“Allah yolunda öldürülenleri sakın ‘ölüler’ sanmayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.” (Âl-i İmran/169)
“Allah’ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşamayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.” (Âl-i İmran/170)
“Onlar, Allah’tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah’ın mü’minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler. ” (Âl-i İmran/171)
“Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah sabredenlerle beraberdir. Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.” (Bakara/153-154)
“Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular, şehitler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar.”(Nisa/69)
Allah yolunda hicret edip öldürülen veya ölenlere gelince muhakkak Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır. (Hac/58)
On Sekiz Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Haftası münasebetiyle; bende âcizane, şehitlerimize rahmet dilemek istedim. Dünyada ki tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim şehadetlerini kabul buyursun ve bizlere de bu kutlu ve ulvi makamı nasip etsin inşallah.
Allah katında çok büyük değeri olan şehitlik makamını önüne gelen sahiplenmeğe çalışıyor. Kuran-ı Kerim’de Allah Teâlâ’nın bahsettiği şehitlik makamı, elbette ki çok ulvi bir makamdır lakin birçok insan bazı konularda olduğu gibi burada da yanlış algılamalarda bulunuyor. Allah (c.c) Kuran-i kerimde şahadetten bahsederken üstüne basa, basa ‘Allah yolunda öldürülenler’ diyor. Fakat bizim insanımız birçok yolda ölenleri şehit sınıfına koymaya çalışıyor. Tabi ki bunun için istedikleri kadar uğraşsınlar, Allah Teâlâ şehit kabul etmedikten sonra hiçbir önemi yoktur. Mesela, aşırı alkol alarak, alkol masasında can veren bir gencin annesinin feryadını tv ekranında izlerken şu sözlere şahit olmuştu kulaklarım. “Benim oğlum şehit oldu” heyhat şahadet bu kadar ayağa mı düştü? Kaza geçirip ölenler şehit, sobadan zehirlenip ölen şehit, çatışmada ölen şehit, dağlarda ölen şehit, doğum yaparken ölen şehit, asker ocağında ölen şehit, suda boğularak ölen şehit, kanser hastalığından ölen şehit, olmaz böyle bir şey.
Gerçekten şehit olan kardeşlerimize ayıp olmuyor mu? Bu haksızlık değil mi? Çanakkale savaşında çok büyük zorluklarla mücadele veren şehitlerimize. İmanla, imanı önlerine katarak düşman karşısında durdular. Ya Bedir in aslanlarına ne demeli 1000 kişilik orduya karşı 300 kişilik bir guruptular ama imanları gücün kuvvetin Allah’tan geldiğini vermişti o güzide insanlara acaba; hiç bu destan yazan mübarek şehitlerin hayatları hakkında bilgi topladık mı? Toplamış olsaydık onları sık sık gündeme taşırdık sanıyorum. Bir haftalık anmayla şehitleri yâd etmiş olmuyoruz. Onları hayatımızdan asla çıkarmamalıyız ki şahadetin değerini anlayabilelim. Gerek Çanakkale de, gerek Sarıkamış ta, gerek Filistin de, gerek Bosna da ve dünyanın her bir köşesinde dinini ayakta tutabilmek için mücadele verip hayatlarını (ki insanın vermekte en çok zorlanacağı şeydir hayatı) vermekten çekinmediler. Belki de bizler hala onların bize canlarını vererek bıraktığı bereketle iman nurunu, iman nimetini yaşıyoruz. Bediüzzaman Sait Nursi’nin şu sözlerini hatırlamakta yarar var sanırım “Cenneti kazanmak kolay değil. Cehennem dahi lüzumsuz değil.” Cenneti kazanmak kolay değil bedel ister. Şehitlik mertebesine ulaşmak, Allah’ın övgüsüne layık olmak, onun rızasını kazanmak, onun lütfuna mazhar olmak öyle basit, hafife alınacak bir şey mi?
Şehitlik makamına ulaşmak emek ister, kuvvetli bir iman ister. Önce inanacak sonrada inandığın şeyden emin olacak, daha sonra da bu imanı ayakta tutabilmelisin. Ayrıca senin gibi inanan insanların ve senden sonra gelecek insanların da bu imandan nasibini alması için, malınla (ki bu birinci aşama) canınla, (ikinci aşama) ve bütün gücünle (üçüncü aşama) mücadele vereceksin ki şehitlik makamına ulaşabilesin. Bütün bunları yaptıktan sonra istersen evinde hasta döşeğinde öl yine Allah sana bu makamı verir çünkü sen bunu gönülden istemiş ve bu uğurda her şeyi yapmışsın, hayatın şahitlerinden olmuşsun.
Mehmet Akif in istiklal marşında ki şu mısrasını hep duygulanarak okurum.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun yazıktır incitme atanı.
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Evet, doğru diyor biz şehit çocuklarıyız, şehit evlatlarıyız, şehit torunlarıyız. Şehit atalarımıza yakışır bir şekilde dinimizi muhafaza edip korumakla yükümlüyüz. Onlara layık birer evlat olmak zorundayız. Onlar imansız bir nesil değil imanlı bir nesil yaşasın diye canlarını verdiler. Onların bahsettiği vatan iman yurdudur. İmanı olamayanın yurdu, barınağı cehennemdir. Ne kötü bir barınaktır orası, ne kötü yurttur.
Şehitlerimize ve onların şahadetlerine saygılı olalım, lütfen.
Selam olsun sizlere Çanakkale’deki şehit dedelerimiz. Selam olsun size ey Bedir halkı, selam olsun size ey Uhud şehitleri, selam olsun sana ey Hüseyin, selam olsun sana ya Ömer, selam olsun sana ya Ali, selam olsun sana ya Osman, selam olsun sana ey Hasan, Selam olsun, selam olsun sizlere ey Gazze’liler ey Filistin’liler selam olsun sizlere, bütün şehitlere binlerce selam olsun.