Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

08 Şubat 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
Cevat Öneş: Açılımı kimse bitiremez
“Sadece PKK değil, farklı görüşteki diğer Kürtler de, Kürtlerin siyasetten tamamen tasfiye edildiği algısı içindeler. Kürtler açılımın bittiğini düşünüyorlar.”

21/06/2010 - 18:22
1:1 1:1,2 1:1,5
 

Röportaj: Neşe Düzel / TARAF

“Açılım bitmedi, duraksadı. Bu küresel koşullarda ve iç dinamiklerde kimse açılımı bitiremez. Demokratikleşme için yeni adımlar atmayan bir parti seçilemez, iktidar olamaz.”


“Bunlar, PKK’nın taktiksel saldırıları. PKK hem muhatap alınmak için ısrar ediyor hem de Türkiye’deki legal Kürt siyasetini tek başına kontrol etmek istiyor.”


“Sadece PKK değil, farklı görüşteki diğer Kürtler de, Kürtlerin siyasetten tamamen tasfiye edildiği algısı içindeler. Kürtler açılımın bittiğini düşünüyorlar.”



* * *

NEDEN CEVAT ÖNEŞ

Daha kaç çocuğumuz ölecek? Daha ne kadar süre, başladığımız noktaya tekrar tekrar geri dönülecek? Daha bir yıl önceydi. Kürt sorunuyla ilgili olarak, “Cumhuriyet tarihinde çözüme hiç bu kadar yaklaşmamıştık” derken, birdenbire “çözümden hiç bu kadar uzaklaşmamıştık” diyeceğimiz bir noktaya savrulduk. Yaşanılan dehşetten herkesin gözlerinin körleştiği, öfkeden beyninin uyuştuğu bir dönemde, “bu konular şimdi tartışılır mı” diye korkmadan, her zamankinden daha akıllı, hızlı ve soğukkanlı hareket etmeye, Kürt sorununun demokratik yönden çözümünü tartışmaya ihtiyacımız var. Bu nedenle bu hafta, devletin, örgütlerin ve Kürt sorununun içyüzünü en iyi bilenlerden biri olan Cevat Öneş’le konuştuk. Kırk bir yıl Milli İstihbarat Teşkilatı’nda çalıştıktan sonra MİT Müsteşar Yardımcılığı görevinden emekli olan Cevat Öneş’e, şiddetin, çatışmaların, PKK saldırılarının niye son dönemde böylesine tırmandığını, PKK baskınlarının neyi hedeflediğini, son KCK operasyonlarını, Öcalan’ın ve Kandil’in planlarını, şiddetin bütün Türkiye’ye yayılıp yayılmayacağını, AK Parti Hükümeti’nin açılımı bitirip bitirmediğini, TSK’nın tutumunu, dış konjonktürün Kürt sorununu çözmek için uygun olup olmadığını, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda neler yaşandığını, Kürtlerin son dönemdeki duygu ve düşüncelerini, Hakkâri’de yaşananları, taş atan çocukları, çatışmaların artması halinde Türkiye’de daha nelerin yaşanacağını, yaklaşan toplumsal çatışmanın nasıl önleneceğini, neler yapılması gerektiğini konuştuk.

* * *

NEŞE DÜZEL: Ne oldu? Bütün ülke ümitlendi, Kürt sorunu çözülüyor dendi ve sonra her şey karıştı. Şimdi neden şiddetin yeniden yükseldiği bir döneme girdik?

CEVAT ÖNEŞ: PKK’nın taktiksel saldırıları bunlar. AK Parti hükümetini sıkıştırmak ve çözüm sürecinde muhatap alınmak için yapılan eylemler bunlar. Bu saldırıların arkasında ayrıca silahların bıraktırılmasıyla ve dağdan inişle ilgili karşılıklı görüşmelerin şartlarını yaratma isteği de var.

Hakkâri’deki son feci saldırı da mı bu yüzden yapıldı sizce?

PKK’da 1 hazirandan itibaren ortaya çıkan eylemlilik durumunun devamı bu. Bakın... Şöyle anlatayım... Aslında bütün bu saldırılar, Kürt sorununu çözemememizin bir sonucudur. Zaten Kürt sorununu çözemediğimiz için geçmişte PKK sorunu ortaya çıkmıştı. Şimdi de bu sorun Hakkâri gibi saldırılarla varlığını sürdürüyor.

Şu anda bir yandan PKK, eylemlerini, diğer yandan da ordu, operasyonlarını hızlandırıyor. Yıllardır yapılanlar yeniden yapılıyor. Nasıl bir sonuç çıkacak sizce bundan?

Silahla, PKK’nın bitirilmesi mümkün değil. Aynı şekilde PKK’nın da silahla arzu ettiği sonuçlara ulaşması mümkün değil. Kürt sorunu ancak Türkiye’nin demokratikleşmesiyle çözülebilir. Dolayısıyla bu sorun, silahın değil, siyasetin çözeceği bir meseledir. Siyasetin getirdiği çözümlere de Silahlı Kuvvetler ve yargı dâhil tüm kurumlar uymak zorundadır. Böyle bir bütünlüğü yarattığımız takdirde Kürt meselesi ve PKK sorunu çok kolay ve kısa sürede çözülür. Ben buna inanıyorum. Aslında, barış şartlarının gerçekleştirilmesini PKK da istiyor.

Eğer PKK barış istiyorsa, neden saldırılarını arttırıyor?

PKK, muhatap alınmak istiyor. Daha doğrusu PKK iki şey istiyor. PKK hem muhatap alınma konusundaki ısrarını sürdürüyor, hem de ülkedeki legal Kürt siyasi hareketinin kontrolünü elinde tutmak istiyor. Yoksa PKK’nın lider kadrosu da, silahlı mücadeleyle bir sonuç alınamayacağını gayet iyi biliyor. Bir yanda dünya koşulları, diğer yanda Türkiye’nin dış politika açılımları, PKK’nın Türkiye dışında silahlı olarak varlığını sürdürme imkânlarını iyice azaltıyor. İşte şimdi bu noktada siyasilere bir iş daha düşüyor. Türkiye siyasetinin vakit geçirilmeden yeni bir çıkışa ihtiyacı var.

Nedir o çıkış?

Dış politikada gösterilen irade, vizyon, plan proje, organizasyon ve kararlılık iç politikada da gösterilmeli. Bir yandan Kürt sorununu da çözecek olan yeni bir demokratikleşme ve açılım planı hazırlanmalı. Diğer yanda da bu açılıma paralel olarak PKK’nın dağdan indirilmesi için özel bir proje yapılmalı. Hükümet, 2011’deki seçimlere böyle bir demokratik açılım ve sivilleşme çıkışıyla gitmeli.

Dağdan indirme planı dağdan inecek olanla konuşulacağına göre, PKK sorununun çözümü için, Öcalan’ı ya da PKK’nın lider kadrosunu muhatap almak gerekmiyor mu bu durumda?

Dağdan indirme şartlarının yaratılmasında, İmralı ve Kandil dâhil belirli temasların yapılması gerektiğini tüm dünya pratikleri bize gösteriyor.

Giderek tırmanan çatışmalar durdurulmazsa sonuç ne olur?

Böylesi bir süreç daha fazla devam edemez. Bu sürecin devam etmesi çok tehlikelidir. Çünkü Türk-Kürt ayrışması daha da genişler ve çatışmalar artar. Böylesine bir çatışma sürecinin devam etmesi bu toplumun ve Türkiye’nin geleceğini riske atar. Bu yüzden siyaset, bir an önce iki projeyle birden devreye girmek zorunda. Acilen, Kürt sorununun çözümü için ayrı, silahlı gücün dağdan indirilmesi için ayrı projeler hazırlamak mecburiyetinde. “PKK önce dağdan insin, biz sonra demokratikleşmeyi yaparız, demokrasi adımları atarız” denemez.

Ama deniyor. Kandil’den ve Mahmur’dan gelenler bile geçen hafta tutuklandı. Bunun sonucu ne olur sizce?

Bu, tutuklamalar, devletin güvenilirliğini zedeledi ve çözüm sürecinde yeni bir kırılganlık daha yarattı. Bunlar devletin güvencesiyle Habur’dan geldiler ve Türkiye hukuk sistemi bunları serbest bıraktı. Sonra aynı hukuk sistemi tutukladı. Bu büyük bir çelişkidir. Bu yüzden, Kürt sorununu çözecek olan demokratik açılım yeniden etraflı olarak planlanmalı ve yeni güvenceler verilerek uygulamaya konulmalı. Unutmayın. İnsanlar hâlâ barış talep ediyor. Devletin ciddi ve güvenilir bir biçimde ortaya koyacağı çözüm planlarına toplum olumlu cevap verir. BDP de, hatta PKK da yeni bir demokratikleşme sürecine olumlu bakar.

KCK davasında tutuklamaların anlamı ne peki? Neden Kürt siyasetçiler hapse atılıyor?

KCK, aslında direktifleri PKK merkezinden ve Kandil’den alan “legal görünümlü bir örgüt”tür. PKK’nın etkilediği kitleler üzerinde PKK’nın otoritesini kuran, farklı görüşleri ortadan kaldıran, BDP, belediyeler ve sivil toplum örgütleri gibi legal yapıları kontrol eden hukuk dışı bir yapıdır. Kısacası KCK, şehirdeki meşru Kürt siyasetini kontrol etmek istiyor. KCK’nın yönetimi de Kandille bağlantıları sebebiyle tutuklanıyor. Ancak böylesine yaygın tutuklamalar, Kürtlerde yarattığı olumsuz duygularla sorunun çözümünü zorlaştırıyor, Eğer elde kapsamlı bir açılım projesi olsaydı ve çözüm yönünde somut adımlar atılsaydı, bu süreç, böyle tutuklamalar olmadan yürüyebilirdi.

Şiddet açısından eski günlere geri mi döndük?

Sanki Türkiye 1990’lara geri döndü gibi bir hava var ama aslında toplum barış talebini, Kürt sorununun çözülmesine yönelik isteğini sürdürüyor. Türkiye’de gerginlik ve çatışma toplumda değil siyasette yaşanıyor. Geçen hafta Hakkâri’de katıldığım toplantıda da gördüm. Farklı görüşteki Kürtlerin hepsi de silahların susturulmasını ve barış şartlarının oluşturulmasını istiyor. Bu talep çok güçlü. Asıl sorun şu: Demokratik açılım devam etmediği için Kürtlerde büyük bir hayalkırıklığı var. Bir yıl önceyi hatırlayın. Demokratik açılım süreci Türkiye’de büyük bir umut yaratmıştı ve Cumhuriyet tarihinde çözüm şartlarına hiç bu kadar yaklaşılmamıştı.

Şiddetin yükselmesinde herkesin bir hesabı olmalı. PKK’nın hesabı ne? PKK niye şiddeti yükseltiyor?

Demokratik açılım duraksadı ve sorunun çözümüne dair beklentiler karşılanmadı. Ayrıca yaz geldi ve güvenlik güçleri operasyonlar yapmaya başladı. Bu operasyonlarda PKK’yla karşı karşıya gelindi, çatışmalar ve kayıplar arttı. Ayrıca 31 mayıstan itibaren ateşkes şartları ortadan kalktı. Hatta Kandil’de Murat Karayılan’ın ifadesine göre, PKK aktif bir savunma içine girdi. Güvenlik kuvvetleri operasyon yapmasa bile, PKK, bir savunma taktiği içinde saldırı gerçekleştirecek demektir bu.

PKK’nın şiddeti yükseltmede hesabı ne?

PKK devleti sıkıştırma ve bu sıkıştırma neticesinde muhatap alınmayı istiyor. Şu nokta çok önemli: PKK, örgütün tamamen tasfiye edileceği psikolojisi ve algısı içinde. Üstelik sadece PKK değil, PKK dışındaki görüşleri temsil eden çok farklı kesimlerdeki barışçı Kürtlerde de, “açılım durdu, tasfiye ediliyoruz” algısı çok yaygın. Onlar da, bu ülkede Kürt siyasetinin tamamıyla tasfiye edilmek istendiği görüşündeler. Bu algıyı AK Parti, BDP’yle temastan uzak durarak besledi. Sonuçları açısından tehlikeli bir algı bu. Böyle bir algı çözüm sürecini engeller. Kürtlerdeki algı, yeni bir demokratik açılım projesi ve hamlesiyle düzeltilmeli. PKK’nın bu dönemde şiddeti yükseltmesinin bir nedeni de...

Evet... Şiddetin bir nedeni de ne olabilir?

Türkiye’nin Amerika ve İsrail ile ilişkilerinde ortaya çıkan sıkıntıdan yararlanma ve böyle bir konjonktürde Türkiye’yi sıkıştırma isteği olabilir.

İskenderun ve Tokat Reşadiye olaylarında bazı dış bağlantılar tartışıldı. Yabancı istihbarat örgütleri PKK’dan yararlanma arayışı içinde olabilirler mi peki?

“Yabancı bağlantı olmaz” diyemeyiz. Hem Ortadoğu’nun yapısını hem de PKK’nın yıllardır Ortadoğu’daki irtibatlarını ve konuşlanışını dikkate almak durumundayız. MOSSAD’ın Ortadoğu’daki Kürt siyasetleri üzerindeki etkileri ve bağlantıları zaten biliniyor. MOSSAD’ın PKK’yla bağlantısının olmadığı düşünülemez ama, “Reşadiye ve İskenderun olaylarında İsrail tarafından kullanıldı” diye de kesin bir şey söylenemez. Ama “kullanılmadı” da denemez. Çünkü MOSSAD’ın PKK dahil Kürt siyasetleriyle irtibatlarının gücü biliniyor. Hele hele İsrail’in bugünkü koalisyon hükümetinin Siyonist ırkçı yapısının böyle zamanlarda bu tip imkânları kullanma arayışında olduğu üzerinde önemle durulmalıdır.

Ordu neden Kuzey Irak’a girdi? Ordu da şiddetin artmasından yana mı? Hâlâ bu meselenin şiddetle çözülebileceğini mi düşünüyor?

Sanmıyorum. Genelkurmay Başkanı, bu sorunun şiddetle çözülemeyeceğini söyledi. Çözüm için sorunun siyasi, psikolojik, ekonomik, sosyal bütün yönlerinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sorunun çözümü siyasete dayanıyor. Ama siyaset çözüm üretmeyince, mesele güvenlik kuvvetlerine havale edilmiş oluyor ve hep aynı olaylar yaşanıyor.

Öcalan’ın pozisyonu ne?

Öcalan, bir fenemondir. Bu kadar sene geçti, ona alternatif bir lider ortaya çıkmadı. PKK’nın etkilediği kitleler üzerindeki etkisini ve PKK’nın Kandil ve Avrupa ayakları üzerindeki manevi liderliğini sürdürüyor. Bu yüzden de Öcalan, sorunun çözümünde önemini koruyor. Ancak PKK’nın Kandil ve Avrupa ayaklarında güçlü dış bağlantılar var. Bu yapılarda, PKK’nın siyasal amaçlarla kullanılmaya açık kesimleri ve grupları bulunuyor.

Öcalan ne planlıyor?

Kendi durumunu önceliğe alan, mahkumiyetini hafifletmeye çalışan bir yapı var karşımızda. PKK’nın ve kendisinin muhatap alınmasını, PKK kadrolarının legal siyasete girme şartlarının yaratılmasını istiyor.

Peki, Öcalan bu artan şiddetten nasıl bir çıkar sağlayacağını düşünüyor?

Muhatap alınmak için siyasi iktidarı zorlamak istiyor. “Bensiz bu sorunu çözemezsiniz” mesajlarını vermek istiyor. Biz bu sorunu genel bir başlık altında “Kürt sorunu” olarak konuşuyoruz ama, Kürt sorunu iki ayaklı bir sorundur. Birinci ayağı demokratikleşmedir. Türkiye’nin Kürt sorunuyla birlikte Alevi meselesini, mezhep çatışmaları ve azınlıklar meselelerini çözecek genel bir açılım projesidir bu. Bu plan Öcalan’la görüşülmez. Sorun, AB kriterleri doğrultusunda, TBMM’nin iradesiyle çözülür. Kürt sorununun ikinci ayağı olan PKK sorunu ise silahların bıraktırılmasıdır. Bu sürecin sağlıklı yönetilmesi için Öcalan ve Kandil dâhil herkesle görüşülebilir. Çünkü biz barıştan bahsediyoruz.

Evet...

Biz, otuz seneye yaklaşan bir silahlı mücadeleden ve 40 bini aşkın ölümden, insan acısından bahsediyoruz. Vicdandan söz ediyoruz. Bu durumda barışa varabilmek için, barışa katkı yapacak her şahıs ve her güç konuşulmaya değerdir.

KCK iddianamesinde Öcalan’ın MİT Müsteşarıyla görüştüğü yazılı. Müsteşar, Öcalan’la görüştü mü?

Bilemiyorum. Ama görüşmesi anormal bir durum değildir. Beklentimiz bu görüşmelerden sonuç alınmasıdır. İstihbarat örgütleri bu tip kapalı çalışmalarda görev alırlar ve yolu açmak isterler. Dünyanın her yerinde bu böyledir.

MİT’in Kandil’le de temasları var mı?

MİT’in zaten asli görevi sadece Kandil’le değil, dünyanın her yerinde Türkiye’yi ilgilendiren her meselede perde arkası konularda Türkiye’nin çıkarına olan her teması yapmaktır.

Buna silahlı örgütler de mafya da dâhil mi?

Tabii. Amaç barış getirmekse ve mafyanın faaliyetlerini önlemekse, yasadışı ilişkileri ortaya çıkarmaksa bunların hepsi MİT’in meşru görevleri arasındadır.

Devlet Öcalan’la görüşüyor mu?

Bilemem. Öcalan İmralı’da tutuklu. İmralı’nın kontrolü askerî güçler tarafından yapılıyor. Farklı görüşmeler yapılması ihtimali var tabii. Eğer bu tür görüşmeler varsa, bunlar siyasi iradenin bilgisi çerçevesinde koordineli olarak tek merkezden planlı olarak yapılmalı.

Neler konuşuluyor sizce bu görüşmelerde?

Konuşulacak şey, silahların bıraktırılması, dağdan iniş meselesidir.

Bu görüşmelerde devlet Öcalan’dan ne talep ediyor?

Silahların bıraktırılmasında ne gibi katkıları olabilirden başka bir konuşma konusunun olduğunu sanmıyorum. Öcalan’la görüşmeler silahların bıraktırılmasıyla ilgili şartların oluşturulmasıyla sınırlı olmalıdır.

Öcalan’ın devletten talebi nedir?

Öcalan’ın kişisel af veya PKK’nın silahlı güçlerinin affı meselesi gibi beklentileri olabilir. Mesela, “daha serbest olabilmeliyim. Meclis bu konuda karar alabilmeli” diyor. Öcalan’ın talepleri, yeni anayasa yapılmasından Kürt kimliğinin anayasada garanti altına alınmasına kadar uzuyor.

AKP hükümeti açılım başlattı ama başlattığı açılım bitmiş gibi gözüküyor. AKP kendi isteğiyle mi bitiriyor bu açılımı?

Açılım bitmedi. Zaten Başbakan da “açılım sürecek” diyor. Açılım duraksadı. Bu küresel koşullarda ve Türkiye’nin iç dinamiklerinde hiçbir iktidar açılımı bitiremez. Açılım bitti diyen ve demokratikleşme için yeni adımlar atmayan bir iktidarın Türkiye’de yeniden seçilme ve hükümet olma şansı yoktur. Başbakan demokratik açılım konusunda çok samimiydi ve nitekim risk alıp adım attı ama...

Adım attı ama başarılı olamadı. Sizce niye başarılı olamadı?

Başbakan risk aldı ama CHP, MHP ve DTP milliyetçi duyguları körükleyerek AK Parti hükümetinin omuzlarındaki yükü daha da arttırdılar. Bu milliyetçi dalga, atılacak adımlarla ilgili AK Parti’de tereddüt ve korku yarattı. Ayrıca hükümetin demokratik açılım için kapsamlı bir projesinin olmadığı, bu süreçte ortaya çıkabilecek riskler konusunda hazırlıklı olmadığı da ortaya çıktı. Önümüzdeki süreçte açılım planı daha somut ortaya konacak.

Bu ortamda açılım yapılabilir mi?

Aksine bu ortamda açılım için sesimizi daha çok çıkarmamız lazım. Türkiye’nin bugünkü objektif ve sübjektif şartları hiçbir biçimde PKK’nın silahlı mücadelesini haklı göstermiyor. Zira Türkiye’de artık demokratik mücadeleyle etkin sonuçlar almak mümkün. Bu yüzden PKK, silahlı eylemlerini hiçbir gerekçeye dayandıramaz. Ancak bugün biz bir fiili durumla karşı karşıyayız.

Nedir bu fiili durum?

25 senedir silahlı mücadele yürüten, bölgesel ve hatta uluslararası boyut kazanan bir silahlı hareketle karşı karşıyayız. Bu yüzden demokratikleşme projesine paralel olarak, ayrıca silahların bıraktırılması projesini de devreye sokmak zorundayız. “Önce silahlar sussun sonra demokratik adımlar atılır, açılım yapılır” denemez. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve silahların bıraktırılıp PKK’nın dağdan indirilmesi projelerinin yan yana birlikte yürütülmesi gerekiyor. Dolayısıyla Türkiye şimdi, daha güçlü bir iradeyle yeni bir demokratik açılım projesini şekillendirmek zorunda.

Terör eylemleri, saldırılar daha da artar mı?

Yeni bir durumla karşılaşmış değiliz. İçinde bulunduğumuz konjonktür ve süreç, bu tip eylemlerin artacağını gösteriyor. Ortak aklı ortaya koyup barış şartlarını hazırlayacak çalışmaları hemen başlatmalıyız. Daha önce de dediğim gibi bütün bu şiddet, çatışma, terör ve saldırılar, açılım duraksadığı için yaşanıyor. Bakın... Türkiye’nin dinamikleri, demokratik bir Türkiye istiyor ve bunun için de demokratik bir anayasa yapılması ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramının anayasanın içine girmesi gerekiyor.

Yeni anayasada, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olanlara Türk denmemeli mi?

Türk denmesine ihtiyaç yok. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı denmeli. Türk tabiri, etnik temele dayanan bir kavram olarak algılanıyor ve bu algıyı değiştirmek çok güç. Ayrıca bu kavramlar, 20. yüzyılda ortaya çıkmış meseleler. Halbuki biz 21. yüzyılı konuşuyoruz. Bu yüzyılın kavramı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bu yüzden giriş bölümü de dâhil, anayasa, 21. yüzyılın kavramlarıyla ve değerleriyle yeniden yazılmalıdır.

AKP yaşanan gelişmeleri kontrol edebiliyor mu yoksa gelişmelerin peşinden mi sürükleniyor?

Gelişmeleri kontrol ettiğini söyleyemeyiz ama... AK Parti döneminde demokratik adımların atılmasında önemli mesafeler alındı ve AK Parti çok önemli engellerle karşılaştı. Karşısına Ergenekon süreci, darbe girişimleri, yargıdaki olumsuzluklar, muhalefetin çıkardığı engeller, milliyetçi dalga gibi duvarlar çıkarıldı.

Siz Kürt meselesinde ne tür gelişmeler bekliyorsunuz?

Bugün yaşananlar konjonktüreldir ve eylemlerin tırmanması geçicidir. Yaşananlar, Türkiye’deki iç siyasetin çözüm üretmedeki yetersizliğinden kaynaklanıyor. Türkiye barış sürecini daha somut bir demokratikleşme hamlesiyle tekrar başlatacak.

Ya başlatmazsa, başlatamazsa? Çeşitli kentlerdeki üniversitelerde Türk ve Kürt öğrenciler çatışıyor. Bu durumda Türk-Kürt çatışması yaygınlaşır mı?

Bu riski her zaman dikkate almalıyız. Çünkü bu şiddet tırmanırsa ve tekrar uzun bir sürecin içine girilirse, ifade etmekten dahi korktuğumuz çatışma ortaya çıkar. Bugün öğrenci kesiminde ve bazı bölgelerde çıkan çatışmalar toplumun kendi iç dinamiğinden değil, bazı mihrakların yönlendirmesiyle ve provokasyonuyla çıkıyor. Milliyetçi duygular istismar ediliyor. Yoksa toplum, genelde sorunun çözümünü istiyor.

Sizce Türkler ve Kürtler zihnen birbirinden kopmuyor mu?

Kopmuyor. Geçen hafta Hakkâri’deki toplantılarda yaptığım gözlem şu ki, Kürtler ayrılık istemiyorlar. Türkiye, bağımsız Kürt devleti kurulması ve ülkenin parçalanması gibi bir tehlikeyle karşı karşıya değil. Kürtler kopmak istemiyor. PKK da kopmak istemiyor.

neseduzel@gmail.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Kategorideki Diğerleri

Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'e 80 küsur yaşında olduğu halde, Kürt ve Kürdistan kavramlarını kullanarak en yetkili makamlara s
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"-IV:Akide ve Tevhid
Tabii elbette, Seyyid’in töhmet altında bırakıldığı, hakkında ileri geri konuşulduğu konuların başında akidesi etrafında yapılan tartışmalar gelmekted
Bi Pîreka Seydayê Mele Mansur Lamîa Xanimê Re Hevpeyvin
Mixabin di derheqê Seydayê Mele Mansur de di destê me de pirr malumat tune. Belê hevalê wî pîreka wî dostên wî saxin lê heya îro xebatek li ser nehatî
'Ulus devlet zulmünün en acı faturasını Kürtler ödemiştir'
Gün geldi Sarıkamış’ta iliklerimize soğuğu işledi, gün geldi kutsalımıza kara çizgi çekti, gün geldi tahtını kıyımların üzerine dikti, gün geldi sırtı
İkbal Der Başkanı Akbaş: "Kürt sorunu, başörtüsü kadar haktır "
Gençlik bize göre debisi yüksek bir ırmaktır. Doğru kanallara aktı mı faydası tahminlerin üzerindedir. Yanlış kanallara yönlendirilince zararı tahmin
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 8 (ÖZEL BÖLÜM)
Bu sekizinci buluşmamızda, masanın diğer tarafında Yeni Akit Gazetesi Yazarı ve Ortadoğu Uzmanı Gazeteci Ahmet Varol, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub Siyasal İslam ve İslam Devleti’ne" dair (III)
Şehadetinin 45. Yılında, yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin üçüncü kısmını “Siyasal İslam ve İslam Devlet
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"- II (Söyleşi)
Şehadetinin 45. Yılında, Yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin ikinci bölümünü sunuyoruz.
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 7
Masa-yı Esma Sohbetlerinin yedinci buluşmasında yazarımız İbrahim Sediyani; Başkent Kadın Platformu (BKP) Başkanı Nesrin Semiz, ABD Kuzey Karolina Fay
  Mustafa Naim ile Şehadetinin 45. Yılında:  'Seyyid Kutub'
Ufkumuz. Com olarak bir döneme düşünceleri ve aksiyoner kimliği ile derin izler bırakan ve şu an bile eserleri İslam Dünyasında büyük beğeni ile okun
Mazlumun dini sorulmaz
Necmi Kaya İle Şeriatiye Dair - II (Söyleşi)
Necmi KAYA:"Bugünün Müslümanları için Şeriati çağdaş bir İbrahim’dir."
"Özerk yerler vergi vermeyecek, devletten yardım alacak"
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 6
Ekinci: DTK özerklik ilan etse ne olacak?
Laçiner: BDP, Tıpkı Doğu’nun CHP’si Gibi
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 5
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri-4
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri - 3
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 2
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 1
Adnan FIRAT ile “Demokratik Özerklik” üzerine
Raşid Gannuşi ile Söyleşi
Miroğlu: Kürtler Türklere güvence versin
"Birlikte yaşam paktını kurmalıyız"
 Ayrılırsak iki faşist devlet oluruz
Ensarioğlu: Özerklik Kürtler'in asıl talebi değil
Cumhuriyet’in kuruluşunda katiller var
Said Fırat: Said Nursi manevi kardeşimiz

DUYURULAR

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zeynep IŞIK

Ey Hüseyin!

RÖPORTAJ

 
En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ
2 Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid
3 Suriye muhalefetinde kim kimdir?
4 Kozinoğlu'ndan MİT'e 2 sır mektup
5 Makarna Soğuk Diye Askerin Dizini Kırdı 
6 Altan Tan:  Arınç 'Haddimi Aştım' demelidir
7 MİT'e ifade davetine hükümetten ilk tepki
8 Erdoğan'dan Arınç'a ve hükümete sert tepki
9 Demirtaş Roboski'deydi: 'Halkına zulmediyorsun'
10 'Afet yaşıyoruz. Bizim gücümüz kar temizlemeye yetmiyor'

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Kürtler ve Lütuf

En Çok Yorumlananlar

 Bugün  Dün  Bu Hafta Bu Ay  
1 Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid
2 İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ
3 Kozinoğlu'ndan MİT'e 2 sır mektup
4 KCK'den 12 kişi daha tutuklandı
5 Makarna Soğuk Diye Askerin Dizini Kırdı 
6 KPSS’de kopya skandalı sonrası 8 kişinin cezaları verildi
7 Dışişleri Arşivleri Açılıyor
8 Erdoğan'dan Arınç'a ve hükümete sert tepki
9 Suriye muhalefetinde kim kimdir?
10 Kakeyî; “Türkiye, Roboski kurbanlarının ailelerinden özür dilemelidir”
Yorum Hattı
süper bir değerlendirme, tebrik ediyorum......
Hawar
Bülent Arınç >>
düşünen beynine, kalem tutan eline ve yazan kalemine sağlık. inşaallah zatı muhterem okur yazınızı....
idris fidan
Bülent Arınç >>
Corba!
Dun sabah corba icerken, ansizin bir vizilti duydum. Bir sinek icgudusune engel olamayip dalmis beni...
Bako
Linç güruhuna gevap Yüzü kara olanın eli kara çalar >>
Ölüm denizinde iman kabul değilse, bedeni de gelecek nesillere ibret kalabilir
Yavuz ağabeyin bu değerlendirmesinden sonra British Müzesinde bedeni bütün dünyaya bir ibreti alem ...
kutbeddin nurlubaş
Ölüm Denizinde İman! >>
Sayın yazar emeğinizden dolayı allah sizden razı olsun. ...Kürt millileşmesi tek parçalı, tek boyutl...
yasir kaya
Millileşmede Ulusal Hareketlerin Rolü >>
molla ubeydullah dalar
hocam yazınızdan çok etkilendim ubeydullah hoca akrabam olur onun şehit edilmesi beni çok sarstı.ken...
mehmet nuri
Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (3) >>
Selamun Aleykum
Allah'ın rahmeti ve bereketi onun yolundan gidenlerin üzerine oldun.. Günümüz mevcut şartlarını dü...
Eşref Güler
Fıtri Özelliklerin Kaybedilmesi >>
Lütfunuz(!) başınızı yiyecek!Aynen Katılıyorum!
Akp ye oy verdiğim halde sayın ünsalın eski akp milletvekili oluşu bile gözüme batar oldu... Neden d...
Hüseyin Can
Kürtler ve Lütuf >>
selamlar
dikkate alınırmı bilmiyorum ama bir öneride bulunmak istiyorum.örgütlenmelerde bu bir web sitesi,bir...
f.pala
Öze Dönüş Platformu ve Kadın >>
ALLAHIN selamı magfiret ve bereketi üzerine üzerimizde olsun.hocam bende gecen bu tarz bir eleştirir...
sabahattin
Eleştiri Hastalığı >>
bassagligi
degerli insan senin olumune cok uzuldum sizin gibidegerli insanlari kaybetmek derinden insani etkili...
zelal serhat
Abdullah Varlı Vefat Etti >>
En iyi kürt ölü kürt kardestir.müslüman türk kardeslerin sözü!!!
yorum baslikta... wesselam...
özgür ebuzer
İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ >>
kim şehid etti?
Peki kimler şehid etti bunu da yazın bi öğrenelim....
Mustazaf_Amedi
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid >>
Seni Rahmetle Yad ediyoruz ey şehid. Ebuzerin yoldaşı. Mustazafların mazlumların yol arkadaşı. Se...
Nezan
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid >>
Öncelikle Allah sizden razı olsun, bu güzel çalışmanızdan dolayı. Allah emeği gecen herkesten razı o...
Zaza Kemal
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
Ayrıca
Ayrıca söyleşinin ikincibölümü İle BENAV arkadasın sonradan yapacağı yorumu merakla bekliyorum:)))...
yasir kaya
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
Allah razı olsun sizden
Üstatı bütün yönleriyle, sorularla cevapladığınız için Allah sizden razı olsun, özellikle dönemim y...
yasir kaya
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
ayna bakmak
___________________________ EDİTÖR: Bizim misyonumuzda hakkı ve hukuku savunmak,zulme ve haksızlığa...
mehmet
O görkemli 'İnqılab'dan böyle bir hayıflanma kalmalı mıydı? >>
Ölüden diri, diriden ölü çıkarılır
“Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor.” Rum Sûresi, 30:19. Sunuhatta, Bu aye...
Kutbeddin Nurlubaş
O görkemli 'İnqılab'dan böyle bir hayıflanma kalmalı mıydı? >>
Çok şey biliyormuş gibi yazıyorsunuz.....
Yurt Gazetesinin manşetten verdiği haberi eleştiriyorsunuz... Ancak Müslüman Kardeşler Örgütünün kur...
semirseyhan
"Müslüman Kardeşler'den Alevilere Ölüm Çağrısı" !!! >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
İbrahim SEDİYANİ

Bülent Arınç

Ahmet ALTAN

Ortadoğu

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Felekê Yeman!
Roboski Katliamı +18 Görüntüleri
33 Kurşun Şiiri - Ahmed Arif
Dersim 38 Belgeseli 7. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 6. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 5. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 4. Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
MİLYONLARCA MÜSLÜMAN ARAFAT'TA
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com