Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkanı Bayram Bozyel, Türkiye’deki Kürt partilerinin, ulusal konularda ortak hareket etmesi yönünde başlattığı sürecin, Kürtler'in kendi iç barışını sağlamasının yanı sıra Türkiye’nin genel gidişatı üzerinde de etkisi olacağını belirterek, “Hem hükümet, hem diğer Türkiye kesimi bu birliğe, bu sese daha çok kulak vermek zorunda kalacaktır” dedi.
26/04/2010 - 16:27 |
|
|
| |
Kürt partileri arasındaki birliğin, Kürdistan Bölgesi'ndeki Kürt oluşumların da içinde yer alacağı bir ulusal konferans toplanmasını kolaylaştıracağını kaydeden Bozyel, üç partinin birliğinin yaratacağı sinerjinin seçim sürecine de yansıyacağını söyledi.
Açılım sürecinin daha çok AK Parti’nin tutumu nedeniyle belirsizliğe doğru gittiğine işaret eden Bozyel, Kürtler arası birliğin hem Türkiye’nin demokratikleşmesi, hem de açılım sürecini hızlandıracağını ifade etti.
Bozyel, AKnews’in BDP, HAK-PAR ve KADEP arasında başlayan birlik sürecine ilişkin sorularını yanıtladı.
Üç partinin yöneticileri olarak geçtiğimiz günlerde bir araya geldiniz, nasıl bir çerçeve üzerinde mutabakata vardınız?
İzninizle bu çalışmaları öncelikle özetlemek istiyorum. Açılım süreci başladıktan sonra Kürt sorunu Türkiye’nin ilk gündem maddesi olmaya başladı. Biz de Kürt tarafı olarak sürece müdahil olmak ve Kürtler'in taleplerini gündeme sokmak amacıyla bir arada olmamız gerektiğine inandık. Bu nedenle o zamanki DTP ve KADEP yöneticilerini önce ayrı ayrı ziyaret ettik, sonra üçlü olarak bir araya geldik. Biz şunu önerdik, önce Kürt partileri olarak, daha sonra da dernekler, şahıslarla bir araya gelelim, bu sürece ilişkin ortak bir tutum geliştirelim. Kürt halkının taleplerini belirleyip hem hükümete sunalım, hem de kamuoyuna açıklayalım. Bu önerimiz olumlu karşılanmasına rağmen DTP’nin kapatılması nedeniyle kesintiye uğradı.
Sonra BDP kurulurken yeni yönetimi ziyarete gittiğimizde, DTP’ye yaptığımız öneriyi aynen kendilerine de ilettik. Önerimizi değerlendireceklerini söylediler. Geçen hafta BDP yöneticileri bizi ve KADEP’i ziyaret ederek, bir bakıma bizim daha önce dile getirdiğimiz öneriyi tartışmaya açtılar. Bu görüşmelerin sonucunda üç partinin yöneticileri olarak bir araya geldik. Açılım belirsiz bir noktaya geldi ama buna rağmen Kürt sorunu bu ülkenin en önemli sorunu olmaya devam ediyor. Dolayısıyla Kürtler'in bir araya gelme ihtiyacı açılımdan bağımsız devam ediyor.
Üç parti yöneticileri olarak yaptığınız toplantıda neler konuştunuz, nasıl bir sonuç çıktı ortaya?
Önce meseleyi genel çerçevede konuştuk. Ortak tutum geliştirilirken geçmişteki deneyimlerin göz önünde bulundurulması gerektiği üzerinde durduk. Biz, yeni dönemde Kürt partileri arasındaki ilişkilerde güven verici bir tutum izlemek gerektiğini söyledik, bu önerimiz diğer arkadaşlarca da kabul gördü. Şu aşamada her partiden temsilcilerden oluşacak bir "Diyalog Grubu" oluşturma kararı aldık.
Ne yapacak bu grup?
Diyalog Grubu bu yakınlaşma sürecinin plan programını yapacak. Bundan sonra nasıl bir araya geleceğiz, hangi konularda bir araya geleceğiz, diğer Kürt kesimleriyle nasıl buluşacağız, bunun takvimini, yol haritasını oluşturacak. İlk olarak, üç parti bundan sonraki süreçte Kürt halkının temel hak ve özgürlükleri için bir arada, diyalog içinde olacağını kamuoyuyla paylaşacak. Ondan sonra hangi ana konularda birlikte iş yapabiliriz, bu konuda bir öncelik sıralaması yapacağız. Dolayısıyla somut eylemlilikler, somut hedefler konusunda bir arada olmalıyız. Bu zemin biraz güçlendikten sonra diğer Kürt kesimleriyle buluşmalıyız. Zemini yeterince güçlendirmeden diğer kesimleri kapsayacak bir genişleme çabası istenen sonucu vermeyebilir. Bu nedenle bu işi acele etmeden, adım adım örmekte fayda olacağını düşünüyorum.
Bu düşüncenizi diğer iki parti de paylaşıyor mu?
Sanırım BDP’li arkadaşlar bu konuda, yani diğer Kürt kesimleriyle buluşma konusunda biraz daha hızlı hareket etmekten yanalar. Biz geçmişte yaşadığımız birlik deneyimlerinden, sıkıntılardan dolayı işi aceleye getirmemenin daha doğru olacağını, zamana yayarak ve adım adım örerek gitmenin daha doğru olacağını düşünüyoruz.
Kürtler arasında böyle bir birlik ne gibi sonuçlar yaratır?
Birincisi, Kürtler arasında yakınlaşmanın, iç barışın sağlanmasına büyük katkıda bulunur. Kendi aralarındaki ön yargıların, “düşmanlıkların” giderilmesinde büyük katkısı olur. Bu birlik Kürt toplumunda yeni bir sinerjiye, dinamizme yol açabilir ve bunun vereceği umut ve enerjiyle köke dönüş sağlanabilir. Kürt hareketinin bu parçalı durumundan dolayı uzak kalan insanlar, aydınlar, şahsiyetler yönlerini bu saflara çevirebilirler.
İkincisi, Kürtler arasında birliğin mutlaka Türkiye’nin genel gidişatı üzerinde etkisi olacaktır. Bu da Kürtler bakımından ister istemez hem moral, hem fiziki güç yaratacaktır ve hem hükümet, hem de diğer Türkiye kesimi bu birliğe, bu sese daha çok kulak vermek zorunda kalacaktır.
Üçüncüsü, bu oluşum, Kürt davasının uluslararası plandaki meşruiyet mücadelesine katkıda bulunacaktır. Hatta giderek Güney'deki güçlerin de içinde bulunacağı bir ulusal konferansın hayata geçirilmesini kolaylaştıracaktır.
Peki, Kürt partileri arasındaki bu ortaklaşma, bir seçim ittifakına dönüşebilir mi?
Şu anda seçim ittifakı endeksli bir çalışma içinde değiliz. Esas olan Kürt halkının ortak taleplerine ilişkin genel tutumdur. Böyle bir birlik ister istemez seçim süreçlerine de yansıyacaktır. Birlik oluşturmamızın yaratacağı sinerji, enerji mutlaka seçim sonuçlarına da yansıyacaktır.
Böyle bir ittifak yüzde 10 barajını aşabilir mi?
Böyle bir yakınlaşmanın sayısal yansıması aritmetik değil geometrik olacaktır. Yani üç partinin bir araya gelmesi, üç partinin toplamı anlamına gelmeyecek, daha fazlasını ifade edecektir. O nedenle böyle bir blok gündeme gelir, bu sinerji seçim atmosferine yansıtılırsa, bunun sonuçlarının da Kürtler bakımından son derece önemli olacağını düşünüyorum.
Üç partinin tabanı bu yakınlaşmaya nasıl bakıyor?
Doğrusu tabanlarımızda büyük bir uzaklaşma, kopukluk var. Fakat ben Kürt tabanının genel olarak birliğe pozitif tepki göstereceğini düşünüyorum. Nihayet internet sayfalarında birleşmeyle ilgili haberlere göz gezdirdiğimizde, oldukça olumlu tepkiler, yorumlar görüyoruz. Bu da Kürt toplumunun, parti tabanlarının esasen bu işe yatkın olduğunu, yakınlaşmaya destek vereceğini düşünüyorum.
Açılım süreci başladığında, sizinle yaptığımız görüşmede iyimser açıklamalar yapmıştınız. Şimdi ise açılım sürecinin belirsizliğe itildiğini söylüyorsunuz. Kürtlerarası birlik bu süreci nasıl etkiler?
Türkiye’deki değişim süreci AKP’yi aşan boyutlara sahip. Aslında sorun AKP’nin bu değişimi yeterinde kavrayamamasından ve iyi yönetememesinden kaynaklanıyor. O nedenle biz Türkiye’deki değişim ihtiyacını AKP’den bağımsız olarak ele alıyor ve buna uygun tavır almamız gerektiğini düşünüyoruz. Biz daha işin başında AKP’nin yapısal olarak değişimci, demokrat bir gelenekten gelmediğini, dolayısıyla böyle bir süreci yeterince içselleştiremediğini, bunun da açılım sürecinde sıkıntılara yol açacağını tahmin ediyorduk. Nihayet böyle de oldu.
Burada yapılacak şey bu açılım ve değişim sürecini AKP ile özdeş olmaktan çıkarmak ve hem Türkiye’nin demokrasi güçlerinin, hem de Kürt yurtsever güçlerinin bu sürece dahil olmasını sağlamaktır. Biz burada yeni basınç odakları yaratmalı, sürece müdahil olmalıyız. Bunu yaptığımız zaman, deyim yerindeyse, AKP’nin bu yetersiz inisiyatifini pozitif yönde dengelemiş olabiliriz. O nedenle Kürtler'in birliği aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecine ve Kürt sorununun çözümüne de önemli ölçüde ivme kazandıracaktır. Şunu da eklemek istiyorum, açılım süreci bir belirsizliğe doğru gidiyor ama biz inanıyoruz ki gelinen noktada hem iç hem dış koşullar bakımından, Türkiye’nin eski statükocu yapısıyla yol yürümesi mümkün değildir. O nedenle şu anda belirli bir duraksama yaşasa da Türkiye bu değişimi yaşamak zorundadır.
Açılımdaki bu duraksamayı neye bağlıyorsunuz?
Burada AKP’nin yetersizliğinin büyük payı var. AKP, süreci iyi yönetemedi, kamuoyunu sürece iyi hazırlayamadı, bu konudaki önemli katkılardan yeterince yararlanamadı, toplumdaki değişim taleplerini zamanında karşılayamadı. Aynı zamanda Türkiye’deki statükocu güçlerin direnişinin de büyük payı oldu. Doğrusu PKK kesimi de bu konuda çok yapıcı ve yaratıcı katkıda bulunamadı. Onlar da bu sürece ilişkin kararsızlık, ikircikli tavırlarıyla sürece katkıda bulunmadılar. Bu da açılım dalgasının Kürtler tarafından yeterince desteklenmemesine, güç almamasına yol açtı. Ama esas sorun AKP’nin süreci ustalıkla yürütmemesinden kaynaklandı.
PORTRE / BAYRAM BOZYEL
Bayram Bozyel 1961 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Akro mezrasında doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler Bölümü'nü bitirdi. Siyasi faaliyetlerinden dolayı 12 Eylül darbesi sonrası tutuklandı, 5 yıl Diyarbakır Cezaevi'nde kaldı. “Düşlerimi Süsleyen Şehir” ve Diyarbakır cezaevinde yaşananları anlattığı “Diyarbakır 5 No’lu” adında iki kitabı var. Bozyel, halen HAK-PAR 3. Olağan Kongresi'nde seçildiği Genel Başkanlık görevini sürdürüyor.
Kemal Avcı / AKnews |
|
|
| http://www.darultevhid.com/ |
|
|
|
|
|
|
|
YORUMLAR |
|
|