“Adını Arayan Coğrafya”nın Yazarı İbrahim Sediyani, İsimler İçin Yeni Bir Girişim Başlatıyor
02/01/2011 - 15:25 |
|
|
| |
Yaşadığımız ülkede asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen yerleşim birimlerinin eski gerçek isimlerini bir kitapta toplayan ve bu alanda Cumhuriyet tarihinde ortaya konan ilk çalışma özelliği taşıyan “Adını Arayan Coğrafya” kitabının yazarı İbrahim Sediyani, isimleri değiştirilen köy ve şehirlerin eski gerçek adlarına kavuşması için yeni bir girişim başlatıyor. Özedönüş Yayınevi tarafından hizmete sunulan “Adını Arayan Coğrafya” kitabını 4 yıl boyunca Doğu, Güneydoğu, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerini ilçe ilçe gezerek kaleme alan Sediyani, Ufkumuz.com sitesinde bir “İsimler Masası” (Masa-i Esma) kurdu. İbrahim Sediyani, sözkonusu masada “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” adlı bir girişim başlatıyor.
İnsanlar arasında her türlü ayrımcılığa ve ırkçı fikirlere bugüne dek hep karşı durmuş ve yalnızca kardeşliğe, özgürlüğe hizmet etmeyi ilke edinmiş Ufkumuz.com sitesi olarak, “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” girişimine ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Aydın kamuoyunu ve duyarlı halkımızı, köylerimizin ve kentlerimizin gerçek isimlerine tekrar kavuşması için başlatmış olduğumuz bu girişime destek vermeye çağırıyoruz.
Medeniyetlerin beşiği olan kadim coğrafyamıza ve bu coğrafya üzerinde yaşayan halkların kültürel mirasına “Adını Arayan Coğrafya” gibi bir eseri kazandıran İbrahim Sediyani kardeşimize ise Ufkumuz.com ailesi olarak “Aramıza Hoşgeldin” diyoruz.
İBRAHİM SEDİYANİ KİMDİR?
Almanya’da yaşayan gazeteci, yazar ve şair İbrahim Sediyani, Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde doğdu.
Özellikle Avrupa ve dünya ülkelerini gezerek, kendi geliştirdiği yazım sanatı ve üslûbuyla kaleme aldığı gezi yazılarıyla tanınan Sediyani, Alman medyası ve kamuoyu tarafından “Karl May des Orients” (Doğu’nun Karl May’ı) sıfatıyla anılmakta, Türkiye kamuoyunda ise “Modern Seyyah” lakabıyla çağrılmaktadır. İbrahim Sediyani’nin yaptığı geziler ve yazdığı gezi yazıları hakkında Almanya ve Liechtenstein medyasında haber ve makaleler yazılmış, Sediyani bu gezi yazılarından dolayı Liechtenstein Turizm Bakanlığı, Avusturya Vorarlberg Eyaleti Turizm Bakanlığı ve Çek Cumhuriyeti Marianske Lazne Belediyesi’nden teşekkür mektupları almıştır.
İbrahim Sediyani’nin ayrıca 4 yıl boyunca Anadolu’yu karış karış gezerek hazırladığı ve Türkiye’de ismi değiştirilmiş yerleşim birimlerini ve köylerini bir çalışmada toplayan “Adını Arayan Coğrafya” adlı bir kitabı vardır. Kitap Cumhuriyet tarihi boyunca bu alanda yapılmış ilk çalışma özelliği taşımaktadır.
Almanya’da gazetecilik ve yazarlık yapan İbrahim Sediyani’nin diğer bir özelliği de, geçtiğimiz Mayıs ayı sonunda Gazze’ye insanî yardım götürürken Akdeniz açıklarında İsrail saldırısına uğrayan Mavi Marmara gemisindeki gazetecilerden biri olmasıdır. Geminin tüm yolcularıyla birlikte İsrail’in eline esir düştü, Negev Çölü’ndeki bir hapishanede yattı.
BİR İBRET BELGESİ: “ADINI ARAYAN COĞRAFYA” KİTABI
Asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen yerleşim birimlerinin Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Ermenîce, Rumca ve Arapça olan gerçek isimlerini bir çalışmada toplayan “Adını Arayan Coğrafya”, bu konuyla ilgili Cumhuriyet tarihinde kaleme alınmış ilk kitaptır ve ciddî bir çalışma sonucu ortaya konan ilk yapıttır.
İbrahim Sediyani, henüz Diyarbakır’da öğrenci olduğu 90’lı yılların başında, Doğu, Güneydoğu, Karadeniz ve İç Anadolu olarak adlandırılan bölgeleri ilçe ilçe gezerek ve oranın yerli halklarıyla konuşarak bu eseri kaleme almıştır. Sediyani bu çalışmayı başlatırken henüz 21 yaşında genç bir üniversite öğrencisiydi. Üstelik o dönemler, Türkiye’de terör olaylarının zirvede olduğu, binlerce fail-i meçhul cinayetin işlendiği, fırından ekmek almak için dışarı çıkanların bir daha evine geri dönemediği, her gün çatışmaların yaşandığı, köylerin yakıldığı, bölgenin OHAL yasalarıyla yönetildiği bir zaman dilimiydi. Türkiye’nin son otuz yılının en korkunç ve karanlık dönemiydi.
Böyle bir dönemde, henüz genç bir çocuk denebilecek yaşta ve sıradan biri, hiçbir sıfatı ve akademik kariyeri de bulunmayan, henüz 21 yaşındaki bir öğrenci olan İbrahim Sediyani, insanların konuşmaya bile cesaret edemediği bir konuda canını da tehlikeye atarak bölgeyi karış karış gezer ve gittiği her yerde, oranın insanlarını başına toplayarak onlardan tek tek köylerinin ve beldelerinin eski gerçek isimlerini sorar, böyle bir çalışma yaptığını insanlara söyleyerek onların verdiği isimleri not eder. Sediyani bütün harçlığını ve zamanını bu iş için harcar. O dönemde internet denen bir olay da yoktur; arzuladığınız bir bilgiye oturduğunuz yerden ulaşma şansınız da bulunmamaktadır.
İbrahim Sediyani tam 4 yıl boyunca bu çalışma için bir ilçeden diğer bir ilçeye seyahat eder, her gittiği yerde hiç tanımadığı ilçe sakinlerini başına toplayarak onlara hazırladığı kitaptan söz eder ve o insanlardan köylerinin eski isimlerini alır. Sediyani bu çalışma esnasında Güneydoğu’nun en güney ucu olan Suriye sınırındaki dikenlitellerden tutun mavi ile yeşilin buluştuğu Karadeniz kıyılarına, Van Gölü kıyısındaki şehir ve köylerden tutun İç Anadolu’daki bozkır topraklara kadar bölgeyi eski dönemlerdeki seyyâhlar gibi karış karış gezmiştir. Böyle bir çalışma neticesinde hazırlanan “Adını Arayan Coğrafya”, gerçek anlamda bir emek ürünü, bir ibret belgesidir.
İbrahim Sediyani, kitabıyla ilgili olarak geçen yıl bir gazeteye verdiği röportajda, “Kitabın yazarı aslında “Türkiye halkı”. Çünkü halk söyledi, ben yazdım; halk söyledi, ben yazdım. Ben kitabın “yazarı” değil; “yazmanı”yım, “sekreteri”yim. Kitaptaki her ilçe onlarca, yüzlerce insana sorularak kaleme alındı. Bir kişinin değil, bir halkın yazdığı kitaptır bu. Belki de bir ülke halkı tarafından kaleme alınan ilk kitaptır” demiştir.
UFKUMUZ.COM
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
YORUMLAR |
|
Ali |
16-10-2011, 11:20:28 |
#FFFFFF">
|
Cuma Günleri Resmi Tatil Olsun |
#FFFFFF">
|
Selamün aleyküm. Cuma namazını kılabilme konusunda Müslümanlar büyük zorluk ve sıkıntılarla karşılaşıyorlar. Bence bu sorunun en iyi çözümü Cuma gününün resmi tatil yapılmasıdır. Bu, din ve vicdan, inanç ve ibadet özgürlüğünün bir gereğidir. Allah'a emanet olunuz. Hayırlı çalışmalar dilerim. |
 |
|
irfan sari |
08-01-2011, 11:16:04 |
#FFFFFF">
|
Qempanya |
#FFFFFF">
|
péşgîriya qempanya ya "Bütün isimlerimizi geri istiyoruz." dikem...slav u rez |
 |
|
İbrahim Sediyani |
07-01-2011, 03:32:40 |
#FFFFFF">
|
“Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” |
#FFFFFF">
“Yurdumun kötü bir adı olduğu kanısındayım ve iyi bir adı olsun istiyorum. Hem, eskiden iyi bir adı vardı yurdumun zaten. Bazen oturup düşünüyorum, ona kim bu kötü adı yakıştırdı diye.” (Kızılderili reisi Tatanka Yotanka)
“Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” mottosuyla başlattığımız girişime karşı gösterilen ilgi ve duyarlılık karşısında ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Allâh’a binlerce şükürler olsun. Tam bir şok halindeyim! Herkese can-ı gönülden teşekkür ediyorum.
Bu girişimin yoğun bir ilgi ile karşılanacağına ve hatırı sayılır bir destek alacağına başından inanmıştım aslında, ama itiraf edeyim ki, böylesine olağanüstü büyük bir ilgi olacağını ben de tahmin etmemiştim. Demek ki doğru bir zamanda doğru bir girişimin başlatılmasına vesile olduk. Ve tabiî ki, doğru yerde.
Girişim ile ilgili duyuruyu yapmamızın üzerinden henüz 72 saat bile geçmemişken ilgi ve destek oldukça moral verici ve motive edici. Kaldı ki, daha henüz hiçbir şey de yapmış değiliz. Sadece duyurusunu yaptık, sadece “yapacağız, edeceğiz” dedik ama henüz birşey yaptığımız, ettiğimiz yok. Bu aşamada bile bu yankı, tarifsiz derecede mutluluk verici. Duyarlı halkımızın yurtsever evlâtlarına selam olsun!
Bazı kardeşlerimiz, bazı kesimlerin ilgisizliğinden veya sessizliğinden yakınıyorlar. İnsan bir iş yaptı mı ilk önce en yakınlarından destek bekler tabiî ki, bu doğal ve insanî bir duygudur. Fakat kardeşlerimizden daha bir iyiniyetli yaklaşım içinde olmalarını rica ediyorum. Zira dediğimiz gibi, henüz hiçbir şey yapmış değiliz, sadece duyurusunu yaptık. İlk adımı atmaya başladığımızda, onların da bizlerle birlikte yürüyeceğinden hiç kuşkunuz olmasın. Sonuçta bu girişimin dillendirdiği talep, sadece bizim değil, vicdanı körelmemiş herkesin ortak talebi. Dolayısıyla niçin destek verilmesin ki? Sessizlik, her zaman ilgisizlik anlamına gelmez. Bütün kardeşlerimiz girişimi ilgiyle takip ediyorlar ve açık desteklerini sunmak için ilk somut adımı atmamızı bekliyorlar. Bunda kimsenin kuşkusu olmasın.
Girişimin atacağı ilk somut adım, yakında başlatılacak olan imza kampanyası olacaktır. İmza kampanyası ile ilgili olarak istişare halindeyiz ve en kısa sürede başlatılacaktır. İmza kampanyası, “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” girişiminin attığı ilk adım olacaktır. Zamanla onu değişik değişik somut ve pratik adımlar takip edecektir.
Girişime destek veren tüm yurtsever kardeşlerimizden ricamız, olayın sadece takipçisi değil, fiilî müdahale ve yönlendirmeleriyle bizzat aktivisti olmaları, neler neler yapılabilineceği konusunda girişimi yönlendirmesidir. Burada herkes bu girişimin aynı oranda içindedir.
Zulüm, katliâm ve asimilasyonla geçen yüzlerce yıllık geçmişinden bugüne tarihi, kültürü, kimliği, dili, inancı, herşeyi tamamen yok edilip ortadan kaldırılmış, binlerce evlâdı öldürülmüş, yüzlerce köyü yakılıp yıkılmış bir millet, eğer bugün hâlâ manavdaki salatalık etiketine “xiyar”, karpuz etiketine “zebaş” yazma kavgası veriyorsa, bu o milletin evlâtları için bir utançtır! Bir halkın kendi kendisini aşağılamasıdır bu! Sevgili kardeşim Yavuz Delal’ın son yazısında sözünü ettiği “Kirlilik”, biraz da böyle bir şeydir aslında.
Mustaz’af ama ne yapması gerektiğini bilmeyen bir halk, ne yapması gerektiğini en iyi “karşıtlarının tehditlerinden” çıkarabilir, anlayabilir. Buna “Malcolm X tarzı düşünme metodu” denir. Bizi “Kürtçe etiket olur ama Kürtçe fatura olmaz” diye tehdit edenler, aslında neyi talep etmemiz gerektiğinin ipuçlarını veriyorlar bize. Manavdaki Kürtçe etiket Kürd’e kimlik kazandırmaz, fakat resmî bir fatura, sadece kimlik sahibi bir halkın diliyle yazılır.
Bizim kavgamız “manavdaki hıyar etiketine xiyar yazmak” kavgası olmamalıydı. Bizim şu anda Silvan’ın girişine Farqin, Genç’in girişine Dara Hênê, Alacakaya’nın girişine Gûleman tabelasını dikmeyi konuşmamız gerekiyordu.
Mustaz’af bir toplumun, önce kendi aralarındaki tüm siyasî ve düşünsel ayrılıkları bir tarafa bırakıp, kendileriyle ilgili konularda ortak hareket etmeyi, birlik olmayı öğrenmesi gerekiyor.
Bu, “hiç” kimsenin dîninden, inancından, düşüncesinden ve ideolojisinden vazgeçmesi anlamına gelmiyor. Fakat “her” kese mensubu olduğu dîn, inanç, düşünce ve ideolojiyi “kendi kimliğiyle” yaşama ve yaşatma yolunu açıyor.
Bu da, takdîr edersiniz ki, daha şâhsiyetli bir yaşamdır.
|
 |
|
Îbrahîm GUÇLU |
04-01-2011, 20:00:36 |
#FFFFFF">
|
Ez piştgiriya qempenya we dikim.... |
#FFFFFF">
Serxwebûn û azadiya Kurdistanê, desthilatdariya neteweya kurd, xebateke dûr û dirêj û zehmet û dijwar e. Ji bona vê her xebateke ji bona vê armancê bê kirin, meşru û pozîtîf/erênî û qedirbilind e. Loma ez ji qempenya we ya wergirtina navê welêt Kurdistanê, neteweya kurd, bajar, bajerok, gund, mezra, deşt, zozan,çiyayên kurd re piştgirî dikim.
Ez ji bona vê, ji her xebatê re amade me.
Ez we pîroz dikim, serkeftin û bextewariya we dixwazim.
Bimînin di xêr û xweşiyê de. |
 |
|
Ronahî |
03-01-2011, 15:14:37 |
#FFFFFF">
|
|
#FFFFFF">
Sayın Sediyaninin yapmış olduğu bu çalışma bizi gerçekten de heyecanlandırıyor.
Umarım genel anlamda destek gören bir çalışma olur.
Allah bu çalışmayı başlatan ve destek olan herkesten razı olsun. |
 |
|
|
|
|
|