Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

23 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
Adnan FIRAT ile “Demokratik Özerklik” üzerine
Bu özerklik meselesi bir reflekstir aslında. Refleks derken de Kürt hareketinin silahlı mücadeleyle, Bağımsız Birleşik Kürdistan’la başlayan, daha sonra da objektif şartların da etkisi ile “Demokratik Cumhuriyet” konsepti ile devam edip şimdi de “Özerklik” ile sonuçlanan sürecin tümünden bahsediyoruz.

06/02/2011 - 13:10
1:1 1:1,2 1:1,5
 

Diyarbakır’da sanat sokağındayız. Burası da Diyarbakırlıların uğrak sokaklarından biri. Akşamları sohbet ve muhabbetin bol olduğu yer. Şu günlerde bu sokağın her kafesinde demokratik özerklik konusu tartışılıyor. Konuşuldukça işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Tam da bu noktada Adnan Fırat ile bir araya geldik.  O da genç bir sosyolog. Orta ve yüksek öğrenimini Diyarbakır’da yapmış. Dicle üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra, bölgenin değişik yayın organlarında yazılar yazmış. Şu an felsefenin çeşitli disiplinlerini Kürtçe olarak akademik bir üslup ile yazıp yayına hazırlıyor ve özel sektörde de eğitmen olarak çalışıyor. Diyarbakırlı bir sosyologun gözüyle baktık bu kez demokratik özerkliğe

 -Kamuoyunun tartıştığı demokratik özerklik mevzusundan başlarsak nasıl bir fotoğraf?

Medya, haber üretmek zorunda hissediyor kendini. Haliyle de bunlar bir konuyu tartışmaya açtığında çok önemli bir şeyi önemsiz gibi aktarırılar ya da bunun tersi oluyor. Topluma aktarılan yanlış bir bilinç var. Her şeyi sadece son anıyla değerlendirme hastalığı Türkiye’de çok yaygın. Bir olay olduğunda fotoğrafın en son karesi üzerinde yorum yapıyorlar. Ve her şey filmin son sahnesi üzerinden yorumlanıyor. Hâlbuki o bir filmidir, kurgusu, geçmişi, alt yapısı vs. vardır. Türkiye’de bu işin alt yapısını bilen zaten çok az. O yüzden de kamuoyunda yanlış biliniyor. Alakasız şeyler çıkabiliyor. Bu özerkliği de bir son sahne olarak değil de bunun başlangıcı, sosyolojik, tarihsel, psikolojik koşullara gönderme yapılması gerektiği gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Bu özerklik meselesi bir reflekstir aslında. Refleks derken de Kürt hareketinin silahlı mücadeleyle, Bağımsız Birleşik Kürdistan’la başlayan, daha sonra da objektif şartların da etkisi ile “Demokratik Cumhuriyet” konsepti ile devam edip şimdi de “Özerklik” ile sonuçlanan sürecin tümünden bahsediyoruz. Yani bugünü bütün bu sürecin bir ürünü olarak okumak gerekiyor. Yani sürecin üç ana stratejisi oldu: Birincisi bağımsız Kürdistan amacıyla silahlı halk ayaklanması, ikincisimadem ki cumhuriyeti beraber var ettik (beraber kurmadık ama şartlarını beraber var ettik) o zaman 80 yıl önce ihmal ettiğimiz şeyi yapalım; beraber kuralım.” Bu strateji karşılıklı anlaşmayı gerektiriyordu ve herhangi bir olumlu reaksiyon olamayınca üçüncü strateji gelişti; “beraber olamayacaksa kendimiz çözümü geliştireceğiz” anlamına gelecek Özerklik.

Bütün bu süreçler boyunca sürekli saldırı ve operasyonlara devam edildi, AKP’yle gelinen süreçte sadece TRT Şeş’i(miz) var. TRT Şeş’le birlikte insanlar “biz bu kadar mücadeleyi, akşamları sadece Tv’de Kürtçe ağıt yakmak için yapmadık,” diyorlar, mesela Mahsun Kırmızıgül’ün Kürtçe konuşan tiplerini her gün dinlemek için bu mücadele verilmedi diyorlar, haklılar da.

 -Peki, bir algı sorunu mu var?

Türkler’in bize karşı algısını yıkmamız neredeyse mümkün değil, çünkü her gün bunu yaşıyoruz, her medyada. Düşün ki sen buna tanık oluyorsun, her gün bir yanlışa, bir ön yargıya tanık oluyorsun. Başbakan’dan sokaktan adama kadar.  Tayyip Erdoğan iki dilli eğitime “bu bir vatana ihanettir” dedi… Şimdi Kürtçe eğitime vatana ihanet gözüyle bakan bir insanla, sen neyi çözeceksin? Hangi sorunu çözeceksin? Bu da şu refleksi getirdi; kardeşim madem birlikte yapamayacağız biz de elimizden gelen kendi örgütlülüğümüz vasıtasıyla bunu geliştireceğiz… Kendimiz artık çözüm beklemekten ziyade üretme sürecine girdik, deniliyor yani.  Dağdaki kadroda da beklenti var ve bir nevi şöyle diyorlar, “30 yıldır ağır koşularda mücadele ediyorum, bu nereye kadar sürebilir, bir şey yapılacaksa yapılsın. Bir 30 yıl daha mı sürecek?  O zaman bir şey yapılmalı, halk için de uygun bir formül yaratılmalı ve yoğunlaşılmalı. Biz de artık yorulduk.” Bu açık ve net. Pes etme anlamında söylemiyorum, bu yorgunluk olmasaydı özerklik mevzusu da gündeme gelmeyecekti belki.  Demem o ki “demokratik özerklik nereden çıktı, Kürtler nereden üretti” kısmının koca bir geçmişi var.

Şu an görünen manzara Kürtler bir refleks olarak bir nefes alış olarak gündeme getirdiler, kendileri ile alakalı. Devlet de kabul etmiyor. Bu süreç de özellikle 2011 Newrozu’ndan sonra ki süreç ve haziranda ateşkesin bitmesi çok tarihi bir dönüm noktası olacak. Bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir. Ya savaş çok daha fazla şiddetlenecek ya da devlet bakalım bu adamlar ne yapacak diyecek, devletin duruşuna bağlı…

-Özerklik mevzusunda herkesin kafası karışık ama…

Demokratik özerklik konusunda Türkiye ve Kürdistan’da kafası net olan kimse yok. Abdullah Öcalan da dahil… Zaten öyle de olması gerekiyor..  Niye yok, çünkü biz dünyada denememiş bir şeyden söz ediyoruz.

 -Ama dünyadaki modeller örnek gösteriliyor…

Şöyle, merkezi anlaşmaya dayanmayan bir özerklikten söz ediyoruz. Yani Selahattin Demirtaş’ın sözlerini hatırlayın, “anayasayı değiştirseniz de değiştirmesiniz de, kabul etseniz de etmesiniz de biz demokratik özerkliği hayata geçireceğiz.”  Bu zaten onun konseptini belirliyor. Esasen bu konsepti ilk gündemleştiren Osman Baydemir idi… Dersim’de yaptığı açıklamayı hatırlayın … 

-Perspektifi ya da çerçevesi nedir?

Ana perspektif Kürtler’in iradesinin (dil, kültür, ahlak,), yani zaten var olan iradenin, sosyo-politik meşrutiyet kazanması. Kürtler’in şu dünyada, şu anki pozisyonları onların iradesi ile vaki olmuş değildir. Parçalanma süreçlerinden bugüne kadar Kürtler’e uygulananlarda Kürtlerin imzası, rızası ve iradesi yoktur, hepsi Kürtlere rağmen yapılmıştır. Bu durum baştan aşağı Kürtler’de çok derin bir duygu yaratmıştır: Kürdün kendi siyasal ikbali hakkında söz sahibi olması büyük bir suç ve hata!… ” Benim kendi ikbalim hakkında söz sahibi olmam neredeyse imkânsız” duygusu dünyadaki bütün Kürtler’de vardır. Ne kadar asimile olursa olsunlar bir tarafında bu duygu vardır. Bu anlamda demokratik özerklik Kürtler’in kendilerini yönetme iradesidir. Bu da alsında bir tür reflekstir.

Bütün Kürtler ezildiğini ve hiçe sayıldığını bilir, itiraf eder ya da etmez, itiraf etmeyenlerde bu hata başkadır, ya bunu bilinçaltına atmıştır, bu çatışmayı yaşamak istememiştir ya da günün gereği olarak söylüyordur. Bu, onun yaşadığı bilinç yarılmasından kaynaklıdır.

Bu çelişki ve yarılmışlık hissi bilinç altına itmeye, görmezden gelmeye yol açıyor.

-Aslında bu tartışma da çok uzun yıllara dayalı bir tartışma değil mi? Ama hala özerklik nedir sorusunun yanıtı yok…

Kürt hareketinde uzun zamandır tartışılıyor. Kandilde tartışıldı, Diyarbakır’da tartışıldı, İmralı görüşmelerinde de… Kürt hareketinin sadece gündemleşmesi süreci bile uzun bir sürece yayıldı. Bunu pratize etmek bir belki 10 yıla yayılır. Özerklik denilen şey nedir sorusuna belki 10 yıl sonra cevap verebiliriz… Zaten ben de özerklik ile ilgili sadece teoride öngörülenlerden bahsediyorum, pratikte neler yapılacak, neler edilecek, pratik teoriye ne kadar uyacak, bunu hiç kimse bilmiyor.

-İktidar Kürtler için bir takım açılımlarda bulundu, yok saydığı bir halka “aslında varsın” dedi ve resmi ideolojide de kabul gördü…

Devletin Kürt algısı da gelişip değişti. 90’lı yıllara kadar Kürtler hem isim hem de cisim olarak yoktular. 90’lı yıllardan sonra bazı insanlar dağa çıkıp bir şeyler yapınca veya Irak sınırına yığılınca “Kürtler” dediler, göçmenler gelince falan Kürt kelimesi telaffuz edilmeye başlandı.1990 yılıydı sanırım, bir gazetede Kürt kelimesini görünce duygulanmış ve ağlamıştım. Daha çocuktum ama o küpürü yırtıp günlerce cebimde taşımıştım. Çünkü sen yok sayılıyordun ve senin yaşadığın hayatın, var oluşun yoktu. Ve yok sayıldığın bir şeyi var diye görüyorsun. Kürt realitesi kabul edildi, kabul edildikten sonra Kürtler içerik olarak yine yok. Yani yok sanılmıyorlardı artık ama yok sayılıyorlardı.  90’lı yılların sonunda ise Kürt olarak varsın, senin müziğin de var, ağıt yakabilirsin, kursta açabilirsin dilinde var olayı ortaya çıktı. Yok edemediğin şeyi kabul edeceksin.

Açılımın sosyolojisi şu, devlet yok edemediğini, değişen modern dünyanın da bunda etkisi var, gördüğü bir gerçekliği, kendisiyle savaşmayan bir tip ile ortaya koymaya çalışıyor… Yani bu çok net, öyle kötü niyetle falan da bakmaya gerek yok bunu görmek için..  TRT Şeş de böyle olmuştur. 16 tane uydudan Kürtçe yayın yapan kanaldan sonra TRT Şeş açılıyor. Yani pragmatik siyasetin “yok edemediğin şeyi kendine göre uyarla” ilkesi.

-Peki bir Türkiye projesi mi yoksa Kürdistan projesi?

Sözde Türkiye projesidir ama özde Kürtlerin projesidir.

 -Takiye mi yapılıyor?

Hayır takiyye değil. Söylemde ve temennide bütün Türkiye için istenen bir proje olduğu zaten ortada. Ama hayat bulma şansı Türkiye ölçeğinde neredeyse imkansız. Kürdistan’da, demin ifade ettiğim gerçekler, örgütlenme ve sair durumlar hesaba katıldığında daha olağan görünüyor. Bana soracak olursanız, aynı zamanda iktidarın paylaşılması anlamına da gelebilecek olan bu proje, sırf Kürt tarafı talep etti diye hani Türkiye’ye uzun dönemler gelememe -geleceği varsa bile- durumu da var. 

 -BDP iktidar olsa devlet Anayasasında Kürtlerin varlığını resmi olarak da kabul etse, sorun çözülmüş müdür? Demokratik özerklik hayata geçmiş midir?

Bugün egemenlerin “Kürt sorunu” olarak tanıtladığı durum, Kürtler’in –adı ne olursa olsun- kendi yönetimlerini kurmaları, dil ve kültürlerini serbestçe yaşamaları ile hal yoluna girebilecek bir sorundur. Bunun adı bağımsızlık veya başka bir şey olur, belki bizden sonraki kuşaklar buna karar vereceklerdir, bilemiyorum ama şahsi kanaatim, soruna teşkil eden gerçeklik çok ciddi bir ağırlık taşıyor. Bence sadece bağımsızlık sorunu temamen çözer. Ama dediğim gibi bu husus, bizim şu anda tartışıp karar vereceğimiz bir şey değildir. Bizden sonraki kuşaklar adına şimdiden karar vermiş olmayalım yani.

Bir de Kürtler’in Kürt olmalarından kaynaklı problemleri olduğu gibi bir toplum olarak dünyada yaşayan tüm insanların gündeminde olan problemleri de var önlerinde. Kapitalizmin sorunları var, emperyalizm var, adil ve şitlikçi bir dünya özlemi var, teknoloji var, modernizm hatta posmodernizm var, inanç ve düşünce özgürlüğü ile ilgili, örgütlenme ve iyasal katılım ile ilgili sorunları vs.. Bence Kürtler hem dünya ile beraber hem de kendilerine has yaşamakta oldukları problemlerini çözme noktasında bir iradeye sahip olmalıdırlar. Daha doğrusu böyle bir irade esasen var. Fakat dediğim gibi Kürtler çok zor bir işe kalkışıyorlar aslında. 

 -İktidar desek ki, buyurun size demokratik özerklik…. Ne yapılacak? Sadece kendi dili mi, Kürt kimliği mi?  Yoksa başka bir yaşamı örgütleme mi?

Böyle bir durum olursa dünyadaki örneklere bakılabilir. Dünyada çok örnek var. Bu artık teknik mesele olur o durumda. Çok dilli olur, bölgesel parlamentosu olur, hayatın her alanında Kürtçeyi kullanma olur, kamuda Kürtçeyi kullanma olur vs… . Kent dediğimiz olay şöyle bir şey, bir dili sen resmi olarak kabul etmezsen o dil ölür. Kent hayatının doğası budur. Sen akşama kadar Kürtçe desen de ölür. Dilin işlevsellik kazanması ile alakalı.

Demokratik özerklikte,  teorisyenler, bu işi konuşanlar bu işin farkındalar aslında. Bütün bunları bilen insanlar.

Fakat sen bu bilinci halka yayamazsın, bu entelektüel bir çözümlemedir, bu halka yayılmaz, mümkün değil. Sen ne yaparsan yap, halk entelektüel değil ki, neyin çözümlemesini yapacak. “Benim özerkliğim var” der o kadar. Ama sen burada kurucuysan, ne yapman lazım? Burada devlet mi kuruluyor, işte bu sorunun cevabını kimse veremez. Teoride hayır der ama pratikte ne kadar başaracaklar asıl sorun bu.

Eşitlikçi, iktidarı halk ile paylaşan, insanları kapitalist dünyanın öngördüğü sömürü ve baskıdan koruyup, yeni bir yaşam ve yeni bir model öngörüsü var.. Bu bir öngörüdür. İdeologu bellidir. Doğruluk veya yanlışlığını tartışmıyorum ama öngörülen yönetim her anlamda vaki ve geçerli olandan daha evladır. Yani diyelim ki Kürtler’in etnik sorunları olmasa idi dahi, bu öngörü üzerinde konuşulmaya değerdir. Denemeye değerdir.

Teorisi olup da pratiği olmayan şeyden bahsettiğimiz için söylediğimiz cümlelerin de dayandığı olgusal gerçekliği olmuyor. Dolayısıyla benim ifade ettiklerim de teorik kalmaya mahkumdur. Kürtler’in yeni ve daha güzel ve adil bir yaşam ve sistem kurup kuramayacaklarını, başarıp başaramayacaklarını bilemiyorum. Ama bunun için kendi ararlında azami diyalog, dayanışma ve işbirliği çerisinde olmaları şarttır. Çünkü sözkonusu proje bir halka dairdir. “Özerk Kürdistan” diyorsun, bu yüzden Kürdistan’ın farklı ve çeşitli çevrelerinin de projeye dahil edilmesi, görüşlerinin alınması gerekiyor.

Peki sizce Özerkliğin başarıya ulaşma şansı var mıdır, varsa nasıl olabilir?

Başarma olasılığı vardır. Ama bu olasılığı sağlayabilme olanağı ne düzeydedir bekleyip görmek gerekecek. Ben umutlu olmak istiyorum. Çünkü Kürtler’in hayal kırıklığı yaşamaları çok kötü sonuçlar doğuracaktır. Bu duyarlılıkla hareket etmek gerekir. Demin de ifade ettim, geniş Kürt çevrelerinde mutabakat, dayanışma ve işbirliği temel koşuldur. Partin ve örgütün ne kadar güçlü olursa olsun sen bütün Kürtler’e muhtaçsın bugün. Kürtler’in büyük bir kısmının desteği ve katkısı alınmadan çok çok zor. Bu, Kürtler için tarihi bir fırsattır. Bilinen yakın tarihleri boyunca hiç yapmadıkları bir şeyi, birbirleri ile dayanışma ve diyaloga geçmeyi başarma şansları vardır.

Hem özerkliğe davet edenlerin hem de davet edilenlerin bu duyarlılığı taşımaları gerekiyor. Koca bir halkın ikbali sözkonusu, kimse bir şeyi aceleye getirmemeli, buna kimsenin hakkı yok.

 

Birgün Gazetesi /Gülşen İŞERİ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Kategorideki Diğerleri

"Dünü ve Bugünüyle Yakup ASLAN" I.BÖLÜM
Yakup ASLAN’ı bu gün yazmada etkili kılan unsurların neler olduğunu öğrenmek için gezdiği yerleri yeniden tazeler gibi bu röportajımızda elimizden gel
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine  [ II ]
Daha önce belirttiğimiz gibi, sürgün olarak sekiz yıl kalacağı Isparta’nın Barla nahiyesine sürüldüğünden bahsetmiştik. İşte ilk ciddi Risale yazımı v
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'e 80 küsur yaşında olduğu halde, Kürt ve Kürdistan kavramlarını kullanarak en yetkili makamlara s
Molla Mansur Güzelsoy'un Eşi Lamia Hanımla Röportaj 
Ne yazık ki Seyda Molla Mansur hakkında elimizde fazla bilgi yok. Ancak arkadaşları, eşi ve dostları yaşıyorlar; maalesef onlarla da bugüne kadar bir
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"-IV:Akide ve Tevhid
Tabii elbette, Seyyid’in töhmet altında bırakıldığı, hakkında ileri geri konuşulduğu konuların başında akidesi etrafında yapılan tartışmalar gelmekted
Bi Pîreka Seydayê Mele Mansur Lamîa Xanimê Re Hevpeyvin
Mixabin di derheqê Seydayê Mele Mansur de di destê me de pirr malumat tune. Belê hevalê wî pîreka wî dostên wî saxin lê heya îro xebatek li ser nehatî
'Ulus devlet zulmünün en acı faturasını Kürtler ödemiştir'
Gün geldi Sarıkamış’ta iliklerimize soğuğu işledi, gün geldi kutsalımıza kara çizgi çekti, gün geldi tahtını kıyımların üzerine dikti, gün geldi sırtı
İkbal Der Başkanı Akbaş: "Kürt sorunu, başörtüsü kadar haktır "
Gençlik bize göre debisi yüksek bir ırmaktır. Doğru kanallara aktı mı faydası tahminlerin üzerindedir. Yanlış kanallara yönlendirilince zararı tahmin
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 8 (ÖZEL BÖLÜM)
Bu sekizinci buluşmamızda, masanın diğer tarafında Yeni Akit Gazetesi Yazarı ve Ortadoğu Uzmanı Gazeteci Ahmet Varol, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub Siyasal İslam ve İslam Devleti’ne" dair (III)
Şehadetinin 45. Yılında, yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin üçüncü kısmını “Siyasal İslam ve İslam Devlet
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"- II (Söyleşi)
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 7
  Mustafa Naim ile Şehadetinin 45. Yılında:  'Seyyid Kutub'
Mazlumun dini sorulmaz
Necmi Kaya İle Şeriatiye Dair - II (Söyleşi)
Necmi KAYA:"Bugünün Müslümanları için Şeriati çağdaş bir İbrahim’dir."
"Özerk yerler vergi vermeyecek, devletten yardım alacak"
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 6
Ekinci: DTK özerklik ilan etse ne olacak?
Laçiner: BDP, Tıpkı Doğu’nun CHP’si Gibi
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 5
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri-4
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri - 3
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 2
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 1
Adnan FIRAT ile “Demokratik Özerklik” üzerine
Raşid Gannuşi ile Söyleşi
Miroğlu: Kürtler Türklere güvence versin
"Birlikte yaşam paktını kurmalıyız"
 Ayrılırsak iki faşist devlet oluruz

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Yorum Hattı
islam
ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. yazılarınızı beğenerek okuyorum .yazılarınızdan dolay...
SADETTİN
"Uludere Karşısında Hasan Karakaya" >>
kardeşlik
Bizim yıllarca çözemediği kürt sorunun temelinde zaten müslümanlık var zaten eğer biz gerçek müslüma...
yusuf
Dindarlar ve Kürtler >>
Vicdan ve Takva
Anlaşılan insanları, Kürd, Türk, Müslüman, İslamcı ve sair bloklara ayırmaya gerek yok. Türk-İslamcı...
Sinan KARA
Dindarlar ve Kürtler >>
Müslümanları İhlasları ( dürüstlükleri) kurtaracak
"Hz Peygaqmber buyuruyor: İnsanlar helaktadır; Alimler müstesna... Alimler helaktadır;Amiller(amel...
Kutbeddin Nurlubaş
Dindarlar ve Kürtler >>
Kitabın orta yerinden okuyorsun Ahmet bey......
vanli
Dindarlar ve Kürtler >>
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Sayın Savaş'ın önceki yazılarından ''mekkeden bakarak medineyi anlamak ne kadar mümkün'' paylaşımınd...
fatme
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Enfes bir yazï Rabbul Alemin razı olsun.. Selam ve dua.....
Şervan
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
Evet söz konusu kürt olunca helaller haram oluyor.Ve en acısı'da bunu din adına yapırlar.Ve kürtler'...
HİLAL
Söz Konusu Kürt Olunca Helaller de Haram Olur >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
tam cumhuriyete yakışan bir başlık ancak cumhuriyet gazetesi gibi zihniyetler böyle düşünüyorlar yaw...
peki naşat
Namaz kılan öğrenci hala haber olabiliyor!!! >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com