Bir grup Kürt siyasetçiyle Lêgerîna Kurdên Demokrat (LKD) oluşumuna giden Sertaç Bucak, güçlenmeleri halinde siyasal partileşmeye gideceklerini duyurdu.
04/06/2010 - 16:10 |
|
|
| |
Bir grup Kürt siyasetçiyle Lêgerîna Kurdên Demokrat (LKD) oluşumuna giden Sertaç Bucak, güçlenmeleri halinde siyasal partileşmeye gideceklerini duyurdu.
Irak Kürdistan Bölgesi’ni örnek aldıklarını belirten Bucak, “Amacımız Kürtler içerisinde ulusal bir hat oluşturmak” dedi.
Ünlü Kürt öncüsü Xalid Begê Cibîrî’nin yeğeni Tahsin Sever ve bir grup Kürt siyasetçi ile Lêgerîna Kurdên Demokrat’ı (LKD) kuran Sertaç Bucak, LKD’nin amacını, örgütlenme yöntemlerini, BDP, HAKPAR ve diğer Kürt partileri ile aralarındaki farkı AKnews’e anlattı.
Lêgerîna Kurdên Demokrat (LKD) oluşumu hangi ihtiyaçtan doğdu?
Kürt halkına haksız ve hukuksuz bir statü dayatıldı. Bizim bu statüyü değiştirmemiz gerekiyor. Geçmişte yapılan hiçbir çalışmayı küçümsemiyorum. Yapılan her çalışma bu halkın özgürlüğüne, kurtuluşuna bir katkı. Fakat yapılan bütün bu çalışmaların hepsi, harcanan çabalar, bu mücadelenin başarıya ulaşmasını maalesef gerçekleştirememiştir. O açıdan biz var olandan farklı düşünüyoruz.
Farkınız ne?
İçinde yaşadığımız dönemin özelliklerini de göz önüne alarak, yeni bir arayış içerisine girmenin gerekli olduğu kanaatine vardık. Böyle bir arayışı başlattık. Biz Kürtler'in bir millet olduğuna inanıyoruz. Onların kendi topraklarında, kendi ülkelerinde, kendilerini yönetmesi gerektiğine inanıyoruz. Bir şekilde Kürt halkının kendi kaderini örgütleme hakkı olmalıdır. Ama bunun statüsünün ne olacağını, mücadelenin koşulları belirler.
Örgütlenme yöntemleriniz neler?
Biz bu mücadelenin demokrat, şiddet dışı, siyasal mücadele olarak yürütülmesi taraftarıyız. Çünkü içinde bulunduğumuz süreç, dünyadaki konjoktur ve Kürt halkının da yaşadığı deneyimler, demokratik bir mücadelenin daha çok sonuç alıcı olacağını gösteriyor bize. Eğer sonuç alınmak istiyorsa, özellikle bu dönemde demokratik ve siyasal bir mücadeleye daha çok ağırlık verilmelidir.
Bir dönem HAKPAR Genel Başkanlığı’nı da yaptınız. LKD’nin HAKPAR’dan farkı ne olacak?
HAKPAR gurupların bir koalisyonuydu. Biz öyle bir gruplar koalisyonu değiliz. Her birimiz farklı mücadele geleneklerinde çalışmış, Kürt mücadelesine emek vermiş insanlarız. Ama bugün birey olarak bir araya geldik ve ortak bir takım şeyler yakaladık. O anlamda bir defa oluşum olarak bir farkımız var. Kişisel, bireysel hak hukuk temelinde bir araya gelmiş Kürtleriz.
Bu oluşumda bulunanlar hangi gelenekten geliyorlar?
KUK, KDP geleneğinden gelen arkadaşlarımız var. Özgürlük Yolu’ndan gelenler var. DDKD hareketinden, Rizgari, Ala Rizgari’den gelenler var. Kawa hareketinden gelenler var. Kürdistan’da mücadele etmiş çeşitli gelenekten gelen insanlar var.
Bu kadar farklılığı bir araya getiren neden ne?
Geçmişte bu hareketlerde yer aldığımız için bir pişmanlık falan duymuyoruz. O dönem öyle yapmak gerekiyordu. Hepimiz farklı kulvarlarda mücadele ettik. Ama bugün özellikle bizi bir araya getiren nokta şu. Biz milli bir hat yaratmak istiyoruz. Herkesi kucaklayıcı, herkese açık, herkesin kendini içinde ifade edebileceği bir oluşum ön görüyoruz. En geniş kesimleri içerisinde toparlayan bir arayışın içerisindeyiz. Eğer böyle bir şeyi yaratabilirsek, bence Kürt halkının mücadelesi anlamında önemli mesafeler kat edilecek.
Kısa, orta ve uzun vade tarzında bir planlamaya gittiniz mi? Hangi aşamada neyi ön görüyorsunuz?
LKD’nin çok geniş bir ilişki ağı var. Her tarafla buluşuruz. Çünkü bir siyasi parti değiliz, bir hareket de değiliz. Ama bir şeyi ortak ve legal zeminde yaratmak istiyoruz. Meşru zeminde, açık, gizlisi saklısı olmayan bir oluşum geliştirmek istiyoruz. İlk yapacağımız şey çeşitli bölgelerde bürolarımızı açacağız. Daha sonra bu yapılan çalışmalar sonucunda, bürolar açarken de gençlik ve kadın çalışması yürüteceğiz. Gençlik ve kültür merkezleri açacağız. Daha sonra belirli bir aşamaya geldikten sonra –bu bir iki yıl olabilir- siyasal bir hareket yaratmayı düşünüyoruz.
Siyasal hareketten kastınız partileşme mi?
Elde ettiğimiz mesafeye göre, toplanan kurul bir siyasal parti kurmayı da hedefleyebilir, bir siyasal hareketi de hedefleyebilir. Bunu mücadelenin arayışları ve düzeyi belirler. Güneydekilere baktığımızda, onların yakaladığı başarı çizgisini neden biz de başaramayalım?
Kürdistan Bölgesi’ni mi örnek alıyorsunuz?
Evet, orayı örnek alıyoruz. Biz sadece oranın demokratik yapısını, oranın azınlıklara karşı tavrını, oranın sorunların çözümüne ilişkin yaklaşımlarını, sağladıkları başarıları çok önemli görüyoruz, örnek alıyoruz. Parlamentosu var, hükümeti var, ekonomik durumu, siyaseti kabul görülen bir şey. O anlamda ulusal bir hattın burada da başarılı olabileceğini düşünüyoruz.
BDP’den farkınız ne olacak?
BDP kendisini bu sorunun iradesi olarak görmüyor. Bunlar çözümü başka yerde görüyor. DTP’nin kapatılmasına karşı çıktık, bu dönem başlarına bir iş gelirse, yine karşı çıkarız. Onların baskı görmesini hoş görmeyiz, kabul etmeyiz. Ama biz kendi karar mekanizması olan, siyasetini kendisi üreten, yürüten ve kendi iradesi olan bir hareket oluşturmak istiyoruz. Biz irademizi hiç kimseye teslim etmeyiz. Legaliz, herhangi bir yerle tabanımızı paylaşmıyoruz. O nedenle kimsenin iradesine tabii değiliz. Bu siyasal yapının organları ne yapılıp yapılmayacağına karar vermelidir.
Taleplerinizde bir farklılık var mı?
Tabiî ki farklılık var. Ben şunu soruyorum, acaba BDP’nin talepleri var mı? Geçmişte bir özerklik projeleri vardı. O konuda da tam net değiller. 26 tane özerk bölge söylüyorlar. Bakın Kürtler zaten 4 parçaya bölünmüş. Siz de kalkıp bunu yeniden parçalarsanız, olmaz. Bizim en önemli farklılıklarımızdan bir tanesi şu; biz kendi ülkemizde iktidar olmak istiyoruz. Bizim bir ülkemiz var. Ve bu ülkede, bu halk iktidar olmalı. Bunun biçimlerini tartışabiliriz. Bu siyasal mücadelenin gücüne, uluslar arası konjokture bağlı bir şey. Biz Kürtler'in kendi kendilerini yönetebileceğini sınırın öte yanında gördük. Ve biz kendi kendimizi çok daha iyi bir şekilde yönetebileceğimize inanıyoruz.
Siyasal dil ve üslubunuz ne olacak?
Kendi dışımızda olan hiçbir şeyi yok saymıyoruz. Çünkü zaten bizim ülkemizde de tek bir siyasi hareketin olması çok büyük bir eksikliktir siyasi anlamda. Biz çok seslilikten yanayız. Demokratik tercihlerin serbestçe, özgürcü yapılabilmesinden yanayız. Siyasal mücadele olabilir ama bu fikri yönde olmalıdır. Türkiye’ye baktığımızda, çok önemli bir ulusal sorunda Adalet ve Kalkınma Partisi, CHP ve diğerleri hep bir ağızdan konuşuyor, aynı ortak tavrı sergiliyorlar. Ama biz Kürtler'de böyle değil.
Bizde bir siyasi hareket ne diğerinin varlığını kabul ediyor ne de ona dostane bir bakışla bakıyor. Bu ülkenin en güçlü hareketi, kendisi dışında hiçbir şeyi Kürt görmüyor. Böyle bir şey olmaz. Herkes Kürt’tür. Her Kürt'ün siyasal anlamda farklı görüşleri olabilir. Ama önemli olan ulusal kurumların savunulması, ulusal davanın savunulması ve o anlamda da kapsayıcı olabilmek.
Uluslar arası güçlerle ilişkileriniz var mı?
Biz arayış olarak Kürdistan’dayız. Fakat prensiplerimiz içerisinde şu var; biz diyoruz ki, biz medeni dünyanın ortak değer yargılarını kendimize referans olarak alıyoruz. Şimdi bu bir Avrupalı, bir Amerikalı, ya da yurt dışından herhangi biri bu prensibimizi okuduğu zaman, bizim sorunlara yaklaşım perspektifimizi çok çabuk anlar. Ve bizim bu anlamda ittifaklarımız doğar. Yani bizim söylediklerimiz batı dünyasının değer yargılarıyla örtüşen bir durum. Çünkü bir serbest piyasa ekonomisini savunuyoruz.
Liberal bir örgütlenme olacak yani…
Türkiye’de liberal terimi çok darbe yiyen bir terim, o nedenle o terimi kullanmıyoruz. Özgürlükçü, serbest piyasa ekonomisini savunan bir hareketiz. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi sosyal yönü ağır basan bir sistemi savunuyoruz. Sol bir hareket değiliz ama içimizde sol görüşlü arkadaşlar da var, beraber hareket ediyoruz.
Kürtler'de şöyle bir durum var. BDP’yi benimsemeyen seçmen, HAKPAR, ya da KADEP’e gitmiyor. Kürtler'in dışındaki bir partiye gidiyor…
Biz siyasetin Kürdistan’da çoğulculaşmasını istiyoruz. Bir Kürt farklı siyasal duruşlar arasında seçim yapabilmelidir. Eğer bir Kürt bir Kürt partisine kızıp bambaşka bir yerlere gidiyorsa bu bir kayıptır. Bunun vebali bütün Kürt siyasi partilerindedir. O açıdan biz bunu kırabileceğimizi düşünüyoruz.
PORTRE / SERTAÇ BUCAK
10 Ocak 1951 yılında Urfa’nın Siverek ilçesinde dünyaya gelen Sertaç Bucak, Şanlıurfa Şair Nabi İlkokulu’nda öğrenimine başladı. 1962 yılında Diyarbakır Maarif Koleji (Diyarbakır Anadolu Lisesi) giriş sınavını kazandı. Babası Faik Bucak, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi Genel Başkanlığı yaptığı dönemde, suikast sonucu öldürüldü. Sertaç Bucak, babasının öldürülmesinden sonra İstanbul’a gitmek zorunda kaldı.
1969 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’ni bitirdi. 1970’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenime başladı ve 29 Ekim 1970’de Federal Almanya’ya gitti. Heidbelberg Üniversitesi’ni bitiren Bucak, 1978 yılında Petrol Yüksek Mühendisi oldu. 1983 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını siyasi nedenlerden dolayı kaybetti.
Bucak 32 yıl aradan sonra, 2 Temmuz 2002 tarihinde ilk kez ülkesine döndü. 2004 yılında tesadüf sonucu 1993’te yeniden T.C. vatandaşlığına alındığını öğrenince, Siverek’e yerleşti. İngilizce ve Almanca dillerinde çok sayıda insan hakları ihlalleri ile ilgili rapor ve kitap yayınlayan Bucak, bir çok yabancı dergi ve gazetelerde makale yazdı. Kasım 2006’da Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanlığı’nı yapan Bucak, bir grup Kürt siyasetçiyle Lêgerîna Kurdên Demokrat (LKD) oluşumunu kurdu.
Maşallah Dekak / AKnews |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
YORUMLAR |
|
|