Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

23 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
Jitem-Korucu-İtirafçı Üçgeninde Kürt Coğrafyası

- 01/02/2009 - 23:16
Yıllarca her türlü sorgulama ve infaz yetkisiyle donatılan subaylar, korucular ve itirafçılar tarafından yüzlerce kişinin sorgulanıp sonra başından vurularak, telle boğularak öldürülen ve cesetleri yol kenarlarına, tarlalara, köprü altlarına, kuyulara atılan kişiler için ise mahkemenin ve hükümetin somut bir projesi yok.

Emekli Albay Abdülkerim Kırca`nın evinde intiharı ile gündeme gelen itirafçılar ve itirafçılık gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Bir kaç gündür Taraf gazetesinde Neşe Düzel’e konuşan Abdulkadir Aygan’ın itirafları Kürt coğrafyasının jitem, itirafçı ve korucu sarmalında nasıl bir baskı ve zulme maruz kaldığını gözler önüne sermektedir.

 

PKK’nin 1984 yılında silahlı mücadeleye başlamasından bu yana itirafçılık ve itirafçılar hep gündemde oldu. İtirafçı olduktan sonra derin devletin himayesinde tetik çekenler, çek-senet işiyle uğraşanlar, haraç toplayanlar, uyuşturucu ticareti yapanlar, mafya olanlar, cinayet işleyenler hep oldu. Kirli savaşın rutin akışı içinde bunlar hep medyaya, mahkeme dosyalarına, meclis araştırma komisyonlarına yansıdı.

 

   Özellikle de Bölge illerinde, birçok katliam, cinayet, sabotaj, adam kaçırma, ajanlaştırma, fidye, haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, fişleme gibi kontr-gerilla faaliyetler yürüten JİTEM ile itirafçılar arasındaki kirli ilişkiler üzerinde durulması gereken önemli konuların başında gelmektedir.

 

Emniyet teşkilatı dışında her türlü yakalama, sorgulama ve infaz etme yetkisi verilen JİTEM (Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele), 1987 yılında Genelkurmay'ın emri ile kuruldu. Örgütlenmesinde subaylar, astsubaylar, uzman çavuşlar ve itirafçılar vardı. Örgütlenmenin yerel ayağında ise korucular ve muhbirler bulunuyordu.

 

Bu kontrgerilla örgütlenmesi yıllarca Türkiye kamuoyundan gizlendi. Varlığı Başbakanlar, İçişleri Bakanları, Genelkurmay başkanları, Kuvvet Komutanları ve politikacılar tarafından inkâr edildi. Kurucuları Ergenekon sanıkları Veli Küçük ile generaller Hasan Kundakçı, Teoman Koman, Altay Tokat tarafından bile inkâr edildi.

 

Ancak, yine aynı kurum tarafından öldürülen Binbaşı Ahmet Cem ERSEVER tarafından 1994 yılında deşifre edilen JİTEM, 1997 yılında yayınlanan Susurluk Raporu tarafından resmi kayıtlara geçti.

 

Türkiye'de 7 ayrı Grup Komutanlığı olarak kurulan JİTEM’i resmen kabul eden ise Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan oldu. Arif Doğan, JİTEM'in kadrosunun Genelkurmay tarafından tasdiklendiğini ve komutanların bilgisi dâhilinde kurulan bir oluşum olduğunu itiraf etti.

 

Kürt illerinde yıllardır terör estiren JİTEM'in en temel faaliyetlerinden biri de yakalanan PKK'lileri itirafçı yapmak ve bunları halka karşı kullanmaktır. Son Ergenekon operasyonlarında ve Meclis Susurluk komisyonunun ifadelerinden anlaşıldığına göre ve bölge halkının yakinen bildiği olaylardan ele geçirilen belgelerde JİTEM'in itirafçılar için biyografi fişi çıkardığı ve burada pratikte sınadığı itirafçılara ilişkin kanaat notu düşerek ona göre muamele görmesini istediği belirlendi. Aynı zamanda söz konusu biyografi fişlerinde, JİTEM'in istediği cezaevinden istediği zaman itirafçıları dışarı çıkardığı ve istediği gibi kullandığı da bir kez daha belgelendi.

Ele geçirilen belgeler arasında JİTEM'in itirafçıları nasıl kullandığına ilişkin bilgiler de yer alıyor. 'İtirafçı Örgüt Mensubu Biyografi Fişi' başlığıyla hazırlanan belgelerde, itirafçıların kimlik bilgileri ve örgüt içindeyken yürüttükleri faaliyetler ve statülerinin yanı sıra, aile durumlarına, aile fertlerinin kimlik bilgileri ve ne yaptıklarına ve hangi tarihler arasında dışarı çıkarılıp ve nerelere götürüldüklerine dair bilgiler de yer alıyor.

 

Normal şartlarda cezaevinde yatan mahkûmların dışarıya çıkarılıp operasyon ve benzeri faaliyetlere katılmaları yasak iken, birçok cezaevinden itirafçıların alınıp operasyon bölgelerine götürüldüğü, bunların keşif, rehberlik yer belirleme, yakalanan örgüt mensuplarına işkence ile ifadelerinin alınması faaliyetlerine katıldığı tespit edilmiştir. Yine bu itirafçıların korucularla beraber jitem elemanlarının himayesinde bölgedeki birçok iş adamını haraca bağladığı haraç vermeyenlerin ise sen PKK’lısın denilerek infaz edildiği bazılarının da yüklü paralarla fidye karşılığında bırakıldığı birçok mahkemeye konu olmuştur.

 

Yine bölgede Jitem ile beraber çalışan korucular, binlerce köyün boşaltılıp rakip aşiretlerin ve kabilelerin topraklarına el koyma faaliyetlerine katılmışlardır. Korucular bölgede hem haber toplama faaliyetlerinde hem operasyonlarda hem de adam kaçırma, silah ve uyuşturucu kaçakçılığında, faili meçhul cinayetlerde ve işkence ve infaz faaliyetlerinde büyük rol oynamışlardır.

 

Yıllarca her türlü sorgulama ve infaz yetkisiyle donatılan subaylar, korucular ve itirafçılar tarafından yüzlerce kişinin sorgulanıp sonra başından vurularak, telle boğularak öldürülen ve cesetleri yol kenarlarına, tarlalara, köprü altlarına, kuyulara atılan kişiler için ise mahkemenin ve hükümetin somut bir projesi yok. Asıl çalışma alanı Kürt coğrafyası olmasına rağmen Ergenekon soruşturmasında jitemin bölge ayağının soruşturulmaması davanın üzerine gölge düşürmektedir. Çünkü bölgedeki binlerce faili meçhul cinayet, kayıplar, işkencede öldürenler,  asit kuyuları ve toplu mezarlar araştırılmadan olayın gerçek anlamda aydınlandığından bahs edilemez.

 

Bölgede meydana gelen bazı karakol baskınları, askeri araçların taranması, provokasyon ve bombalamaların bu yapılanmanın ürünü olduğunu sağır sultan bile biliyor konuşuyor. Yine Ergenekon terör örgütünün bitmediğini, sadece eylem tarzını değiştirerek faaliyet alanını değiştirdiği konuşulmakta ve bölgedeki birçok karanlık eylemin arkasında da Türk Gladyosu ile Kürt Gladyosunun olduğu yoğun olarak tartışılmaktadır

 

Yine bölgede kanunsuz bir şekilde kurulan Jitem ve onlarla ilişkide olan korucular ve itirafçılar ile jitem tarafından kurulan ya da ilişki içerisinde olan örgüt ve cemaatler gün yüzüne çıkarılmadan soruşturmanın gerçek bir soruşturma olduğu söylenemez.

1992–1995 yılları arasında meydana gelen binlerce faili meçhul cinayet aydınlanmadan, Diyarbakır, Batman, Silvan ve bölgenin birçok yerinde meydana gelen adam kaçırma, sorgulama, mezar evler, boğma ve boğdurulma gibi olaylar araştırılıp kayıp birçok kişinin akıbeti kamuoyu ile paylaşılmadan insanların vicdanları rahatlatılmayacaktır.

 

Kısaca Ergenekon soruşturmasın yürütenlerin unutmaması gereken nokta şudur. Ergenekon terör örgütünü temel ayağı Kürt coğrafyasıdır. JİTEM ve TİT gibi kontra örgütler ile onlara taşeronluk yapan korucu, itirafçı, muhbir ve bazı sözde Kürt örgütleri Ergenekon’un en kanlı ve en karanlık eylemlerini Kürt illerinde gerçekleştirmişti.  Dolayısıyla Ergenekon terör Örgütü gerçek anlamda tasfiye edilmek isteniliyorsa bu soruşturmanın Kürt coğrafyasında doksanlı yıllardan bu yana işlenen on binlerce karanlık olay üzerinde yoğunlaştırılması ve devlet adına suç işleyen bu canilerden işledikleri suçların hesabının sorulması gerekir”

 

 

 


1429

 

YORUMLAR

metin 27-06-2009, 13:10:09
yüksel coşkun ırkçıların tezini hala evam ettiriyorsun.
biz orta asyadan yada başka bir yerden gelmedik. biz,bu topraklarda doğduk bu topraklarda büyüdük,sonradan gelip yerleşen ve hak idia eden sizlesiniz.
 
kelxasi 13-05-2009, 17:22:21
sanırım arkadaşın biri akılı bali olmamış. ben derim ki; cahile laf deveyi hendekten hoplatmaya benzer. ki deve zıplamsınıda bilmez. ve birleri yooo! ila ben deve hoplatırım diyor. yahu kardeşim bu böyle değil... neyse kafatsıcılık bir hastalıktır. damarlarına dokundunmu salaya sümük köpürür kudururlar. allah muhafaza. size bir örnek vereyim: elazığda iken, tip bir tarih hocamız vardı. adam o kadar ırkçı ki hiç bir ırkta olmayan ama sadece türklerin kafalarının arkasında leblebi kadar bir kemik parçası var derdi. bizde hep arar dururduk. düşüne biliyor musunuz adamlar anatomiyi bile inkar etmişler. onun için bu tür z... larla tartışmaya girmek hata olur. çünkü adamların bir kere beyinleri yıkanmış. tarih en güzel sayısız cevaptır. mesela, bir iskenderin yolculuğuna bakın kürtleri orda gürürsünüz. ki koca ordusunu en fazla korkutan med kürtleri olmuştur. ve iskender bu halkın yiğitlik ve cesaretini taktir etmiş on binlerce mekedon askerini bu hallklarla evlendirip kaynaşmıştır. bir başka örnek: evliya çelebinin seyat notlarına bakın kürtlerin çoğrafyasını o kadar güzel anlatmış ki bu halk içinde yiğidi ve evliyası bitmez diyar demiştir.... selçuklular olsun, islam orduları olsun, haçlıllar olsun... hiç bir işgalci güç bu halkı sindirememiş, kendi öz topraklarından atamamıştır. uyduruk hayali tarihleri yok alper tanga tunga yok bilmem ne...ile tarih yazılmaz. olmayacak bir halkvar ise oda türk tür. bunlar moğol-tatar bozmalarıdır. ki bunlar yecüc- ile mecüc olup kıyametin habercileridir. bkz. kıyametin alemetlerine. işte bunları tarif eder. allah bizi bu ş.... şerinden korsun...
 
YÜKSEL COŞKUN 11-02-2009, 17:23:42
Diyarbekir adı için verdiğiniz izahat külliyen hatalı. Çünkü bu ad Hz. Öemer zamanından beri kullanılmaktadır. 16. yüz yıldan beri bu isimle bir eyalelet daha doğrusu beylerbeyliği merkezi olarak Diyar-ı Bekr diye kullanılmıştır. Doğrudan Eayelt adı ile yeni bir idari düzenlemenin yapılması ise 1847'de olmuştur. Yaklaşık yirmi yıl Kürdistan Eyaleti adını alan bu beylerbeylik 20 yıl sonra ortadan kaldırılmış ve Diyarıbekr diye isimlendirilmeye devam edilmiştir. İTC'lilerin günahlarına ortak olmak istemediğinizi ve Yurtlarından sürülen Etenilerin ve Süryanilerin anısına onlardan kalan yer isimlerini kullanmaya devam ettiğinizi söylüyorsunuz. Sizi tebrik ederim. Zaten benim söylediğm de budur. Kürtlük adına Ermenice ve Süryanice isimleri kullanmayınız ve Kürtlük adına bu isimleri talep etmeyiniz diye. Üstelik Diyarbakırlı Fettah paşanın, Mutkili Hacı Musa beyin Ermeni katliamlarında sınır tanımazlıklarını da dikkate almak gerektiğinde olayın sizin telkin ettiğiniz gibi olmadığı açıktır. Zaza olmasına rağmen Kürt ırkçılığından şüphe edilemeyecek olan Kemal Burkay bile Ermenilerin katliamlarında Kürt ağalarının ve leri gelenlerinin öncü ve uygulayıcı rolllerini kabul etmesine bakılırsa olayın bir İTC olayı olmanın çok ötesine taştığı teslim edilmektedir. Lürtfen işin bu tarafını da okuyunuz. daha doğrusu dikkate alınız Amidi bey.
Hıristiyan Ermenilerin ve Süryanilerin anılarına duyduğunuz yakınlığın yüzde birini Müslüman Türklere/Araplara ve Farslara da duyuyor musunuz? Sonra benim öyle avuç falan yalayan familyadan olmadığımı hatırlatmama gerek var mı? Yoksa siz görüşlerinize itiraz edenleri hep böyle yalayıcı familyadan mı görmek gibi özel bir yeteneğe sahipsiniz? Bu hastalıklı bir ruh halini çağrıştırmaktadır. Müslümanlar efendi, saygılı ve nazik olmalılar. Aksi hiç bir müslümana yakışmaz. Unutmamak gerekir ki saygı sınırlarını zorlayanlar benzeri bir cevabı da hak ederler.
Ben Müslümanım. Kafir olanlarla övünmem için hiç bir sebep yoktur. Türkiyede kafir isimlerinin (Cengiz-Hülagü-Kubilay-Atilla gibi) çocuklara verilmesi ancak Cumhuriyetten sonra olmuştur. Daha önce bu isimler yoktur kullanılmamıştır. İslamın kadrü kıymetini bilenler bu kafir isimlerinden de onların anılarından da uzak durular.
Ben kıyamet günü Allah'ın mutlak adaletinin tahakkuk etmesi sebebiyle şefaatin olmayacağına böyle bir şeye ihtiyaçta olmayacağına inananlardanım. İnsanların günahlarıın bağışlanması, cezalarının affedilmesi veya azaltılması gibi kararların doğrudan Allah tarafından verileceğine ve Allah'ın kararlarına da imsenin etki edemeyeceğine inananlaradnım.
Kürt kelimesine niye allerjim olsun. Nasıl ben Türksem sizde Kürt olabilirsiniz. Bundan daha doğal ne olabilir. Ele aldığımız konu ise kimsenin Kürtlüğü değildir. Birisinin Kürtlüğünü ele almak ona bir sınırlama getirmeye çalışmakta kimsenin ne haddidir ne de hakkıdır. Ancak Kürdistan meselesi bambaşka ve siyasi bir konudur. Biz şimdi gidip Arabistana yerleşsek bir süre sonrada yahu bizde varız madem müslümanız kardeşiz geliniz Arabitanın yarısını da Türkistan yapalım desek her halde bu isteğimiz akıl dışı bir tutum olur. Araplar da ne ünasebet işte bizimle birlikte Arabistanda yaşayın derlerse aslında Arap ırkçılığı yapmış olmazlar. Türkiyenin bir bölgesini de Kürdistan olarak görme veya yapma isteği aynen böyledir ve akıl dışı bir istektir.
Bazı Kürt Faşistlerinin, Hz. Ömer döneminde bile Diyarbakırın, Kürtlerle meskun oldukları iddialarının bir ıymeti harbiyesi yoktur. Çünkü faşizm tabiatı gereği akıl tutulmasıdır. Aklı tutulanlar ırkçı/faşist olurlar. Onlar için akıl devre dışıdır. Sürekli uydurup tekrar ederler. Sonrada inanırlar. Güneş dil teorisi gibi. Hz. Ömer döeminde Diyarbakırda Kürtleinde meskun olduğu gibi. Hepsi yalandır. Hiç bir anlam ifade etmezler. Hiç olmazsa onlara İbnül Esiri okumalarını tavsiye etmek lazım.
İTC'nin nesini okumamı tavsiye ediyorsunuz. Mesela siz nesini okudunuz? Merak ediyorum. Okuduklarınızı paylaşınız lütfen yaralanalım.
Ermeni ve Süryanilerin anılarına sahip çıkmak adına Amidi adını kullanmanızın büyük bir yanlış olduğunu artık teslim etmenizi dilerim. Müslümanların anıların asahip çıkmanızı dilerim. Ermeni ve Süryanilerin anıları ile Müslüman Türk ve Kürtler arasında yeni sorunlara sebebiyet vermemenizi dilerim. Yani Adınız Fikri Diyarbakırlı veya Fikri Diyarı bekri olsa bunun dine imana bir zararı mı var? Ancak illede Amidi olacak derseniz bende sizin Ermeni ve Süryanilerle mahşerde istemey istemeye haşrolmanızı dilemek zorunda kalacağım.
Hakkari'li Beyefendi için,
Belliki siz hiç kafatasçı görmemişsiniz. Sapla samanı henüz ayırt edecek durumdan uzaksınız. Öyle birisini alkışlamak başka birisini de inatla yalanlamak için bu heyecan neyin nesi? Fikri bey bana ne cevabı vermiştir ki öyle cezbeye tutuldunuz? Benimde ona cevaplarım var onları niye görmezlikten geliyorsunuz. Kullandığınız tövbe kavramı da böylesi yanlışlıklardan vazgeçmek için kullanılabilecek bir kavram değildir. Neyi nerede kullanacağınıza lütfen dikkat ediniz. Bana birileri cevap verse ne yazar vermese ne yazar? Benim hakkımda yazdklarınıza bakılırsa okuduklarınızı bile henüz anlamaktan uzaksınız. Lütfen biraz okuyunuz. Türk Tarih Kurumunu bilseydiniz, onun sahip çıktığı teorileri bilseydiniz veya anlayabilseydiniz yazdıklarımla ne kadar uyumsuz olduğunu görür ve bu cümleleri de yazmazdınız. ancak belliki henüz temyiz durumundan çok uzaklardasınız. sabırlı olmanızı, okumanızı, amigo tavırlarından uzak olamnızı, bilmeden anlamadan kimseyi suçlamamanızı, kim olursa olsun nezaket üzere hitap etmenizi ve naihayet önyargılı olmamanızı dilerim.
Vesselam.
 
hakkarili 11-02-2009, 11:13:52
Yüksel efendi Kıymetli hocam Fikri AMEDİ 'den gerekli cevapları aldınız herhalde artık yanlışta ısrar etmezsiniz ve yanlış yoldan tövbe edip döner hak olanın dillendiricisi olursunuz. Bu kadar yalan ve yanlış tarih bağlılığını sizde ve kafatasçı Türkçülerde gördüm, başkada kendini bu kadar kaptıranını hiç görmedim. Yazarların bir çoğu size cevap verme tenezzülünde olmamışlar, iyide etmişler çünkü siz iflah olmaz bir kafatasçı zihniyette ve Türk tarih kurumunun fasa fisa tarihi ile kafayı taşlaştırmışsınız. Ama yine de Fikri Hocamdan Allah razı olsun. Yüksel efendi inşşallah doğruyu bulur ve kendine bir çeki düzen verirsiniz.
 
Fîkrî Amedî 10-02-2009, 22:31:23
Amedî-2

Sayın Coşkun!
İkinci yorumunuzu yazarken bayağı uçmuşsunuz. Ben sizin gibi Kürtlerin İslam öncesi tarihi ile uğraşıp zamanımı boşuna harcayacak değilim. Doğrusu fazla ilgimi de çekmiyor. Ben İslam öncesi kürt tarihini irdelerken zerre kadar da bir şey his etmiyorum çünkü kendimden hiçbir şeyi o tarihte bulamıyorum. Allah beni Arap, Türk, Fars veya herhangi bir kavimden yaratsaydı da tavrım değişmezdi. Ben Müslüman olduğum için, Allah beni İslam ile şereflendirdiği için gurur duyuyor ve Rabimin beni doğru yoldan ayırmaması için O’na dua ediyorum.
İslam öncesi Arap tarihi yani Ebu Leheb’in, Ebu Cehil’in veya cahili arap kabilelerinin tarihine nasıl yaklaşıyorsam Kürtlerin tarihine de öyle yaklaşıyorum. Sadece bir kültür ve tarihten ders çıkarılması gereken malzeme olarak. Umarım sen de orta Asyadaki Şamanist Türk tarihine öyle yaklaşıyorsundur.
Sonuçta ben hesabımı tek başıma ve yalnız Allah’a vereceğim. Ne Kawa’nın bana bir faydası dokunacak nede Oğuz Han’nın sana…
Bugün Anadolu (ki ismi Yunancadır,Anatoliya kelimesinden türemiştir) da binlerce kişinin adı Mete, Oğuz Han, Temuçin, Cengiz, Alp Er Tunga, vb iken siz bunlardan hiçbir rahatsızlık duymuyorken neden Amed’e o kadar takmışsınız doğrusu anlayamadım. Üç beş Kıbrıs Türkü için kıyamet koparırken Kürtlere neden dili ile konuşmayı çok görüyorsunuz doğrusu çok garip. Allah’ın huzuruna Türk, Kürt,Arap olarak değil Yüksel Coşkun olarak çıkacaksınız. İnşallah Mete Han ile Cengiz Han size şefaat eder. Onların havuzunun başında onlarla haşr olursunuz. Ne diyeyim. Kişi sevdikleriyle beraberdir.
Eğer siz hala kürt ve Kürdistan kelimelerine karşı bir alerji duyuyorsanız benim sizinle fazla konuşacak bir şeyimin olduğuna inanmıyorum. Bunlar tarihin gerçekleridir. Güneş balçıkla sıvanmaz. Ne sen ve senin gibilerin bizi yok sayıp inkarıyla biz yok oluruz nede senin zihniyetindeki Kürtlerin bizi göklere çıkarmasıyla başımız bir yerlere değer. Allah’ın yanında üstünlük takva iledir. Dolayısı ile Arabın Aceme acemin kürde kürdün de Türke üstünlüğü yoktur.
Senin zihniyetindeki insanların red ve inkarı yüzünden bu topraklarda barış ve huzur kalmadı. bu zihniyeti savunanların yüzünden binlerce insan boşu boşuna öldü sürüldü. Türk ve Kürt halkı çok acı çekti. Bu topraklarda şeytana tapan insanlar bile binlerce yıl varlığını sürdürürken sözde laik zihniyet döneminde sayıları neredeyse tükendi. Bu topraklarda kimseye yaşam hakkı tanınmadı.
Eğer siz Amed kelimesine bu kadar alerji duyuyorsanız; kesinlikle Kürtlerin orta Asya’dan göç eden kart- kurt saçmalıklarına da inanıyorsunuz. Allah akıl fikir versin.
Aslında size cevap bile yazma gereği duymuyordum, ama siz fazla uçunca mecburen bunları yazmak zorunda kaldım.
Sizi tatmin etmek gibi bir zorunluluğumuzun da olduğuna inanmıyorum. Eğer siz kafanızda bazı şeyleri netleştirmişseniz ben size bir şeyi zorla kabullendiremem. Ama eğer inanıyorsanız hoşgörülü olun.
Size kürt faşistlerinin Türk faşistlerine karşı yazdığı kafatasçı tarihi tezleri burada sıralayacak değilim. Bir müslümana da yakışmaz. Onlar Hz. Ömer Diyarbakır da binlerce kürd’ü katletti diyorlar siz ise orası Ermeni memleketi diyorsunuz. Tencere dibin kara onunki seninkinden kara. Herkesi Ermeni diye karalamaktan vazgeçip biraz da o kanlı tarihinizi araştırırsanız çok iyi olur. Belki biraz gerçekleri görürsünüz. Yalnızca İtihat Terakî’yi okuyunuz lütfen. Neleri savunduğunuzu kimin tezlerine hizmet ettiğinizi çok iyi anlarsınız.
Allaha Emanet olun.
 
Fikri Amedî 10-02-2009, 21:17:37
Amedî -1

Sayın Coşkun
Siz hemen yorumunuzun başında benim Amedî îsmini kullanarak neyi kastettiğimi, ne amaçladığımı sormuşsunuz. Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu ismi kullanırken herhangi özel bir gaye gütmedim. Yada bunu özellikle de kullanmadım. Ben yalnızca ikamet ettiğim şehrin ismi ile kendimi adlandırarak ve geçmiş kültürümüzden kaynaklanan kendini yaşadığı yere, ikamet ettiği coğrafyaya veya soya nispet etmek gibi bir gelenekten dolayı bu ismi kullandım. Nitekim geçmişte insanlar doğdukları şehir, kasaba ,köy vb coğrafya isimleriyle kendilerini adlandırıyordu. (örneğin Saîdê Nûrsî, Mola Goranî) yada soyunun ismini kullanıyordu sonra dayatmacı zihniyet herkese uyduruk bir soy kütüğü verince de mecburen bizde bu soyadlarını kullanmak mecburîyetinde kaldık. Ama hiçbir zaman bu durum içime sinmediği için özel hayatımda doğup büyüdüğüm şehrin adını kullanmayı kendime daha uygun görüyorum.
Amed isminin Ermenice olduğu meselesine gelince; doğrusu şehrin adının kökeni hakında tam bir bilgi elimizde mevcut değildir.
Diyarbakır şehri farklı dönemlerde farklı isimlerle anılmıştır. Asur hükümdarı Adad-Nirayi'ye ait bir kılıç kabzasında şehrin adı "Amidi" ya da "Amedi" olarak geçmektedir. Roma ve Bizans kaynaklarında şehrin adı "Amid, O'mid, Emit, Amide" şeklinde adlandırıldığı görülmektedir. Diyarbakır sularının taşlarının siyah olmasından dolayı "Kara Amid" diye adlandırılan şehir, İslam egemenliği sırasında "diyar ve Bekr " isimleri ile "Diyâr-i Bekr" olarak kayıtlara geçmiştir. "Diyar-ı bekr" daha sonraları "Diyarbekir"; Osmanlı'nın son yıllarına kadar daha çok bir bölge adı olarak kullanılmıştır. Ancak merkez için kullanılan Amid isminin kullanımının özellikle Diyar-ı Bekr'in (Diyarbekir) 1867 yılında vilayet oluşu sonrası yavaş yavaş terkedildiği, bütün bölgeyi nitelemesinin yanında merkez sancak için de (Diyar-ı Bekr) Diyarbekir adının kullanıldığı görülmektedir.yani Diyarbekir bir bölge, Amid îse merkez için 1867 ye kadar kullanıldı. Osmanlı şimdiki faşistler kadar yobaz olmadığı için bu ismin 1867’ye kadar kullanılmasına ses çıkarmamış resmi kayıtlarında kullanmıştır.
Diyarbakır; Bekir'in memleketi anlamına gelir. Bunun nedeni de Bekir bin Va'il adlı Arap göçebe boyunun buraya yerleşmiş olmasından kaynaklanır. Diyarbakır'ın eski adı Amid veya Amed'dir. Gelen veya bizim anlamına gelir. Dede Korkut kitabında Amid'e Hamid de denilmiştir. Bazıları A- Med – Med’in ki anlamında da kullanmıştır Doğrusunu Allah bilir.

Bizim geleneklerimizde inkar asimülasyon ve despotluk olmadığı için tarihi süreç içerisinde belli bir anlam ile anlamlanmış yöre isimlerini değiştirip yerine yeni uyduruk adlar koymayı uygun görmüyoruz. Bölgede Ermenice, Süryanice vb. birçok isim vardır ve halk arasında da hala kullanılmaktadır.
Bu durum en azından yurtlarından sürülen bu mazlum halkların tarihi mirasına duyulan bir saygıdır.
Eğer Ermenilerin Hıristiyan olmasından dolayı onlara karşı bir kin ve nefret duygusuna kapılmamızı bekliyorsan avucunu yalarsın. Bizim hususi hiçbir kavme ve millete düşmanlığımız yoktur. İtihat Teraki (İ.T) vb cemiyetlerin günahlarına ortak olmamızı bekliyorsanız yine en azından bizim savunduğumuz düşünceyi yeterince tanımıyorsun demektir.
Allah u Teala buyuruyor: “Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (5/8)
İkinci husus İslam ele geçiridği bütün memleketlerin ismini değiştirmemiştir. Şam, Mekke, Fars, Azerbeycan, vb isimler İslam öncesi de sonrasında da varlığını devam ettirmiştir. İslam coğrafyasında böyle yer isimlerinin sayıları sayılamıyacak kadar çoktur.
Ne zamanki kafatasçı despot insanlar bu coğrafyaya hükmettiler o zaman bu sorunlar meydana geldi.
Ermenistan, Kürdistan, Lazistan v.b isimler Osmanlıda kullanılmış bir çok resmi kayıta geçmiştir.
Kanuninin Fransuvaya yazdığı meşhur mektupta bu isimler geçmektedir. Osmanlı da bir vilayetin ismi de kurdistan dır.
 
YÜKSEL COŞKUN 10-02-2009, 19:13:08
Adı Asil ama yazdıkları şüpheli Beyefendiye:
Bir Kürdistan tarifi yapmışsın ki tek kelimeyle gel keyfim gel. Bir Maşallahı eksik. Bilesiniz ki Öyle Bedirhanı takıben üç beş manyağın bastırmış olduğu "Kürdistan Madalyası" ile Kürdistan kurulmaz. Bir Osmanlı Haritasından söz etmişsin ki oda evlere şenlik. ben size daha eski bir haritayı hatırlatayım ama bu harita Fasrların Doğu Anadoludaki satraplıkları, İskenderilerin Kisenofları ve hatta Urartların haritaları kadar değer taşır. 1878 Berlin anlaşmasına tekaddüm eden dönemde, sonraları Vilayeti Sitte olarak adlandırılan Doğu Anadoluya yönelik Rus-İngiltere destekli Ermeni tehdidine karşı akılsız Osmanlı yöneticileri bir çeşit tedbir olsun diyeo döneme kadar Ermenistan diye adlandırdıkları Doğu Anadoluyu Kürdistan adiye adlandırmışlar buna göre haritalar da düzenlemeişlerdir.
İki bakımdan bu haritalar fasafisodur. Birincisi madem burası Kürdistandı da niye Berlin anlaşması dönemine kadar burasını Osmanlı Devlet ricali Ermenistan diye adlandırmıştır? Osmanlıların kuruluşundan başlayarak 550 yıl bu Kürdistan adı niye tehir edilmiştir de Ermenistan denilmiştir? Osmanlı Hükümet ricali bu kounlarda ne yaptığını bilmez durumdadır. O kadar ki Ermenistan dedikleri bir yeri dup duruken rahatlıkla Kürdistan diye adlandırabilmişlerdir. Sizce bunda bir tutarsızlık yokmudur? Sonra Hükümet kararı ile bir yer Kürdistan oluyorsa daha sonra başka bir Hükümet kararı ile de pekala aynı yer Kürdistan olmaktan çıkar. Ancak sizler, hayır Kürdistan ilan eden kararlar geçerlidir ama Kürdistan olmaktan çıkaran kararlar sayılmaz derseniz ki aslında açıklamalarınız bu anlayışın sonucudur bu daha çok sizin özel bir sorununuz olarak görünmektedir. tarih bilimi böyle özel sorunlarla yol almaz ve konularını ele almaz.
Daha Osmanlı döneminde 1847'de kurulduğu ilan edilen Kürdistan Eyaleti bu günkü adları ile Diyarbakır_Muş-Van-Hakkari--Cizre ve Mardini kapsarken 1860'larda bu Eyalet ortadan kalkmıştır. Aslında Osmanlılar böylesi isimleri rahatlıkla kullanırlardı. Hatırlayınız ki 100 yıl önce İstanbulda basılan kitapların üzerine bile İstanbul yerine Konstantin adını yazarlardı. Hatta Abdülhamid döneminde basılan altınların üzerine bile İstanbul yerine Konstantin adı yazılabilmiştir. Osmanlıların bazı isimlendirmelere karşı gösterdikleri rahatlığın yanında bu konularda sağlam ciddiye alınabilecek bir siyasetlerini de olmadığını göstermektedir.
İkinci olarak Kürtlerin sayısı nasıl açık arttırma ile sürekli abartılı rakamlarla büyütülmekte ise Kürdistan sınırları da aynen öyle açık arttırma ile sürekli genişletilmektedir. Hatırlayınız ki 1919'da Pariste Ermeni Nubar Paşa ile Kürt Naşerif Paşa arasında Ermeniler ve Kürtler için bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşma ise Sevr'in temelini oluşturmuştur. Buna göre Hakkari/Siirt/Batman/Şırnak ve Mardini de içine alan ve bu illerin güneyinde kalan bu günkü Kuzey Irak Kürdistandır ama bu illerin kuzeyinde kalan bütün Doğu Anadolu ise Ermenistandır. 1947'lerde ise bir grup Kürt ırkçısı haritanın önünde uzun süre oturarark denizi olmayan ülke mi olur diye Naşerif Paşanın Kürdistan sınırlarını Doğu Akdenize kadar genişletmişlerdir. Ve bu haritalarını da Birleşmiş Milletlere teslim etişlerdir. Sizce bütün bunlar akıllı insanların yapacakları işler mdir? Adını andığımız anmadığımız bütün bu illeri Bizansantan Ermenilerden fetheden Türkler nerede onlar ne diyor? Elbette sizler için Türklerin ne istediğinin hiç bir önemi yoktur! Ama Haçlı seferlerinden beri Türklerin ne istediğini önemsemeyen ve bu raları ele geçimek için e kadar saldırı oldu doğudan batıdan? O saldırganlar nerede şimdi? Ama Türkler yine bu topraklar üzerindeler. Sonra her topluluk ötekinin aleyhine birleşmeye ve sınırlarını genişletmeye çalışırsa ortaya çıkacak kyametten kim ne elde eder? Başkalarının isteği ve birleşmesi ırkçılıktır/faşistliktir yalnızca buna Kürtlerin hakkı vardır anlamına gelecek iddialar hangi akıl ve vicdan razı olabilir? Hatırlayını zki yüz yıl önce bütün batının desteğini alarak sınırtanımayan bir saldırganlıkla sağa sola saldıran Ermenilere, bunları yapmayın bir gün gelir bir varmış bir yokmuş olursunuz denilseydi muhtemelen Ermeniler bu uyarıyı ciddiye almaz ve gülerek karşılarlardı. Amabakınız şimdi Ermeniler o bölgede bir varmış bir yokmuş durumuna gelmişlerdir. Ancak tarih ibret alanlar için öğreticiidir. Faydalıdır. Böyle uyduruk tarih tellakileri ile imse bir şey kazanamz. Bence sizlerin bu yersiz takıntıları sadece Kürtleri, Türk-Arap ve Fars komşuları ile sorunlu eden ama İsraille ve ABD ile işbirlikçisi eder duruma getirmeketdir. Ancak ABD giderse halleri ne olur onuda düşünmek lazım değil mi? Irakta ABD'liler gitmesin diye en çok Talabani feryar etmekte değil midir? Niçin acaba? Çünkü o cahş, ABD'nin gitmesi halinde başına neler geleceğini az çok anlamaktadır. Vesselam.
 
asil 09-02-2009, 23:01:34
Yüksel Coşkun Kürdistan denilen yeri merak ediyor. Açıklıyorum( Gerçi Zülfikâr Furkan son yazısında değinmiş ama...) Kürdistan, Kafkaslar'ın güneyi ve Orta Doğu'da, Türkiye, Irak, İran, Suriye, Ermenistan ve Azerbaycan ülkelerine ait toprakların bir kısmını kapsayan, çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı coğrafi bir bölgedir.Osmanlı döneminde "Kürdistan" kelimesi, Kürtlerin bulunduğu bölgeleri (sınırları belirsiz biçimde) nitelendirmek için resmi düzeyde kullanılıyordu. Örneğin, 1847 yılındaki Bedirhan isyanının bastırılmasında yararlık gösterenler için ihdas edilen madalya ''Kürdistan Madalyası'' adını taşımaktadır. II. Abdülhamit döneminde basılmış Osmanlı Devleti'nin Ortadoğu'daki topraklarını gösteren harita (1893); haritanın tam ortasında کردستان (Kürdistan) kelimesi bulunmaktadır.Hatta daha da açıklayıcı olsu diye şunlarıda eklemekte fayda var.Türkiye’nin İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu’daki 27 ili Kürdistan sınırları içinde kalıyor.
 
YÜKSEL COŞKUN 09-02-2009, 21:02:46
Önce saygılı ol. Ben saçmalamam ve sayıklamam. Beni karıştırmayınız. İspatlayamayacağım sözleri yazmam. Size de öyle olmanızı hatırlatmak isterim. Ezberlediğiniz yanlış cümleleri tekrar etmeyiniz. Kürtlerin tarihi öyle beş bin yıldır falan bilinmez. Bunu bir daha söyleyerek bu konulara ne kadar uzak olduğunuzu ortaya koymayınız. Her ne kadar Abdülmelik Fırat ve İsmail beşikçi gibiler söylerse de bunlar siyasal amaçlarla propaganda için söylenmiş nakaratlardır ve bilimsel bir değer taşımazlar. Sorum gayet açıktır. Amed denilen yer neresi? Amed hangi dileden? Araplar Hz. Ömer döneminde "Amed"e geldiklerinde niye Kürtlerle değil de Ermenilerle karşılaştılar? Niçin Amed adı yerine Araplar Bilad-ı Bekr/Diyar-ı Bekr adını verdiler? Şimdi birileri bu Arap fethinden 1350 yıl sonra, Arapların kullandığı isim yerine Ermenilerin kullandığı Amedi tercih ederek endilerine soyadı yaparak hangi menzile varmak istemektedirler? Bu sorunun cevabı ezberrinizdeki yanlış nkaratların tekrarı ile olmaz Sayın Yoldaş veya Arkadaş bey?
Fikri bey de cevap verecek cesaret yoksa ki öyle anlaşılıyor buyurunuz bu sorulara siz cevap veriniz? Kürdistan dediğiniz yer neresidir, sınırlarını açıklayabilir misiniz? Kürtler burayı kimden nasıl ne zaman ne şekilde alarak Kürdistan yapmışlardır? Hani sizler hem İslam tarihini hem de Kürt tarihini bildiğinizi benim ise bilmediğimi iddia ediyorsunuz ya işte o engin bilgilerinizi bekliyorum. Cevap veremeyeceğinizi bilerek bekliyorum. Amedli Fikri beyden de yardım alabilirsiniz. Ama cevap vermemezseniz ki öyle olacak dişe dokunur bir cevap vermeniz tutumunuz ve ezberleriniz itibarı ile mümkün görünmemektedir. O takdirde benim sizlere vereceğim cevabım olacaktır. Nezaket ve saygı kişinin değerini arttırır. Aksi ise kişiyi küçültür sayın Yoldaş ve de Arkadaş bey. Vesselam.
 
heval 09-02-2009, 00:33:00
yüksel coskun sacmalamis. kürt tarihini okusun. onu okumuyorsa islam tarihin okusun. hz. omer1400 yil once vardi kurdistan ve kurtler ise bilinen yakin tarihi ile 5000 yildir ordalar. ama 10000 yildir kurdistanin kurtlere ait oldugu biliniyor. hz. nuhun cocuklariyiz biz.
 
Xani 03-02-2009, 20:09:41
Sevgili kardeşim Fikri, Yüksel COŞKUN kardeşime bir cevap verir misin bilmem ama Türkmenlerden daha çok Kürdün yaşadığı Kerkük kenti bazılarına göre nasıl ve hangi ölçüye göre Türkmen kenti Kerkük oluyorya, işte o ölçüden daha sağlam bir ölçü ile Kürt illeri denen bölgeler Kürt illeri olarak adlandırılıyor. Kürdistanın başkenti olan Amed, Amid, Diyarı Bekir veya Diyarbakır içinde geçerlidir bu. Sosyolojik olarak bir yer kimlerin himayesinde ise onların rengini taşır ve onların olur. Bu bölge tarihten beri Ermenilerin ve Kürtlerin olmuştur, daha Türkler Orta Asyada iken diğer halklar burada idi.
Cumhuriyet dönemine girişle Ermeniler Türklerin ve Kürtlerin iş birliği ile çıkarılırken daha sonra Türkler Kürtleri bir diktatör yönetimle çıkarmaktan daha beter bir hayata mahkum etmiştir... Mesele uzundur tabi ama şimdilik bu kadar yeter. Allaha yakın olun...
 
YÜKSEL COŞKUN 02-02-2009, 09:38:37
Fikri Bey,
Soyadı yerine kullnadığınız "Amedi" kelimesi hangö kökten türemiştir? Muhtemelen Amid'den. Amid ise daha Kürtler bile gelmemişken, Amidi bilmemişken Hz. Ömer döneminde gelip orayı fetheden Araplar orayı Bilad-ı Bekr/Diyarı Bekr diye adlandırdılar. Daha sonra bu Diyarbakır oldu. Hz. Ömer döneminde Müslüman Araplar Amid'i kimlerden fethettiler? Ermenilerden. Yani Ermeniler bu adı kullanıyorlardı. Siz şimdi binlerce yıldır Müslüman Araplar, Türkler ve Kürtler tarafından kullanılan Diyarıbekr/diyarbakır yerine Amid (biraz bozulmuş değişmiş şekliyle Amd) diyerek hatta bunu da isim olarak benimseyerek ne anlatmak ne yapmak istiyorsunuz? Kürt illeri dediğini neresidir ve niye oraları Kürt illeri diye adlandırıyorsunuz? Her halde bunun siyasi sosyal ve tarihi gerekçeleri vardır ve onları paylaşmanızı bizleri bu konuda tenvir etmenizi bekliyorum. Vesselam
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 08/05/2012 - 09:18 İslami Hareket ve Problemlerimiz
8 10/04/2012 - 22:50 Dava Kardeşliği
8 30/03/2012 - 11:26 Dava Adamı
8 19/03/2012 - 20:25 Kürdlere Yönelik Linç Girişimleri
8 27/02/2012 - 21:28 Müslüman Şikayet Eden Değil, Kendini Değiştirip Yenileyendir
8 13/02/2012 - 18:45 Özeleştiri Yaparak İlerlemek
8 02/02/2012 - 08:39 Eleştiri Hastalığı
8 19/01/2012 - 09:12 Kürtçülük ve Yurtseverlik Suçlamaları
8 30/12/2011 - 08:26 Ustalık Dönemi Bakanı
8 20/11/2011 - 11:25 Davet Yolunda Amaç ve Hedef Sahibi Olmak
8 21/08/2011 - 01:54 Davet Yolunda Plan ve Program Yapmanın Önemi -3
8 17/04/2011 - 11:03 Davet Yolunda Bela ve Musibetlere Sabır
8 02/02/2011 - 19:10 Davet Yolunda Bela ve Musibetlerle İmtihan
8 26/11/2010 - 12:19 LAİK REJİMİN İMAN VE İRŞAT ERLERİ!
8 07/11/2010 - 13:50 ATEŞKES SÜRECİ VE BU SÜRECİ BEKLEYEN TEHLİKLER
8 23/08/2010 - 22:05 BİRAZCIK EVET
8 09/05/2010 - 22:54 BDP ERGENEKON EL ELE
8 28/08/2009 - 00:00 MUHATAP KÎM OLACAK
8 13/08/2009 - 09:43 GERÇEKTEN ÇÖZÜM İSLAMDA MIDIR?
8 01/02/2009 - 23:16 Jitem-Korucu-İtirafçı Üçgeninde Kürt Coğrafyası
8 11/12/2008 - 12:00 Alevîlik ve Kemalizm İlişkisi
8 26/10/2008 - 16:25 ÖCALAN’IN PKK’SI KİME HİZMET EDİYOR?
8 01/10/2008 - 12:07 GÜLEN CEMAATİ VE KÜRT SORUNU
8 06/09/2008 - 17:19 6-7 Eylül Olayları
8 30/05/2008 - 15:48 PROJEYA GAP-Ê Û PIRSGIRÎKA KURD
8 26/03/2008 - 19:01 HALEPÇE KATLÎAMI
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Sayın Savaş'ın önceki yazılarından ''mekkeden bakarak medineyi anlamak ne kadar mümkün'' paylaşımınd...
fatme
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
tam cumhuriyete yakışan bir başlık ancak cumhuriyet gazetesi gibi zihniyetler böyle düşünüyorlar yaw...
peki naşat
Namaz kılan öğrenci hala haber olabiliyor!!! >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com