إِنَّ فِي هَذَا لَبَلَاغاً
لِّقَوْمٍ عَابِدِينَ {106} وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ
{107} قُلْ إِنَّمَا يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ
فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ {108}
Değerli dostlar!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) henüz dünyaya gelmeden önce, insanlar yollarını şaşırmışlardı. Küfür ve şirk gönülleri karartmış, haksızlık hayatın bütün alanlarını kuşatmıştı. Sosyal hayat bozulmuş, ahlâkî değerler yozlaştırılmıştı.Kadınlara insanî muâmele yapılmıyor, zâlimler mazlumları eziyor, emeğin hakkı verilmiyordu.
İşte Sevgili Peygamberimiz, karanlığın böylesine yoğun olduğu bir dönemde dünyayı şereflendiriyordu. Sapıklık, putperestlik ve hurafelerle kararan gönülleri, Kur’ân’ın nûruyla aydınlatıyor; insanlığı yalnızca, Allah'a kulluk etmeye çağırıyordu. Bu çağrıya kulak verenlere, doğru söylemeyi, emanete riâyet etmeyi, akrabalık bağlarını korumayı, komşularla iyi geçinmeyi ve kan dökmemeyi öğütlüyordu. Zina yapmaktan, yalan söylemekten, yetim malı yemekten, haksız kazanç sağlamaktan, namuslu insanlara iftira etmekten uzak durmayı emrediyor; insanları namaz kılmaya, oruç tutmaya, zekât vermeye, iyilik yapmaya, bireysel ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyordu. Çünkü O, Kur’ân’ın ifadesiyle “alemlere rahmet olarak gönderilmişti.(1) Bir hadislerinde; “Ben rahmet ve hidayet rehberiyim” (2) buyurmuş; müşriklere bedduâ etmesini teklif edenlere,“Ben lânet eden değil, âlemlere rahmet olarak gönderildim” diye cevap vermiştir.
Aziz dostlar!
Çocuklara şefkat ve merhamet gösterilmesini istemiş; çocukları öperken birisinin; Ya Rasûlallâh, ‘Siz çocukları öper misiniz? Ben çocukları hiç öpmem’ demesi üzerine; “Allah senin kalbinden şefkat ve merhameti çıkardıysa ben ne yapayım!” (3) diye cevap vermiştir. Bir savaş esnasında bir kaç çocuğun çarpışan iki taraf arasında kalıp öldüğünü görünce, bundan büyük üzüntü duymuş; “Ey Allah'ın Rasûlü, neden bu kadar üzülüyorsunuz, bunlar müşrik çocuklarıdır” diyenlere şu cevabı vermişlerdir; “Bunlar müşrik çocukları da olsa masumdurlar…Dikkat edin, çocuk öldürmeyin! Her insan tertemiz fıtrat üzere yaratılmıştır…” (4) Aynı şekilde ana-babaya, kadınlara, yaşlılara şefkat gösterilmesini ve iyi davranılmasını emretmiş; kişinin mü’min kardeşine tebessümde bulunmasının bile sadaka olduğunu belirtmişlerdir. Şüphesiz bütün bunlar o Yüce Peygamber’in âlemlere rahmet olarak gönderildiğinin işaretidir.
Sevgili Peygamberimizin “âlemlere rahmet oluşu” yalnızca insanlarla sınırlı değildir. Bütün canlılarla ilgilidir. Bir hadislerinde; “Allah, merhametli olanlara rahmetiyle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsinler...” (5) buyurarak bütün varlıklara şefkatle muamele edilmesini istemişlerdir. Diğer bir hadislerinde de; “Haksız yere bir serçeyi bile öldürenden Yüce Allah kıyamet gününde hesap soracaktır” (6) buyurmuşlardır. Bir defasında açlıktan karnı sırtına yapışmış, yorgun ve bitkin duruma düşürülmüş bir deve görünce; “Konuşamayan bu hayvanlar hakkında Allah’tan korkun” (7) buyurarak deve sahiplerini uyarmıştır. Yine kedisini aç bırakarak işkence eden bir kadının ilahi cezaya uğrayacağını bildirmiş, köpeğe yaptığı iyilikten dolayı bir kişinin cennete gireceğini müjdelemiştir. (8)
Ey resule gönül vermiş kardeşlerim!
Kuşkusuz yüce Allah, tüm insanları doğru yola iletsin diye onlara yönelik bir rahmet olarak göndermiştir peygamberini. Ama doğru yolu bulmaya hazır ve yetenekli olanlardan başkası da hidayete eremez. Ama Allah'ın rahmeti hem müminler hem de mümin olmayanlar için gerçekleşir. Muhammed'in (a.s) getirdiği bu din, toplumu için ondan sonra da tüm insanlık için rahmet kaynağı olmuştur.
Hz. Muhammed'in (a.s) getirdiği hayat sistemi, tüm insanlık için mutluluk kaynağı, onları bu hayatta kendileri için belirlenen kemal noktasına ulaştıran bir sistemdir.
Hz. Muhammed'in (s.a) sunduğu bu mesaj insanlığın akli olgunluğa eriştiği bir dönemde gelmiştir. Her kuşaktan, gelecek her nesilden akılların anlayacağı, insanlık hayatının değişmez temellerin kapsayıcı ve değişen ihtiyaçlara cevap veren bir kitap olarak gelmiştir. Kuşkusuz insanların değişen ihtiyaçlarını ancak yüce Allah bilebilir. Çünkü yarattıklarını en iyi o bilir. O latiftir, her şeyden haberdardır.
Sevgili Peygamberimiz gibi; ailemiz, çocuklarımız, komşularımız, akrabalarımız, kısaca tüm insan ve canlılar için rahmet vesilesi olalım. Elimizle, dilimizle, iş ve icraatlarımızla çevremize faydalı olalım, güven, huzur ve mutluluk içinde yaşayalım.
DİPNOTLAR:
1-Enbiya 107
2-Darimi,sünen, mukaddime 3
3-Buhari,edep, 18
4-müsned,Ahmet ibni hanbel lll/435
5-Ebi davud,edep ,58
6-Nesai dahaya 42
7-Ebu davud cihad 44
8-Müslim, enbiya: