemlisi doğal kaynakların da zenginliğini kazanmak demektir. Eğitim alanında yapılacak devasa çalışmalar ile insanımızın özüne dönüşü hızlandırılacaktı. Kişi başına düşen GSMH yirmi bin doları bulacaktı. Çöplerden ekmek toplayan, eline fırsat geçtiğinde mağazaların, bankaların ve otomobillerin camlarını kıran çocuk ve gençler olmayacaktı. Sokak, cadde; dağ, bayır bizlerin olacaktı. Yüzbaşı Volkan Geraşin veya Feraşin Yaylalarının serin havasında berivanların elinden soğuk yayık ayranı içecekti. Hogır ise Tarsus Çamlıyayla da veya Erdemli Sorgun yaylaların da yörüklerin çadırlarına konuk olup demli çaylarından içecekti. Korkmadan çekinmeden istedikleri gibi konuşup gezebileceklerdi. Farklılıkları güzellik ve zenginlik olarak algılayacaktık. Üstünlüğümüzün damarlarımızda taşıdığımız asil kanda olmayıp; Yaradana bağlılığımız ve yaptığımız hizmet oranında olduğunu anlayacaktık.

İnsanlığın içerisinde debelendiği ve bir çıkış bulamadığı bu karanlık dehlizlerden, aydınlık alanlara çıkmak için herkes üzerine düşeni yapmak zorundadır. Yoksa çocuklarımızın, torunlarımıza anlatacakları anıları olmayacaktır.

           


658

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 07/05/2012 - 10:34 Dibîstana Kurdî
8 31/12/2011 - 17:20 Masalın Bittiği Yer Roboski
8 22/08/2011 - 00:24 Filler ile Şahinlerin Savaşı
8 23/04/2011 - 19:59 YSK'nın Kürt Sorunundaki Tahamülsüzlüğü
8 16/01/2011 - 18:55 Hayatı Anlamlı Kılmak
8 05/09/2010 - 17:16 EVET, HAYIR, BOYKOT VE ALLAH’IN HÜKMÜ
8 31/08/2010 - 15:53 BİLGİ İLE BİLMEK
8 01/06/2010 - 23:30 YAHUDİNİN PERVASIZLIĞI
8 02/05/2010 - 18:09 BÖLGEMİZDEKİ EĞİTİM SORUNLARI
8 02/02/2010 - 00:44 NOSTALJİK BİR GEZİNTİ
8 02/01/2010 - 11:37 Hüseyni Kıyamın Öğrettikleri
8 10/12/2009 - 19:32 DÜŞMANLARIN DOSTLUĞU
8 10/10/2009 - 16:46 ÇOCUKLUĞUMUN DÜŞLERİ VE KARANLIĞIN SONU
8 05/07/2009 - 11:36 “BABA LÜTFEN BANA ZAMAN AYIRIR MISIN”?
8 22/03/2009 - 17:40 SAHİP OLDUKLARIMIZLA PAYLAŞABİLMEYİ ÖĞRENMEK
8 08/02/2009 - 17:03 TARİHE KISA BİR YOLCULUK
8 28/12/2008 - 18:20 FİLİSTİN SORUNUNA FARKLI BİR BAKIŞ
8 09/12/2008 - 13:38 YANIBAŞIMIZDA YAZILAN SENARYO
8 17/10/2008 - 20:47 ANLAMSIZ SAVAŞ
8 03/09/2008 - 15:53 ÇEVRE VE ZİHİN KİRLİĞİ
8 10/08/2008 - 01:40 Atalarımızın Diniyle Mahkûmiyeti Yaşamak
8 06/07/2008 - 16:41 DERİN GÜÇLERİN TASFİYESİ
8 09/06/2008 - 10:02 MEZOPOTAMYA MİRASI
8 12/05/2008 - 22:42 HÂKİMİYET VE UZLAŞI
8 05/05/2008 - 21:51 ÖZE YÖNELİŞ( 2 )
8 08/04/2008 - 16:55 ŞEKİLCİLİKTEN ÖZE YÖNELİŞ (1)
8 27/03/2008 - 16:43 NEWROZ MU DEDİNİZ?
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com