Newroz, kendisinin klonlamasından elde edilen Nevruz tarafından ortadan kaldırılmak istenmektedir. Çünkü aslı var olan hiçbir kopyaya rağbet edilmeyeceğini bilen Nevruz’un var edicileri, asıl olanı ortadan kaldırıp kopyanın içini kendileri doldurarak halka sunma gayretindedirler. Bilinmez mi her kopya asıl olanın varlık delilidir.
Toplumların kültürel ve sosyal tarihlerindeki köklerinden güç alarak var olan değerler ile sonradan toprak üstüne köksüz bir şekilde ekilmeye çalışılan ağaç misali değerlerin etkileri hiç aynı olur mu? Hiç köklü bir çınar ağacı ile yapay naylon bir ağacın insanlık için değeri, anlamı ve toplumsal birliktelikteki etkileme gücü bir olur mu?
Nevruz, Newroz’a bakıp imreneceğine ve insanların yanındaki hürmetini inceleyip örnek alacağına, varlığına kast ederek kendini daha da küçük düşürmektedir. Newroz’un Nevruz’un var olup olmamasıyla bir alıp veremediği yoktur, hatta anlamlı olması ve hürmet görmesi için yardımcı olma çabasındadır. Ama Nevruz’un klonlayıcıları aradaki bu iletişimin olmaması için bırakın tefrika yaratmayı, insan bile kurban etmekten geri durmamaktadırlar.
Newroz bir bayram ve kutlama olarak kutlanmak istenirken bir anda asıl olana olan nefret ile Nevruz’cuların kırmızı gören boğa misali bayram ve kutlamaları yas ve düşmanlığa çevirdikleri görülmektedir. Bayram ve kutlamaya dahi tahammül edemeyen bu zihniyetin kardeşlik duyguları var mıdır?
İnsanların acı ve mutluluklarını kendi tekelinde gören bir zihniyetin insanlığa yıkım ve acıdan başka vereceği bir şey olabilir mi? Bir halkın örfi veya dini bir etkinliğine bile tahammül edemeyen, insani değerlerin yok edicisi bir zihniyetin yeryüzü ve insanlık için oluşturdukları tehlikeyi tahmin edebiliyor musunuz? Bu zihniyetin insanlığı ve insanlığın değerlerini düşman görerek karşısındaki insanlara yok edilmesi gereken bir varlık olarak saldırdıklarından hiç şüpheniz olmasın.
Sıkıntılı ve çileli kara kıştan sonra, Newroz’u baharın, güzelliğin ve insanlığa kucak açan doğa ile selamlaşmanın ilk adımı olarak karşılamaya hazırlanan Kürd halkının yaşam haklarına yine kan ile ölüm ile karşılık verildi. Bu kutlamayı kendi dili/kültürü ve kökleriyle kutlamaya çalışan Kürd’lerin iradelerine yine kloncular tarafından insani olmayan bir müdahale oldu.
Kutlayın ama bizim belirlediğimiz gün ve şekilde; kutlayın ama oturup kalkmanızı, ne kadar gülüp eğleneceğinizi, nasıl halay çekip çekmeyeceğinizi biz belirleyeceğiz. Acılarınızda ve mutluluklarınızda sınırları bizler belirleyeceğiz, acılarınızı ve mutluluklarınızı hangi dilde ifade edebileceğinizi, hangi ses tonu ile ağlayabileceğinizi bizler belirleyeceğiz demektedirler.
Bunlar uçuk ve abartı mı geldi sizlere, o zaman sizler bu Newroz’da Kürd bölgelerinde değildiniz. Ya da televizyonlarda bile yayınlanan o kareleri ve yayınları artık alışık olduğumuz için es geçtiniz. Ya da bu bölücü ve gayri müslim Kürd’ler zaten insanlıktan anlamıyorlar, onların anladığı dil ancak kötektir deyip vicdanen kendinizi rahatlatmaya çalışıyorsunuzdur. Hiçbir televizyon haberi veya programında hiçbir haber sitesi ve ya sayfasında polisin ve askerin halkın üzerine direk saldırdığı konuşulmadı ve ya anlatılmadı.
Çağdaş ve muasır medeniyetlerde kadına duyulması gereken saygı ve hürmet, herhalde Kürd kadını insan sayılmadığından onlar için geçersiz sayılmakta ki kimseden bir ses çıkmamaktadır. “Cennet annelerin ayakları altındadır” hadisi çerçevesinde görülmeyip Müslüman olarak kabul görmediklerindendir ki polis ve asker tarafından insanlık dışı bir muamele ile dövülen Kürd anneleri için bir ses çıkmamaktadır. Yaşlılara duyulması gereken saygı Kürd’e gelince yüzüne vahşi bir hayvanın pençesi gibi inen yumruk oluyor. Her halk gibi kendi değerleriyle kutlama yapmak isteyen Kürd halkına gösterilen hoşgörü silah, kurşun ve ölümün soğuk yüzü oluyor.
Hiçbir halk şiddet ile sindirilememiştir, hele hele İslam’ın özünü yaşatan, insani değerleri ve hakları tüm insanlık ailesine örnek olacak şekilde yaşayan Kürd halkı asla sindirilemeyecektir. Şiddet ile sindirilmek istenen inanç/ideoloji veya halklar her zaman daha güçlü bir şekilde var olmuşlardır.
Devlet her zaman olduğu gibi Kürd halkına yine şiddetin dili ile konuşmuş ve kendi zalimliğini bir daha tescillemiştir. Valilerin emri ile polislerin halka nasıl saldırdığını, mahallelerde her eve gaz sıkmakta nasıl yarışa girdiklerini, yakaladıkları çocukları döverlerken ağızlarından nasıl salya aktığını görmeliydiniz.
Yakaladıkları çocukları karakola getirirken döve döve ve zorla şehitler ölmez vatan bölünmez, türküm doğruyum çalışkanım sloganları attırarak getirdiklerini görmeliydiniz. Yakalanan her çocuğa bir dipçik bir tekme atmak için nasıl yarıştıklarını görmeliydiniz, zaten televizyonlarda Kürd annelerine ve yaşlılarına nasıl tekme ve kurşun atıldığını hep beraber izledik.
Silahsız olan insanların üzerine direk olarak sıkılan kurşunları ve ölümüne vurulan darbeleri az bir şeyde olsa tüm Türkiye izledi. Basına yansıyanlar bunlarsa yansımayanları yüreğinde Allah korkusu olanlar düşünsün ve ona göre sessiz kalmanın hesabını kendileri yapsınlar.
Silahsız olan insanların üzerine sıkılan kurşunlarla yaralanan insanların hastanelere götürülmesine izin vermeyi bırakın can vermesi için daha da darp ederek ölmesi için gösterilen çabayı varın sizler insanlığın bir kefesine koyun.
Yüksekova’da öldürülen İkbal YAŞAR’ın cenazesini bile yakınlarına vermeyip gece yarısı gömmeye çalışan zihniyete insani bir değer sizler biçin.
Siirt’te yaşlı kadının ayağına kurşun sıkan, Van’da Yüksekova’da Hakkari’de Newroz kutlamaları için yerli elbise ve insani duygularla gelen insanlara kadın erkek, çocuk yaşlı demeden saldıran ve kurşun sıkan zihniyete hangi insani libas giydirilir.
Bizi ne yaralar biliyor musunuz? Bu zulme sessiz kalan demokrat, hümanist, sosyalist, liberal ve Müslüman’ım diye geçinen zer ve zor karşısında sessizlik zulmüne gömülen erdem, hak ve özgürlük savaşçısıyım diyen lal, elleri ve ayakları tutmayanların suskunluğudur bizleri yaralayan.
Ama zannetmesinler ki Kürd halkı oyunlara gelecektir ve karanlık güçlerin karanlık yüzlerinin maskesi olacaklardır. Son yıllarda Newroz’un barış, kardeşlik ve birliktelik temelinde kutlanmasından sonra, özellikle halk ve kardeşlik düşmanı Ergenekon çetesinin üzerine gidildiği bu dönemde birilerinin Kürd halkı üzerinden puslu havayı yaratma çalışması oyununa gelinmeyecektir.
İktidar rantı için çatışan, mutlu azınlığın saadeti için sunaklarına kurban sunmak isteyenler bilin ki Kürd halkı bu oyunlarınıza gelmeyecektir, tam tersine bu oyunlarınızı bozacak güç olacaklardır. Derin uzantıların karanlıklardaki yarasaları, artık kanımız ile beslenemeyecek, bedenlerimiz ile kurban sunamayacaksınız.
İnşallah Kürd halkı olarak insanlığa her zaman ışık ve bereket sunmuş olan coğrafyamız Mezopotamya gibi bizlerde insanlığın karanlıklarına ışık, hak ve özgürlüklere tüm insanlık için bereket olacağız. Nevruz’da Newroz’un bu asil ve asıl oluşunu idrak edip aslına dönmek için insani ve erdemli olan mecrada insanlığa akmak için aydınlık ve nurlu günlerin ışık vereni olacaktır.