Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

08 Şubat 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
Cesetler sokaklardayken O Halepçe’deydi
Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in emriyle 16 Mart 1988’de kimyasal silahlar kullanılarak gerçekleştirilen Halepçe katliamını çektiği fotoğraflarla belgeleyen gazeteci Ramazan Öztürk, olanlara tüm dünyanın neden seyirci kaldığının artık konuşulması gerektiğini ifade etti.

15/03/2010 - 13:02
1:1 1:1,2 1:1,5
 
Öztürk, 22 yıl önce çektiği ve biri (Sessiz Tanık) Halepçe katliamının simgesi haline gelen fotoğrafların, Saddam rejiminin kimyasal silah kullandığını dünya kamuoyunun  öğrenmesini sağladığını belirterek, şunları sordu:

“Peki hangi ülkeler Saddam'a yardım etti? Kimyasalların hammaddesini hangi ülkeler gönderdi. Bu konu neden hep böyle üstü kapalı geçildi?”

Halepçe katliamının sorumlusu olarak idam edilen Ali Hasan el-Mecid’in (Kimyasal Ali) Bağdat Yüsek Yargı Mahkemesi’nde yargılandığı sırada, 19 Mart 2009’da tanık olarak verdiği ifadede duruşmanın seyri üzerinde etkisi olan Ramazan Öztürk, AKnews’in sorularını yanıtladı.

Halepçe katliamından 40 saat sonra oraya ulaşan ilk gazetecilerden birisiniz ve çekmiş olduğunuz fotoğraflar dünya kamuoyunun Saddam rejiminin iç yüzünü öğrenmesini sağladı. İlk olarak size şunu soracağım, Halepçe’de nelerle karşılaştınız? Karşılaştıklarınız karşısında neler hissettiniz?

O günler düşündüğümde halen geriliyorum ve bir de senede bir kez hatırlandığı zaman üzülüyorum. Çünkü Irak'ta olup bitenler, Kürtlerin durumu, Kürtlerin yıllardır verdiği mücadelenin ve Halepçe gibi çok büyük bir katliamın dünya içinde, insanlık suçu işlenmiş olması nedeniyle çok önemli olduğunu düşünüyorum ve önemlidir de.

,Dünyanın sessiz kaldığı katliam, ABD ile Irak’ın arasının bozulması ve Saddam'ın Kuveyt’i işgaliyle birlikte dünyanın gündemine oturdu. Bundan önce 16 Mart 1988'de böyle bir katliam yaşanmamış gibi dünya sustu. Bunlar çok düşündürücü şeyler. Bunları konuşmak gerekiyor.

Ayrıca, Halepçe'nin sadece yıldönümünde hatırlanmak benim bir eleştirim; bunu yazarsanız memnun olurum. Beni de sadece katliamın yıl dönümünde hatırlıyorlar. Bu hem Türkiye için, böyle hem de Irak Kürdistan'ında böyle.

Halepçe’de kimyasal silahlar kullanıldığını sizin dünya kamuoyu sizin çektiğiniz fotoğraflarla öğrendi. Halepçe katliamının öğrenilmesi dünyada ne tür değişikliklere yol açtı?

Bu katliam 22 yıl önce yapıldı. Bu katliamı dünyanın duymasına benim çektiğim fotoğraflar sebep oldu.  Halepçe’nin sembol fotoğraflarında olan "sessiz tanık" (Halepçeli Ömer Havar'ın oğluna sarılı halde çekilen fotoğrafı) katliamın sembolü oldu.

Halepçe katliamı bölgede ve dünyada çok şeyi değiştirdi. Bir kere Saddam rejiminin nasıl bir rejim olduğunu, ne kadar acımasız olduğunu, orada neler yaptığını ve neler yapabileceğini tüm dünyaya gösterdi. İkincisi, Halepçe katliamı milyonlarca Kürt’ün, Saddam zulmünden neler çektiğini gösterdi.

Halepçe katliamı Kürtlerin mücadelelerinin ne kadar haklı nedenlere dayandığını da dünya kamuoyunda gösterdi ve Kürt diye bir halk olduğunu bilmeyenler, öğrendi.

Katliamı tüm dünya çektiğiniz fotoğraflarla öğrendi ama Saddam rejimine kimyasal silahları hangi devletlerin verdiği pek sorgulanmadı...

Halepçe katliamı, kimyasal silahların kullanımını da Birleşmiş Milletler’in gündeminde taşıdı. Kimyasal silahlar BM'de sorgulandı. Aynı zamanda kimyasal silah yapan ülkeler de teşhir edildi. Burada BM'nin hazırladığı bir rapor var, o raporda mesela kimyasal silah üretiminde kullanılan hammaddelerin hangi ülkeler tarafından, hangi ülkelere, ne miktarda, nereden nereye, ne şekilde, hangi ülkeler köprü olarak kullanıldığını anlatan bir rapor. Bunların hepsini belirten bir rapor da hazırlamış oldu.

Dolayısıyla da Saddam'ın 1989'da Amerika ile Avrupa’yla arası bozuldu. 1990 yılı sonunda ise Saddam Kuveyt işgallini gerçekleştirdi. Onların yarattığı canavar, onları dinlemeyen, astığını astık - kestiği kestik bir canavar haline geldi. Batı, yarattığı canavarı dünya kamuoyunda kötülemek, onun artık olmaması gerektiğini anlatmak için, en önemli argüman olarak da Halepçe katliamını gördü.

Ama hangi ülkeler Saddam'a yardım etti? Kimyasalların hammaddesini hangi ülkeler gönderdi. Bu konu neden hep böyle üstü kapalı geçildi? Bunların yanıtlanması lazım.

Halepçe katliamının dünya kamuoyu ve Kürtler üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

Bir kere Saddam'ın devrilmesi gerektiğine en büyük delil olarak “sessiz tanık” fotoğrafı gösterildi. Hatırlayın, 2003’te George Bush un elinde bu fotoğraf vardı. “İşte bu masum bebeğin intikamını almak için Bağdat’a geleceğiz” diye, Hürriyet gazetesinde de manşet oldu.

Halepçe katliamı aslında Saddam’ın da sonunu getirdi. Biraz geç oldu ama sonuçta oldu. Halepçe katliamı Kürtleri de bilinçlendirdi, hem mücadele yöntemlerini, hem de kendi aralarında ne yapmaları gerektiğini ya da yanlış politikalarını sürdürürlerse başlarına neler gelebileceğini gördüler. “Biz birbirimizle ne kadar savaşırsak, biz kaybedeceğiz” diye düşünmeye başladılar.

Dolayısıyla barıştılar ve birlikte aralarındaki çekişme bitince hızla bölgede kendi lehlerine bir gelişme yaşanmaya başlandı.

Katliamdan sonra Halepçe’ye tekrar ne zaman gittiniz? Halepçe’ye katliamdan yıllar sonra gittiğiniz neler yaşadınız?

21 yıl sonra Halepçe’ye tekrar gidebildim. Benim çektiğim bu fotoğraflar katliamı dünya kamuoyuna anlattı. Buna rağmen Kürtler 2009'un Şubat ayına kadar bir kere olsun beni Halepçe katliamında yaşamını yitirenleri anma toplantılarına bile davet etmedi. Ancak geçen yıl davet ettiler. 21 yıl sonra.

Açıkçası ben de geçen yıla kadar kendimde Halepçe’ye gidecek gücü bulamıyordum. Çok etkilenmiştim çünkü. Hala hatırladıkça etkileniyorum.

21 sonra yeniden gittiğinizde neler yaptınız orada?

Tanıklıklarımı anlatan 45 dakikalık bir belgesel yaptım. Bu belgesel Halepçe'nin geçen yıl 16 Mart'ta Kürtçe olarak hem TRT 6'da, Türkçe olarak TRT2'de ve yine Kürtçe olarak Kurdsat TV'de aynı gün ve aynı saatte yayınlandı. Bu çok önemliydi. İlk defa olan bir şeydi.

Siz aynı zamanda katliamın sorumlularından kimyasal Ali’nin de yargılandığı davada tanıklık yaptınız. O mahkemede neler oldu? Mahkemede nasıl izlenimler ediniz?

Halepçe katliamını gerçekleştiren kimyasal Ali'nin davasına Bağdat Yüksek Mahkemesi tarafından tanık olarak çağrıldım. Ne ilginçtir ki Halepçe katliamı 16 Mart'ta gerçekleşti, ben 18 Mart'ta Halepçe'ye vardım ve o fotoğrafları çektim. Bu tamamen bir tesadüftür, ben geçen sene yani tam 21 yıl sonra 18 Mart'ta Bağdat Yüksek Ağır Ceza Mahkemesi'nde Halepçe katliamından yargılanan kimyasal Ali'nin davasında saat 11:00'de tanık olarak ifade verdim.

Sanık sandalyesinde bu katliamı gerçekleştirenler vardı. Katliamı belgeleyip dünyaya duyuran gazeteci olarak ben de tanıktım mahkemede. İki tarih aynı 18 Mart, saat aynı saat 11.00 suları ve 21 yıl önce çektiğim fotoğrafları da mahkemeye sundum. Hatta bu fotoğrafları çektiğim fotoğraf makinamı da mahkemeye sundum. Ve sonradan bu fotoğraf makinemi Halepçe'deki müzeye bağışladım.

Kimyasal Ali’nin mahkemedeki tutumu nasıldı?

Mahkemede tanıklığım benim içinde çok önemliydi. Ben de bu katliamı gerekleştiren kimyasal Ali'yi ilk kez mahkemede gördüm, ilk kez yüz yüze geldim. Mahkeme başkanı bana sorular sordu, kimyasal Ali de birkaç soru sordu ben de cevap verdim.

Ben tanık bölümündeyim. Onlar da 4 kişi sanık bölümünde otuyorlardı. Biri kimyasal Ali, biri dönemin istihbarat başkanı, diğerleri ise yine bölgeyle ilgili üst düzey bir yöneticiler. Sonuç olarak, ben yanımda 40 tane fotoğraf götürmüştüm. Bunları ben "sessiz tanık" fotoğrafıyla birlikte mahkemeye sundum.

Bu fotoğraflar dijital ortamda mahkemede hakimlerin, savcıların, avukat ve sanıkların, tanıkların önündeki bilgisayarlarda onlara ekrandan gösterildi. Oradaki usul öyleydi. Bu fotoğraflar orada ekrana geldiğinde bir sessizlik başladı salonda. Herkes ekrana kilitlendi. Çünkü fotoğrafların çoğu ilk defa görülüyordu. Mesela, orada hakimlerin yüz ifadelerini, avukat ve savcıların yüz ifadelerini unutmam mümkün değil. Hepsi ağladı. Mahkeme başkanı dahil, diğer üyeler, savcılar, müdahil avukatlar hepsi ağladılar.

Sanıklardan özellikle benim de gözüm açıkçası kimyasal Ali’deydi. O’na bakıyordum, gözlerim kilitlenmişti. O da önündeki fotoğraflara bakıyordu. Salonda herkes ağlıyordu, ama kimyasal Ali, yüzünde donuk bir ifade ile öyle fotoğraflara bakıyordu. Bense kimyasal Ali'yi izliyordum. Kimyasal Ali'ye gözlerim takıldığında beton gibi yüz ve hayretler içinde fotoğraflara baktığını gördüm.

Mahkeme salonunda hakim ya da sanıklarla bir diyalogunuz oldu mu?  

Hakim bana sorular sordu. Ben de tanık olduğum şeyleri anlattım Kimyasal Ali de bana sorular sordu. Kimyasal Ali, hâkime şunu söyledi: "Tanığa sormak istiyorum, kendisi ne sıfatla ordaydı?" dedi. Ben de gazeteci sıfatıyla orda olduğumu söyledim. Ondan sonra bana dedi ki o fotoğrafların arasında "o dönemde İran'a esir düşmüş Irak subayları vardı, onlar karacı mıydı, havacı mıydı?"

Fotoğrafları çektikten sonra ben İran tarafına geçtim, bu subaylar İran TV'de gösteriliyorlardı, bunlar orada itiraflarda bulunuyorlardı. Onların fotoğrafları da var bende.

Hasan Ali el Mecid’in sorusu, tuzak soruydu. Ben de dedim ki "tabi onlar karacıydı, onlar karadan, karadaki birlikleri yöneten askerlerdi, subaylardı. Dolayısıyla onlar yerden hava saldırısının nasıl ne şekilde hangi şartlarda yapıldığını anlattılar. Onlar da Irak ordusunun karadaki güçleriydi. Onun amacı beni tuzağa düşürmekti.

Kimyasal Ali nasıl bir tuzağa düşürmek istiyordu sizi?

Askerler karacı değil, havacı deseydim, o zaman mahkemede benim doğru söylemediğimi iddia edeceklerdi.

Kimyasal Ali, size başka neler sordu?

Kimyasal Ali daha sonra bana "bu fotoğraflar hangi yayın organlarında yayınladı" diye sordu. Ben de o zaman çalıştığım Sabah gazetesinde, Time gibi dergilerde, dünyanın daha başka önemli gazete ve haber dergilerinde yayınlandığını söyledim.

Sanıklarda istihbarat başkanı söz aldı, o bana bir kaç soru yöneltti, en önemlisi Halepçe'ye vardığım tarihte benim yalnız olup olmadığımı sordu. Yanımda başka gazeteciler olup olmadığını sordu. Benim dışımda Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen gazeteciler vardı dedim. O dedi ki bunların aralarında Amerikalı gazeteci var mıydı diye sordu. Ben de o dönemde Amerikalı gazeteci var mıydı yok muydu böyle bir arayış içinde değildim, sonuçta orada bir çok gazeteci vardı, ama "bilemiyorum" dedim.

Bu da tuzak bir soruydu. İstihbarat başkanı sonra şunları söyledi: “Çünkü o tarihte Halepçe'ye gelen Amerika'da yayınlanan bir büyük gazetenin muhabiri döndüğünde bir yazı kaleme aldı, o yazıda da bu katliamın İran tarafından gerçekleştirildiğini yazdı."

Ben de ona şunları söyledim: "Amerika’da yayınlanan o gazetenin ve gazetecinin bunu yazması çok doğal, çünkü o dönemde başta Amerika olmak üzere Batı dünyası Saddam’ı destekliyordu. Ayrıca İran İslam devrimine karşı Saddam desteklendi. Sudan bir sebeple Irak ile İran arasında savaş yaratıldı. O dönemde Irak'a kimyasal silahların yapımında kullanılan hammaddeleri Batı gönderdi. Bu dönemde Amerika'da yayınlanan bir gazetede Amerikalı bir gazetecinin böyle bir şey yazması çok normal. Ama bir de şu gerçek var. Aynı Amerika’da yayınlanan yüzlerce gazete, dergi en önemlileri de Newswek, Time gibi dergilerde de bu katliamın Saddam rejimi tarafından gerçekleştirdiğini benim fotoğraflarımla birlikte anlatan onlarca, belki yüzlerce de yazı, haber çıktı. Ama bugüne kadarda Saddam rejimini temsil edenlerden bunlara bir itiraz gelmedi."

Duruşma ne kadar sürdü?

1 saat 55 dakika süren bir tanıklığım oldu. Orada beni en çok o fotoğrafları gören insanların ağlamasıydı. Duruşma bittikten sonra Mahkeme başkanı bana koridorda teşekkür etti. "Bu güne kadar bu kadar sağlam delillerle bir tanık gelmedi. Tanıklığınız davanın seyrini değiştirdi" dedi.

Bu güne kadar gelen tanıklar gördüklerini anlattılar. Yani ellerinde çok fazla bir belge yoktu. Onlar ya yaralanmışlar ya da yakınlarını kaybetmişlerdi. Sanıklar da bunu reddediyorlardı. "Orada bir saldırı yapıldı, bir katliam yapıldı, ama biz yapmadık, İran yaptı" gibi iddialarda bulunuyorlardı. En önemli iddiaları da şuydu: "İran bu katliamı gerçekleştirdi. Kendi fotoğrafçılarına fotoğraflar çektirdi ve bunu dünya servis etti. Dolayısıyla bunu bizim üzerimize attı".

Benim tanıklık etmemle, iş tersine döndü. Benim sunduğum fotoğraflar arasında benim o zaman Halepçe'de olduğunu gösteren fotoğraflar da vardı. Bunları da sundum mahkemeye ve dolayısıyla kimsenin buna bir itiraz etme gibi durumu kalmadı. Benim Halepçe'de olduğumu gösteren fotoğraflar var ve sadece Halepçe'de değil, yaralı kurtulanlar var Halepçe'den. Sonra onlar İran'a geçtiler ve orada hastanelerde tedavi altına alındılar. Ben de o zaman İran'a giderek bu yaralılarla konuşup fotoğraflarını çektim. Bunları da mahkemeye sundum.

RAMAZAN ÖZTÜRK / PORTRE

Ramazan Öztürk 5 Mart 1956'da Malatya-Pütürge'de doğdu. Gazeteciliğe 1975 yılında Dünya gazetesinde başladı. 1979-1980 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi'nden ön lisans diploması aldı. Daha sonra sırasıyla Günaydın (1978-86), Sabah (1986-1998), Star (1998-1999), Yenibinyıl (2000) gazetelerinde muhabir olarak çalıştı. Fotoğrafları dünyanın sayılı fotoğraf kitaplarına girdi. Öztürk, şimdi haber belgeselleri üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Ramazan Öztürk son 20 yılda daha çok dünyanın farklı bölgelerindeki savaşları izleyen savaş muhabiri kimliğiyle öne çıkıyor. Öztürk, Halepçe Katliamı'nı belgeleyen dünyaca ünlü fotoğrafı "Sessiz Tanık1" ile dünya çapında pek çok ödül aldı.

AKnews
http://www.darultevhid.com/

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Kategorideki Diğerleri

Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'e 80 küsur yaşında olduğu halde, Kürt ve Kürdistan kavramlarını kullanarak en yetkili makamlara s
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"-IV:Akide ve Tevhid
Tabii elbette, Seyyid’in töhmet altında bırakıldığı, hakkında ileri geri konuşulduğu konuların başında akidesi etrafında yapılan tartışmalar gelmekted
Bi Pîreka Seydayê Mele Mansur Lamîa Xanimê Re Hevpeyvin
Mixabin di derheqê Seydayê Mele Mansur de di destê me de pirr malumat tune. Belê hevalê wî pîreka wî dostên wî saxin lê heya îro xebatek li ser nehatî
'Ulus devlet zulmünün en acı faturasını Kürtler ödemiştir'
Gün geldi Sarıkamış’ta iliklerimize soğuğu işledi, gün geldi kutsalımıza kara çizgi çekti, gün geldi tahtını kıyımların üzerine dikti, gün geldi sırtı
İkbal Der Başkanı Akbaş: "Kürt sorunu, başörtüsü kadar haktır "
Gençlik bize göre debisi yüksek bir ırmaktır. Doğru kanallara aktı mı faydası tahminlerin üzerindedir. Yanlış kanallara yönlendirilince zararı tahmin
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 8 (ÖZEL BÖLÜM)
Bu sekizinci buluşmamızda, masanın diğer tarafında Yeni Akit Gazetesi Yazarı ve Ortadoğu Uzmanı Gazeteci Ahmet Varol, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub Siyasal İslam ve İslam Devleti’ne" dair (III)
Şehadetinin 45. Yılında, yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin üçüncü kısmını “Siyasal İslam ve İslam Devlet
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"- II (Söyleşi)
Şehadetinin 45. Yılında, Yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin ikinci bölümünü sunuyoruz.
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 7
Masa-yı Esma Sohbetlerinin yedinci buluşmasında yazarımız İbrahim Sediyani; Başkent Kadın Platformu (BKP) Başkanı Nesrin Semiz, ABD Kuzey Karolina Fay
  Mustafa Naim ile Şehadetinin 45. Yılında:  'Seyyid Kutub'
Ufkumuz. Com olarak bir döneme düşünceleri ve aksiyoner kimliği ile derin izler bırakan ve şu an bile eserleri İslam Dünyasında büyük beğeni ile okun
Mazlumun dini sorulmaz
Necmi Kaya İle Şeriatiye Dair - II (Söyleşi)
Necmi KAYA:"Bugünün Müslümanları için Şeriati çağdaş bir İbrahim’dir."
"Özerk yerler vergi vermeyecek, devletten yardım alacak"
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 6
Ekinci: DTK özerklik ilan etse ne olacak?
Laçiner: BDP, Tıpkı Doğu’nun CHP’si Gibi
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 5
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri-4
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri - 3
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 2
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 1
Adnan FIRAT ile “Demokratik Özerklik” üzerine
Raşid Gannuşi ile Söyleşi
Miroğlu: Kürtler Türklere güvence versin
"Birlikte yaşam paktını kurmalıyız"
 Ayrılırsak iki faşist devlet oluruz
Ensarioğlu: Özerklik Kürtler'in asıl talebi değil
Cumhuriyet’in kuruluşunda katiller var
Said Fırat: Said Nursi manevi kardeşimiz

DUYURULAR

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zeynep IŞIK

Ey Hüseyin!

RÖPORTAJ

 
En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ
2 Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid
3 Suriye muhalefetinde kim kimdir?
4 Kozinoğlu'ndan MİT'e 2 sır mektup
5 Makarna Soğuk Diye Askerin Dizini Kırdı 
6 Altan Tan:  Arınç 'Haddimi Aştım' demelidir
7 MİT'e ifade davetine hükümetten ilk tepki
8 Erdoğan'dan Arınç'a ve hükümete sert tepki
9 'Afet yaşıyoruz. Bizim gücümüz kar temizlemeye yetmiyor'
10 Demirtaş Roboski'deydi: 'Halkına zulmediyorsun'

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Kürtler ve Lütuf

En Çok Yorumlananlar

 Bugün  Dün  Bu Hafta Bu Ay  
1 Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid
2 İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ
3 Kozinoğlu'ndan MİT'e 2 sır mektup
4 KCK'den 12 kişi daha tutuklandı
5 Makarna Soğuk Diye Askerin Dizini Kırdı 
6 KPSS’de kopya skandalı sonrası 8 kişinin cezaları verildi
7 Dışişleri Arşivleri Açılıyor
8 Erdoğan'dan Arınç'a ve hükümete sert tepki
9 Suriye muhalefetinde kim kimdir?
10 Kakeyî; “Türkiye, Roboski kurbanlarının ailelerinden özür dilemelidir”
Yorum Hattı
süper bir değerlendirme, tebrik ediyorum......
Hawar
Bülent Arınç >>
düşünen beynine, kalem tutan eline ve yazan kalemine sağlık. inşaallah zatı muhterem okur yazınızı....
idris fidan
Bülent Arınç >>
Corba!
Dun sabah corba icerken, ansizin bir vizilti duydum. Bir sinek icgudusune engel olamayip dalmis beni...
Bako
Linç güruhuna gevap Yüzü kara olanın eli kara çalar >>
Ölüm denizinde iman kabul değilse, bedeni de gelecek nesillere ibret kalabilir
Yavuz ağabeyin bu değerlendirmesinden sonra British Müzesinde bedeni bütün dünyaya bir ibreti alem ...
kutbeddin nurlubaş
Ölüm Denizinde İman! >>
Sayın yazar emeğinizden dolayı allah sizden razı olsun. ...Kürt millileşmesi tek parçalı, tek boyutl...
yasir kaya
Millileşmede Ulusal Hareketlerin Rolü >>
molla ubeydullah dalar
hocam yazınızdan çok etkilendim ubeydullah hoca akrabam olur onun şehit edilmesi beni çok sarstı.ken...
mehmet nuri
Fidan Güngör Hayatı, Mücadelesi, Fikirleri (3) >>
Selamun Aleykum
Allah'ın rahmeti ve bereketi onun yolundan gidenlerin üzerine oldun.. Günümüz mevcut şartlarını dü...
Eşref Güler
Fıtri Özelliklerin Kaybedilmesi >>
Lütfunuz(!) başınızı yiyecek!Aynen Katılıyorum!
Akp ye oy verdiğim halde sayın ünsalın eski akp milletvekili oluşu bile gözüme batar oldu... Neden d...
Hüseyin Can
Kürtler ve Lütuf >>
selamlar
dikkate alınırmı bilmiyorum ama bir öneride bulunmak istiyorum.örgütlenmelerde bu bir web sitesi,bir...
f.pala
Öze Dönüş Platformu ve Kadın >>
ALLAHIN selamı magfiret ve bereketi üzerine üzerimizde olsun.hocam bende gecen bu tarz bir eleştirir...
sabahattin
Eleştiri Hastalığı >>
Çok mu önemli?
Mustazaf Amedi kim şehid etti diye sormuş. Kimin şehid ettiğinden çok şehidin kim olduğu daha önemli...
Sadece Amedi
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid >>
bassagligi
degerli insan senin olumune cok uzuldum sizin gibidegerli insanlari kaybetmek derinden insani etkili...
zelal serhat
Abdullah Varlı Vefat Etti >>
En iyi kürt ölü kürt kardestir.müslüman türk kardeslerin sözü!!!
yorum baslikta... wesselam...
özgür ebuzer
İbrahim Sediyani Yazdı: Bülent ARINÇ >>
kim şehid etti?
Peki kimler şehid etti bunu da yazın bi öğrenelim....
Mustazaf_Amedi
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid >>
Seni Rahmetle Yad ediyoruz ey şehid. Ebuzerin yoldaşı. Mustazafların mazlumların yol arkadaşı. Se...
Nezan
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid >>
Öncelikle Allah sizden razı olsun, bu güzel çalışmanızdan dolayı. Allah emeği gecen herkesten razı o...
Zaza Kemal
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
Ayrıca
Ayrıca söyleşinin ikincibölümü İle BENAV arkadasın sonradan yapacağı yorumu merakla bekliyorum:)))...
yasir kaya
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
Allah razı olsun sizden
Üstatı bütün yönleriyle, sorularla cevapladığınız için Allah sizden razı olsun, özellikle dönemim y...
yasir kaya
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine >>
ayna bakmak
___________________________ EDİTÖR: Bizim misyonumuzda hakkı ve hukuku savunmak,zulme ve haksızlığa...
mehmet
O görkemli 'İnqılab'dan böyle bir hayıflanma kalmalı mıydı? >>
Ölüden diri, diriden ölü çıkarılır
“Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor.” Rum Sûresi, 30:19. Sunuhatta, Bu aye...
Kutbeddin Nurlubaş
O görkemli 'İnqılab'dan böyle bir hayıflanma kalmalı mıydı? >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
İbrahim SEDİYANİ

Bülent Arınç

Ahmet ALTAN

Ortadoğu

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Felekê Yeman!
Roboski Katliamı +18 Görüntüleri
33 Kurşun Şiiri - Ahmed Arif
Dersim 38 Belgeseli 7. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 6. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 5. Bölüm
Dersim 38 Belgeseli 4. Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
MİLYONLARCA MÜSLÜMAN ARAFAT'TA
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com