وَإِذَا سَأَلَكَ
عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ
فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Kelime manası, istemek, seslenmek, çağırmak, yardım beklemek, yalvarmak, Allah’tan hayır, rahmet ve bereket dilemek gibi anlamlara gelen dua ibadetin özü ve kalbidir.
Dua, kulun ümidi ve Rabbine bağlılığın ifadesidir. Dua, cennet yollarını açan safa, ruha gıda verendir. Dua, Müslümanın silahıdır. Dua, müminin umudu, istirhamı, yakarışıdır. Dua, yerde, gökte, sağda, solda nur, kul için bitmez tükenmez bir huzurdur.
Dua, desteğe ve ilgiye muhtaç insanın, sınırsız kudret sahibi Allah’tan kendisi, ailesi, milleti, ümmeti ve tüm insanlık için hayır ve güzellik dilemesidir. Dua, ibadettir.
Duadaki teslimiyet ve tevazu insana huzur verir. Dua, insanı manen ve ahlaken güçlendirir. Dua, bedenin gıdası, dinin direğidir.
Dua, ümittir, güvendir, huzurdur. Dua ile Yaradan’a bağlılık güçlenir. Duada, hayır vardır. Belaya, şiddete, felakete karşı Allah’a sığınma vardır. Dua, güçtür, kuvvettir, kıymet ve cesarettir.
Dua, muhabbettir, medeniyettir, takvadır, şükürdür, samimiyettir, ihlastır, imandır ve edeptir.
Değerli kardeşlerim
Peygamber Efendimiz “Dua, belayı önler” buyurmuştur. Dua, ibadetin aslı ve özüdür. Allah katında duadan daha makbul bir şey yoktur. Dua, ömrün bereketini arttırır. Dua, başa gelecek belaları önler. Kaza ancak dua ile durdurulur.
Peygamber Efendimiz “Allah-ü Teala’ya günah işlemeyen dil ile dua edin” ve “Birbirinizin gıyabınızda dua edin çünkü ne sen onun ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdular.
Dua eden insanda halis niyet, hulus-i kalp, ihlas ve samimiyetle birlikte, yediği içtiği, giydiği her haliyle helal olmalıdır.
Duanın kabul edilmesinin şartlarının başında, düzgün bir iman ve ehl-i sünnet itikadına sahip olmak gelir. Farz olan ibadetleri yapıp haramdan ve kul hakkından sakınmalıdır. Dua edenin takvası ne kadar yüksekse icabet edilmesi de o kadar kuvvetlidir.
Kıymetli vakitlerde, dua etmelidir. Hasta ve dertli müminin, mazlumun, misafirin, oruçlunun ve babanın evladına duası müstecaptır. Farz namazlardan sonra, teheccüd vaktinde, Cuma günü ve gecesi, ezan vakti, ezan ve kamet arası, Recep ayının ilk gecesi, Şaban ayının onbeşinci gecesi, bayram geceleri, iftar zamanı, her günün zeval vakti, namaz kılarken ve secde halinde, hoca efendinin minbere çıkması esnasında, farz namazlardan sonra, yağmur yağarken çok dua etmeli ve bu vakitlerin kıymeti bilinmelidir.
Değerli dostlar
Peygamber Efendimiz “Çalışmadan dua eden silahsız harbe giden gibidir” buyurmuşlardır.
Kul anaya babaya duayı unuttuğu zaman rızkı kesilir, yani bereketi gider.
Dua adabının başında abdestli olmak, duayı namaz sonunda yapmak, istiğfar etmek, kıbleye yönelmek, duaya Allah-ü Teala’ya hamdü sena ve Peygamber Efendimize salavat-ü selam getirerek başlamak, sonunda amin demek gelir. Kendisini düşünmeden tüm salihleri, müminleri duaya müşterek kılmak gerekir. Avuçlarını semaya kaldırıp açmalı, dua sonunda elleri yüze mesh etmelidir.
Mümin insan, duasının kabul olmasını istiyorsa kesinlikle bedduayı hak edecek kul hakkından kaçınacaktır. Şartlar ne olursa olsun sabredecektir. Mağduriyete uğrasa da beddua etmemelidir. Ecdadımızın dediği gibi, her geceyi kadir, her gördüğünü Hızır bilmelidir.
“Ey Hayy-u Kayyum olan Rabbim! Rahmetine tevessül ediyorum ve benim her halimi ıslah etmeni istiyorum. Göz açıp kapanıncaya kadar da olsa beni kendime, nefsime bırakma” (Amin)
“Ey Rabbim Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım isteriz. Allahım bizim üzerimizdeki nimetini tamamla, devamlı sıhhatli ve afiyetli kıl ve son nefesimizde iman ile göçmeyi nasip eyle.” (Amin)
Hazırlayan :M. Fatih ÇİFTÇİ