Yüksek yargıya seçilen üyelerde aranan 'orijinal' kriterleri araştıran Aksiyon Dergisi, çarpıcı verilere ulaştı. İşte, korsan kararnameyle kritik davaların hâkim ve savcılarını değiştirmeye kalkan HSYK'nın, Yargıtay ve Danıştay'a üye atarken dikkate aldığı kriterler: "YARSAV üyesi olmak, hemşehrilik, akrabalık, kadın dayanışması ve 'gün grupları'na katılmak."
Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı kararnamelere karşı korsan müdahalelerle gündeme gelen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yüksek yargıya üye seçerken liyakat dışı kriterleri ölçü aldığı ortaya çıktı. Aksiyon Dergisi'nin bu haftaki sayısında kapağa taşıdığı araştırma, çok çarpıcı veriler içeriyor. Araştırmaya göre, Yargıtay ve Danıştay'a üye seçilebilmenin kriterleri şöyle: "YARSAV'a kayıtlı olmak, Ankara'da çalışmak, hemşehrilik, akrabalık, kadın dayanışması ve 'gün grupları'na katılmak."
Araştırma, 4 yıl gibi kısa bir süre önce kurulmasına rağmen YARSAV üyelerinin, Yargıtay'da yüzde 40,3 gibi önemli bir orana nasıl ulaştığını somut verilerle gözler önüne seriyor. Oysa tüm adli yargı içindeki YARSAV'lı oranı yüzde 8,4'e tekabül ediyor. Örneğin, son Yargıtay üyeliği seçimlerinde adayların yüzde 17,7'si YARSAV üyesiydi. Yargıtay'a atanan 34 kişiden 14'ü bunlardan seçildi. Yani atananların yüzde 41,2'si söz konusu derneğin üyelerinden oluştu. Bu oran YARSAV'lı olmanın, Yargıtay'a seçilmede derneğe üye olmayanlara göre yaklaşık 5 kat fazla avantaj sağladığı anlamına geliyor.
Mesela son Yargıtay üyeliği seçimlerinde yaklaşık 2070 aday vardı. Adaylardan 368'i (yüzde 17,7) YARSAV üyesiydi. Yargıtay'a atanan 34 kişiden 14'ü YARSAV'lılar içinden seçildi. Yani seçilenlerin yüzde 41,2'si söz konusu derneğin üyelerinden oluştu. Bu oran YARSAV'lı olmanın, Yargıtay'a seçilmede YARSAV'lı olmayanlara göre yaklaşık 5 kat fazla avantajlı olunduğu anlamına geliyor. (YARSAV'lı olmayan 1.702 kişiden ancak 20'si seçilirken, YARSAV'lı 368 kişiden 14'ü tercih edilmiş). Diğer önemli kriter ise hemşehrilik. Yargıtay'a seçilen üyelerin yüzde 39'u hemşehrilik kontenjanından gelmiş. Haberde hangi dönem kimlerin hemşehri kontenjanını ne kadar kullandığına yönelik bilgilere yer veriliyor. Hemşehrilik kriteri o kadar önemseniyor ki, aynı dünya görüşüne sahip olmasa bile üye seçerken hemşehriler tercih edilebiliyor. Çünkü gelecekte aynı görüşteki rakibini ekarte edebilmek için o farklı düşünen hemşehrisinin oyuna ihtiyacı olacağı hesap ediliyor. Ya da normal şartlarda husumeti bulunan hemşehriler, mesele yüksek yargı seçimine geldiğinde her şeyi unutuyor. Bir diğer ölçü de Ankara ve çevresindeki mahkemelerde çalışıyor olmak. 20 yılda Yargıtay üyesi seçilen 405 kişiden 151'i (yüzde 37,3) Yargıtay içinden, 115'i (yüzde 28,4) Ankara Adliyesi'nden, 41'i (yüzde 10) Adalet Bakanlığı'ndan, 3'ü de (yüzde 0,7) Anayasa Mahkemesi Raportörlüğü'nden alınmış. Ankara'dan seçilen üye sayısı toplamda 310'a yani yüzde 76,5'e tekabül ediyor. Orana bakılırsa Ankara'da çalışmak neredeyse Yargıtay üyeliğinin garantisi anlamına geliyor. Bu süre zarfında İstanbul ve ilçelerindeki tüm adliyelerden seçilen üye sayısı 42 (yüzde 10,4), İzmir Adliyesi'nden seçilen üye sayısı ise sadece 20 (yüzde 4,9) olarak gerçekleşti.
Danıştay üyelerinin seçilme kriteri:
YARSAV'ın kurulduğu 2006 yılından sonra seçilen Danıştay üyelerinin yüzde 25'i bu dernek mensupları arasından tercih edildi.
Son 10 yılda üye seçilen toplam 66 kişiden 19'u arasında akrabalık ilişkisi var. (Yüzde 28).
66 üyeden 30'unun belirlenmesinde hemşehrilik ilişkisi etkili oldu. (Yüzde 45).
Danıştay üyesi seçilenlerin yüzde 73'ü (66 kişinin 48'i) yine Danıştay çalışanları arasından belirlendi.
66 üyenin 34'ü bayan ve bunların 16'sı (yüzde 47) bir gün grubuna üye.
Son 10 yılda HSYK üyeliği yaptıktan sonra Danıştay'a dönen 6 kişiden 4'ünün geldiği görevler şöyle: "3. Daire Başkanlığı, 10. Daire Başkanlığı, 9. Daire Başkanlığı, 12. Daire Başkanlığı."
Bu yapıdan adalet çıkar mı?
Bazı yüksek yargıçlar referandum sürecinde sanki siyasi parti temsilcisi gibi. Şehir şehir dolaşıp, önüne konan her mikrofona konuşuyorlar.
O kadar çok konuşuyorlar ki, kendilerini televizyonda kaçırsanız mutlaka bir gazetede çıkıyor karşınıza. Geçen hafta HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek'i dinledik uzun uzun. Yarın Ali Suat Ertosun medya karşısında olacakmış. YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Doğu Perinçek'i seven gençler için Gaziantep'e gitmiş, oradan geldi haberi.
İfadelerine bakınca HSYK üyeleri ve YARSAV'lı yüksek yargıçlarda büyük bir tedirginlik var. Bu tedirginliğin sebebi iddia ettikleri gibi yargının yürütme tarafından ele geçirilmesi olabilir mi? Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergun Özbudun'a göre bu iddia Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra ortadan kalktı. Dün Star gazetesinin Açık Görüş ekinde 'Anayasa Mahkemesi hayır cephesinin gerekçelerini elinden aldı' başlığı ile bir makale yayınlayan Özbudun'un tespiti şöyle: "Anayasa Mahkemesi (AYM), iptal isteminin önemli bir bölümünü oluşturan ve AYM ve HSYK'ya ilişkin değişikliklerin siyasi iktidar güdümünde bir yargı organı yaratacağı, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerini geçersiz kılacağı yolundaki iddiaları, sağlam gerekçelerle reddetmiş oldu. Bu karar karşısında, şu ana kadar AYM'yi vesayetçi rejimin kalesi olarak görmüş olan 'hayır' cephesinin bilinen iddialarını nasıl devam ettireceğini görmek ilginç olacaktır." Basit bir dille ifade edecek olursak anayasa hukuku konusunda otorite olan Prof. Özbudun, 'yargı ele geçiriliyor' sakızını bir daha ağza alınamayacak şekilde çürütüyor. O halde bu direncin başka nedenleri olmalı.
Aksiyon Dergisi'nin bu haftaki sayısında, reforma karşı yüksek yargıdan gelen direncin nedenine ışık tutacak çok önemli bir dosya var. Habere göre, HSYK, Yargıtay ve Danıştay'a üye seçerken, liyakat, başarı ya da hukuk normlarına göre değil, "YARSAV'a üye olmak, Ankara'da çalışmak, hemşehrilik, akrabalık, kadın dayanışması ve gün gruplarına katılmak" gibi objektif olmayan ölçüleri dikkate alıyor. Derginin istatistiklerle belgelediği gerçeğe göre, ortada 'Al gülüm ver gülüm, seç beni seçeyim seni' durumu söz konusu. Referandumdan çıkacak evet kararı bu çarkı bozacak.
Yargıdaki bu kadrolaşmanın tehlikesini anlamak için Seyfi Oktay'ın mahkeme kararıyla dinlenen telefonlarıyla ortaya çıkan skandalı hatırlamakta fayda var. Telefon kayıtlarına göre Oktay son iki yılda 9 hâkim, 12 cumhuriyet savcısı ve 3 adliye personelinin atamalarıyla doğrudan ilgilenmiş. Uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve yasa dışı Dev-Yol davalarının bulunduğu 25 dosyaya müdahale etmiş. HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek, Oktay'ın bazı hakim ve savcılar için devreye girmesini değerlendirirken "Sevdiğiniz ve saydığınız bir bakanın referansını göz ardı edemezsiniz." diyor. İlgili bakan 16 yıl önce bakanlıktan ayrılmış ve hâlâ müdahalesinin devam ettiği yönünde haberler geliyor. Şimdi karar zamanı. Seyfi Oktay'ın müdahale ettiği davanın karşı tarafında siz de olabilirdiniz. Böyle adalet olur mu dememek için, bu yapı değişmeli.
Ali Akkuş Zaman