Anadil eğitimin meşru bir hak ve isteğe bağlı olduğunu belirten Tan, "Arınç’ın bütün insanlardan özür dilemesi gerek. ‘Ben haddimi aştım’ demesi lazım, haddini de bilmesi lazım. Eğer haddini bilmiyorsa bildirirler, özür dilemiyorsa diletirler. Eğer özür dilemezse kendisini medeniyet dışı ilan ediyoruz" dedi.
-"MEN DAKKA DUKA"- Tan’a ifadeye çağrılan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la ilgili değerlendirmesi de soruldu. Türkiye’de traji-komik işler yaşandığını söyleyen Tan, "Biz söyledik. Abuk sabuk KCK davasını sürdürseniz MİT müsteşarı Hakan Fidan ile Yardımcısı KCK davasına çağrıldıktan bir ay sonra da Başbakan çağrılır. Başbakan da KCK davasında sorgulanır yargılanır. Aynen bizim gibi o da Anayasanın 14. madde kapsamına girmez terörist kabul edilir bu şekilde yargılanır" dedi.
MİT müsteşarının PKK’nın bir numaralı sanığı Sabri Ok ile görüşmesi nedeniyle çağrıldığını söyleyen Tan, "Kim yolladı Fidan’ı? Başbakan Tayyip Erdoğan. Fidan ‘ben burada hükümet adına bulunuyorum’ diyor. O zaman Başbakan Tayyip Erdoğan da KCK sanığı konumuna gelir. Bana göre de çok da iyi olur. Başbakan dedi ya, ‘men dakka duka’. Sen böyle yaparsan KCK da böyle gelir senin boynuna geçer. Bana göre, bu gelişmelerden sonra KCK’nın bir numaralı sanığı Başbakan’dır" dedi.
Bu işin doğru olmadığını, komik olduğunu söyleyen Tan, "Başından beri ‘böyle yapmayın’ dedik. Döndü dolaştı senin kapının önünde durdu. Hadi bakalım bunu nasıl temizleyeceksin. MİT müsteşarını, kendini, sonra beni nasıl kurtaracaksın onu düşün. Bunların hepsi baştan sona yanlıştır. Acilen titreyip kendine dönmesi lazım Türkiye’nin. Döneceği yer demokrasi hukukun insan haklarının vicdanın olduğu noktadır" değerlendirmesi yaptı.(ANKA)














Kürdistan’ın acı tarihine kanla yazılan bir sayfa daha dün gece yazıldı. PKK’liler olduğu savıyla ilk gelen bilgilere göre yaklaşık 40 insan (çoğu yaşları 15-19 arasında değişen) yaşamını yitirdi. 
Dünyanın Aklına Şaşarım













Yakup ASLAN’ı bu gün yazmada etkili kılan unsurların neler olduğunu öğrenmek için gezdiği yerleri yeniden tazeler gibi bu röportajımızda elimizden geldiği kadar kendisinden bilinmeyenleri ve bilinenle








Türkiye'deki tüm sivil toplum kuruluşları, cemaat, vakıf ve kanaat önderleri bu katliamı gündemde tutarak başlatılacak soruşturmanın hemen sonuçlandırılması için güçlü eylemsellikler ile takipçi olmalıdırlar. Aksi takdirde Kürd halkının yanmış olan yüreği bir daha zor biraraya gelecebilecek şekilde Türkiye Cumhuriyetinden ve Türk halkından kopacaktır.















28 Şubat darbesinin yıl dönümü dolayısıyla bu ara en çok 28 Şubat’ın darbe olup olmadığı ve çeşitli kesimlerden kişi ve kurumların 28 Şubat dönemindeki duruşları tartışılmaktadır. Şüphesiz her darbeni














