Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

23 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
PEYGAMBERLERİN MİSYONU

- 25/06/2009 - 17:45
Küfür ve şirk üzerine bina edilen devlet tipleriyle onların türevleri konumunda olan ekonomik düzenler, bilim paradigmaları, felsefi anlayışlar, sanat ve ahlak kuramları gibi yapılanmalar içinde yeni bir dünya oluşturma idealini asıl hedef olarak gösteren bu yolun aktörleri, kendileriyle toplumları arasında zihniyet ayrışmasını hareketlendirerek var olan sistem içinde yeni bir düzenek meydana getirmişlerdir.
Kadim zamanlardan beri olguya ilişkin bir varlık olarak bulanık ruhları pak ruhlara dönüştürme işleviyle hareket eden peygamberlik kurumu, içinde bulunduğu koşulların simetriğiyle paralel olarak kimi zaman kısmi bir başarıya ulaşırken, kimi zaman da daha geniş ölçekli bir performansa imza atabilmiştir.Gösterilen başarımın, tarihsellikle sınırlandırılmayıp sonraki kuşaklarda yapmış olduğu dönüşümün realitesiyle ölçülmesi ise, o paradigmanın sahip olduğu zeminin kalitesini ve gücünü gösterir.

                 İlahi adalet vizyonunun başat aktörleri olan peygamberler, yeryüzü mecrasındaki her türlü sapkın düşüncelerin ve davranışların yegâne kaynağı olarak, insan türünün hemcinslerine ya da kendi dışındaki canlı ve cansız her türlü varlığa karşı duymuş olduğu aşırı dozdaki eğilimi gösterir. Özellikle geniş halk yığınlarında görülen taşkın yöneliş, hiyerarşik bir dizgenin vücut bulmasına yol açarak sömürüye elverişli bir yaşam grafiği halini dönüşür. Beşeri zaafların arzuya dönüşmesiyle ortaya çıkan negatif nitelikli bu sosyal yapı, belleksiz ve muhalefetsiz bir zihni duruş sergilemeye endeksli kitle ruhunda determinist bir yasayla özdeşleşerek tepkisiz ve istemsiz bir evrensel dünya düzenine dönüşür. Böyle bir anlayışın içselleştirildiği toplumlara gönderilen peygamber isimli mesaj taşıyıcılar, aşkın irade dışında hiçbir unsurun ezeli ve ebedi bir keyfiyete tekâbül etmediğini ve değiştirilmez olarak bilinip duyumsanan kontrol düzeneklerinin kuruntudan ibaret olduğunu akıcı ve samimi bir üslupla izah ederler. Ayrıca, yaratıcıya gösterilmesi gereken maksimum düzeydeki temayülün yaratılanlara gösterilmesi neticesinde yanlış algılamaların ortaya çıktığını ve süreç içerisinde işlerlik kazanıp kemikleştiğini ısrarla dile getirirler. Onların alışılagelenden farklı olan köktenci düşünce tarzları, içinde bulundukları sosyal çevreyi incitici nitelikte ve o çevrenin ruh estetiğini zedeleyici hüviyette olması gergin ve endişeli bir hava yaratır. Kısa bir süre sonra bu sıkıntılı hava, tinsel rahatsızlıktan fiili müdahale alanına aktarılarak trajik bir seyir izler.

                 Toplumların düşün dünyasındaki çarpıklıklarının davranışlarına yansıması sonucu ortaya çıkan ahlaki krize bir set olma fonksiyonunu icra eden peygamberler, düzeltme ve kontrol etme mekanizmalarını devreye sokarak, nitelikli ve olgun bir sosyal yapının inşasına ön ayak olmaya çalışmışlardır. Üstün vasıflı değerlerden arındırılmış yoz bir cemiyetin kokuşmuş yapılarının tümüne karşı aynı istenç ve kararla mücadelelerini idame ettirerek tümsel bir dönüşüm görüntüsünün işaretini yansıtmışlardır. Bununla beraber, iyiliğe ve doğruluğa endeksli hareketlerin pragmatist ölçülerle değerlendirilemeyeceğini net bir biçimde ifade eden bu aracılar, kendi çıkarlarına ters düşse bile her bir bireyin hakkaniyetten ödün vermemesi gerektiğinin altını çizerek, salt insani duruşun nerde durması gerektiğini sistematik bir şekle sokmuştur. Özellikle kendi hayatlarında bu kurala riayet ederek, tüm insanlığa örneklik teşkil edecek tarzda ideal bir yaşam felsefesi vücuda getirebilmişlerdir. Onların nesnel duruşları, içsel bir otokontrol mekanizması sayesinde dinamik ve daimi bir ruhla özdeşleşerek karakteristik bir bünye haline dönüşmüştür. Bu ayırıcı dönüşüm, yapay unsurlarla ve izafi hallerle sürekli gelgitlere maruz kalıp anlıklar üzerine kurulu olan insan mahiyeti endeksli bir incelemeye tabi tutulursa, şüphesiz ki oturaklı ve sağlıklı bir çizgide yol aldığı görülecektir.

                  Belirli bir zaman diliminde ve kısıtlı bir mekân zarfında yaşamalarına rağmen taşıdıkları külli nitelikli mesaj sayesinde dünya ölçeğinde kalıcı bir iz bırakan ilahi elçiler, tarihi motiflere oranla evrensel motiflere daha fazla vurgu yaparak var oluşun mana zeminine sağlam bir anlam verebilmişlerdir. İnsan fenomeninin betimlenmesi noktasında da aynı bakış tarzını devam ettirerek, etnisite temelli hayat tasavvuruna karşı üniversal bir yaşam paradigması oluşturmuşlardır. Etnik köken, renk, cinsiyet gibi doğuştan gelen özelliklerde ayrım yapmaksızın kuşatıcı bir form inşa etme üzerine odaklanan bu öğretinin müdavimleri, mutlak manada bir üst anlatı üslubunun dilsel aşamadan pratik aşamaya geçişini mümkün kılacak davranışlarda da bulunarak, geniş ölçekli bir deneyim alanı meydana getirebilmişlerdir. Bu tecrübe havzası, kendilerinden sonra gelen kuşaklarla aralarında samimi ve sevgi yüklü bir dostane bağlılığa bürünerek ruhsal birlikteliğe dönüşmüştür. Tarih üstü nitelik arz eden ve doğal gelişim seyrini takip eden bu içsel devinim, sahip olduğu aşkın kimliği sayesinde, toplumsal ve kültürel kodlarda yapıcı tarzda değişikliklere yol açarak etkinliğini geniş bir alana yaymıştır. Aynı zamanda tinsel özdeşlik, akıl yetisi etrafında ortak iyinin ve güzelin temellendirilmesi için, yerel sınırları dışarsayıp vicdani sorgu mekanizmasını devreye sokarak empatinin oluşmasını sağlar. Böylece doğru anlama ve doğru karar verme düzenekleri aktif bir konuma yükselerek, sağlıklı ve iyi niyetli bir diyalog sürecine girilir.

                  Peygamberler, evrenin korkunç görünümü karşısında kendini çaresiz ve yalnız hisseden beşer türünün iç sıkıntılarına ilahi ışığın pırıltısını yansıtarak, bir nebze olsun huzurlu bir yaşam kipine kavuşmalarını sağlar. Yok olma üzerine kurulu olan var olanlar için, salt bir endişeye ve hüzne matuf olmanın kişiyi bilemeyeceği karanlık dehlizlere doğru sürükleyeceğini ifade edip ebedi özellikte olan ikinci bir yaşam biçiminin panoramasını gösterirler. Sınırsız ve kusursuz yapısıyla büyüleyici vasfına sahip olan bu mekân idesi, her türlü bedeni ve ruhi eza’nın hiçleştirildiği yetkin bir yeniden doğuş tasarımına sahiptir. Bununla beraber haksızlıkların ve zulümlerin aralıksız bir şekilde yaşanıp karşılıksız kaldığı dünya coğrafyasının dört bir köşesindeki vahim duruma mukabil, öte dünya sistematiğinde mevcut olan adalet penceresi çerçevesinde getirilecek olan çözüm, iyimser bir havanın doğmasına vasile olur. Mükâfat ve ceza üzerine kurulu olan bu fizik ötesi yurt, aracılar vasıtasıyla yaratılanlara aktarılarak onların çift yönlü bir düşünüş gücüne ve kapsamlı bir nedensellik ilkesine göre davranmalarının gerekliliğini mihenk taşı olarak kabul eder. Yapacakları her türlü eylemden dolayı hesaba çekileceklerinin bilincini üzerinde taşıyan insanoğlu, böylece tefrit ve ifrat durumlarından uzaklaşıp vasat bir kimliğe bürünür. Öncelikle zihinde meydana gelen vasati bakış tarzı, ilerleyen süreçte bilinçaltına kadar işlenerek olumlu nitelikli davranışlara dönüşür.

                    Kaotik bilgi yığınıyla zihinsel çarpıntıya maruz kalan kitle ruhu, peygamberlerin sade söylemleri ve akılcı izahatları sayesinde gereksiz ayrıntılardan arındırılarak hakiki bir kavrayış düzeyine yükseltilmeye çalışılmıştır. Özellikle geleneksel kodlara karşı iğneleyici bir üsluba başvuran ilahi mesaj taşıyıcılar, açıklama ve tartışma metotlarını kullanarak geniş halk yığınlarında etkili olma gayretinde olmuşlardır. Bu yöntemler kadar olmasa da, ara sıra istifham(soru sorma) sanatını da kullanarak etkileyici ve coşturucu ruhsal gidiş gelişler vücuda getirmişlerdir. Mantık ölçüleri dâhilinde yapılan tüm bu uğraşlar, ilk aşamada şablonları kırmaya yönelik bir ikaz alarmı özelliğini temsil edebilmek, ikinci aşamada ise devingen ve gelişkin bir akli duruşu ortaya çıkarabilmektir. Fakat hurafelerle bezenmiş ve atadan görmelerle kıvamına erdirilmiş sosyal katmanlardaki yoz kültürün yol açtığı akıl tutulmaları, yüzyılların birikiminden dolayı bir kaya işlevine sahip olup değişim rüzgarlarına karşı kapalı kutu rolüne bürünmüştür. Bu kapalı kutunun sınırlarını aşındırmaya çalışan peygamberler, her türlü maddi ve manevi eziyetlere maruz kalarak dramatik bir karakter haline gelmişlerdir. Çünkü işlerliğini yitirmiş kolektif beyinlere işlerlik kazandırma telaşında olmalarına karşın, bu beyinler tarafından dışarsanıp yok edilmeyle yüz yüze bırakılmışlardır.

                  Küfür ve şirk üzerine bina edilen devlet tipleriyle onların türevleri konumunda olan ekonomik düzenler, bilim paradigmaları, felsefi anlayışlar, sanat ve ahlak kuramları gibi yapılanmalar içinde yeni bir dünya oluşturma idealini asıl hedef olarak gösteren bu yolun aktörleri, kendileriyle toplumları arasında zihniyet ayrışmasını hareketlendirerek var olan sistem içinde yeni bir düzenek meydana getirmişlerdir. İlahi sınırlar dışındaki tüm ideolojik doktrinleri cahiliye adı altında kategorileştirerek, hepsinin aslında insanı özünden uzaklaştırıp kendisine yabancılaştıran ithal bir anlayışın farklı versiyonları olduğunun bilincini kavratmaya çalışmışlardır. Fenomenal bazda her ne kadar farklı izmlerle ifade edilseler de, sekülarist yaşam tarzları noktasındaki homojenlilikleri ve insan formuna bakışlarındaki tek tiplilik onların gerçekte aynı kabuktan çıkmış yavrulara karşılık geldiğinin izdüşümünü yansıtır. İzafi evren teorileriyle sınırlı akıllarını zorlayan ve nefislerinin dürtüklemesiyle bedeni arzularını pervasızca ortaya seren bu öğretilerin adanmışları, kendi hayat stillerine müdahale etmeye çalışan peygamberlerle uzun soluklu ve çetin bir mücadeleye girişerek batıl anlayışlarını sürdürmüşlerdir. Buna karşılık peygamberler, vahiy yoluyla kendilerine bildirilmiş bulunan kutsal yasalara dört elle sarılarak, yeryüzünde fitne ve fesat çıkarıp bozgunculuğu yayan her türlü öbeğe karşı var olma savaşımlarını sonuna kadar devam ettirmişlerdir.

                Reel bir zeminde ıslah etme görevini en iyi şekilde ifa etme mücadelesini vermiş olan ilahi mekanizmanın elçileri, böylece var olma gerekçelerine anlaşılır bir mana katabilmişlerdir. Bu mana sayesinde kuşaktan kuşağa etkileri devam ederek, cemiyet fertleri arasında ideal olanı yakalama çabası şeklindeki bireysel tepkilerin ve örgütsel yapılanmaların ortaya çıkmasına vesile olmuşlardır.


615

 

YORUMLAR

hak 08-07-2009, 15:17:06
tebrik ederim başarılarınızın devamını dilerim ama şunuda söylemek istiyorum düşüncesi herkesin anlayabileceği seviyede değildir onun için biraz daha açıklık getitrile bilir .diye düşünüyom ama yine güzel bir yazıydı
 
umay 27-06-2009, 19:06:08
kaleminize sağlık değerli hocam...güzel ve yerinde tespitler
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Sayın Savaş'ın önceki yazılarından ''mekkeden bakarak medineyi anlamak ne kadar mümkün'' paylaşımınd...
fatme
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
tam cumhuriyete yakışan bir başlık ancak cumhuriyet gazetesi gibi zihniyetler böyle düşünüyorlar yaw...
peki naşat
Namaz kılan öğrenci hala haber olabiliyor!!! >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com