DEĞERLİ KARDEŞLERİM
Kur'an-ı Kerîm'de ilmin her çeşidi övülmüş, bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağı açıkça belirtilmiştir: "De ki, Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? " (ez-Zümer, 39/9) İslâm ilmin, âlimin ve ilim yolcusunun değerini yükseltmiştir Kur'an-ı Kerim’de "Allah, içinizden iman edenlerle kendilerine ilim verilenlerin değerini yükseltir" (el-Mücadele, 58/11) buyurulur
“De ki: Rabbim ilmimi arttır!” (Tâhâ : 114) “Yaratan Rabbinin adıyla oku. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.” (Alâk: 1.3.4.5)
"Hikmeti (ilmi) dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sahipleri düşünüp anlarlar."(Bakara: 269
“Kulları içinden ancak âlimler, Allah’tan gereğince korkar.” (Fâtır: 28)
AZİZ DOSTLAR
Sevgili peygamberimiz her fırsatta ilmi ve ilim adamlarını övmüşlerdir. Sevgili peygamberimize göre: ”Bir âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir.”, “Âlimler peygamberlerin varisleridir.” , “Allah’ın cehennem azabından azad ettiği kimseleri görmek isteyenler, ilim öğrenenlere baksınlar. Muhammed’in (S) canını kudret elinde tutan Allah’a yeminle söylerim ki ilim öğrenmek maksadı ile âlimlerin kapısına giden bir insan öğrendiği her bir harf ve attığı her bir adım karşılığında Allah, kendisine bir senelik sevabı verir.”
Sevgili Peygamber Efendimiz,“Cennet ağaçlarından bir ağaca rastladığınız zaman, onun gölgesinde oturun, yemişinden yiyin” buyurmuş. Sahabeden biri:
“Ya Rasulullah cennet ağacına hayatta ve dünyada iken nasıl rastlayabiliriz?” diye sormuş. Peygamber Efendimiz cevaben: “Bir âlime rastladığınız zaman Cennet ağaçlarından bir ağaca rastlamış olursunuz” buyurmuştur.
KARDEŞLERİM
Sevgili Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyorlar:
“Yeryüzünde işlenen şeylerin en şereflisi üç tanedir.
Bunlar:
1. İlim tahsil etmek,
2. Allah yolunda cihat etmek,
3. Helâlinden kazanmaktır.”
Sevgili Peygamberimize göre, ilmin, bizzat terbiye edici bir özelliği vardır. İlim, zamanla insanların hem niyetlerini, hem de davranışlarını ıslah eder. Şanlı Peygamberimiz bu konuda şöyle buyuruyor: “Allah rızasından başka maksatlar için öğrenilmiş bir ilim, henüz sahibi ölmeden ona galebe çalar ve Allah rızası için tahsil edilmiş duruma gelir. Sırf Allah rızası için ilim tahsil eden bir kişi, Allah katında gündüzünü oruçla, gecesini de namazla geçiren bir kişi gibidir.” Nitekim İmamı Gazali Hazretleri de büyük bir tevazü ile “İlmin Allah rızasından başka bir maksat kabul etmediğini bizzat yaşayarak öğrendiğini” itiraf etmektedir. Demek ki ilim Allah rızasından başka sebepler için öğrenilmiş olsa dahi zaman içerisinde o ilim sahibini terbiye ederek, doğruya ve Allah rızasına ulaştırmaktadır.
Bu duruma göre İslâm âlimi, toplumu yönlendiren ve Allah'ın hükümlerinin uygulanmasında titizlik gösteren bir rehberdir. Âlimler ilimlerinin gereği olarak toplum içindeki görev ve fonksiyonlarını daima hatırlamak zorundadırlar. Ümmetler, âlimlerinin doğru yolu izledikleri ve doğru yolda oldukları müddetçe ayakta kalırlar. Bunun için Hz. Peygamber (s.a.s.) "Ali'min ölümü İslâm'da açılan bir gediktir" (Dârimî, Mukaddime, 32) buyurmuşlardır
Aziz dostlar bu ayet ve hadisler ışığında aramızdan yeni ayrılar değerli AZİZ hocamıza Allah tan rahmet , dostlarına vekederli ailesine baş sağlığı diliyorum.
HAZIRLAYAN:M. FATİH ÇİFTÇİ
إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء
إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ