Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

23 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
TARİHE KISA BİR YOLCULUK

- 08/02/2009 - 17:03
Osmanlılar, Safevilerin yükselen gücünü kontrol altına almayı başardıysa da hiçbir zaman tamamen bitirememişti. Bu savaştaki yenilgiyle Safeviler, Kürdistan’ın ellerinde kalan bölümünün önemli bir kısmını da kaybettiler. Osmanlılar ile İranlılar arasındaki savaş zaman zaman kesilse de üç yüzyıl boyunca sürdü. Sonuçta Kürtler bu çekişmenin bedelini fazlasıyla ödedi. Sadece anavatanları mahvolmakla kalmadı, iki güce de zorunlu boyun eğmek durumunda kaldılar.

Yakın çevremizde cereyan eden son gelişmelere baktığımız zaman tüyler ürperten gerçekleri net bir şekilde görebiliyoruz. Olayların bu derece ürpertici olmasının nedeni yaşadığımız bölgenin sosyo ekonomik ve jeostratejik konumundan ileri gelmektedir. Medeniyetler arası geçiş kavşağında yer alan bu bölge hem insanlık tarihine beşiklik yapmış hem de medeniyetlerin yeşerip boy açtığı mümbit alanlar olmuştur.  Bu uygarlıkların kurulduğu yerlerden biriside  Mezopotamya dır. Fırat Dicle ırmakları arasında kalan verimli ovalardır.  İlk şehir devletlerin  kurulduğu, ilk uygarlığın ortaya çıktığı Mezopotamya da Sümerlerden sonra Akad,  Elam, Babil,  ve Asur Uygarlıkları kuruldu. Bu uygarlıkların askeri, siyasi ve ekonomik alanlardaki üstünlükleri tartışılmazdı. Geçmişten günümüze doğru bu güç ve çıkar savaşları artarak devam etmiştir. Dünyanın  en muhteşem yapılardan biri olan Babil Asma Bahçelerinin bu bölgedeki varlığı bu coğrafyanın bilim alanında ulaştığı seviyeyi azda olsa yansıtmaktadır.

Tarihte Gutıler, Lollolar, Seddadi, Hasnevi, Mıtanıler, Mervani, Gor, Alamut Zıyar, Hamdani, Büveyhogullari, Hasanveyh, ve Eyyubi, devletleri şeklinde tarihi kronolojisi verilen Kürt devletlerinden sonra, tarihte son kürt devleti olarak geçen Alamut Kürt Devletinin Mogol Hükümdarı Hulagu Han tarafından 1256´da yıkılarak ortadan kaldırılmasıyla Kürtler bağımsızlıklarını ve özgürlüklerini günümüze kadar kaybettiler.

Moğolların en kanlı ve en acımasız sul tanlarından biride Cengin Handır. 13. yüzyılda Çin’den Mezopotamya’ya kadar uzanan dev bir coğrafyayı istila etmişti. Bu istila harekâtının en çarpıcı yönü ise her ulaştığı yerde uyguladığı korkunç vahşetti. Ele geçirilen şehirlerin çoğunda, kadın-çocuk ayrımı yapılmaksızın herkes kılıçtan geçirilir, sadece zanaatkârlar gibi “işe yarar” görülen bir grup insan canlı bırakılırdı. (Moğollar döneminde dünyanın en zengin ve en kapsamlı kütüphanelerinin bulunduğu Bağdat’ın yerle bir edilmesi bu güçlerin bilime, insanlığa ve gelişmeye karşı gösterdikleri nefreti yansıtmaktadır.)

İngiliz tarihçi Justin Marozzi’nin ifadeleriyle;

“Şehirler topluca yok ediliyor, hayatta bırakılanların çoğu ise bir sonraki seferde ‘canlı kalkan’ olarak ordunun önünde yürütülüyordu. Moğollar ele geçirdikleri şehirlerdeki kedi ve köpekleri bile öldürüyorlardı. Termez kentinde bir kadın katliamdan kurtulabilmek için Moğol askerlere değerli bir inci yuttuğunu söylemiş, onlar da hemen kadının karnını parçalayıp mücevheri çıkarmışlardı. Zaten Cengiz Han’ın kurbanların karınlarının deşilmesi yönünde emri vardı.” (1)

Moğolların bu vahşeti askeri bir strateji uyarınca uyguladıkları söylenir: Korku yayarak düşmanlarını moral yönden yıkmak istemişlerdir. Bu açıklama doğru, ama eksiktir. Chicago Üniversitesi’nin ünlü tarihçisi Marshall Hodgson’a göre, “Çinli, Hıristiyan ve Müslümanlardan gelen bağımsız kayıtlar göstermektedir ki, Moğollar yok etmeyi başlı başına bir zevk olarak görmüşlerdir.” (2)

Cengin Han’ın vahşeti, oğulları ve torunları tarafından da sürdürüldü. Torunu Hülagu Han, 1258 yılında o devirde dünyanın en göz kamaştırıcı bir kaç kentinden biri olan Bağdat’ın üzerine yürüdü. Aynı zamanda Hilafet merkezi olan Bağdat’ı korumak isteyen yöneticiler Hülagu’nun “teslim olun, kılınıza dokunmayacağım” sözüne güvendiler. Ama Moğol despot yalan söylemişti. Tarihçilerin kayıtlarına göre kentteki bir milyona yakın Müslüman, kadın-çocuk ayrımı yapılmaksızın kılıçtan geçirildi. Günler süren katliam nedeniyle şehrin sokakları kanla kaplandı. İslam medeniyetinin altı yüzyıllık birikimini temsil eden dev Bağdat Kütüphanesi’ni ve şehirdeki diğer pek çok eseri yakan Moğollar, öldürdükleri insanların kesik kafalarından piramitler dizdiler. Bağdat’tan sonra daha bir çok İslam kentini yok eden Moğol orduları, İslam dünyasına Haçlı Seferleri’nden çok daha büyük yıkım getirdiler.

Tarihçi Prof. Osman Turan’a göre, “tarihte misli görülmemiş bu tahrip ve imha harekâtı”, İslam medeniyetine vurulmuş en büyük ve kalıcı darbe oldu. (3)

 Sulama sistemlerinin ve dolayısıyla tarımın yok edilmesi, bölgenin sosyo ekonomik yapısını da değiştirdi. Kürtlerin “makus talihi”nin de başlangıcıydı bu: Moğol barbarlığının hedefi olan Diyarbakır, Cizre, Mardin, Hakkari gibi kentler yüzyıllar boyu toparlanamadı.

Tarihin her dönemimde benzer saldırılara maruz kalan bu bölge insanı üzerlerine kapanan bu karanlık bulutları hiçbir zaman dağıtamamıştır.

Moğol istilası ve Selçukluların Fetihlerinden sonra Osmanlı İmparatorluğu sultanlarından Yavuz Sultan Selim’in başlattığı Çaldıran Savaşı (1514) Kürdistan tarihinin önemli dönüm noktalarından birisidir. Bu tam da 16. Yüzyıl'ın başlarıdır ve bu tarihten önce Osmanlı'nın Kürdistan'da hiç bir varlığı yoktu. Bu savaşta Kürdistan toprakları Osmanlı ve Safevi ordularının kozlarını paylaştıkları bir alan haline gelir. Birbirlerine üstünlük sağlamak isteyen her iki devlet de, aşiretler halinde yaşayan Kürtler'e yönelirler. Safeviler Şii olmasından kaynaklı, Sünni Kürt aşiretlere karşı zor kullanıp, Alevi Kürt aşiretlerle ilişkilerini güçlendirip, geliştirirler. Buna karşılık Osmanlılar mezhep birliğini de kullanarak diyalog yolunu seçerler. Osmanlıların bu dönemdeki politikalarını hayata geçirmede Bitlis emiri İdrisi Bitlisi’nin önemli bir rolü olmuştur.

Kürt halkının tarihinde "ilk cahş" olarak anılan İdris-i Bitlisi, Osmanlı’nın, Kürdistan’daki sağ kolu durumundadır. Yoğun çabaları sonucunda birçok aşiret Osmanlı egemenliğini tanır. Çaldıran savaşı sonrasında İdris-i Bitlisi’nin girişimleri ile Yavuz Sultan Selim ile 23 Kürt beyliği arasında bir anlaşma imzalanır. Bu antlaşmayla Osmanlının doğu sınırları güvenceye alınır ve Kürtlerle Türkler arasındaki güven en üst seviyeye ulaşmış oluyor.

Belli başlı maddeleri şunlardır;

1- Osmanlı yönetimine bağlı olarak Kürt emirliklerinin özerklikleri korunacak,

2- Kürt emirliklerinde de yönetim babadan oğula geçerek sürecek, eskiden beri yürümekte olan yönetim yürürlükte kalacak ve bu konuda ferman padişahtan çıkacak,

3- Kürtler, Türkler'e bütün savaşlarda yardım edecekler,

4- Türkler de, Kürtler'i bütün dış saldırılardan koruyacaklar,

5- Kürtler devlete verilmesi gereken her türlü vergiyi ödeyecekler,

Bu anlaşma Sultan Selim ile ona boyun eğen Kürt emirlikleri arasında yapılmıştır.

(M.Emin Zeki, Kürdistan Tarihi Sayfa:83)

 

Osmanlılar, Safevilerin yükselen gücünü kontrol altına almayı başardıysa da hiçbir zaman tamamen bitirememişti. Bu savaştaki yenilgiyle Safeviler, Kürdistan’ın ellerinde kalan bölümünün önemli bir kısmını da kaybettiler. Osmanlılar ile İranlılar arasındaki savaş zaman zaman kesilse de üç yüzyıl boyunca sürdü. Sonuçta Kürtler bu çekişmenin bedelini fazlasıyla ödedi. Sadece anavatanları mahvolmakla kalmadı, iki güce de zorunlu boyun eğmek durumunda kaldılar. 1639′da Osmanlı ile İran arasındaki sınırı çizen Kasr-ı Şirin Anlaşması, Sultan IV. Murad ile Şah Safi arasında imzalandı. Bu anlaşma Kürdistan’ın iki ülke arasında bölünmesini ebedileştirdi. Osmanlılarla Kürtler arasında Yavuz Sultan Selim zamanında kurulmuş dostane ilişkiler, daha sonra bozulmaya başladı. Artık İranlıların gücünden çekinmeyen Osmanlı Devleti, Kürtlerin kaderlerini Osmanlılara bağlamalarını ve kendileriyle işbirliğine gitmelerini önemsemez oldu. 1650′den 1730′a kadar, Diyarbakır ile Van arasındaki Kürt beyliklerinin çoğu Osmanlılar tarafından ortadan kaldırılarak bu süreç 19. yüzyılın ortalarına kadar devam etti. (Kürdistantıme)

1639 yılında Kasr-ı Şirin antlaşması ile Osmanlı ve Iran imparatorlukları arasında ikiye ayrılan Kürdistan, 24 Temmuz 1923 te Lozan antlaşması ve Avrupa ülkelerinin onay ve imzasiyla dört parçaya bölündü. Ortadoğu’da 35-40 milyon civarında Kürt olduğu söylenir. Kürtlerin varlığı görmezden gelinmekte, tanınmamaktadır. Kürd’ün ve Kürdistan’ın adı hiçbir literatür de yer almamaktadır. Nüfusu birkaç yüz bini geçmeyen onlarca ulus, devlet olmuşken; Kürd’ün varlığı sömürgeci kanunlarla ya yok sayılmış ya da Arap, Türk ve Fars ulus yasalarına tabi tutulmuştur.

Ne azınlık sayılıyoruz ne de sömürge. Binlerce yıldır yaşadığımız topraklar Türk’ün, Arap’ın veya Fars’ın sayılıyor. Yani biz yokuz. Statüsüz, sömürgeden de çok geride, dili, renkleri, kültürü yasaklı. Kürdistan’ı gasp etmiş bu devletlerin Kürdistan’daki görevleri; ezmek, asimile etmek, inkâr ve zulüm rejimine karşı çıkanları bastırmak olmuştur. Bu devletler, gasp edilmiş Kürdistan topraklarındaki kürt izlerini silmek için insanlık dışı her yolu denemişlerdir.

Sömürgeci devletlerin bize dayattıkları şiddettin sonucu; tarihimiz boyu isyan etmişiz. Parçalanmış Kurdistan’da özgürlük ve adalet ateşi hiç sönmemiş. Dünyanın dört bir yanında kendi dilleriyle eğitilen, kendi dilleriyle sorgulanan, kendi dilleriyle alışveriş yapan ve kendi dilleriyle haklarını savunan onlarca ulus varken Kürtlerin bunu düşünmeleri veya dillendirmeleri en büyük suç olarak algılanmaktadır.

Liechtenstein (Lihtenştayn) Prensliği, SanMarino Cumhuriyeti, Manaco (Monako) Prensliği, Lüksemburg Dukalığı ve Andora, Cibuti gibi nüfusu 5000  ile 400.000 arasında değişen ülkeler bağımsızlığını elde edip uluslararası arenada meşruiyet kazanırken, kırk milyona yaklaşan Kürt nüfusunun bu şekilde darmadağın edilip Türk, Fars ve Arap ulusları arasında bırakılarak asimile edilmeye çalışılması en büyük zulüm olarak görülmelidir.       

Mevcut uluslararası konsensüs ve uygulamadaki konjüktor göz önünde bulundurulunca Kürtlerin bağımsızlık taleplerinin olmadığı ortaya çıkmaktadır. Bölünmüş, yalnız bırakılmış bir Kürt devletinin halkına verebileceği pek bir şeyin olduğuna da inanmıyorum. Mevcut durumun iyileştirilerek, anlamsız bir şekilde yasaklanan Kürt dilinin önündeki engellerin kaldırılmasıyla işe başlanabilir. Kürt dilinin Kürdistan bölümünde ikinci resmi dil olarak kabul edilmesi, şehir, yöre ve bölge isimlerinin asıl adlarıyla (Kürtçe) kabul edilmesi, eğitim alanında Kürtçenin yaygınlaştırılması, pozitif bilimlerinin Kürtçeyle zenginleştirilmesi yoluna gidilebilir.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan Kürt halkı olarak 1921 yılından beri maruz kaldığımız inkâr ve imha politikalarının gerçekleştiği bir vakıadır.  Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşen başkaldırışlar bahane edilerek uygulanan şiddet ve imha hareketi ne yazık ki on binlerce masum insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Sason, Dersim, Zilan,  Tendürek ve günümüzde PKK’ nin başlattığı başkaldırılışlar sonrası çoluk çocuk, genç yaşlı, suçlu suçsuz ayırımına gidilmeden onbinlerce Kürt vatandaşın öldürüldüğüne tanık olunan bir tarihle karşı karşıyayız. Bu gerçeklerin üstü ne kadar örtülmeye çalışılsa da kapatılamaz. Bir bölgenin tamamen haritadan silinmeye çalışılması, veya renginin değiştirilmeye uğraşılması çabaları hiçbir zaman gerçekleşmeyecek beyhude uğraşılardır. Bölge ülkeleri arasında söz sahibi olmak istiyorsak kronikleşmiş olan Kürt sorunun uzlaşı yoluna gidilerek çözülmesi, savaşan tarafların oturarak koşulsuz ateşkes yoluna gitmeleri öncelikli çözüm yolu olarak gözükmektedir. Geçmişte yapılan insan hakları ihlallerinden dolayı Kürt halkından özür dilenerek yapılanların hesabı sorulmalıdır. Kalkınmış farklı unsurlarıyla yekvücut olmuş bir ülkenin bölgesel güç olmasının önündeki engelleri de kalkmış olur. Bu yapılmadan, yani, Kürt sorunu bitirilmeden Kürtlerin temel hak ve özgürlükleri verilmeden, Türkiye’ nin bölgesel liderliğinin gerçekleşmesi mümkün değildir. Ortadoğu’nun en güçlü ülkesi durumunda olan İsrail’in Filistin sorunu devam ettiği müddetçe uluslararası arenada ve kamuoyunda İsrail’in meşruiyeti ve haklılığı hiçbir zaman kabul göremez. Ne zaman ki İsrail işgal ettiği tüm Filistin, Suriye ve Mısır topraklarından çekilir, Filistin’e uyguladığı soykırımı ve ambargoyu kaldırırsa ( her ne kadar Müslümanlar nezdinde ki meşruiyeti hiçbir zaman kabul görülmese de…) o zaman dünya kamuoyu önünde meşru devlet konumuna geçer. Türkiye’nin de uluslararası arenada söz sahibi olabilmesi ve bölgesel güç ve lider ülke konumuna geçebilmesinin yolu Kürt Sorununa çözüm bulmasıyla gerçekleşebilir.

2001 yılında Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz "AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" dediğinde Türkiye Cumhuriyeti'nin AB'ye üyeliğinin Kürt Sorunu'na makul bir çözümle gerçekleşeceğini görmüştü. Mevcut hükümetinde bu minvalde bir strateji izleyip hareket etmesi en pratik ve rasyonel çözüm olarak gözükmektedir.

 zulfikar.furkan@ufkumuz.com

DİPNOTLAR

1)Marozzi,“Tamerlane”,s.13-14
2) Hodgson, “The Venture of Islam”, cilt 2, s. 288

3) Turan, “Selçuklular Tarihi ve Türk ve İslam Medeniyeti”, s. 477


963

 

YORUMLAR

selım 04-09-2011, 18:21:27
yıne ınkarcı ve katlıamcı zıhnıyetın hızmetını yapmıssınız bu yazınızda bazı sözlerınıze katılıyorum su devletlerle ılgılı onlardan bazıları kurt deıldı dogrudur ama en sereflılerı kurt olanlardı, eyubı gıbı mesela, artı cok sukurkı kurtler samı deıl arıdır HZ.IBRAHIMDE urfada dogmus ve arıdır torunlarıda arı kökenlıdır peygamber efendımızde o soydandır o kökendendır.
ama sızler bunları hıc bır zaman kabul etmedınızkı selehattın-ı eyubının kurt olusunu bedıuzaman hazretlerının kurt olusunu kabul etmedıgınız gıbı turkıyenın dogusu yanı kurdıstanıda hıc bır zaman kabul etmedınız ve dınle ınsanları hala sömurmeye calısıyosunuz ama sorarım ALLAHIN sıfatlarından olan cebbar'ıda bılırmısınız cezalandırıcıdır ALLAH bu yaptıklarınızı cezalandırmayacagınımı sanıyosunuz
 
gevdan 12-02-2009, 11:01:03
Yahu Yüksel çoşkun bey Allah aşkına bu kadar yalan yanlış bilgiyi nasıl ve nereden bulup gerçekmiş gibi kendini inandırıyor ve insanlarla paylaşma cürretini buluyorsun. Kürd ler hangi Türk boylarıyla gelmişlerdir bunu neye dayandırıyorsun. Bak bir yerde Safaviler Türk diyorsun diğer tarafta Safaviler tarafında kalanların çoğunluğunun Türk olduğunu söylüyorsun. Bu nasıl bir kafa yapısı anlamadım, peki o dönemde Türk ismi nerde geçmektedir belirtir misiniz. Yani tüm yazılarınızda Türklerin işgalci ve sömürgeci olduğunu kabul ediyorsunuz bunu takdir ediyorum, ama Türklerin bu işgalci ve sömürgeciliklerine arkadaş ve yandaş bulmak için Kürd lere iftira etminizi ise kınıyorum.
Kürdleri Yavuz ile aynı statüde tutmaktan bahs etmişsiniz, Allah korusun babasını bile taht için öldürmeye çalışan biriyle Kürdleri aynı stadüye çekmek zulüm olur. Tabi ama dedesi Sultan Fatif ten öğrenmiş Devleti ali için kardeş katli vacip ise baba katlide olur niye olmasın. Hep gasp, katliam ve sömürme üzerine kurulu olan kendi tarihinizi paklayamazsınız onun için beyhude çırpınışlarda bulunmayın, tarihinizden devşirmeleri ve zorla Türk saydığınız Kürdleri çıkarın bakın bakayım insanlık tarihine barbarlık ve zulümden başka neler vermişsiniz. Hele hele TC tarihinin insanlık ailesine sunduğu bir tane faydalı adam söyleyin. Birde her söyleneni getirip Pkk ye bağlama zavallılığından vazgeçin, bu yazarların Pkk ye nasıl baktıklarını yazılarına bakın anlarsınız, hepimiz biliyoruz ki Pkk ve sizin Genel Kurmay çalışanlarınızın mesaisi her zaman beraber olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Her iki tarafında silahlı kanatları beraber her iki halkada her türlü zulüm ve insan dışılığı yapmaktadır.
Peki Kürdlere ait bir yer yok diyorsun sınırları neresi diyorsun bu Türklerin yaşadıkları ve yoğun oldukları yerler neresidir acaba, sırf emperyalist ingilizler ve şimdide İsrail siyonizmi ve ABD emperyalizminin uşaklığını yaparak ÇAHŞ lığın alasına yaparak aldıkları Türkiye ismi buraları onların vatanı m ı yapıyor. İsrail ne kadar Filistinde toprak hakkına sahip ise TC de bu coğrafyda o kadar toprak hakkına sahiptir bunu unutma. Ha şuan güç sizdedir ve asıp kesiyorsunuz, KUYUCU MURAT larınızın katliam ve pislikleriyle övünüyorsunuz ama Allah büyüktür ve adalet sahibidir. Bizler KUYUCU MURAT lara, Kardeş katlini meşrulaştıranlara Devlet için anayı babayı öldürmeya sahip olmaktan ve ya onların nesebinden olarak onlarla övünmekten Allaha sığınırız. Tc devleti İsrail ve ABD hizmetçliği dışında ne yapmaktadır, ümmet cahşlığı dışında neler ortaya koymaktadır, Tc nin bağımsız bir devlet olduğunu söyleyebilir misin, bağışlanmış ve hizmet karşılığında verilmiş ve hizmet devam ettiği sürece verilmiş olan bir devlet değil midir. İkide birde Zazalar Kürd değildir falan laflarınıda bırakın artık o sizi ilgilendirmez ve artık o tür söylemler yemiyor, böl parçala ve yut antikalaştı bu mantık. Sen uydurmaca GÜNEŞ DİL TEORİSİ VE KIZIL ELMACILIK İLE TURANCILIK VE ERGENEKON masallarını ve insanlık dışı dayatılmışlıkları konuş. Anadoluya gelip yerleşirken Türklerin yaptıkları katliamları, tecavüzleri ve barbarlıkları konuş. Sahi övündüğün YAVUZ SULTAN SELİM hayatındaki tüm savaşları müslümanlara karşı hem de katliamlar şeklinde yapmamış mıdır. Gittiği her yerde insanlık tarihini ve birikimini yok eden bir kavim ile övünmekten vazgeç ve Allah tan bağışlanma dile.
 
/* */
YÜKSEL COŞKUN 12-02-2009, 08:24:35
Üslubunuz son derece yakışıksız. Burada akla vicdana bilime değer verenler için insanlar bir şeyler yazarken sizin bütün bunları hiçe sayarak,görüşleri yaraların derinliği ile açıklamanız asla doğru değildir. Büveyhoğulları ile özel bir meselem yoktur. İnsan vicdanını kanatan Kerbela törenlerinin icat edicileridir. Irak'ın tarihinde Teşeyyü adına Ehli Sünnetin kanını oluk oluk akıtma geleneğini başlatanlardır. Asla Kürt de değillerdir. Kürt olsalar bile bu durum Kürtlere asla olumlu bir şeyde katmaz. Buna rağmen sizin gibi bu konuların ümmisi olan beylerin ortaya çıkıp"Büveyhoğulları Kürt olsalar ne olur?" diye sormalarının bir anlamı var mı? Çok istiyorsanız
 
Baytar 10-02-2009, 21:56:47
Yüksel bey bakıyorum yine sahnedesin.Yaran bayağı derin. Kürtlerin tarih boyunca azınlık, ve köle olduklarını tekrar dillendirmişsin.Yahu bu kadar karşı olmanızın sebebi nedir anlamadım. Kürtler ha sami ha ari ne farkeder. Buveyhoğullarının Kürt olmalarının sana ne zararı olabilir. Niye Kürt lafı geçince böyle celalleniyorsun. Kürtlerin tarihi geçmişi ilk insana kadar geçse sana ne oluyor. Diyelim ki Hz Adem Kürtçe konuşmuş, Allah (c.c.) ona eşyaların isimlerini Kürtçe öğretmiş olsun. ona mesajlarını Kürtçe iletmiş olsun. Allah meleklere ve cinlere Adem' e secde edin denildiğinde iblisin karşı çıkmasının sebebi de Hz Adem'in Kürt olmasından kaynaklanmış olsun. Hatta Adem cennetteyken kandırılmasının nedeni de sahip olduğu duygusal ve iyi niyetli kürt genlerini taşıdığından dolayı olmuş olmasın. Daha sonra malum habil ve kabil çıktılar sahneye ve ilk kargaşayı çıkardılar. Sence Kürtler hangi taraftan çoğaldılar, Habil mi yoksa kabil mi onların ataları. Tabi sana göre kabil olacak. Çünkü senin değiminle Kürtlerde yeryüzünde kargaşa çıkarıp isyan ediyorlar ve bölücülük yapıyorlar. Bunu inkar mı edeceksin. Türkiyede bölücü onlar, Irakta Moğolların mirasını sürdürenler onlar, İran islam devrimine başkaldıranlar onlar, onlar, onlar ve onlar....Sende bu kürt hazımsızlığının sebebi ne, sakın geçmişten gelen bir kuyruk acısı olmasın. İslam sancağını yüzyıllar boyunca dalgalandıranlar ne zamandan beri geçmişi olmayan dağınık bir ırk oldular. Yapılan haksızlıkları neden görmüyorsun. Halepçede binlerce insan bir anda yok edildi. İran da Suriye de kurulan idam mangalarını ve cellatları neden belirtmiyorsun. Keşke tüm hakikatları yazıp ortaya döksen.
 
YÜKSEL COŞKUN 10-02-2009, 17:30:07
Furkan Bey bu nasıl furkanlık? Bu kadar yanlışı alt alta sıralamayı masıl beceriyorsunuz? Kürdistanı anlatmak için bu kadar ilgisiz malumata neden ihtiyaç duydunuz? Mesela Moğolların Bağdattaki vahşetiyle Kürdistanın ne ilgisi var? Moğollar Bağdatı yakıp yıktıklarında Bağdatın meskunları Arap değil miydi? Moğollar nerede hangi Kürt aşiretine yönelik bir katliam yapmışlardır? Böyle bir şey yoktur? Ancak çağdaş Moğollar ABD'liler biliyorsunuz 2003 ten başlayarak Irakı yakıp yıkarken bir milyondan fazla Iraklı Arabı katlederken onların suç ortakları Iraklı Kürtlerdi. her halde bununda bir anlamı olmalıdır. En az bunun kadar büyük bir yanlışınızda Mezopotomyada kurulan uygarlıkları sıralayıp bunların Kürdistanın başlangıcı olduğunu iddia etmişsiniz. Hem yanlış hem ayıp. Mezopotamyada kurulan adını andığınız uygarlıkları kuranların tamamı Samidir. Hani Kürtler Ari idi? Kürtler ari ise Sümer Akad Elam Babil ve Amurrulularla ne ilgileri olabilir? Yoksa sizde duruma göre Kürtleri bazen Sami bazen Ari sayanlardan mısınız? Bu kadar gel git insan aklına zarardır. Karar veriniz Kürtler Ari mi Sami ırkından mı? Yoksa melez mi? Sonra o Kürt devleti diye sıraladıklarınız ise tek kelimeyle gülünç bir iddia? Yahu Büveyhoğulları ne zaman Kürt oldu? İnsan aklını bu kadar zorlayan desteksiz atış olur mu? Şu ünlü alamut Kürt devleti neredeymiş? Allah aşkına insan cinsi ile bu kadar alay edercesine yanlış ve uydurulmuş hayali isimler yazılır mı? Kürdistan adını tarihte bir bölgeye ilk defa verenler kimlerdir? Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Sultan sancardır. Neresi için vermiştir bu adı? zağros dağları ve çevresi için. O Zağros dağları ise günümüzdeki Irak ve İran sınır çizgisini oluşturmaktadır. Hz. Ömer döneminde bu bölgede (cebel diye bilinmektedir) fetihler yapıldığında da bazı kabileleri Araplar ilk defa Kürt diye adlandırdığı için Arap yazılı kaynaklarına Kürt adı ilk defa bu dönemde (640) geçmiştir. Bundan önce söylenenlerin hiç bir bilimsel değeri yoktur. İşte Kürdistan aranacaksa yer ve tarih olarak bu dönemde ve burada aranmalıdır. Gelelim Safavi meselesine. Osmanlılarla İranlıların savaşı diye cümlelerinizi bir güzel yuvarlamışsınız. ne İranı safaviler Türk değil miydi? Dolayısı ile Osmanlı Safavi savaşı Türkler arasındaki bir çeşit iç savaştır. Kürdistan demeyi çok sevdiğiniz Türkiyenin Doğu kısmı ne zaman Kürdistan oldu? Kürt Emirlerinden saydığınız Şeref Han'ın Şerefnamesinde bile onun döneminde Kürtlerin Bitliste azınlık olduğu yazılıdır. Bitliste 16. yüz yılın ortalarında Kürtler azınlık ise acaba Bitlisin kuzeyinde kalan hangi ilde Kürtler hangi tarihte çoğunluk oldular? Hangi ili de hangi tarihte Ermenilerden ve Bizanslılardan fethettiler? Öyle başkalarının fetihlerini takiben Kürdistan kurmak nasıl olur? Onun için mi Safaviler döneminde Kürdistan bölündü diyorsunuz? Safavilerden önce bile hatırlayınız ki 11 yüz yılın sonundan itibaren Doğu Anadolu Türklerin idaresi altındadır. Yerli halkı Ermenilerdir. Kürtler ise peyder pey Türk fetihlerini takiben gelmişlerdir. Osmanlı Safavi arasında ki bölgede ki o bölge Tebrizden başlayarak bağdata kadar uzanmaktadır. Ara bölgede yaşayan bazı Kürt beyleri ise duruma göre bazen Osmanlı bazen safavi tarafında yer almıştır. Mesela Şeref han bile sık sık taraf değiştirmiştir. Safaviler döneminde bahsettiğiniz Kürt Alevileri kimlerdir? Kürtlerin bu gün bile Alevisi yok denecek kadar azdır. Çünkü Kürt Alevisi dedikleriniz Zazalardır. zazalar ne zaman Kürt olduda kimsenin haberi yoktur.* hem bir halkın inkarı yanlıştır ayıptır diyorsunuz hemde zazaları toptan Kürt sayarak inkar ediyorsunuz. Kürt yoktur Kürtler Türklerin bir boyudur diyenler gibi ve onları taklit ederek zazalara Kürt diyorsunuz. Bu tutumunuz yanlıştır. Yavuz'un Kürt beyleri ile anlaşma yaptığı iddianız ise tutarsız ve delilsizdir. Anlaşma karşılıklı görüşerek anlaşılan hususlarda varılan bir mutabakattır. Yavuz adı geçenlerle nerede ne zaman görüşerek anlaşmıştır? Yavuz kendisine itaat edenlere temlik vermiştir çeşitli yerleri. Bu temlikleri göstermek için fermanlar düzenlemiştir. Bunun adı anlaşma olmaz. Anlaşma diyerek her halde siyasi bakımdan Kürt beylerinin Yavuz ile aynı statüde olduğu gibi garip bir iddianız var ki bu tarihen doğru değildir. Anlaşma metni diye verdiğiniz rakamlı alıntı ise uydurmadır. Çünkü Osmanlılar öyle Türkle başlayıp Kürtle biten cümleler kullanmazlar. Bu metin uydurmadır. Ciddiyetsizdir. Kürdistanın Kasrı Şirin anlaşması ile bölündüğünü iddia ediyorsunuz. Bu anlaşma ile Safavilerin tarafında kalan Türkler mi fazladır Kürtler mi? Her halde safavi tarafında kalan Türk sayısının Kürtlerden daha çok olduuğunu da inkar etmezsiniz. Bu durumda niye Türkler bölünmüş olmuyorda Kürtler bölünmüş oluyor? Söylediklerinizin ne kadar akıl almaz olduğunu görünüz lütfen. Sonra bu anlaşmayı yapanlarda Türklük ve Kürtlük hassasiyetleri mi vardı ki sırf Kürtleri bölmek kaygısı ile böyle bir anlaşma yapmış olsunlar? Bu anlaşma Kürtleri değil Türkleri bölmüştür. Ama siz tarihi ele alırken aklı devre dışı tuttuğunuz için böyle garip uydurmalara iltifat edebiliyorsunuz? Evet Türkler gibi Araplar gibi Kürtler de bölünmüştür. Ama bunun sebebi Türkler mi? Türkler kendilerini bölünmüş olmaktan kurtaramamışken Kürtleri nasıl kurtaracaktır? Hadi diyelim ki Kürtler bir Devlete sahip olmadıkları için bölünmüşlükleri farklılık taşımaktadır. Aynı durumda olan sadece Kürtler mi? beluclara ne diyeceğiz? Belucistan bu gün üç parçaya bölünmemiş mi? Onlarda Müslüman değil mi? Özetle bölünme konusunda Kürtlerin başına gelen tarihte hiç bir toplumun başına gelmedi gibi hayali dramlar ihdas etmek iyi niyetli ve bir bilgiye dayanan iddialar değildir. Kürt isyanları diye Zazaların isyanlarını da katıp harmanlayarak isyan listesini hayli uzatmışsınız. Artık şu Zazaları inkardan ve onların eylemlerini sahiplenmekten vaz geçiniz. bakıyorum maşallah PKK'yada sahip çıkmışsınız. Kürtlük söz konusu olunca din iman farkı ortadan kalkıyor. Nerede kaldı Müslümanlığınız? PKK'nın komünistlerini Müslüman Türk Arap ve Farslardan daha yakın bulmanızın sebebi nedir? her halde ırkçılık denilen şey bu olmalıdır. Isrkçılık ise hem İslama hem insanlığa karşı işlenen bir büyük suçtur. Siz hala PKK nın muhatap alınacağını ve anlaşma yapılacağını mı zannediyorsunuz? Daha çok beklersiniz. Unutmayınız ki bu topraklarda yüz yılı aşan bir süre Celali isyanları da olmuştur. Ama Celali olanlarla bir anlaşma yapılmamıştır. Kuyucu Murat Paşa yöntemi ile isyanlar çözülmüştür. İsyan edenlere de beyler lütfen yapmayın dağılın demenizle dağılmıyorlar. İsyancılar Kuyucu Murat Paşalara sebep olup sonrada onların kuyuculukların şiklayet ediyorlar. kendilerinin sebeiyetlerini ise hiç hesaba katmıyorlar. Bu kounlar ırkçılık ve asabiye ile kolaylıkla anlaşılamıyor. Kişinin adının Furkan olması bile olayları ayırt edebilmesine yetmemektedir.
 
asil 09-02-2009, 23:04:47
Pek açıklayıcı olmasa bile güzel çalışmışsınız. Kürdistan tarihi ve kürtlerin makus talihi anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az...
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 07/05/2012 - 10:34 Dibîstana Kurdî
8 31/12/2011 - 17:20 Masalın Bittiği Yer Roboski
8 22/08/2011 - 00:24 Filler ile Şahinlerin Savaşı
8 23/04/2011 - 19:59 YSK'nın Kürt Sorunundaki Tahamülsüzlüğü
8 16/01/2011 - 18:55 Hayatı Anlamlı Kılmak
8 05/09/2010 - 17:16 EVET, HAYIR, BOYKOT VE ALLAH’IN HÜKMÜ
8 31/08/2010 - 15:53 BİLGİ İLE BİLMEK
8 01/06/2010 - 23:30 YAHUDİNİN PERVASIZLIĞI
8 02/05/2010 - 18:09 BÖLGEMİZDEKİ EĞİTİM SORUNLARI
8 02/02/2010 - 00:44 NOSTALJİK BİR GEZİNTİ
8 02/01/2010 - 11:37 Hüseyni Kıyamın Öğrettikleri
8 10/12/2009 - 19:32 DÜŞMANLARIN DOSTLUĞU
8 10/10/2009 - 16:46 ÇOCUKLUĞUMUN DÜŞLERİ VE KARANLIĞIN SONU
8 05/07/2009 - 11:36 “BABA LÜTFEN BANA ZAMAN AYIRIR MISIN”?
8 22/03/2009 - 17:40 SAHİP OLDUKLARIMIZLA PAYLAŞABİLMEYİ ÖĞRENMEK
8 08/02/2009 - 17:03 TARİHE KISA BİR YOLCULUK
8 28/12/2008 - 18:20 FİLİSTİN SORUNUNA FARKLI BİR BAKIŞ
8 09/12/2008 - 13:38 YANIBAŞIMIZDA YAZILAN SENARYO
8 17/10/2008 - 20:47 ANLAMSIZ SAVAŞ
8 03/09/2008 - 15:53 ÇEVRE VE ZİHİN KİRLİĞİ
8 10/08/2008 - 01:40 Atalarımızın Diniyle Mahkûmiyeti Yaşamak
8 06/07/2008 - 16:41 DERİN GÜÇLERİN TASFİYESİ
8 09/06/2008 - 10:02 MEZOPOTAMYA MİRASI
8 12/05/2008 - 22:42 HÂKİMİYET VE UZLAŞI
8 05/05/2008 - 21:51 ÖZE YÖNELİŞ( 2 )
8 08/04/2008 - 16:55 ŞEKİLCİLİKTEN ÖZE YÖNELİŞ (1)
8 27/03/2008 - 16:43 NEWROZ MU DEDİNİZ?
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Sayın Savaş'ın önceki yazılarından ''mekkeden bakarak medineyi anlamak ne kadar mümkün'' paylaşımınd...
fatme
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
tam cumhuriyete yakışan bir başlık ancak cumhuriyet gazetesi gibi zihniyetler böyle düşünüyorlar yaw...
peki naşat
Namaz kılan öğrenci hala haber olabiliyor!!! >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com