Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

08 Şubat 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
Orhan Miroğlu:'Kaosa En Çok Ergenekoncular Seviniyor'
Yazar Orhan Miroğlu, "Hükümet bu süreçte başkalarının hataları yerine kendi yapmadıklarına bakmalı ve yeni bir yol haritası ile yoluna devam etmelidir" dedi. Miroğlu; "Ortaya çıkan terör ortamı en çok Ergenekoncuları sevindiriyordur."

24/06/2010 - 10:29
1:1 1:1,2 1:1,5
 

 

AÇILIM DEVAM ETMELİ

Türkiye, en önemli sorunu olan Kürt sorunu ile yüzleşmekle kalmadı, çözmek için de bir açılım süreci başlattı. AK Parti hükümetinin başlattığı açılımın hedefi Kürt sorununu çözmek ve bundan sonra hiçbir ananın ağlama-masını sağlamaktı. Ancak ne oluysa gizli bir el devreye girdi ve açılımı zorda bırakacak her şey yaptı. KCK operasyonları da bunun parçası, Habur'da çıkmasına izin verilen görüntüler de, Reşadiye baskını da, İskenderun'da donanmaya düzenlenen saldırı da. Ve bu eylemler son birkaç haftada giderek arttı. Terör eylemleri artık sadece Doğu, Güneydoğu'da değil, batıda İstanbul'a ulaştı. Bir kez daha Kürt sorunu çözülmeden Türkiye'nin demokratikleşmesinin mümkün olmayacağı ortaya çıktı.

Son birkaç hafta içinde yaşadıklarımız acaba "yeniden 1990'lara geri mi dönüyoruz?" sorusunu sordurmaya başladı bizlere?

 

Şimdi umutsuz olma zamanı değil. Tam tersine bir özeleştiri ve her şeye yeniden başlama zamanı. Hükümetten, BDP'ye, STK'lardan, aydınlara kadar çözüm isteyen bütün aktörler yeniden işbirliği yapmalı ve bu süreci yeniden güçlendirmeli. Çünkü geçmişteki ortaklığı güçlendirerek geleceğe taşımak için başka çaremiz yok. Yeni Şafak olarak sürece katkıda bulunmak amacıyla sayfalarımızı farklı görüşlerden siyasetçi, akademisyen, araştırmacı, yazar ve sivil toplum örgütü temsilcilerine açtık. Sorunu yakından bilenlere yaşanan süreci ve neler yapılması gerektiğini sorduk. Ortaya çıkan sonuç; 'çözümden başka seçenek yok'.

 

Ne oldu da birden şiddet yükseldi? Bir süredir 'eksen kayması' tartışması yapıyorduk. Eksen kayması dış politika bağlamında yapılıyordu ama ortaya çıkan tablo esas eksen kaymasının Kürt sorunun da olduğunu gördük.

 

Bir anda özgürlükçü politikalardan güvenlik politikalarına savrulduk. Böyle devam ederse bir sonraki güvenlik zirvesinde OHAL kararı çıkar. Oysa biz bu filmi 25 yıldır izliyoruz. 25 yıldır güvenlik konseptinde PKK'nın bitmediği görülmedi mi? Esas sorun yeni PKK'lıların ortaya çıkmasına engel olmak olmadığını görmedik mi? Ne yazık ki, demokratik açılımı başlatan hükümet de kendini bu yola bırakıvermiş. Bu üzücü.

Ne yapmalıydı hükümet? Hükümetin yapması gereken, açılımı başlattıysa devam ettireceksin. Askerin, BDP'nin, muhalefetin eleştirilerini dikkate alacaksın ama sana engel olmayacak. Diyarbakır'a gidip Kürt sorunu vardır, bunun yüzleşeceğiz diyen, demokratik açılımı başlattık diyen bir Başbakan'ın milliyetçi duygulardan çekinerek ürkek davranmasını anlayamıyorum. Üstelik böyle yaparak en büyük kötülüğü kendine yapıyor. Çünkü şu anda ortay çıkan manzara en çok Ergenekoncuları sevindiriyor.

 

Peki, ne olacak şimdi?

 

Türkiye'nin Kürt sorunu artık bence kendisi çözebilecek olmaktan çıktı. Artık ABD olmadan bu iş çözülmez. Bu aşamada PKK'nın şiddeti şehirlete, Batı'ya taşıması Türklerle Kürtleri karşı karşıya getirebilir ki, bu en büyük felakettir.

Somut olarak neler yapılmalı? Birincisi hâlâ güvenlik politikalarına prim veren bir yaklaşımdan vazgeçilmeli. Sınırötesi operasyon, OHAL vs. bunlar gündemden düşmeli. Bakın Başbakan bir iki yıl önce sınır ötesi operasyona gerek yok, orada 500 kişi varsa içerde 3000 terörist var mealinde bir açıklama yapmamış mıydı? Yapmıştı, o halde bu sürede sayılarda ne değişti. Sorun içerde. Siz içerde sorunu sadece terör olarak görür ve buna göre siyaset üretirseniz bu olmaz. Şimdi şiddet arttı diye özgürlükleri güvenliğe feda etmemeliyiz. Bura hükümetin biraz kendine bakmasında ve neleri yapmadığını düşünmesinde fayda var. Herkesi suçlamak kolaycılık olur. Bunu yapabilmek için önce üzerimize düşeni yapmamız gerekir. Mesela KCK operasyonları. Suç olarak sunulan iddianame insanların siyaset konuşmaları. Bırakın şiddet ve terör uygulamadıkları sürece siyaset yapsınlar. Zaten hedef PKK'nın silah bırakması değil mi? Kürt sorunu içerde bir asayiş ve güvenlik sorunu haline geliyor ama dışarda da uluslararası bir soruna dönüşüyor. Bundan sonra ABD'deki Yahudi lobisi Kürt sorununu sahiplenecek ve Türkiye'yi her durumda sıkıştıracaktır. Yani Türkiye İsrail'in eline Kürt kartını vermiştir.

 

Hiç umut yok mu? Açıkası zor. Çünkü böyle bir ortamda AK Parti hükümetinin olumlu bir adım atması zor. Hergün şehitlerin olduğu ortamda siyasi çözümü telaffuz etmek zor. Ama yapılması gereken de siyasi çözümü telaffuz etmek. Zor olduğunu bile bile. Hükümet başkalarını eleştirmeyi bırakacak ve kendi gündemine dönecek. Demokratik açılım dediyse bunun içini dolduracak. İnsanlarla diyalog kuracak, daha katılımcı süreçler işletecek ve Kürtlerin hak ve özgürlükleri konusunda somut adımlar atacak. Öcalan faktörünü göz ardı etmemeli hükümet. Öcalan hala bir siyasi irade olarak fırsattır.

 

Öcalan'la görüşme yapılsa şiddet durur mu? Hemen durur. Zaten kendisi de bunun mesajını veriyor. Hükümetin Öcalan'ı doğrudan muhatap almasına gerek yok. O bunun olmayacağını biliyor ve onun dışındaki bütün alternatif yollara da razı. Öcalan şiddetin durması konusunda en büyük şans.

 

 

 

 

ŞiDDETiN SORUMLUSU MUHALEFETTiR

 

Eski milletvekili Haşim Haşimi, "Eğer bugün şiddet yeniden tırmandıysa bunda esas sorumluluk açılım sürecine başından bu yana karşı çıkan muhalefettir. Sadece eleştirerek hiçbir alternatif çözüm önermemek ve açılım süreci küçük parti çıkarlarına kurban etmeleri bugün tabloyu ortaya çıkarmıştır" dedi. Haşimi'nin sorularımıza cevabı şöyle.

Şiddet neden arttı bir anda? Bekleniyordu bu. Şiddet iki nedenden dolayı başladı. İlki PKK'nın açılım süreci bizi tasfiye etmeyi amaçlıyor korkusuyla, ikincisi de Abdullah Öcalan'ı muhatap aldırmak için.

 

Açılım sürecinden nasıl buraya gelindi? Suçu tek bir yere atmak doğru olmaz ama muhalefetin büyük bir sorumsuzluğu olduğu açık. Çünkü daha işin başından muhalefet açılıma karşı çıktı. Bu anlamda açılım iç siyasi çıkarlara kurban etti muhalefet. PKK eğer bugün şiddete yeniden srıldıysa bunda en büyük sorumluluk muhalefet partilerinindir.

 

Şiddetin büyükşehirlere ulaşması da büyük sorun değil mi? Evet. Çünkü şiddetin arttığı, terörün insanların hayatlarına girdiği aşamada söz biter. Ve hiç bir şey konuşamaz olursunuz. Sivil insanların ölmesi kabul edilebilir bir şey değildir. Şimdi bu şiddetle Öcalan'ı muhatap kılmak isteyenler bu ortamda bunu başaramazlar. Bu sürecin bir kazananı olur o da muhalefet. MHP, CHP ve BDP. Bakın bu noktada BDP, MHP'den farklı yerde durmuyor.

 

Ne yapabilirdi BDP? Biraz daha inisiyatif alabilirdi. Şiddete karşı durabilirdi. Çünkü bu aşamada şiddetin durmasını isteyen güçlü bir toplumsal kesim var. BDP, bu süreçte onları kazanabilirdi ama yapmadı ya da yapamadı.

 

AK Parti ne yapmalı? Vicdanlı olmak durumundayız. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı; "bu ülkenin en temel sorunu, Kürt meselesidir" dedi mi, dedi. Başbakan da, "bu mesele benim meselemdir, benim sorunumdur" dedi mi, dedi. Muhalefet ne yapıyor, bu sorunu kabul eden, kendi meselesi yapanları eleştiriyor. İnsaf. Açılım bitti mi, hayır bitmedi. Belki biraz duraksadı ama bitmedi. Şimdi AK Parti, kendi içinde gelen eleştirileri de göğüslemeli ve daha cesur adımlar atmalı. Öncelik taş atan çocuklar meselesinde olmalı. Sonra yer adları verilebilir.

 

Nasıl biter bu çatışma süreci? Bu aşamada bazı STK temsilcileri, akademisyen, aydınlar çıkıp çağrıda bulunacaklar, bulunmalılar. Ama bu süreç durur mu, zor. Bu aşamada çatışma sürecini durduracak iki güç var. Biri Öcalan, birisi de siyasi iktidarın temel hak ve özgürlükler konusundaki demokratik adımları.

 

 

 

PKK ateşkes ilan etsin

 

Demokratik açılımın neyi yapamadı da şiddet arttı? Demokratik açılım bir umut heyecan ve beklenti yarattı. Hükümet hazır bir paket ile ortaya çıkmamakta ne kadar doğru yapmış olsa bile bu sorunun tanımı, boyutları ve muhtemel muhatapları konusundaki hazırsızlığı nedeniyle maalesef beklentilere uygun bir hız ve performans gösteremedi ve geri adım attı.

 

Cumhuriyet tarihi boyunca 2002-2004 yılları arasında demokratikleşme konusunda atılan adımlar elbette AK Parti hükümetinin hanesine yazılmıştır. Dersim hareketi konusunda Başbakan'ın görüşleri tabuları yıkmıştır. Kürt sorunu hakkında TBMM de açık genel görüşme bir ilk olmuştur. Ancak tüm bu olumlu ve umut veren adımlar maalesef Kürtler ile bu sorunu çözme konusundaki tereddütler ile berhava edilmiştir.

Bu aşamada AK Parti ve BDP ne yapmalı? AK Parti ve BDP demokratik siyasal yaşamın seçilmiş ve meşru temsilcileri olarak bu konuda her şeyden önce empati yapmalıdırlar. Demokratikleşmeyi ve T.C tarihindeki yanlışlıklar ile hesaplaşmayı hedeflediğini ileri süre AK Parti ile Kürtlerin hak ve özgürlükleri adına var olduğunu iddia eden BDP ortak noktalarını tespit etmelidirler. Bu konuda BDP'ye çok önemli görevler düşmektedir. BDP, oy tabanının siyasal iradesi veya tercihlerine rağmen tüzel kişilik olarak kendisinin demokratik ve siyasal çözüm arayışında muhatap olduğunu ve bunu başka yerlere devredilemeyeceğini inandırıcı biçimde ortaya koyabilmelidir. Öte yandan AK Parti hem siyasi parti olarak hem de hükümet icra eden bir siyasi güç olarak Kürt sorununu Kürtlere rağmen çözemeyeceğini ve bu çerçevede BDP ve diğer muhataplar ile ilişki, iletişim ve görüşmelere açık olduğunu ortaya koymalı ve inisiyatif almalıdır. Bu nedenlerden dolayı yapılması gereken Kürt sorunu'nun bir kimlik ve bu kimlikten kaynaklı hak ve özgürlükler sorunu biçiminde tanımlanarak buna uygun çözüm arayışlarına girilmesidir. Hem AKP nin hem de BDP nin yapması gereken budur.

 

Çözüm/Şiddetin durması için somut üç öneriniz ne olur? Kürtlerin sorunlarının ancak Kürtler ile konuşarak ve onların kendilerini ifade etmelerinin serbestliğinin sağlanmasına bağlı olduğunun içselleştirilmesi yani Kürt sorununun bir terör ve/veya aş/iş/kalkınma sorunu olmadığının kabul edilmesidir.

 

Siyasi partiler yasası, anayasal desteği ile birlikte, Kürtlerin kendi kimlikleri ile serbest siyaset yapmalarına ve şiddet kullanmayan/içermeyen/teşvik etmeyen/desteklemeyen bütün siyasal çözümlerin (bağımsız Kürt devleti isteyenler de dahil olmak üzere) programlaştırıldığı siyasal partilerin kuruluşu ve serbest faaliyetinin yasal, idari ve toplumsal şartları yaratılmalıdır. Bu, siyasal şiddet ve terörün en önemli panzehiridir.

AB müktesebatı, Kopenhag siyasi kriterleri ve taraf olunan uluslararası sözleşmelere göre yasal düzenlemelerin yapılarak Kürt kimliği ve varlığı yasal/anayasal bir güvenceye kavuşturulması ve açılımın devam ettirilmesidir.

Sonuç olarak umutsuz olmamak lazım. Bugün şu gerçeği görmek gerek, PKK, "Bağımsız Birleşik Kürdistan" hedefinden "demokratik cumhuriyet" hedefine yönelmiştir. Bu durum bana göre silahlı mücadelenin gerekliliğini mevcut dünya ve Türkiye koşullarında ortadan kaldırmıştır ve PKK bizzat kendisi silahlı mücadeleye son verebilir ve vermelidir.Yeniden bir çağrı yapmak mümkün. Buradan örgüte sesleniyorum; 20 gün içinde yapılanlar siyaseti ve diyaloğu yok ediyor. Toplumun bir kez daha barışı konuşabileceği bir ortama ihtiyaç var. Örgüt yeniden ateş ilan etmelidir. Örgüte şiddet uygulamaması yönünde çağrı yapıyoruz. Tabii bu süreçte de hükümetin demokratik alanı güçlendirici adımlar atması lazım. Örgüt çoğu kez bu tür çağrılara kulak vermiştir. Bugün için yeniden bu çağrı yapıyoruz. Ama bu süreçte demokratik adımlar da atılması lazım.

 

 

YAYIN TARİHİ: 24.06.2010/yenişafak

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Kategorideki Diğerleri

Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'e 80 küsur yaşında olduğu halde, Kürt ve Kürdistan kavramlarını kullanarak en yetkili makamlara s
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"-IV:Akide ve Tevhid
Tabii elbette, Seyyid’in töhmet altında bırakıldığı, hakkında ileri geri konuşulduğu konuların başında akidesi etrafında yapılan tartışmalar gelmekted
Bi Pîreka Seydayê Mele Mansur Lamîa Xanimê Re Hevpeyvin
Mixabin di derheqê Seydayê Mele Mansur de di destê me de pirr malumat tune. Belê hevalê wî pîreka wî dostên wî saxin lê heya îro xebatek li ser nehatî
'Ulus devlet zulmünün en acı faturasını Kürtler ödemiştir'
Gün geldi Sarıkamış’ta iliklerimize soğuğu işledi, gün geldi kutsalımıza kara çizgi çekti, gün geldi tahtını kıyımların üzerine dikti, gün geldi sırtı
İkbal Der Başkanı Akbaş: "Kürt sorunu, başörtüsü kadar haktır "
Gençlik bize göre debisi yüksek bir ırmaktır. Doğru kanallara aktı mı faydası tahminlerin üzerindedir. Yanlış kanallara yönlendirilince zararı tahmin
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 8 (ÖZEL BÖLÜM)
Bu sekizinci buluşmamızda, masanın diğer tarafında Yeni Akit Gazetesi Yazarı ve Ortadoğu Uzmanı Gazeteci Ahmet Varol, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub Siyasal İslam ve İslam Devleti’ne" dair (III)
Şehadetinin 45. Yılında, yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin üçüncü kısmını “Siyasal İslam ve İslam Devlet
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"- II (Söyleşi)
Şehadetinin 45. Yılında, Yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin ikinci bölümünü sunuyoruz.
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 7
Masa-yı Esma Sohbetlerinin yedinci buluşmasında yazarımız İbrahim Sediyani; Başkent Kadın Platformu (BKP) Başkanı Nesrin Semiz, ABD Kuzey Karolina Fay
  Mustafa Naim ile Şehadetinin 45. Yılında:  'Seyyid Kutub'
Ufkumuz. Com olarak bir döneme düşünceleri ve aksiyoner kimliği ile derin izler bırakan ve şu an bile eserleri İslam Dünyasında büyük beğeni ile okun
Mazlumun dini sorulmaz
Necmi Kaya İle Şeriatiye Dair - II (Söyleşi)
Necmi KAYA:"Bugünün Müslümanları için Şeriati çağdaş bir İbrahim’dir."
"Özerk yerler vergi vermeyecek, devletten yardım alacak"
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 6
Ekinci: DTK özerklik ilan etse ne olacak?
Laçiner: BDP, Tıpkı Doğu’nun CHP’si Gibi
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 5
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri-4
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri - 3
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 2
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 1
Adnan FIRAT ile “Demokratik Özerklik” üzerine
Raşid Gannuşi ile Söyleşi
Miroğlu: Kürtler Türklere güvence versin
"Birlikte yaşam paktını kurmalıyız"
 Ayrılırsak iki faşist devlet oluruz
Ensarioğlu: Özerklik Kürtler'in asıl talebi değil
Cumhuriyet’in kuruluşunda katiller var
Said Fırat: Said Nursi manevi kardeşimiz

DUYURULAR

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zeynep IŞIK

Ey Hüseyin!

RÖPORTAJ

 
En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ
2 Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid
3 Suriye muhalefetinde kim kimdir?
4 Kozinoğlu'ndan MİT'e 2 sır mektup
5 Makarna Soğuk Diye Askerin Dizini Kırdı 
6 Altan Tan:  Arınç 'Haddimi Aştım' demelidir
7 MİT'e ifade davetine hükümetten ilk tepki
8 Demirtaş Roboski'deydi: 'Halkına zulmediyorsun'
9 'Afet yaşıyoruz. Bizim gücümüz kar temizlemeye yetmiyor'
10 Erdoğan'dan Arınç'a ve hükümete sert tepki

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Kürtler ve Lütuf

En Çok Yorumlananlar

 Bugün  Dün  Bu Hafta Bu Ay  
1 Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid
2 İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ
3 Kozinoğlu'ndan MİT'e 2 sır mektup
4 KCK'den 12 kişi daha tutuklandı
5 Makarna Soğuk Diye Askerin Dizini Kırdı 
6 KPSS’de kopya skandalı sonrası 8 kişinin cezaları verildi
7 Dışişleri Arşivleri Açılıyor
8 Erdoğan'dan Arınç'a ve hükümete sert tepki
9 Suriye muhalefetinde kim kimdir?
10 Kakeyî; “Türkiye, Roboski kurbanlarının ailelerinden özür dilemelidir”
Yorum Hattı
Tebrikler
Umarım dersini almıştır. Ustanın kalfası ne olacak...
Fikri Amedi
Bülent Arınç >>
Allah razı olsun,kalemine sağlık... teşekkürler ...
Ensar BRİNDAR
Bülent Arınç >>
süper bir değerlendirme, tebrik ediyorum......
Hawar
Bülent Arınç >>
düşünen beynine, kalem tutan eline ve yazan kalemine sağlık. inşaallah zatı muhterem okur yazınızı....
idris fidan
Bülent Arınç >>
Corba!
Dun sabah corba icerken, ansizin bir vizilti duydum. Bir sinek icgudusune engel olamayip dalmis beni...
Bako
Linç güruhuna gevap Yüzü kara olanın eli kara çalar >>
Ölüm denizinde iman kabul değilse, bedeni de gelecek nesillere ibret kalabilir
Yavuz ağabeyin bu değerlendirmesinden sonra British Müzesinde bedeni bütün dünyaya bir ibreti alem ...
kutbeddin nurlubaş
Ölüm Denizinde İman! >>
Sayın yazar emeğinizden dolayı allah sizden razı olsun. ...Kürt millileşmesi tek parçalı, tek boyutl...
yasir kaya
Millileşmede Ulusal Hareketlerin Rolü >>
molla ubeydullah dalar
hocam yazınızdan çok etkilendim ubeydullah hoca akrabam olur onun şehit edilmesi beni çok sarstı.ken...
mehmet nuri
Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (3) >>
Selamun Aleykum
Allah'ın rahmeti ve bereketi onun yolundan gidenlerin üzerine oldun.. Günümüz mevcut şartlarını dü...
Eşref Güler
Fıtri Özelliklerin Kaybedilmesi >>
Lütfunuz(!) başınızı yiyecek!Aynen Katılıyorum!
Akp ye oy verdiğim halde sayın ünsalın eski akp milletvekili oluşu bile gözüme batar oldu... Neden d...
Hüseyin Can
Kürtler ve Lütuf >>
Çok mu önemli?
Mustazaf Amedi kim şehid etti diye sormuş. Kimin şehid ettiğinden çok şehidin kim olduğu daha önemli...
Sadece Amedi
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid >>
bassagligi
degerli insan senin olumune cok uzuldum sizin gibidegerli insanlari kaybetmek derinden insani etkili...
zelal serhat
Abdullah Varlı Vefat Etti >>
En iyi kürt ölü kürt kardestir.müslüman türk kardeslerin sözü!!!
yorum baslikta... wesselam...
özgür ebuzer
İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ >>
kim şehid etti?
Peki kimler şehid etti bunu da yazın bi öğrenelim....
Mustazaf_Amedi
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid >>
Seni Rahmetle Yad ediyoruz ey şehid. Ebuzerin yoldaşı. Mustazafların mazlumların yol arkadaşı. Se...
Nezan
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid >>
Öncelikle Allah sizden razı olsun, bu güzel çalışmanızdan dolayı. Allah emeği gecen herkesten razı o...
Zaza Kemal
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
Ayrıca
Ayrıca söyleşinin ikincibölümü İle BENAV arkadasın sonradan yapacağı yorumu merakla bekliyorum:)))...
yasir kaya
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
Allah razı olsun sizden
Üstatı bütün yönleriyle, sorularla cevapladığınız için Allah sizden razı olsun, özellikle dönemim y...
yasir kaya
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
ayna bakmak
___________________________ EDİTÖR: Bizim misyonumuzda hakkı ve hukuku savunmak,zulme ve haksızlığa...
mehmet
O görkemli 'İnqılab'dan böyle bir hayıflanma kalmalı mıydı? >>
Ölüden diri, diriden ölü çıkarılır
“Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor.” Rum Sûresi, 30:19. Sunuhatta, Bu aye...
Kutbeddin Nurlubaş
O görkemli 'İnqılab'dan böyle bir hayıflanma kalmalı mıydı? >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
İbrahim SEDİYANİ

Bülent Arınç

Ahmet ALTAN

Ortadoğu

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Felekê Yeman!
Roboski Katliamı +18 Görüntüleri
33 Kurşun Şiiri - Ahmed Arif
Dersim 38 Belgeseli 7. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 6. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 5. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 4. Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
MİLYONLARCA MÜSLÜMAN ARAFAT'TA
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com