Kısa bir süre önce Basel Barış İnsiyatifi tarafından organize edilen “Barış’a Sen de Ses Ver” konulu panele konuşmacı olarak katılan Avrupa Barış Meclisi Sekreteryası Sözcüsü Gazeteci Koray Düzgören ile Avrupa Barış Meclisinin çalışmaları, amacı, Kürt sorunu ve Kürt sorununun çözümüne yönelik yaptığımız röportajı okuyucuların ilgisine sunuyoruz.
Aydoğan İnal/İsviçre
Aydoğan İnal: Avrupa Barış Meclisi gibi bir çalışmaya neden gereksinim duydunuz? Kuruluş amacı nedir?
Koray Düzgören: Türkiye’de yaşanan savaş ve gerginlik ortamının son bulması için böylesi bir çalışmaya gereksinim duyduk. Türkiye’nin en temel meselesi Kürt meselesidir. Bu meselenin çözümü için öncelikle silahların susması gerekiyor. Silahların susması için de barış ortamına ihtiyaç var. Onun için de böylesi bir çalışma başlattık. Barış fikrinin yaygınlaşması ve barış dilinin daha geniş kesimlerde kullanılır hale gelmesi çok önemli. Bunun için çeşitli etkinlikler yapmayı, bu konuda kitle içinde çalışmalar yürütmeyi ve yaşadığımız ülkelerde de bu alanda faaliyet yürütmeyi hedefledik. Ayrıca yaşadığımız ülkelerdeki barış ve savaş karşıtı hareketlerin de bir parçası olmayı önemsiyoruz. Başta ırk ayrımcılığı olmak üzere ayrımcılığın her türlüsüne, şiddete, hoyratlığa ve nefret içeren söylemlere karşı çıkmak da yakından ilgilendiğimiz alanlar arasında.
Bu konuda yayınladığımız bir broşürde bu amaçları şu şekilde açıkladık:
Türkiye ve Avrupa Barış Meclis’leri niçin kuruldu?
Barışın dilini konuşmak, adalet ve demokrasiye katkıda bulunmak için biraraya geldik.
Silahlı çatışmaların durdurulması ve Kürt sorununun barışçıl çözümü başta olmak üzere, Türkiye’de ayrımsız herkes için demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin ve sosyal adaletin tesisisine katkı sağlayabilmek için.
Barışın dilini yerleştirebilmek, özellikle siyasetin dilini şiddete yol açan ayrımcılıktan ve milliyetçilikten arındırabilmek, ötekileştirici, yabancılaştırıcı ve düşmanlaştırıcı tüm söylemlerin terkedilmesi yolunda mücadele edebilmek için.
Herkesin etnik kökeni, dinsel inançları, mezhebi, cinsiyeti, cinsel yönelimi, siyasal görüşleri ya da başka nedenlerden dolayı ayrımcılığa uğramaksızın eşit hak ve sorumluluklar ile siyasi alanda aktif özne olarak yer alabilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılabilmesinin sağlanması yolunda çaba harcamak için.
Barışın ince uzun yolunun gelecek aşamalarını planlamak, süreçleri ve kurumları gözlemlemek, yeni önerileri, girişimleri toplumla paylaşacak genişliğe ve içsel zenginliğine kavuşmak ve Avrupa’daki barış hareketleri ile birlikte barışa katkı sunabilmek için.
Aydoğan İnal: Avrupa Barış Meclisi ne zaman kuruldu?
Koray Düzgören: Avrupa Barış Meclisi fikri Türkiye Barış Meclisi’nin kurulup faaliyete geçmesi ile beraber doğdu. Bir komitesi 13 Aralık 2007’de Avrupa Barış meclisi kuruluşu için bir çağrı yapılması kararına vardı. Bunun üzerine 2 Şubat 2008’de Köln’de toplanan Çağrıcılar Toplantısı’nda ABM kuruluş kararı alındı ve bu karar gereğince 26 Nisan 2008 tarihinde gerçekleştirdiğimiz ve 400 civarında delegenin katıldığı Düsseldorf toplantısı ile de Avrupa Barış Meclisini kuruluşu gerçekleşti.
Aydoğan İnal: Kamuoyunun tanıdığı, bildiği isimlerden kimler var bu çalışmanın içinde?
Koray Düzgören: Ömer Polat, Doğan Özgüden, Kemal Uzun, Koray Düzgören, Günay Aslan, Murat Çakır, Engin Erkiner, Mehmet Şahin, Işık Işcanlı gibi isimler yeraldı bu çalışmanın içinde.
Zaman içinde kuşkusuz katılımcılar genişledi, başka önemli isimler de çalışmalara katıldı.
Aydoğan İnal: Çalışmalarınız hedeflediğiniz düzeyde mi?
Koray Düzgören: ABM iki çalışma yılını geride bıraktı. Bu zaman içinde yerel anlamda çalışmalar gayet olumlu ilerledi. Türkiyelilerin yaşadığı ülkelerde yerel Barış Meclis’leri kuruldu.
Bu meclisler yerel ya da eyelat parlamentolarıyla, belediye meclisleri ve bu kurulların üyeleriyle, partilerin ve sivil toplum örgütlerinin yönetici ve üyeleri ile koordineli çalışmalar yapmaya başladı.
Tabii bu çalışmaların hepsi beklediğimiz seviyede olmadı. Eksiklikler ve yetersizlikler de söz konusu. Çalışmalar büyük bir özveriyle ve bilinçle yapılıyor ama sorunların olduğu da bir gerçek. Zaman zaman iletişim sorunları oluyor. Çalışmalar geniş kitlelere duyurulamıyor. Bu amaçla geçtiğimiz yıl başarılı bir şekilde çalıştıramadığımız internet sayfasını bu sene daha aktif hale getirmeye karar verdik. Şimdi daha tam ideal halinde olmamakla birlikte çalışan bir siteye sahibiz ve bu sayede iletişim sorununu halledeceğimizi düşünüyoruz.
Bunun yanısıra toplumu etkileyeck ölçüde çalışmaların, etkinliklerin de yapılması gerekiyor. Eşgüdüm ve katılım sorunlarını da aşmak için çalışmalar yapmak durumundayız. Kuşkusuz ABM ne bir dernek ne de bir vakıf. Çok esnek bir yapılanma ve örgütlenme modeli benimsedik. Olabildiğince demokratik işleyebilmesi için söz gelimi sekreteryada oylama yapılmıyor. Mutabakat ve ikna yöntemi geçerli. Katı, yerleşik kurallar yok. İhtiyaca göre değiştirmek mümkün. Bunu yaparken tek esas var, demokratik olması.
Bu sistemin zaman içinde aksayan yanlarını düzeltiyoruz. Belki bu örgütlenme modeli ve işleyiş nedeniyle de sorunlar çıkabiliyor. Zamanla bunların da azalacağını düşünüyoruz.
Türkiye’de örgütlenme biraz daha farklı ve bütün Türkiye’ye yayılmış durumda. Avrupa’da ise Hollanda, İsveç, Almanya, Fransa, İngiltere, İsviçre gibi ülkelerde yerel meclislerimiz faaliyette. Çalışmaları arzu ettiğimiz düzeyde ilerlemese de arzulu ve özverili bir şekilde yürüyor. . Ayrıca Avrupa’nın bir çok yerinde göçmenlerin yoğun yaşadıkları yerlerde örgütlenmek amacıyla tabandan yoğun talepler geliyor. Birçok şehirde yerel meclisler kendi imkanları ile kuruluyor. Kendi yerel olanaklarını değerlendiriyorlar. Bunlara bizim, merkezin bir katkısı olmuyor. Bizim katkımız bilgi, ilişki ve insan gücü desteği şeklinde oluyor.
Tabii aramızda bir koordinasyon var.
Aydoğan inal: Bu çalışmadaki nihayi hedefiniz nedir?
Koray Düzgören: Silahlı çatışma ortamının son bulması için her türlü barış girişimini planlamak ve amaçla yapılan çalışmalara katılmak. Kuruluş amaçlarımız arasında belirttiğimiz diğer hedefler için çalışmak.
Ayrıca Türkiye’de demokratik anlayışın gelişebilmesi ve huzurlu, güven içinde bir yaşam ortamının temini için barış dilinin eğemen olmasına yönelik çalışmalar yapılması da hedeflerimiz arasındadır.
Aydoğan İnal: Kürt sorunu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Koray Düzgören: Türkiye Kürt sorununu çözemeden ne demokratik bir yönetime ve huzurlu bir toplumsal hayata kavuşabilir ne de Türkiye hedeflenen güçlü ülke imajına ulaşabilir. Bu sorun çözülmeden Türkiye çalkantıdan ve heran kaosa yuvarlanabilme tehlikesi içinde olan ülke görünümünden kurtulamaz.
Türkiye bugün hala birçok meselesini çözmemiş bir ülke olarak hala huzursuzluklar, bunalımlar, siyasi çekişmeler ve devlet kurumları arasındaki savaşlara sahne olmaya devam etmektedir.
Türkiye’nin sorunlarının çözümü en başta Kürt meselesinin çözümünden geçmektedir.
Aydoğan İnal: AKP hükümetinin demokratik açılım adı altında başlattığı ve daha sonra da isim değişikliğine giderek gerçekleştirmeye çalıştığı projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Koray Düzgören: AKP hükümeti, devletin bazı organlarının da kabul ettiği bir gerçeği kabul etmek durumunda kalmıştır. O da Kürt meselesinin silahla, askeri yöntemlerle, savaşla ya da zora dayanarak çözmenin artık imkansız olduğunu anlamıştır.
Çünkü 25 yıldır süren savaş sadece Türkiye’ye zarar vermiş ama meseleyi çözemediği gibi daha da içinden çıkılmaz bir hal almasına ve uluslararası planların bir parçası haline gelmesine neden olmuştur.
Bu amaçla AKP bu meselenin çözülmesi gerektiğine inanmaktadır. Bu yapılmazsa Türkiye’nin daha fazla ilerleyemiyeceğini ve sorunlarından kurtulamıyacağını anlamıştır.
Bu nedenle uluslararası konjonktürün da yarattığı ortamda Kürt meselesinin çözümünün zamanı geldiğini kabul ederek hem Kürtlerin, hem bütün Türkiye’nin hem de uluslararası camianın beklediği bir ‘Açılım’ yapacağını ilan etmiştir.
Yalnız bununla birlikte AKP’nin bir Açılım planı mevcut değildir. Üstelik de AKP seçim endişesi ile bu konuda fazla ileri adımlar atmak da istememektedir. Bu nedenle ‘Açılım’ sonunda gelip ‘Milli Birlik ve Beraberlik Açlımı’ na dönüşmüştür. Bu haliyle ‘Açılım’ın, askerlerin ve tabii Milli Güvenlik Kurulu’nun izin verdiği ölçüde yapılacak bazı düzenlemelerden ibaret olacağı bellidir.
Aydoğan İnal : Kürt sorununun çözümü için orta ve uzun vadede sizce yapılması gerekenler nelerdir?
Koray Düzgören: En başta ‘Açılım’ın en büyük eksiği olan ve bu nedenle AKP’nin samimiyetsizlikle suçlanmasına neden olan “Açılım’ı Kürtlerle konuşmadan yapma“ anlayışından vazgeçilmesi gerekir.
Bu, bir yandan diyalogun yolunu açacak ve silahların susmasını sağlayacak güven arttırıcı bazı ciddi önlemlerin alınmasını da sağlayabilecektir. AKP bu önlemlerin bazılarını herhangi bir yasa değişikliğine gitmeden dahi yapabilir. Orta vadede bu diyalog sayesinde alınacak bu tedbirlerle uzun vadede meselenin kalıcı bir şekilde çözülmesinin yolları da döşenebilecektir. Bu aşamada silah bırakma ve PKK’nın silahlı bir örgütten sivil bir örgüte dönüşmesi aşamasına geçilebilecektir.
Bu aşamalar kolay değildir ve sabırla adım adım ilerlemek gerekir.
Netice olarak barış yapmak kolay değildir. Barışın yolları adım adım ve diyaloga dayalı hamlelerle döşenebilir.
Orta ve uzun vadeli çalışmalara geçebilmek için herşeyden önce AKP’nin Kürtlere güven verecek bazı adımları atması üstelik de bunun için Kürtleri muhatap alarak onlarla konuşması şarttır. Kürtleri muhatap almadan yapılacak bir ‘Açlım’ı kimseye güven vermeyecektir.
kurdistan.nu