Aziz ve Muhterem Müslümanlar !
İnsanoğlu, Allah nezdinde yaratılmış varlıkların en azizi, en yücesi, en değerlisi ve en şereflisidir. İnsana üstün değer veren yüce yaratıcı, yeryüzünde yoktan var ettiği her şeyi ama her şeyi, onun emrine müsahhar kılmıştır.
Bu durumu en güzel bir şekilde vüzuha kavuşturan şu ayeti celiledir: “Biz insanı en güzel surette yarattık, sonra aşağıların en aşağısına çevirdik. (1)
İşte bunun içindirki, insana bu kadar değer veren Cenab-ı Mevlayı Müteal; Âdemoğullarını, yerine getirmek zorunda olduğu bir takım vecibelerle yükümlü kılmıştır. Zaten insanı insan yapan ve insanı melekut âlemine yücelten, Alemlerin Rabbını hakkıyla tanıyıp gerçek manada kulluk vazifesini deruhte ederek yerine getirdiği zaman, Allah indinde hak ettiği dereceyi işte o zaman elde etmiş olur.
Dareynin Peygamberi (a.s.v.) bir hadisi şeriflerinde: “Helak edici yedi büyük günahtan sakınınız: Allah’a ortak koşmak, sihir yapmak, haksız yere insan öldürmek, zina etmek, faiz yemek, içki içmek ve Anne-babaya isyan etmek.”
İşte iki cihanın güneşi efendimizin her Müslümanın defaatle ve mutlaka, kebair denilen bu büyük cürümlerden kaçınmak, hatta yanından bile geçmemeyi buyurdukları “Haksız yere insan öldürmek” bu çirkin masiyetlerle beraber zikredilmektedir.
Cenab-ı Rabbimiz, Habil ve Kabil ile başlayan bu korkunç hadiseyi Kur’an-ı Azimmuşşanda şöyle emir ferma buyuruyor: “Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim de bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (2)
Muhterem kardeşlerim!
Aslında Allah’ın en aziz kıldığı cana tecavüz, hayat hakkının tümüne tecavüz demektir. Hal böyleyken bir insanın canına kıymak, bütün insanlığın canına kastedip, tüm insanlığı ortadan kaldırmakla eş değerdir.
İşte bu temel kaideye dayanarak, Hak Teal’a cana kıymayı kesin ve katî olarak yasaklamıştır.
Müşahede edildiği gibi, İslam, bütün insanlık için gönderilmiş eşsiz bir hayat nizamıdır. İslam hayatın hayatı, hayatın ta kendisidir. Cenab-ı Zülcelal’in, İslam’da vazetmiş olduğu, emir-ferma buyurduğu her şeyde insanoğlunun çok fevkinde, hayal bile edemeyeceği kadar güzellikler, sırlar, hikmetler ve ibretler saklıdır.
İnsanlık zararına olabilecek hiçbir şeyi İslam’da görmek mümkün değildir. Her şey ama her şey “eşrefi mahlûkat” olan insan faydası ve yararı için yaradılmış.
Hayatı ve canı veren Allah’tır. O canı almakta yine Allah’ın emriyle, çizdiği hudutlar dâhilinde, ancak Allah’a aittir. İnsan öldürmek affedilmeyen, şirkten sonra gelen en büyük günahı kebairdendir. Onun için Mevla’yı müteal: “Kim bir mü’mini kasden öldürürse, cezası içinde ebediyyen kalacağı Cehennemdir. Allah ona (Müslümanı öldürene) gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (3) Başka bir ayette ise: “Allah’ın Muhterem kıldığı cana kıymayın” (4)
İslamda her şahıs aziz ve muhteremdir. Suçsuz ve günahsız insanın Allah indinde adeta dokunulmazlığı vardır. Kaldıki, “Komşunun köpeğine eza vermen senin için günah olarak yeter” diye haykıran bir Peygamberin ümmetiyiz. Gerçekten de Tevhid esasları üzerinde yaşanmayan bir fıtrat ölü, işlevsiz ve pasif bir fıtrat demektir.
Değerli Müminler!
Yüce İslam nizamında, insanoğlunun huzur ve saadet içerisinde hayatını idame edebilmesi için, hayatı, canı, malı, ırzı, namusu hâsılı her şeyi teminat altına alınmıştır. Öyleki, her bir ferdin; rahat ve huzur altında çalışması, hayatından emin olarak, işini, mesleğini, verimini arttırması ve kimsenin hakkına tecavüz edilmemesini garanti altına almıştır.
Aziz, emsalsiz ve mütekâmil din olan yüce İslam’da; kimse kimsenin malına göz dikemez, ırz ve namusuna halel getiremez, canına kast edemez, kimse kimseye hiçbir halükarda zulüm edemez. İnsanların hak ve hukukuna tecavüz edenler, kimler olursa olsun, ağır cezaî müeyyidelere maruz kalırlar.
Öyleyse her mü’min mensubu olduğu dinin ve sahip olduğu imanın gereği olarak, her zaman ve her yerde vakur bir tavır sergilemeli, Rabb’ının yapmayın diye emir ferma buyurduğu bütün yasaklardan, hele hele kebair günahlardan uzak durmalıdır.
Hutbemi iki cihanın önderi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in bir hadisi ile bitiriyorum: “Allah katında bir Mü’minin öldürülmesi, Dünyanın yıkılmasından daha büyük (bir hadise) dir.”
KERİM’İ MÂBUD OLAN RAHMAN’A EMANET OLUNUZ
Şaban ENTEROĞLU
Dip Notlar: ________________________________________________________________
(1) Tin Suresi: (4-5)
(2) Maide: 32
(3) Nisa: 93
(4) İsra: 33