Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

23 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
.: Yazarlar :.
İSLAMİ DURUŞ

- 20/01/2009 - 00:04
Yeryüzü yatağını şeytanımsı renklerle boyayıp bozgunculuk çıkaranlara karşı bir direniş kültürü oluşturma çabası, İslami biçimlenmenin varlık gerekçesidir.

İnsanlık tarihiyle yaşıt olan İslami söylem ve eylemler yaşam anaforunun çıkmaz sokaklarındaki bulanık havaya karşın hareketli bir mekanizma işlevine sahiptir. Dönüştürme üzerine kurulu olan bu düzenek, aşırılıklardan uzak bir metotla ve mantık ilkeleri çerçevesinde hayatın tüm kategorilerine müdahale ederek, âlemşümul bir duruş tarzı ortaya koymaya çalışır.

İlk insan ve ilk peygamber olan Adem(a.s.)’la başlayıp son peygamber olan Hz. Muhammed’le tekâmüle ulaşan bu din, kan bağının ötesine uzanıp inanç bağını merkezine alan yüce bir dindir. Fiziki yakınlığın ikinci plana itilerek, ruhi yakınlığın ön plana çıkışının en büyük göstergesi ise, bu dinin asli taşıyıcıları olan peygamberlerin örnek yaşantılarında gözlemlenebilmektedir. Nuh peygamberin oğluyla, İbrahim peygamberin babasıyla, Lut peygamberin eşiyle ve Hz. Muhammed’in amcasıyla olan sürtüşmelerinin temel sebebi, zihin tasavvurlarının iki zıt açılıma sahip olmasındandı. Aynı çatı altında yaşamalarına rağmen, aynı havayı teneffüs etmelerine rağmen birbirlerine dipsiz bir kuyu mesafesi kadar uzak durma edimi, dini paradigmanın inançsal boyuttaki keskinliğine işarettir. Mahallilik sınırlarının aşılarak evrensel ölçekte düşünce, duygu ve davranış birlikteliğinin sağlanması her bir Müslüman ferdi aidiyet noktasında yalnızlıktan kurtarıp, kolektif bir yapıya büründürmüştür. Sevincin ve acının küresel boyuttaki bu müşterekliğiyle orantılı olarak ortak bir eylem dili vücuda getirilir. Yakının uzaklaştığı, uzağın ise yakınlaştığı bu tür devinim anlarında inançlı insanlar kozmik düzenin büyüleyici ahengiyle orantılı olarak kendilerini kâinatın önemli bir parçası olarak görmeye başlarlar. Böylelikle çokluktan ibaret olan yeryüzü yatağıyla muazzam nitelikteki gökyüzü dergâhı arasında sıkı bir bağ kurulur.

İçinden çıktıkları toplumun cahili değerlerine karşı tavizsiz bir duruş sergileyen İslami değerler dizgesi, sosyal bazda kamplaşmanın zeminini oluşturur. Hak ve batıl kategorilerinin idealize edilmesiyle yadsınamayacak bir boyuta ulaşan bu sivrileşme durumu, var olan bağları iyice gevşeterek yok edici bir mekanizmaya dönüşür. Peygamberlerin gönderildiği kavimlerin ard arda helak edilmesi bu mekanizmanın ne kadar işlek bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Aynileşme yerine farklılaşmanın, birleşme yerine çatışmanın evrenin işleyişini daimi kıldığını ifade eden yüce yaratıcı, adeta bu aykırılığın devam etmesini arzulamaktadır. Bireyin kendi benliğinden başlayan iyilik ve kötülük çatışması, bireyler üstü alanlara taşınarak tahammül etme sınırı aşındırılmıştır. Bu dinin merkezinde bulunanların, yardımcı unsur işlevi üstlenen salih nitelikli şahısların tıkanan tahammül gücüne deva olmaya çalışmaları, kendilerindeki ilahi ışığın parıltısı sayesinde mümkün olmuştur.  Fakat bazen, bu ilahi ışıltı, Yunus peygamber örneğinde olduğu gibi sekteye uğramıştır. Bu durum, aşkın iradenin mümin kimseler üzerine yüklemiş olduğu mesuliyetin ağırlığını gösterir. Aynı zamanda mesuliyetin artışıyla paralel olarak dayanma ve sabretme gücünün zorluk derecesi artmıştır.

Yeryüzü yatağını şeytanımsı renklerle boyayıp bozgunculuk çıkaranlara karşı bir direniş kültürü oluşturma çabası, İslami biçimlenmenin varlık gerekçesidir. Genelde tüm dünya müstekbirlerinin, özelde ise iç müstekbirlerin rant sağlama kaygısıyla ve nefsi arzularına uyarak yaptıkları yanlış ve zulüm içerikleri yaptırımlara bir karşı koyuş ve meydan okuyuş özelliğine sahip olan bu din, onurlu ve adaletli bir dünya toplumunun oluşumuna ön ayak olmuş ve olmaya da devam edecektir. Sadakatin ve samimiyetin göstergesi olan bu ayrışma tepkisi, bazen idari ve cezai yaptırımlara, bazen de yaşam arenasında yok olmaya neden olmuştur.  Tüm bu olumsuz söylem ve davranışlara karşın, hakkı savunmaktan bir an olsun geri durmayan bu yüce dinin aziz mensupları, tarihin kanla yazılmış kıpkızıl sayfalarından günümüze taşan ve yürüyen bir ruh fonksiyonuna bürünen birer yıldız olmuşlardır. “Cihadın en faziletlisi zalim hükümdar önünde hakkı söylemektir” diyen bu kutlu yolun önderi de, eylemsel bir tavır takınmayı teşvik ederek izzetli bir yaşam tarzının önemine işaret etmiştir. Böylelikle alçalma ile yücelme ikileminde, yücelme tercih edilerek insan oluşun taşıdığı mananın net bir şekilde açılımı vücuda getirilmiştir.

 İslam, sadece haksızlığa uğramış olan dindaşlarına el uzatmayı gerektirmez; aynı zamanda kafa ve yürek birlikteliğine sahip olmadığı; ama aynı insanlık dışı muameleye maruz kalan her türlü farklı kimlik ve düşünce mağdurlarına da el uzatmayı gerektirir. “Mazlumun dini sorulmaz” hadisi gereği, 21. Yüzyılın eşiğinde yaşadığımız şu günlerde, işgal altında bulunan; Kürdistan, Filistin, Çeçenistan, Afganistan, Irak gibi İslam topraklarında uygulanan vahşi uygulamalara karşı çıkış ne kadar sertse, sömürgeleştirilmiş ve kendilerine yanancılaştırılmış Afrika uluslarının içinde bulunduğu içler acısı duruma karşı da aynı sertlikte tepkisini ortaya koyabilmelidir. Bunu yapabildiği sürece, çifte standartçı bir tutuma karşı evrensel temelde ulvi bir mesaja sahip olduğunu kanıtlamış olur. Fakat ne yazık ki, iç çekişmeler, kısır tartışmalar, ego marazlığı gibi olumsuzluklar onların kendi burunlarının ucundaki insanlık dışı yaptırımlara karşı bile sağlıklı ve kesin bir çözüm üretmelerini engellemektedir. Bu durum olması gereken ile olan durum arasındaki farkın büyüklüğünü göstermekle beraber, içsel çürümenin insanlığa örnek olmak amacıyla gönderilmiş bulunan İslam dinine vermiş olduğu büyük zarara da işaret etmektedir.

İslami doktrin, sadist nitelikli kan emicilere karşı üç boyutlu bir direniş çağrısında bulunmaktadır. Peygamber efendimizin “Sizler bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltin; elinizle düzeltemiyorsanız dilinizle, bunu da yapamıyorsanız kalbinizle buğzedin” hadisi de sürekli karşı karşıya kalınan ve yüreklerde hissedilen çirkin konuşmalara ve eylemlere karşı takınılması gereken tavra yönelik dindarları bilgilendirmektedir. Bu hadiste dikkati çeken en önemli husus, bütüncül bir ideoloji özelliğine sahip olan İslam’ın sürekli devingen bir karaktere tekâbül etme uğraşı içinde oluşudur. Kendisinde potansiyel olarak bulunan müdahale etme güdüsü ve bu fiil sonucunda müdahaleye maruz kalma durumu, tarihi süreç ile birlikte analiz edildiğinde görülecektir ki, İslami duruş, kalp ile nefret etmeden dil ile uyarıya, oradan da el ile müdahaleye doğru bir seyir izlemiştir. Yani gücün artışıyla paralel olarak takip edilen yol şekil değiştirerek daha da sertleşmiştir. Ayrıca her üç metodu hiyerarşik bir yapılanma şeklinde irdelersek, en tepede elsel tepkinin olduğunu ve bu tepkinin diğer iki metodu içinde barındıran evrensel bir küme olduğunu görürüz. İkinci sırada bulunan dil ile ikaz ise, kalbi rahatsızlığı içinde barındıran ikincil ebatta bir kapsayıcılığa sahiptir. Son sırada bulunan içsel nefret ise, kendisi ile sınırlı olan düşük kaliteli bir tepkidir. Bu hadisin pratiğe aktarımında ise, tolu durumun  pek de etkili olmadığını ve o an mümin kişinin içinde bulunduğu psikolojik duruma göre değişiklik gösterdiğini, tarihin dalgalı ve titrek sayfalarında müşahede etmekteyiz.

Zamanın durmaz akışının dayatmasıyla değişen konjonktürel şartlara uygun olarak, kendini yenileme ve varlık platformunda sorumluluk üstlenebilme endişesi İslami duruşun olmazsa olmaz özellikleri arasındadır. Yeni koşullara uyarlama şeklinde özetleyebileceğimiz yenileme eylemi, geleneksel süreçten modernite sürecine geçişi temsil ettiğinden dolayı, çoğu zaman sancılı bir rotada yol almaktadır. Bir yandan geçmişe duyulan özlem, bir yandan da geleceğe duyulan umut Müslüman bireyin zihnini iki parçaya ayırarak, dengesiz teoriler ve davranışlar ortaya koymasına yol açabilmektedir. Kendini güvenceye alacak kadar gelenekçi, varlığını belli edecek kadar da yenilikçi bir tavır takınmaya çalışma ise, iki dünya arasına sıkışmış olan bilinç burkulmalarına geniş ölçekli olmasa da bir çözüm yolu sunmaktadır. Buna mukabil Dostoyevski’nin “Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur” sözü, inançlı bireylerin kendi mücadelelerinde izlemeleri gereken nazariyenin alt yapısını oluşturabilecek niteliğe sahiptir. Bu sözden hareketle, sorumluluğun sadece canlı varlıklara karşı değil, aynı zamanda cansız varlıklara karşı da yapılması gerektiği sonucuna varılır. Mümin bireylerin kâinatta bulunan her türlü varlığın hakkını verebilme gibi ağır bir yükümlülüğün altında bulunmaları aynı zamanda onların olgun bir kişiliğe sahip olmalarını sağlamıştır.

Realite ve idealite arasında ilahi çizginin sınırlarını gözeterek yarınlara umut bahşetme mücadelesi veren inançlı bireyler, zikzaklarla örülü yaşam ağının kompleks yapısına karşı dinamik bir duruş sergilemenin bilinciyle yaşamlarını kanalize ederler. Böylelikle nasıl ve niçin sualleriyle boğuşmaktan yorulan bireylere bir iksir kaynağı olmayı başararak özlerini gürleştirirler.


675

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 30/04/2012 - 14:20 Günah ve Tövbe
8 31/03/2012 - 17:08 Öfkenin Teorik ve Pratik Açılımı
8 27/02/2012 - 21:09 Eski İslamcılık Sendromu
8 25/01/2012 - 20:15 Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
8 18/12/2011 - 19:50 Din Siyaset İlişkisinin Kuzey Kürdistan'a Yansıması
8 31/10/2011 - 17:03 Dava Adamı Olmak
8 28/09/2011 - 16:22 Hayal ve Hakikat
8 26/08/2011 - 18:38 Kürdistan'da Dindar Olmak
8 27/07/2011 - 23:02 Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği 
8 30/06/2011 - 16:40 Cemaat ve Parti
8 20/05/2011 - 09:24 Şehit Orhan Korkmaz
8 17/04/2011 - 16:44 İtaat ve Başkaldırı
8 08/03/2011 - 15:17 Zalim Mazlum İlişkisi Çerçevesinde Kürdistan Meselesi
8 31/01/2011 - 17:19 HAZRETİ MUHAMMED 
8 21/12/2010 - 10:44 Kuzay Kürdistan'da İslami Mücadele Metodu
8 01/11/2010 - 11:02 BEN VE ÖTEKİ 
8 16/10/2010 - 20:49 PKK VE KÜRT İSLAMCILARI
8 28/08/2010 - 00:02 ANAYASA REFERANDUMU KARŞISINDA İSLAMİ KESİMİN TAVRI
8 07/08/2010 - 21:38 KÜRT İSLAMCILARI İLE TÜRK İSLAMCILARININ İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
8 12/07/2010 - 17:20 RADİKAL İSLAM’IN HANDİKAPLARI
8 14/06/2010 - 23:44 GAZZE YARDIM GEMİSİ’NDEN AKLA TAKILAN ŞÜPHELER
8 01/06/2010 - 08:22 EĞİTİMSİZ ÖĞRETİM
8 02/05/2010 - 17:40 FUTBOL KÜLTÜ
8 28/03/2010 - 21:07 KÜRT MİLLİ KÜLTÜRÜ
8 28/02/2010 - 21:56 KÜRDİSTAN’DA AHLAKİ YOZLAŞMA
8 22/07/2009 - 18:47 ÖLÜM GERÇEĞİ
8 25/06/2009 - 17:45 PEYGAMBERLERİN MİSYONU
8 26/05/2009 - 16:34 İŞBİRLİKÇİ KÜRT VE ÖZGÜR KÜRT
8 27/04/2009 - 16:30 TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
8 07/04/2009 - 11:28 İKTİDAR TUTKUSU
8 08/03/2009 - 14:38 AŞKIN BÜYÜLÜ HAVASI
8 11/02/2009 - 09:05 PKK’NİN TEORİK AÇIDAN ÇÖZÜLÜŞÜ
8 20/01/2009 - 00:04 İSLAMİ DURUŞ
8 16/12/2008 - 20:52 UMUTSUZLUĞUN PENÇESİNDE KIVRANIRKEN
8 22/11/2008 - 17:12 DİN VE AHLAK
8 27/10/2008 - 22:19 ŞİDDET VE MERHAMET İKİLEMİNDE KÜRT HALKI
8 01/10/2008 - 11:40 Kürd'ün Acınacak Hali
8 05/09/2008 - 17:23 Modern Dönemde Yalnızlık Sorunu
8 19/08/2008 - 18:54 BATI’NIN İSLAM ALGISI
8 04/08/2008 - 00:18 KUR’AN VE İNSAN
8 19/07/2008 - 20:01 KUTSAL KAN
8 03/07/2008 - 04:37 KALABALIKLARIN UĞULTUSU KARŞISINDA BİREYİN İTİLMİŞLİĞİ
8 17/06/2008 - 19:59 SÖMÜRGECİLİĞİN KÜRDİSTAN’DAKİ KAHPE YÜZÜ
8 31/05/2008 - 17:56 İDAAL CEMAAT ÜSTÜNE BİR KESİT
8 15/05/2008 - 19:46 ÖZGÜRLÜK MÜ DEDİNİZ(!)
8 04/05/2008 - 18:29 İNANCIN GÖLGESİNDE
8 16/04/2008 - 00:06 Kürdistan'da Ümmetçilik İllüzyonu
8 29/03/2008 - 10:17 Devlet Ve Düşünce Özgürlüğü
8 28/2/2008 - 10:04 KÜRDİSTAN SORUNU
8 1/2/2008 - 12:02 KANAAT ÜZERİNE
8 3/1/2008 - 11:51 TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
 

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Sayın Savaş'ın önceki yazılarından ''mekkeden bakarak medineyi anlamak ne kadar mümkün'' paylaşımınd...
fatme
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
tam cumhuriyete yakışan bir başlık ancak cumhuriyet gazetesi gibi zihniyetler böyle düşünüyorlar yaw...
peki naşat
Namaz kılan öğrenci hala haber olabiliyor!!! >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com