Taş üstünde taş bırakmayan vampir İsrail’in bombalarının sesi kesileli henüz bir kaç gün oluyor. (çok sürmeyecek bu sessizlik biliyorum!) Günlerce havadan karadan denizden ölüm yağdırdı Müslümanlara… Çocukları yetim bıraktı, ana babaları ise evlat acısıyla yedi bitirdi! Sonra da bir avuç mücahidin karşısında düştüğü alçaltıcı durumdan kurtulmak, yenilgisini gözlerden saklamak ve kaybını örtbas etmek için lütfen ateşkes yaptı. Ancak herkesin malumudur ki İsrail kendi koyduğu kurallara da ihanet edendir. Zaman kazanmak ve zulmünü artırmak için dünyanın gözünü boyamak amacıyla ateşkes yapmıştır.
Kalleş Yahudinin bu taktiği tarih boyunca zuhur etmiş en iğrenç taktiğidir. İnsanlığı toptan yok edecek büyük savaşları çıkarmalarına rağmen, insanca savaşmayı bilmezler. Onlar ancak arkadan hançerlemeyi, vurup- kaçmayı, orantısız güç kullanmayı bilirler. Güç ve üstünlük onlarda olduğunda hiçbir ölçü dinlemeden tüm saldırganlıkları ve kan içici özellikleriyle insanlığa kastederler. Zannedilmesin ki Yahudilerin kini yalnız müslümanadır. Onlar Yahudi soyundan gelmeyen hiç kimseye acımazlar. Günü gelince tüm dünyalıların (yeter ki yahudi olmasın!)ölüm fermanlarını zevkle yazmaktan geri kalmazlar. Onlar topyekûn insanlığın düşmanı ve katilidirler.
Şu yalan, geçici dünyanın geçici zevklerine kendilerini kaptırdıklarından dolayı dünyanın ebedi efendisi olacaklarını vehmediyorlar. Öyle doymaz bir iştihaya sahiplerdir ki, dünyanın varisleri olarak ancak kendilerini görmektedirler. Malik oldukları zenginlikler, dünya piyasalarını ellerinde bulunduruyor olmanın baş döndürücü sarhoşluğunda tüm insanlığın kaderiyle oynayabileceklerini ve ölüm emrinin kendi elleriyle infaz edebileceklerini vehmediyorlar. Doğrusu bu denli büyük bir ego, ancak habis ruhlu yahudide bulunur!
Tarih boyunca sebep oldukları bozgunculuklarında her defasında Hakkın ordusu ve iman erleri tarafından püskürtülmüş olmalarına rağmen hala bir varlık bulacaklarına ihtimal veriyor olmaları da ancak büyük bir aptallığın nişanesi olabilir. Tüm dünyayı sürü gibi gütmek için yaptıkları oyunlar, yazdıkları senaryolar, toplu soykırımlar, katliam ve yok etme üzerine kurulu vahşilikten sonra mutlu bir yaşamın kendileri için nasıl mümkün olacağını neye dayanarak zannediyorlar acaba? Bu tersten işleyen mantığı hangi tarihten veya akıldan almış olabilirler?
Yahudinin en büyük öğretmeni şüphesiz yolundan milim sapmadan gittiği şeytandır! Onlar tarih boyunca hak yolu gösteren tüm peygamberlere karşı çıkmış, kimini öldürmüş, kimini yalanlamış, kimini de alaya alıp küçümsemiştir. Yönelişleriyle hak yoluna talip olmayacaklarını defaatle ispatlamış sonucunda da hem Allah’ın, hem meleklerin, hem de lanet edici olan herkesin lanetini kazanmış mel’un bir güruha dönüşmüşlerdir.
Bugün insanlığın düşmanı ne açlıktır, ne işsizliktir ne küresel ısınma sinyalleridir. Dünya üzerinde refahı, mutluluğu istemeyen, tüm insanlığın sadece kendilerine köle olmasını isteyen, kendilerinden olmayanı insandan bile saymayan, tabiatındaki yok ediciliği ile yahudiler ve onların gayri sahih meşruiyetiyle İsrail devletidir. İnsanlığın en büyük düşmanı Yahudi ve onun tehlikeli, merhamet tanımaz zihniyetidir!
Siyonist zihniyet ve onun vahşi yayılmacılığına şu an için yalnız müslümanlar karşı duruyorlar. Dünyanın geri kalan ülkelerinin(İsrail’e gönüllü kölelik yapanlar hariç) idrakleri ve iradeleri yahudilerin hem maddi, hem de siyasi manipülasyonları ile felç edilmiş olduğundan ancak izlemekle yetiniyorlar! Henüz, Siyonistlerin tüm dünya insanlarına düşman oldukları onlar açısından netleşmemiş olduğundan işgalci, emperyalist ve soykırımcı İsrail Devleti ile olan ilişkilerini yürütebiliyorlar. Ancak hakikatler uzun bir süre saklı kalamayacağından tüm dünyanın bu vahşete bilinçleri uyuşmuş bir şekilde yüzyıllarca ses çıkarmayacağını düşünmek saf dillik olur. Hatta şimdiden Venezüella ve Endonezya bu bilince erişerek İsrail’e karşı duruşu aldılar bile… Tüm dünyanın habis yahudiye karşı uyanacağı zamana çok kalmamıştır Allah’ın izniyle…
Siyonist katillerin tüm dünyaya yönelik habis planları son Gazze saldırıları ile netleşmiştir. Dünyanın sakinleri, insanlıktan nasip almamış bu vampir sürüsünün ne büyük bir bela olarak tüm dünyanın başına sarılmış olduğunu fark ettikleri gün İsrail’in sonu gelmiş demektir. Yahudinin maskesini sıyırmak, gerçekleri dünyanın gündemine koymak ve tabiri caizse yahudiye öldürücü vuruşu yapmak da Müslümanlara düşecektir. Resulullah’ın (s.a.v)kutsi bir hadisinde “müslümanlar ile Yahudiler birbirleriyle kapışmadıkça kıyamet kopmaz!” dediği buyrulur. Demek ki dünyayı Yahudi pisliğinden temizlemek müslümanın görevidir. Sadece biraz daha mühlet veriliyor o zalim güruha… Tüm dünyaya nemenem bir kan içici olduğuna dair su götürmez gerçekler ortaya çıksın, zulümlerinde boğulsun ve öne sürecek bir mazeretleri kalmasın diye biraz daha mühlet verilmiştir.
Tüm bunların olması zor, hatta kimi bahtsızlara göre bu hiç olacak iş değil gibi görünse de imkânsız değildir. Yeter ki iman erleri yetişsin ve sorumluluklarının gereğini yapsın. Yalnız şu yanlış anlamayı ortadan kaldırmak gerekmektedir. Yahudilerle olacak savaş Arap-Yahudi savaşı olmayacaktır! Her ne kadar halkları müslüman da olsalar Arap rejimleri Yahudinin korktuğu kesim değildir. Yahudinin tir tir titreyerek beklediği ordu pek tabii ki Muhammed’in(s.a.v) ordusudur. Muhammed ordusunun ayak seslerini gafil müslümandan daha çok yahudi duymakta ki zulümlerini böyle katmerleştirdi! Ancak bu gidişat kendi sonunu getirecektir hiç şüphe yok. Zulümle abad olunmaz! Bu böyle biline!
Şimdi müslümanlar olarak vahdeti oluşturacak çok önemli bir ortak payda elimizde. Filistin müşterek bir derdimiz. İlk olarak bu konuda birliğimizi sağlarsak Müslüman halkların önüne dikilen setler, ambargolar, siyasi ve ekonomik engeller bir bir bertaraf edilecektir. Filistin’de şehit olanlar bu süreci başlattılar diğer Müslümanlara düşen ise bu davayı sonuna kadar sürdürmektir. Bir de boykot kozumuz var elimizde… Yeterince bilinçlenip uyguladığımızda Siyonistlerin hayat damarları kesilmiş olacaktır. Kınayıcının kınamasından korkmadan ilahi adaleti insanlığa tekrar sunmak Müslümanların vazifesidir. Dünya İslam’ın aydınlatacağı ufuklara hasret… Dünya Allah yolunda şehit düşmeyi, zillet içinde yaşamaya tercih edecek iman erlerini beklemektedir. O gün çok uzak değildir!