Devlet denen oluş ve ya mekanizma, toplumsal birlikteliğin daha organize ve disiplinize devam etmesi için bireylerin bir araya gelerek yapmış oldukları toplumsal bir mutabakattır. Toplumsal varoluşun ana harcını oluşturan sözleşmeler, insanın özgürlüğünden vazgeçmesi anlamına gelmez. Özgürlükten vazgeçme, insan olma niteliğinden, haklarından, hatta ödevlerinden vazgeçmedir.
İnsanların haklarından vazgeçmeleri uzlaşma olarak değerlendirilmemelidir. Uzlaşma tarafların değişmezleri ekseninde insan olmanın gereği, ortak değerlerde erdem birlikteliği yaratabilmektir. Yoksa başka çözüm ya zulümdür ya da teslimiyet.
Hiçbir devletin insanlık tarihinde sürekli olamamasının sebeplerinden biri de, devlet mekanizmasının toplum bireylerinin kendine hizmet etmek için varolduğunu mantık olarak kabul etmesidir. Daha güzel ve iyi olanı güç birlikteliği yaparak yaşayacağına inanarak devlet organizasyonunu oluşturan bireyler, bir müddet sonra güzel ve iyi olanın devlet mekanizmasına has kılındığını gördüğünde, devleti yücelten ellerini o yükün altından çekerler.
Bu çekmeyi yapmalarının sebebi devlet mekanizmasının onları buna mecbur bırakması, yaşam amaçlarına müdahalede bulunması onları mecbur bırakmaktadır, artık eller ve omuzlar istese de bu yükü kaldıracak güçte değildir.
Ödev ve hakların kanun ile belirlendiği böylesi bir organizasyonda insanların özgürlüklerinin kısıtlanmasına itirazları var iken, gönüllü birliktelikler olarak yola kalkış noktası, ilkesi oluşturan bilinçli ve tercihli birlikteliklerde insanlar neden sorumluluk sahasını terk ederler. Bu yürek ve mantık birliktelikleri neden bir süre sonra erozyona uğrayıp ya zorlama ya da kapışma alanları olmakta ve ya alan tamamen terk edilmektedir.
Yapılar bireylerini zihinleri alınmış mekanik aletler yapmak yerine, her birini farklı bir değer ve dünya olarak değerlendirip her bir akıldan güçlü olan ortak aklı insanlığa sunabilirler. Zorunlulukların ve benim gibi düşüneceksin baskısı altında aynı mekanik aygıtlar yapmak yerine, her birine ortak akla ve ortak değere katkı sunan bireyler olmaları için örneklik edebilirler.
Özgür birliktelik tercihini, düşünce ve eylem sahasında sorumlu ve etkin bireyler olarak sağlayıp insanlığa özümüzdeki ve inancımızdaki gerçek kişiliği/birlikteliği pratize edebiliriz.
Geçmişimizde gerekli olan her malzeme var, hadi bunlardan helva yapalım demek yerine, helva dışında da farklı ve yeni oluşturulmuş ve ya oluşturulması gereken tatların olduğu kabul edilerek organizasyonun damaklarına varolan tatlarla beraber yeni tatlar sunma çabasında olunmalıdır.
Zamanın ve coğrafyanın gerçeklerini ve kırılma noktalarını iyi analiz ederek, zaman ve mekânın dayatmalarına karşı bireyini ve organizasyonunu güçlendirmek için sürekli devinim ve gelişim içinde olan bir değerler sistemi düşünün. Bu sistem ve organizenin kendi değer ve ilkelerini insanlara anlatması için fazla kelimeye ihtiyacı olmayacaktır.
Çünkü ilişkilerimizde fikir ve inancımız davranışlarımıza renk veriyorsa, kelimeler artık sadece işin tezyini olacaktır. Kelimeler soyut ve anlık olur, soyut kalmaktansa amellerimiz ile somutlaşıp dokunulabilir ve kalıcı olabilmeliyiz. Elbette ki bu değerlerin hepsi ana kaynaklarımızda mevcuttur, sadece bunları hayatımıza geçirmek için Allah’ın ipine toptan ve aklederek sarılacağız.
Fikir ve düşüncedeki özgür birliktelik ve sorumlu birey ilkeselliğimize reel olan dünyada da gerçek değerini takdim etmeliyiz. Sürekli gelişebilen, farklı fikirlere açık, insanı ilgilendiren gelişmelerle yakından ilgili ve sorumluluğunun bilincinde bir organizasyon ile misyonunun taşıyıcısı olmak hedefimiz olmalıdır. Yaşadığımız zaman ve coğrafyanın zihin topraklarına sağlam ve köklü adımlar atmak için yenilenme ve gelişmeyi köklerinden bir kopuş olarak değerlendirmeyen bir birliktelik ile örnek olmalıyız.
Elbette ki köklerinden güç alan, değişmezlerinden ( Kur-an ve Sünnet) yola çıkarak o zamana has yeniliklere bir süzgeç oluşturmaktan korkmayan, özgür birlikteliklerin sorumlu bireyleridir misyon sahibi. Gücünü ilkeli duruş, gelişime açık yapılanma ve tabanından alıp, yeni açılımlar yaparak değerlerimizi topluma taşıyacağımız öz değerimiz ile varolacağız.
“Geçmişe saplanıp kalanlar hedeflerinden saparlar.” Daha önceki tecrübe ve geçmişteki yapılanmalardan ışık alarak toplumda kendi rengimizle varolabilir ve topluma renk verebiliriz. Geçmişimiz bize güçlü kaynaklar verecek tecrübe ve örnekliklere sahiptir. Bizler geçmişin bilinçli mirasçıları, anın karar verenleri, geleceğin hazırlayıcı umut savaşçıları olmak zorundayız.
Özgür birliktelikleri daha sonra zorunluluk ve nefsi tercihlere mahkûm etmeyen ve gerçekten sorumlu birey yaratabilen bir değerler sistemi insanlığın çıkmaz sokaklarındaki o yapay duvarları yıkıp insanları kurtuluşa taşıyabilir. O yapay duvarları yıkarken insanların üzerine yıkmadan, bilinçli bir şekilde yıkıp insanlara bilinçli bir tercih sunarak onlarla bilinçli bir yolculuğu beraber çıkabiliriz. Yolculuk esnasında da kimsenin kimseye kendini dayatmadığı, kimsenin kimseye artı bir değer kazandırma derdinde olmadığı özgür birliktelik, sorumlu birey modeli insanlığa sunulabilir.
Bu modeli sunma, elbette her bireyin kendi gücünü ortak güce katkı olarak sunma sorumluluğundan gelecektir. Ortak gücün sistemli bir şekilde devamının sağlanması için elbette sözünün geçerli olduğu insanlar olacaktır. Bu insanlar artı değerler ile kendi kişiliklerinin üstünde değer kazanmış olanlar değil, doğal bir halde kendi kişilik ve değerleriyle özgür birlikteliğin ortak takdiri ile takdim edilmiş olanlar olacaktır.
Ortak takdir ile takdim edilmiş olanların sözleri hak olanın dışına çıkmadıkça eleştiriye ve değerlendirmeye açık olmakla beraber elbette ki bağlayıcı güce sahip olacaktır. Sözü bağlayıcı olanlar, bağlayıcı bağlarını her zaman diri tutmak ve daha da güçlendirmek ile sorumlu olacaklardır. Bu sorumluluğun paydaşlarını ve taşıyıcılarını güçlü birlikteliklerle bir araya getirmenin, özgür birliktelik sorumlu birey örnekliğinin en güçlü modelleri olacaklardır inşallah.
Özgür birliktelikte bireyin sorumlulukları konusunu da inşallah gelecek yazımızda ele almaya çalışacağız.
Ya Rabbi zihinlerimizi başkalarının zihinlerine köle etme, zihinlerimizi başkalarının zihinleri üzerinde hükümran kılma. Bizleri özgür birlikteliklerin sorumlu bireyleri kıl ya Rabbim.