Farklı düşünce ve inançtaki 100 aydın, Kürd sorununun şiddet ile değil, şiddete maruz kalanların ne dediklerini anlamakla çözüleceğini karanlık zihniyetlere birer ışık halesi olarak sunmaktadır.
Güç ve zer karşısında dilleri lal olan, zulüm karşısında sessiz kalmayı tercih eden bir topluma üç Zeynebi ses helak olmaktan kurtulmaları için hakkı haykırmakta.
Özgürlük sevdasının, özgürlük savaşının, özgürlük tarafı olmanın nasıllığını bu coğrafyanın zihin topraklarına ekmişlerdir. Bu tohumları ekenlerin ecrini inşallah Allah verecektir, bu ecirden pay sahibi olmak istiyorsak bu tohumların daha güçlü ve güvenli yetişmesi için yüreğimizle kendimizi feda edercesine katkıda bulunmalıyız.
Bu ülkenin sorunu her şeyin ötesinde kendi iradelerimizin dışında birileri tarafından ihale edilmiş olan kamplara bölünmüşlüğümüzdür. Hep bizim gibi düşünenler ile ancak mutlu olabiliriz, hak ve hukuk benim için iyi öteki için kötü zihniyetine haps olmak için kurulan tuzaklara birazda gönüllüce gitmemizdendir. Farklı ve yeni olan ya da değişmezlerin etrafında değişim yaratmanın kötü olduğu kodlarını zihinlerimize yerleştirmeye çalışan iblisi düşünceye karşı kalkanlarımızı indirmemizdir.
Bizler, insanlık ailesinin farklı düşünce ve anlayışlardan gelişim edindiğini kavramadıkça, farklı tatların damaklarımızda güzellik yaratacağını kabullenemedikçe huzurlu bir birliktelik yaratamayız. Siyasal iktidar sahiplerinin muhalif olan herhangi bir güce yaptıkları dokunuşun tüm muhalif düşüncelere yapıldığını benimsemedikçe özgürlük soluyamayız.
İktidar erki muhaliflerden etkin olanına küçük bir dokunuş ile zemini yoklar, zeminden bir ses çıkmıyorsa hangi düşünce ve ya inançta olduğuna bakmadan muhalif olanları bir bir ve yalnız bir şekilde karanlığın derinliklerinde kaybetmekten çekinmez.
Bu erdem düşmanı karanlığın içinde kaybolan zavallı olmamak için, bana helal sana haram, ben iyiyim sen kötü cepheleşmesinden kurtulup, özgürlük herkes için, herkes özgür olunca ben de özgür olabilirim bilinci ile ötekini sahiplenebilmeliyiz.
100 Aydın insanın Cumhurbaşkanına gönderdiği mektubu ve üç Zeynebi söylemin sesine güç katmak için sahiplenmeyi insani bir mesuliyet atf etmeliyiz. 100 Aydını 100 Dernek 100 Sendika- 3 Zeynebi sesi 3 Işık 3 Umut olarak sembolik olarak desteklemeli ve tüm insani değerlerimizle bu erdemli birliktelik ve sesleri daha güçlü kılmak için tüm gücümüzü ortaya koymalıyız.
Ne güzel öğrettiler toplumumuza özgürlüğün nasıl talep edileceğini; biz sadece başörtüsü için özgürlük talep etmiyoruz, Kürd kardeşlerimiz, Alevi kardeşlerimiz ve bu ülkede yaşayan herkes için özgürlük talep ediyoruz diyerek. Ne güzel öğretti 100 Aydın; güç ve zer’den değil, mazlumdan taraf olmayı, hak olanı hak olarak dile getirmeyi.
Bir kıvılcım dedik, birileri bir şeyler yapsın bizlerde destek çıkalım dedik. İşte o kıvılcım ve kıvılcımlar, hadi destek çıkalım hadi sahiplenip birlikte güçlenelim, erdemli birlikteliklerin erdemli bireyleri olmak için omuzlarımızı şu yükün altına sokalım.
Elbette; farklı illerde farklı dernek ve kurumlar ortak platformlarda ve ya tek başlarına bazı söylem ve değerleri dillendirmektedirler. Yani hiçbir şey yok anlamında bir söylem dillendirmek değildir amacım, sadece ortak birlikteliklerin daha verimli olacağını söylemektir maksadım.
Kendisi çalıp kendisi oynayan değil, farklı ritim ve oyunlarda da birlikte paylaşım sağlayabileceğimizi vurgulamaktır isteğim. Ben, benin dünyasında özgür olsam neye yarar, ben ötekinin dünyasında özgürlüğe layık görülmedikçe.
Benim özgürlük anlayışım başkasının özgürlüğünü sahiplenecek erdemde değil ise neyleyim ben o kafesteki özgürlük anlayışını. Benim özgürlüğüm ötekinin köleliğinden varoluyorsa, başkasına da özgürlüğünü benim köleliğimden varetme hakkını verdiğimi unutmamalıyım. Köle olmaya ve köle kılmaya kesinlikle karşı olan bir inancın sorumlu bireyleri olarak erdemli her oluşum ve bireyin sahiplenicisi olduğumuzu yaşamımız ve değerlerimizle örneklemeliyiz.
Özgürlüğü boğmaya çalışanların çıkardığı sese bir bakın, bir de özgürlük için çıkan seslerin cılızlığına. Tek dünyalı düşünen insanların ödemeyi göze aldıkları bedele bir bakın, bir de iki dünyalı düşünen insanların bedel ödemekten nasıl kaçtıklarına.
Karanlığın aydınlığa, zulmün hakka, nefretin sevgiye, savaşın barışa, şeytanın mümine, şirkin tevhide, tefrikanın güç birlikteliğine, haddi bilmezliğin haddi bilmeye galip gelmesine razı olmayacaktır mümin yürekler. Olmamıştır ve olmayacaktır; onun içindir zalimler tahtlarında hep korku ile yaşamakta, karanlık kendisine son verecek güneşin geleceğinden fecre selam durmakta.
Hılfıl Fıdul’ lar bizim, bizler Hılfıl Fıdul’ların köklerini ve misyonunu peygamberlikten sonrada sahiplenen ve olursa yine güç katanı olurum diyen bir insanlık güneşinin sevdalısı ve takipçileriyiz. İnsanlık için bu misyonun ve kavganın tarafı olmayı seçmiş ilahi mektebin talebeleri olarak feda kültürünün örnekleri olacağımıza dair ahitleşmişizdir. Hılfıl Fıdul ve Akabe biatları bu feda olma mektebinin yaşanılabilir ve olabilirliğinin örnekliği yanında, bu misyonu yüklenenlerinde bilinçli bir tercihi olarak sorumluluktur.
Her erdemli davranış ve birlikteliğin sahiplenicisi, her zalim ve zulumatın karşısındaki en çetin savaşçılar olmak duasıyla.