Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

24 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
ÖLÜM GERÇEĞİ

- 22/07/2009 - 18:47
Ölümden sonra varlığın yeniden hareket göstereceğine inanmayanlar, üstünde yaşanılan ve belirsiz bir ömre karşılık gelen gök cismiyle kendilerini sınırlayarak, oluşumlarına ve yok oluşlarına dair akli çıkarımlarda bulunurlar.

Cebri bir olgu olarak canlı organizmanın en trajik anını oluşturan ölüm fenomeni, dışsal bir güç tarafından sistematize edilip yürürlüğe konulan ve içe nüfuz etme şeklinde beliren umumi özellikte bir yerinden kımıldama halidir. Sınırlı iradenin sınırlılığını kullanamayıp sonsuz iradenin hâkimiyetinde çaresiz bir biblo rolüne büründüğü bu anda meydana gelen derin sessizlik ise, var oluşun varlık gerekçesini idrak edişinin kavrama düzeyinden uygulama düzeyine geçişin adeta habercisidir.

Yaşam süresince acı ve zevkle yoğrulmuş bir ömür süren canlı varlıklar, genellikle kendi durumları hakkında soğukkanlılıkla düşünmekten ve mevcudiyetlerinin anlamını tespit etmekten uzak bir zihin havzasına sahiptirler. Nereden geldikleri hakkında nötr bir tavır takınmakla beraber, nereye gidecekleri hususunda da basit çıkarımlarda bulunarak sıradan ve hesapsız olan hayatlarını idame ettirirler. Özellikle, nefes alıp verilen dünyadan güç etme vakti olan ve tekrar geri dönme imkânına sahip olunamadığı için tecrübe etme olanağı bulunmayan ölüm anı, düşünülmemesi ve hissedilmemesi gereken bir evre olarak zihinlere nakşedilmeye çalışılmıştır. Bu nakşetme işlemi için, ölümü hatırlatacak her türlü objenin önüne geçilerek ölümcül bir ortam yaratılmıştır. Bununla beraber anla sınırlı kalıp ondan hoşnut olma hayatın yegâne gayesi haline getirilerek kaçınılmaz bir gerçeklik olan ölüm idesi göz ardı edilmiştir. Böylece yok oluşu temsil eden simgelerin silik bir görüntüye sahip oluşu ve günlük endişelerin psikolojik kırılmalara yol açışı, insanoğlunun bitiş anını ruhunda mezcetmesine engel olmuştur.

Dinsel ibarelerin baskın olduğu dönemlerde ölümü duyumsama ve içselleştirme potansiyelinin yetkin bir konuma yükseldiği görülmüştür. Bunun nedeni, dinin yeniden doğuş tasarımına sahip olması ve kalıcı gibi gözüken dünyanın aslında geçici bir formdan ibaret oluşunu dillendirmesidir. Ayrıca belli aralıklarla yapılan dini ayinler, inançlı bireyi bir adım daha ölüme yaklaştırarak ona fani bir varlık olduğunun bilincini hissettirmeye çalışmıştır. Bunun aksi olarak dini kurumun toplumsal dokunun herhangi bir bölmesini yönlendiremediği zamanlarda ortaya çıkan yaşama arzusu, ölüme karşı olağan duruşun ortaya çıkmasına yol açmıştır. La-dini mantalitede başat rol oynayan dünyevi tutkunun ana saiki ise, uhrevi bir kimliği dışarsamasıdır. Dışarsanan bu uhrevi kimlik, sadece manevi âlemin hiçleştirildiği bir kimlik değil, aynı zamanda iki alemi birleştiren ölüm güzergâhının da önemsenmediği bir kimliktir. Tamamıyla maddesel bir kodla özdeşleşen ve dış estetiğe bağlı olarak hazcılık felsefesiyle uyumlu halde bulunan gayr-i dini açılım, kozmik düzenin kuşatılmışlığı altında ömrünü tüketerek varlığın içinde yokluk olma gibi tuhafımsı bir durumla yüz yüze kalır. Buna karşı manevi mekanizma, iç estetikle bütünleşerek dirilim sürecini tamamlar ve varlık içinde idealize edilmiş yeni bir varlık türü olarak ortaya çıkar.

Ani hareketlenme şeklinde tezahür eden ölüm duygusu, geçmişe dair özlemleri ve geleceğe yönelik beklentileri ortadan kaldırarak toplum nezdinde şok edici tarzda bir etki uyandırır. Sosyal arenadaki düz akışın kesintiye uğradığı, trajedinin komedi üzerindeki sultasını pekiştirdiği, sükûtun gürültüyü bastırdığı ve nihayetinde insanoğlunun asil yönünün ortaya konduğu bu sarp yokuşta geriye kalanlar için, ölümün sersemletici, belirsiz ve gizemli özellikleri kalır. Sevdiklerinden ayrı kalmanın acısını yüreklerinin en tenha bölgesinde saklayıp hatıralarla avunmaya çalışan yakın ötekiler, belki de ilk kez yalıtılmışlığın kavurucu sıcaklığını iliklerini kadar duyumsarlar. İç içe geçmiş birlikteliklerin apansız kopuşu onlarda kapanması mümkün olmayan tinsel yaralara sebebiyet vererek, göreceli bir zaman müddetince var oluşa dair bir mana yitimine yol açar. Anlamsızlaşan varlık telakkisi ilerleyen zamanlarda eski şekline dönerek normal vaziyetini devam ettirir. Devirli olarak devinimini işleten bu düzenek, yaşam alanına dâhil olan herkese bu acımsı tadı tattırarak onların birbirlerini daha iyi anlamalarına ve birbirlerine karşı anlayış göstermelerine yardımcı olan bir yasadır. Empatiyle yoğrulmuş bulunan evrensel ölçekteki yasanın farklı ifade araçlarını kullanması ise, çokluk ve ayrılık üzerine tesis edilmiş evrensel dizayn ile olan uyumluluğuna işarettir.

Korku ve sevgi arasında değişiklik gösteren ölüme bakış tarzı, içinde bulunulan koşullarla beraber hayat stilinin tefekkür derecesiyle iç içe bir bütünlük arz eder. Tarihsel verilerde ortaya çıkan çıkarımlar da bu bütünlükle uyumlu özellikteki nasıllıkla bağdaşıklık kurar. Mesela, materyalist bir zihniyete sahip olan Antik Yunan filozoflarından Epiküros “Ölüm varken ben yokum, ben varken ölüm yoktur. O halde üzülecek ne var?” diyerek ölümü yaşamdan dışlamıştır. Buna karşın İslam dininin ana akımlarından biri olan tasavvuf ekolünün önemli şahsiyetlerinden Mevlana Celaleddin- Rumi, “Ölürsem ben, öldü demeyin. Çünkü ölüydüm, dirildim; dost aldı, götürdü beni.(rubailer,100) sözüyle ölümü yaşamın merkezine koymuştur.  Kendisinin bu âlemden ayrıldığı geceye de şeb-iarus (düğün gecesi) demiştir. Epiküros’un atomist bir çevrede yetişmesi ve maddenin her şeyin temel saiki oluşunu özümsemesi, kaçınılmaz olarak ruhun ölümsüzlüğünü dışlamasına ve var olan hayatla kendisini sınırlamasına neden olmuştur. Mevlana ise, dinin dominant olduğu bir mıntıkada büyüyüp bu mıntıkanın dinsel atmosferinden fışkıran fikirlerle yetiştiği için, ruhun ölümsüzlüğüne inanıp, ölümün ikinci bir doğuş olduğuna kanaat getirmiştir.

Ölüm insanoğlunun kendini yenileme yeteneğini yitirmesi anlamına geldiği için, yüzeysel de olsa, merak konusu olmuş ve kapasitenin elverdiği ölçüde anlaşılmaya çalışılmıştır. Bitiş anına duyulan ilginin belki de daha fazlası, bitişten sonra nereye gidileceği ve ne olunacağı hususudur. Bu noktada cevap niteliği taşıyan yegâne kaynak kutsal metinlerdir. Değişik dönemlerde peyderpey olarak indirilen kutsal metinlerin içeriği incelendiğinde, yepyeni tarzda ve ebedi vasıflı bir dünya tasarımı ile karşı karşıya kalınır. Cennet, cehennem ve Araf olmak üzere üç boyutlu şematik çizimle idealize edilen bu ikinci yaşam sahası, birinci dünyadaki üç tip bireye tekâbül eder. Birinci tip birey, yaratıcı olarak bilinen varlığın sözlerini davranışlarına yansıttığı için, mutlak güzellik ülkesi olan cennetle mükâfatlandırılır. İkinci tip birey, ilahi ışığın nurundan feyz almadığı gibi, o feyzi yok etmek için dâhili ve harici faaliyetlere giriştiğinden cehennem adı verilen lanetli mekânla cezalandırılır. Üçüncü tip birey ise, iki kutuptan da nasiplenmeye çalıştığı için ruhsal bölünmüşlük içerisinde Araf’la özdeşleştirilir. Kutsal metinlerde izah edilen bu durum gösteriyor ki, ölümden önceki hayat felsefesi, ölümden sonraki yaşam biçiminin bir prototipidir.

 Ölümden sonra varlığın yeniden hareket göstereceğine inanmayanlar, üstünde yaşanılan ve belirsiz bir ömre karşılık gelen gök cismiyle kendilerini sınırlayarak, oluşumlarına ve yok oluşlarına dair akli çıkarımlarda bulunurlar. Bu çıkarımlar, erime üzerine kurgulanmış insan türünün göreceli beyin yapısına endeksli izahatlar olduğundan, sübjektifliğin çerçevesinin dışına taşmayan bir nedenselliğe bağlıdır. Düşün dünyasında doğuş ve bitiş durumlarına getirilen açıklamaların belirsizlikte kalması ilerleyen zamanlarda yaşanılan vaktin kıymet derecesini artırarak hoşça bir ömür sürme şeklinde var olma haline dönüşür. İstenilmeyen zaman ve mekânlarda gözlerini dünyaya açmalarına karşın, bir kereliğine mahsus olduğunu zannettikleri hayattan imkânları elverdiğince istifade etmeye çalışan inançsız kesim, her türlü sıkıntıya rağmen zevkin doruğuna doğru yol almaya çalışır. İnsanüstü bir güç tarafından kontrol edilme hissiyle hareket etmediklerinden ve ölümün korkutucu yüzüyle karşı karşıya kalma çekingenliklerinden ötürü ifrata varacak derecede davranışlarda bulunarak tabiat ve toplum düzeninin çelişkiler yumağı haline dönüşmesine yol açarlar. Böylece olan ile olması gereken arasındaki ince farkın yapmış olduğu büyük değişimler hesaplanamayan boyutlara ulaşarak trajik bir görünüm kazanır.

Yaratılan her varlığın kendisinde potansiyel olarak barındırdığı beden yitimi, anlaşılmaya çalışılan bir tasa kaynağı olarak gündemdeki mevcudiyetinin değişkenliğini korumuştur. Sırlarla örtülü ve cazibeyle dolu konumu nedeniyle de, tarihin karanlık dönemlerinden beri ilgi odağı haline gelen biyolojik yokluk, akılsallığın ötesine uzanarak heyecanvari özellikteki özün dinginliği sağlanmıştır.


956

 

YORUMLAR

agit rojhelat 12-02-2010, 15:26:41
gerçekten çok güzel yazmışsınız hocam ilk defa ölümü kendime bu kadra yakın sandım
 
H 02-02-2010, 17:59:27
MAMOSTE YENİYAZILARINIZI SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUZ HERŞEY İÇİN TŞK EDERİZ
 
tatvandan mamosta 21-09-2009, 21:26:40
slm aleykum askerlik nasıl gidiyor
 
raman u zan 12-09-2009, 14:16:21
mrh hevale heca.leşkeri çawa derı
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
Xuwde yeke u heQe
Mirov xuwde xuvw bawerin u weke heqexuvw.Ne mirovji weke zikexuvw bawerin. Ew sed salen,xuvwnam...
denge muslumanen kurd
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Mükemmel bir söyleşi
Nerdesin Seydam ya? Bu güne kadar neden bir şey söylemedin de sessiz kaldın? Keşke daha erken konuşs...
Ali Kemal
"Ümmeti parçalayanlar Kürtler değil, baştaki zalim sistemlerdir" >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com